Ara
Menü

TASAVVUF SÖZLÜĞÜ

ذ

Riyazet

يا ضة

Köken ve kullanım

i. ar.

يا ضة

Kaynaklardaki ortak açıklama

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ · Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

5) İdman, eğitme, terbiye ve ıslah etme, boyun eğdirme, çekici ama zararlı şeylerden uzak kalmaya, zor ama faydalı şeyleri yapmaya kendini alıştırma. Süfiler az yemeye, az konuşmaya az uyumaya, yalnız kalmaya, sürekli zikr ve tefekkür etmeye alışan nefsin kurtulacağına inanırlar. Nefsi terbiye için bazen onu zor ve ağır işlere koşarlar. Bir deri tabaklanmadan ve terbiye edilmeden önce pis, sonra temiz olduğu gibi nefs de mücâhede ve riyazetten evvel pis, sonra temiz sayılır. “Nefsini eğiten kurtulur, kirleten hüsrana uğrar,” (Şems Suresi 9, 10) ayeti ile bu hususa işaret edilmiştir. Çile çekmek, erbain çıkarmak, sefere çıkmak, inzivâya çekilmek riyazet şekilleridir. Hücviri'ye göre “nefs köpektir; avladığı şeyin mübah olması için eğitilmesi şartur.” Riyazet yapanlara ehl-i riyazet denir (-60; -72, 86, 358; HM IO; TK 1:621, İFM 11:634). Nefsin arzularını kırmak maksadıyla bedeni zor ve çetin işlere koşma, diğer taraftan sürekli olarak zihni ve düşünceyi mâsivâdan uzaklaştırıp Allah üzerinde yoğunlaştırmak. Riyazet sâlikin canının istediği şeyi yapmaması, nefsiyle zıtlaşması, nefsin arzuladığı şeyi yapmaması, arzu etmediği şeyi yapması, kısaca nefs ile cenk etmesidir. Riyazet sayesinde sâlik nefsine hâkim olur, aşağı arzularını dizginler, kendisini disiplin altına sokar (HM 10; CT; İFM). Bkz. Cihat, Cenk, Mücâhede. ree nalı, > rr <p Oe ee Ruhani Rü (45) veya Ruh ya da Ray

  1. Yüz, çehre. 2. tas. Manaların nur ve suret olarak tecelli etmesi. İman nurları, irfan kapılarının açılması, hakikatin güzelliğinden perdelerin kalkması (1K 11:1557). Rü'iar.(g 35) 1. Kalp, akıl. 2. tas. Kahhar olan Hak Teala'dan korkması itibariyle insani ruha verilen isim (sr). | Ruh (€5) veya Ruhsar 1. Yanak, çehre, yüz, didar. 2. tas. a İlahi isimlerin ve cemalin zuhur etmesine sebep olan tecelli. b Zuhuru-butünu (burüzu-kumünu) kapsayan vahdet noktası. c İlahi lütfa vesile olan sıfatlar. Nitekim ilâhî kahra vesile olan sıfatlara da zülf (saç) denir (TK 1:529). d Kendisinde isim ve sıfatlarla ilgili çokluk meydana gelmesi itibariyle zat-ı ilâhî (sr). | Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su | Habibim fasl-1 güldür, bu akar sular bulunmaz mi Fuzüli |
  2. Kalp, akıl. 2. tas. Kahhar olan Hak Teala'dan korkması itibariyle insani ruha verilen isim (sr). | Ruh (€5) veya Ruhsar 1. Yanak, çehre, yüz, didar. 2. tas. a İlahi isimlerin ve cemalin zuhur etmesine sebep olan tecelli. b Zuhuru-butünu (burüzu-kumünu) kapsayan vahdet noktası. c İlahi lütfa vesile olan sıfatlar. Nitekim ilâhî kahra vesile olan sıfatlara da zülf (saç) denir (TK 1:529). d Kendisinde isim ve sıfatlarla ilgili çokluk meydana gelmesi itibariyle zat-ı ilâhî (sr). | Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su | Habibim fasl-1 güldür, bu akar sular bulunmaz mi Fuzüli |
  3. Yanak, çehre, yüz, didar. 2. tas. a İlahi isimlerin ve cemalin zuhur etmesine sebep olan tecelli. b Zuhuru-butünu (burüzu-kumünu) kapsayan vahdet noktası. c İlahi lütfa vesile olan sıfatlar. Nitekim ilâhî kahra vesile olan sıfatlara da zülf (saç) denir (TK 1:529). d Kendisinde isim ve sıfatlarla ilgili çokluk meydana gelmesi itibariyle zat-ı ilâhî (sr). | Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su | Habibim fasl-1 güldür, bu akar sular bulunmaz mi Fuzüli |

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

tas. Tas vuf ehli arasında nefis terbiy 571 rûh-ı insânî ed, için kullanılan terim. Büyük mutasavvıflar nefsi terbiyesini farkh yorumlamışlardır. Bunlardan h a. en yaygını, “az yemek, az uyusumak, az konuşmak, başkalarının eziyetlerine hoşgörü ile yaklaş JjJ mak.” olarak ifade edilmiştir. mle Buna göre az yemek, şehveti ölr’in dürür; az uyumak, iradeyi safri laştırır; az konuşmak, tehlikeyi defeder; eziyetlere hoşgörü ile yaklaşmak, amaca ulaşmayı sağ ^L lar olarak yorumlanmıştır. bi

İlgili maddeler

Sözlüğe dön