HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hazergrad’dan Osmanlı hizmetine
1805’te Silistre sancağına bağlı Hazergrad’da doğdu. Gençliğinde askerî ve idarî hizmetlere girdi; Sivas ve Malatya çevresindeki görevlerin ardından 1250/1834’te Malatya’daki ordu hastanesinin nezaretine tayin edildi. Dünyevî makamlarla yetinmeyip bir mürşid aradığı bu sırada Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin halifelerinden Malatya müftüsü Hüseyin el-Vâiz’e intisap etti.
Mısır’dan Hoca köyüne
Osmanlı-Mısır mücadelesi sırasında İbrâhim Paşa tarafından Mısır’a gönderildi ve burada çeşitli idarî görevlerde bulundu. Daha sonra görevlerinden ayrılarak yeni bir mürşid aramak üzere yola çıktı. Alanya ve Konya üzerinden Bozkır’ın Hoca köyünde Muhammed Kudsî’ye ulaştı. Servetini ve hizmetindekileri serbest bırakıp sade bir hayata geçti; yedi ay süren riyâzet ve terbiyenin ardından 1 Rebîülevvel 1257/23 Nisan 1841’de hilâfet aldı.
Malatya, hac ve Rumeli
Şeyhinin emriyle Malatya’ya döndü. 1258/1842’de hac yolculuğuna çıktı; dönüşte Şam’da Mevlânâ Hâlid’in kabrini ziyaret etti. 1262/1846’da Vidin’de, ardından Harput’ta sohbet ve irşad halkaları kurdu. 1264/1848’de İstanbul’a geldi. Kırım Harbi sırasında Rumeli’ye giderek savaş bölgesinde bulundu; barıştan sonra yeniden İstanbul’a döndü.
Halıcılar Dergâhı
Şehremini çevresinde başladığı sohbetler giderek kalabalıklaştı. Evinin bahçesinde yaptırdığı küçük mescid zamanla Nakşibendî-Hâlidî irşad merkezi hâline geldi ve Halıcılar Dergâhı adıyla tanındı. Mesnevî sohbetleri, zikir halkaları ve yetiştirdiği halifeler İstanbul’daki Hâlidîliğin şehir içindeki önemli damarlarından birini oluşturdu.
Kuleli Vak‘ası ve sürgün
1859’daki Kuleli Vak‘ası soruşturmasında adı geçti; tutuklandı ve verilen ağır ceza padişah tarafından kürek cezasına çevrildi. Midilli’ye sürüldü. Kaynaklar hareket içindeki rolünün mahiyeti konusunda aynı açıklığı taşımaz; bu yüzden siyasî niyetini kesin bir hükümle tanımlamak yerine tutuklama, hüküm ve sürgün sürecini kaydetmek gerekir. Sultan Abdülaziz’in tahta çıkışından sonra İstanbul’a döndü.
Vefatı
17 Cemâziyelâhir 1293/9 Temmuz 1876’da vefat etti ve Halıcılar’daki dergâhına defnedildi. Onun dosyası, Muhammed Kudsî üzerinden gelen Hâlidî irşad hattı ile İstanbul’daki dergâh çevresini birlikte okumayı gerektirir.