Açıklama
“Doğru yo gösteren, kılavuz, rehber.” an mmdaki bu söz, Tasavvuf e arasına yeni girmeye karar ren müritlere tarikatı öğreter tasavvuf yolunda sırları gös ren ve onlara rehberlik yap tarikat şeyhi için kullanılan rim. § tam. mürşid-i a'zam ÇJUİ ii^) tas. Hz. Muha med
ذ
Kaynaklardaki ortak açıklama
“Doğru yo gösteren, kılavuz, rehber.” an mmdaki bu söz, Tasavvuf e arasına yeni girmeye karar ren müritlere tarikatı öğreter tasavvuf yolunda sırları gös ren ve onlara rehberlik yap tarikat şeyhi için kullanılan rim. § tam. mürşid-i a'zam ÇJUİ ii^) tas. Hz. Muha med
Dinî Terimler Sözlüğü
İrşâd eden, doğru yolu gösteren rehber zât. İyi bir müslüman olmaları için, insanları terbiye eden, âlim ve velî.
Tasavvuf yolunda nihâyete varan büyükler (yolun sonuna kavuşanlar) iki türlüdür:Birincisi Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sellem izinde giderek kemâle erdikten sonra insanları irşâd için (doğru yola çekmek için) halkın derecesine indirilmiş olan mürşidlerdir. İkincisi, yükseldikleri derecelerde bırakılıp, insanların yetişmesi ile vazîfeli olmayan evliyâdır. (İmâm-ı Rabbânî)
Bütün kazançlarıma, mürşidlerimi çok sevmekle kavuştum. Seâdetlerin anahtarı, Allahü teâlânın sevdiklerini sevmektir. (Mazhâr-ı Cân-ı Cânân)
Talebe, mürşidini ne kadar çok severse, onun kalbinden feyz alması da o kadar çok olur. Mürşid vesîledir, vâsıtadır. Maksad, Allahü teâlâdır. (İmâm-ı Rabbânî)
Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır. (Muhyiddîn ibni Arabî)
Bir kimsenin kendisini irşâd edecek (doğru yolu gösterecek) bir mürşîdi yoksa, büyük zâtların (Ehl-i sünnet âlimlerinin) kitaplarını okusun ve onlara uysun. (Ferîdüddîn Şeker Genc)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, doğru yolu gösteren, uyaran, irşad eden demektir. Gerçek mürşid Hz. Muhammed (s.)’dir. Diğer mürşidler, O’nun manevî mirasını elde etmeğe muvaffak olmuş kişilerdir. Cürcânî, mürşidi, doğru yolu gösteren, sapıklıktan önce Hak yola ileten kişi, olarak tanımlar. Tasavvufî terim olarak, tarikat lideri anlamına da gelir. Aynı anlamda olmak üzere postnişin, şeyh, seccâdenişin, ifadeleri de kullanılır. Mürşid olan kişinin, Allah’ın ahlâkını tahakkuk ettirmiş olması, yani, en azından fena makamına ulaşması şarttır.Her mürşid, kâmil olmayabilir. Bu yüzden mürşidin kâmil olmayanları da bulunabilir.Mürşidin en makbulü, hem “kâmil” (kendi olgun), hem de mükemmil (başkasını olgunlaştıran) olanıdır.Rü’yet-i dîdar-ı Hak’tan “len terânî” remzini, Çeşm-i zarım aşk ile “tur” olmayınca bilmedim, Kisve-i âl-i aba Enver hakikat sırrını, Vuslat-ı mürşidle mesrur olmayınca bilmedim. ‘o-Enverî