Ara
Menü
ذ

Vakit

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

2.2.17.

Vakit Sâlikin içinde bulunduğu zamanı ve ruh halini ifade eden vakit (ت قولا) Serrâc, Kuşeyrî ve Hücvîrî’nin ıstılâhlar arasında, Herevî’nin ise “Velâyet” bölümündeki makamlardan biri olarak yer verdiği önemli bir kavramdır.600 Tasavvufta vakit kavramı, hem kelime anlamına uygun olarak içinde bulunulan zaman dilimini, hem de bu zaman diliminde sâlikin geçirmekte olduğu hali ifade etmek için kullanılır.601 Nitekim Kuşeyrî’nin belirttiğine göre mutasavvıfların ıstılâhında vakit, gerçekleşmesi muhtemel olan bir hadisenin kendisine bağlı olduğu gerçekleşmesi muhakkak olan hadisedir.

Diğer bir deyişle gerçekleşmesi kesin olan hadise gerçekleşeceği tahmin edilen diğer bir hadise için vakit konumundadır.

Söz gelimi “Aybaşında sana geleceğim.” ifadesinde, aybaşı gerçekleşmesi kesin olan hadise yani vakittir.

Gitme fiili ise geleceğe yönelik bir plan olup gerçekleşmesinde kesinlik yoktur.602 Ebû Ali ed-Dekkâk’a göre ise vakit, kişinin içinde bulunduğu ve kendisi üzerinde ağır basan hali ifade eder.

Şayet dünyalığa kapılmışsa kişinin vakti dünya, âhiret meseleleri ile meşgulse kişinin vakti âhirettir.

Aynı şekilde kişi eğer mutlu ve neşeli bir hal içerisinde ise onun vakti sürûr, hüzünlüyse onun vakti hüzündür.

Buna göre, zamanın kendisi değil, o zaman diliminde içinde bulunulan hal ve duygular vakit kavramı ile ifade edilmektedir.

Öte yandan bazı sûfîlerin vakti gelecek ve geçmiş zaman arasındaki zaman dilimi olarak mütalaa ettikleri de bilinmektedir.

Sûfîler hakkında kullanılan ibnü’l-vakt tabiri, içinde bulunulan zaman dilimini en iyi şekilde değerlendirmesinden dolayı kendilerine verilmiş bir vasıftır.

Bundan dolayı sûfînin geçmiş ile meşgul olması, içinde bulunduğu zamanı da zayi edeceği gerekçesiyle uygun görülmemiş, hâlihazırdaki vak- 600 Serrâc, el-Luma‘; Kuşeyrî, er-Risâle, s.

89; Hücvîrî; Herevî. 601 Bkz. Semih Ceyhan, “Vakit”, DİA, İstanbul, 2012, XLII, 491.

602 Kuşeyrî.

tini en güzel şekilde değerlendirmesi tavsiye edilmiştir.

Ayrıca kişinin kendi iradesi olmaksızın Hak’tan kendisine gelen haller için de vakit tabiri kullanılmıştır.603 Tasavvuftaki vakit kavramını mutasavvıflardan yalnızca Herevî’nin Kur’an’a dayandırdığı görülmektedir.

Herevî vakti, “oluş zarfının adıdır” şeklinde tanımlamış ve vakit kavramı ile ilgili olarak da şu âyet ile istişhâd etmiştir:.

ىسَ ومُ ايَ رٍ دَ قَ ىلَعَ تَ ئْجِ مَّ ثُ “Sonra takdir edilmiş bir vakitte (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!”604 Tilimsânî’ye göre âyetteki (رﹴ دَ قَ) ifadesine “takdir edilen vakit” anlamı verilmektedir.

Bu anlamdan yola çıkılarak bu âyet vakit kavramı ile ilişkilendirilmiştir.605 Tefsirlere bakıldığında da buraya vakit anlamı veren müfessirler olduğu görülmektedir.606 Fakat burada bahsedilen vakitten mutasavvıfların kastettiği anlamdan ziyade kelime anlamı ile genel bir vakit mefhumunun kastedilmiş olduğu açıktır.

Dolayısıyla bu âyetin doğrudan tasavvuftaki vakit kavramına kaynaklık ettiğini söylemek mümkün gözükmemektedir.

Fakat Herevî’nin kelime anlamından yola çıkarak vakit kavramı ile bu âyeti işârî bir tevil neticesinde ilişkilendirmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Sözlüğe dön