Köken ve kullanım
i. ar.
يا ضة
Kaynaklardaki ortak açıklama
5) İdman, eğitme, terbiye ve ıslah etme, boyun eğdirme, çekici ama zararlı şeylerden uzak kalmaya, zor ama faydalı şeyleri yapmaya kendini alıştırma. Süfiler az yemeye, az konuşmaya az uyumaya, yalnız kalmaya, sürekli zikr ve tefekkür etmeye alışan nefsin kurtulacağına inanırlar. Nefsi terbiye için bazen onu zor ve ağır işlere koşarlar. Bir deri tabaklanmadan ve terbiye edilmeden önce pis, sonra temiz olduğu gibi nefs de mücâhede ve riyazetten evvel pis, sonra temiz sayılır. “Nefsini eğiten kurtulur, kirleten hüsrana uğrar,” (Şems Suresi 9, 10) ayeti ile bu hususa işaret edilmiştir. Çile çekmek, erbain çıkarmak, sefere çıkmak, inzivâya çekilmek riyazet şekilleridir. Hücviri'ye göre “nefs köpektir; avladığı şeyin mübah olması için eğitilmesi şartur.” Riyazet yapanlara ehl-i riyazet denir (-60; -72, 86, 358; HM IO; TK 1:621, İFM 11:634). Nefsin arzularını kırmak maksadıyla bedeni zor ve çetin işlere koşma, diğer taraftan sürekli olarak zihni ve düşünceyi mâsivâdan uzaklaştırıp Allah üzerinde yoğunlaştırmak. Riyazet sâlikin canının istediği şeyi yapmaması, nefsiyle zıtlaşması, nefsin arzuladığı şeyi yapmaması, arzu etmediği şeyi yapması, kısaca nefs ile cenk etmesidir. Riyazet sayesinde sâlik nefsine hâkim olur, aşağı arzularını dizginler, kendisini disiplin altına sokar (HM 10; CT; İFM). Bkz. Cihat, Cenk, Mücâhede. ree nalı, > rr <p Oe ee Ruhani Rü (45) veya Ruh ya da Ray
- Yüz, çehre. 2. tas. Manaların nur ve suret olarak tecelli etmesi. İman nurları, irfan kapılarının açılması, hakikatin güzelliğinden perdelerin kalkması (1K 11:1557). Rü'iar.(g 35) 1. Kalp, akıl. 2. tas. Kahhar olan Hak Teala'dan korkması itibariyle insani ruha verilen isim (sr). | Ruh (€5) veya Ruhsar 1. Yanak, çehre, yüz, didar. 2. tas. a İlahi isimlerin ve cemalin zuhur etmesine sebep olan tecelli. b Zuhuru-butünu (burüzu-kumünu) kapsayan vahdet noktası. c İlahi lütfa vesile olan sıfatlar. Nitekim ilâhî kahra vesile olan sıfatlara da zülf (saç) denir (TK 1:529). d Kendisinde isim ve sıfatlarla ilgili çokluk meydana gelmesi itibariyle zat-ı ilâhî (sr). | Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su | Habibim fasl-1 güldür, bu akar sular bulunmaz mi Fuzüli |
- Kalp, akıl. 2. tas. Kahhar olan Hak Teala'dan korkması itibariyle insani ruha verilen isim (sr). | Ruh (€5) veya Ruhsar 1. Yanak, çehre, yüz, didar. 2. tas. a İlahi isimlerin ve cemalin zuhur etmesine sebep olan tecelli. b Zuhuru-butünu (burüzu-kumünu) kapsayan vahdet noktası. c İlahi lütfa vesile olan sıfatlar. Nitekim ilâhî kahra vesile olan sıfatlara da zülf (saç) denir (TK 1:529). d Kendisinde isim ve sıfatlarla ilgili çokluk meydana gelmesi itibariyle zat-ı ilâhî (sr). | Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su | Habibim fasl-1 güldür, bu akar sular bulunmaz mi Fuzüli |
- Yanak, çehre, yüz, didar. 2. tas. a İlahi isimlerin ve cemalin zuhur etmesine sebep olan tecelli. b Zuhuru-butünu (burüzu-kumünu) kapsayan vahdet noktası. c İlahi lütfa vesile olan sıfatlar. Nitekim ilâhî kahra vesile olan sıfatlara da zülf (saç) denir (TK 1:529). d Kendisinde isim ve sıfatlarla ilgili çokluk meydana gelmesi itibariyle zat-ı ilâhî (sr). | Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su | Habibim fasl-1 güldür, bu akar sular bulunmaz mi Fuzüli |
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
tas. Tas vuf ehli arasında nefis terbiy 571 rûh-ı insânî ed, için kullanılan terim. Büyük mutasavvıflar nefsi terbiyesini farkh yorumlamışlardır. Bunlardan h a. en yaygını, “az yemek, az uyusumak, az konuşmak, başkalarının eziyetlerine hoşgörü ile yaklaş JjJ mak.” olarak ifade edilmiştir. mle Buna göre az yemek, şehveti ölr’in dürür; az uyumak, iradeyi safri laştırır; az konuşmak, tehlikeyi defeder; eziyetlere hoşgörü ile yaklaşmak, amaca ulaşmayı sağ ^L lar olarak yorumlanmıştır. bi
Dinî Terimler Sözlüğü
Nefsin isteklerini yapmamak.
Riyâzet, verâ ve takvâ ile olur. Takvâ, haramlardan sakınmaktır. Verâ, haramlarla birlikte, mübâhları ihtiyaçtan fazla kullanmaktan sakınmaktır. (Muhammed Hâdimî)
Peygamberlik için, insanda riyâzet ve mücâhede gibi bâzı şartların bulunması veya buna elverişli olarak doğmak lâzım değildir. Allahü teâlâ, dilediğini seçerek, bunu ihsân eder. O, her şeyi bilir ve en iyisini yapar. (Seyyid Şerîf Cürcânî)
İnsanlar, riyâzet deyince, açlık çekmeği ve oruç tutmağı anladılar. Hâlbuki dînimizin emrettiği kadar yemek için dikkat etmek, binlerce sene nâfile oruç tutmaktan daha güç ve daha faydalıdır. Bir kimsenin önüne lezetli tatlı yemekler konsa, iştihâsı olduğu hâlde ve hepsini yemek istediği hâlde, dînimizin emrettiği kadar yiyip, fazlasını bırakması, şiddetli bir riyâzettir ve diğer riyâzetlerden çok üstündür. Bir kimse, bin sene ibâdet etse ve sıkıntılı riyâzetler çekse ve sıkı mücâhede (nefse zor gelen şeyler) yapsa, eğer bir Peygamber-i zî-şâna uymamış ise, bütün bu çalışmalarının bir arpa kadar kıymeti olmaz. Çölde görülen serâb gibi,
hiçbir şeye yaramaz. (İmâm-ı Rabbânî)
Bizim yolumuz riyâzet ve mücâhede çekme yolu değildir. Bizim yolumuz sohbet (berâber olma) yoludur. (İmâm-ı Rabbânî)
Çok açlık ve çok uykusuzluk dimağı yorar. Hakîkatleri ve ince bilgileri anlamağı önler. Bunun için riyâzet çekenlerin keşifleri hatâlı olur. (Ubeydullah-ı Ahrâr)
Riyâzet ve nefsle mücâhede, hârika ve kerâmeti arttırır. Evliyânın sohbeti ise, kalbe zikri Allahü teâlâyı hatırlamayı) yerleştirir. Peygamber efendimizin sünnet-i seniyyesine uymayı kolaylaştırır. (Seyfeddîn-i Fârûkî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, terbiye ve ıslah etme, idman yapma, eğitme vs. gibi anlamlan olan bir kelime. Nefsi eğitmek üzere onu aç, susuz ve sevdiği şeylerden mahrum bırakmaya riyazet denir. Nefsi ibâdete alıştırmak üzere eğitmek de, riyazettir. Nefis cihadı bir ömür boyu sürer. Bu yüzden sufiler, tasavvufu “barışı olmayan savaş” olarak nitelemişlerdir. Üç türlü riyazet vardır.Avam tabakasının riyazeti: ilimle ahlakı ihlasla ameli süsleyip, Hak ve halk ile olan muamelede hukuk, riayet etmek şeklindedir.Havas tabakasının riyazeti :lçteki tefrikayı (ayrılıkları) kesmek, Hakk’a huzur-ı kalple ibâdet etmek, geçtiği makamlara iltifat etmeyi bırakıp yüksek makamlara çıkmak olarak ortaya çıkar.Havassu’l-Havass’ın riyazeti : Şâhid ve meşhud ikiliğini bırakıp şuhudda fani olmak, yani cem’ul-cem mertebesine yükselmek. Edebin Riyazeti, nefsin tabi’atından kurtulmaktır. Talebin riyazeti, muradın sıhhatli olması, insanlarla sohbetten uzak olmak. Namaz ve oruca devam ve günahlardan korunmak, uyku kapısını kapamak da riyazetten sayılmıştır.Abdülaziz Debbağ’a, Ebul-Hasan eş-Şazilî’nin Allah’a şükr, nimetlerle üns, kendiliğinden gelen ata (bağış, ihsan) larla, ferahlık şeklin de tanımlanan yolu ile, İmam-ı Gazâli’nin nefse, zorluklara katlanarak muhalefetle birlikte, riyazeti tercih yolu, arasındaki fark sorulduğunda, şu cevabı verdi : “Aslolan şükür yoludur. Zira enbiya ve asfiyanın kalpleri, bu hal üzereydi. Şükür Allah’ın kullarının, ubudiyette ihlasının her türlü hazlardan kurtulmasına, acizliğini tanıma ve Allah huzurunda kusurunu bilmenin üzerine kurulmuş olup, zamanla, insanın kalbini yüceliklere ulaştırır”. Konuyla ilgili olarak Bkz. Erbain ve çile maddeleri.Kocalıkta silinüp arpalığı nâçârdır. Kaldı ıstabl-ı riyazette ne arpa ne saman.Sabit