ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “mürşid”
01Abdülkerîm el-Kuşeyrî
Abdülkerîm el-Kuşeyrî (986-1072), Nîşâbur’da fıkıh, hadis, Eş‘arî kelâmı, tefsir ve tasavvufu birleştiren; er-Risâle ve Letâifü’l-işârât ile Sünnî tasavvuf dilinin başlıca kaynaklarını kuran âlim ve mürşiddir.
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî (yaklaşık 1820-1899), Süleymaniye’nin Karadağ çevresinde Kādirî terbiyeyi aile ve bölge ağıyla birleştiren; adına Kesnezâniyye nispet edilen Berzencî şeyhidir.
Abdülmecid Şirvânî
Abdülmecid Şirvânî (ö. 1564-65 civarı), Şahkubâd-ı Şirvânî’den aldığı Halvetî terbiyeyi Tokat’a taşıyan; Şemseddin Sivâsî’yi yetiştirip hilâfet vererek Şemsiyye’nin teşekkül zeminini hazırlayan şeyhtir.
Abdürrahîm el-Kınâî
Abdürrahîm el-Kınâî (1127–1196), Mağrib’de yetişip Ebû Medyen çevresinden aldığı irşadı Kınâ’ya taşıyan; Mâlikî ilmi, helâl kazanç, hizmet ve sohbeti birleştirerek Yukarı Mısır’da kalıcı bir tesir oluşturan âlim ve mürşiddir.
Ahî Muhammed Nûr el-Halvetî
Ahî Muhammed Nûr el-Hârizmî, İbrâhim Zâhid Geylânî’nin halifesi; Pîr Ömer el-Halvetî’nin amcası ve mürşidi olarak Halvetiyye’nin teşekkülündeki temel aktarım halkasıdır.
Ahmed Amiş Efendi
Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Ahmed b. Ukbe el-Hadramî
Ahmed b. Ukbe el-Hadramî (ö. 1489), Yemen’den Kahire’ye yerleşen, Şâzelî ve Kādirî icâzetlerini taşıyan ve Ahmed Zerrûk’un seyrüsülûkünde derin tesir bırakan şeyhtir.
Ahmed el-Ervâdî
Ervâd, Trablusşam, Dımaşk, Kahire ve İstanbul arasında tahsil ve irşad faaliyetinde bulunan Ahmed el-Ervâdî, Hâlid el-Bağdâdî’nin halifesi ve Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin mürşididir. Hadis isnadı, ilmî icâzet ve tarikat hilâfetini aynı şahsiyette birleştirmiştir.
Ahmed er-Rifâî
Ahmed er-Rifâî (512/1118 – 578/1182), Batâih bataklıklarındaki Ümmüabîde'de irşad eden Rifâiyye'nin pîri; “ebü'l-alemeyn” unvanıyla anılan âlim-sûfî, kerameti değil edeb i esas alan ve tekkesinde her gün binlerce kişiyi doyuran mürşid.
Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî
Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren; Fatma Sultan Camii çevresinde tekke, matbaa, yardımlaşma sandığı ve kütüphane ağı kuran etkili Osmanlı âlim ve sûfîsidir.
Alâeddin Uşşâkî
Alâeddin Uşşâkî (ö. 890/1484-85), İbrahim Tâceddin Kayserî’nin halifesi, Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî’nin mürşidi ve Ahmediyye’nin teşekkül öncesindeki önemli Halvetî silsile halkasıdır.
Ali Alâeddin Köstendilli
Ali Alâeddin Köstendilli (1053/1643–1143/1730), Ali Fâzıl Lofçavî’den hilâfet alan; Köstendil, Hacı Evhad ve Selâmî Ali tekkelerinde irşad eden; Nûreddin Cerrâhî ile Ahmed Raûfî’yi yetiştiren Halvetî-Ramazânî şeyhidir.
Şâbânî tâcı
Tarikatın tarihî kıyafet kültüründe mürşid ve dervişlerin derecesiyle ilişkilendirilen başlık. Biçim, dilim ve renklerin sembolik açıklamaları vardır; bunlar yolun amacı değil dönemsel adabıdır.
Zât postu
Bir silsilede mürşidin irşad emanetini temsil eden ana makam. Kaynak, çok sayıda icazetli halife bulunabilse de ana aktarım postunun tek olduğu görüşünü savunur.
Erbaîn (Şâbâniyye)
Sâlikin mürşid gözetiminde kırk gün süreyle ibadet, az yemek, az uyumak, zikir ve iç gözleme yoğunlaştığı halvet uygulaması.
İnâbet (Şâbâniyye)
Tâlibin tevbe, bağlılık ve mânevî eğitim talebiyle mürşide başvurması; ardından kelime-i tevhid ve esmâ eğitiminin başlaması.
Miyâr-ı tarikat
Mürşid-mürid ilişkisi, günlük vird, zikir, halvet, rüya yorumu, kıyafet ve davranış adabını düzenleyen Şâbânî tarikatnâme geleneği.
Zikr-i Celâl
Allah lafzıyla yapılan ism-i zât zikri. Nehrî çevresinde mürşidin telkini ve gözetimi altında yürütülen ferdî virdin başlıca biçimlerindendir.
Celvetî halveti
Mürşid izniyle az yemek, ibadet, tevhid zikri ve tefekkür düzeninde yürütülen sınırlı inziva eğitimi; nihai hedef topluma ve hizmete celvettir.
Esmâ-i Seb‘a
Etvâr-ı Seb‘a terbiyesinde kullanılan yedi ilâhî isim için kullanılan terimdir. Harîrîzâde'nin Halvetî-Bekrî şemasında bunlar Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hay, Kayyûm ve Kahhâr olarak sıralanır. Her isim nefsin bir mertebesi, belirli bir seyr, makam ve mânevî dikkat biçimiyle ilişkilendirilir. Zikir sayısı ve mertebeler arası geçiş, kaynaklarda mürşidin gözetimine bağlanır.
Ahz-ı feyz
Feyiz almak. Bir mürid veya muhibbin velî ve mürşidin sohbetinden yararlanması; terbiye, edep, irfan ve mârifet kazanması anlamında kullanılır. Ayırım Ahz-ı feyz mânevî yararlanmayı, ahz-ı icâzet ise şeyhten hilâfet ve irşad izni almayı ifade eder.
Ahz-ı nisbet
Bir mürşidden mânevî bağ ve tarikat terbiyesi almak; el alıp mürid olmak. Ahz almak, nisbet ise sâliki irşad zincirine bağlayan mânevî yakınlık anlamındadır. Terim yalnız şeklen biat etmeyi değil, sohbet, zikir ve âdâb yoluyla bu ilişkinin kurulmasını anlatır.
Baş kesmek
Eğilmek. tas. Mevlevilikte dervişlerin, canların ve semazenlerin | şeyhlerinin önünde özel bir şekilde durup baş eğmeleri. Baş kesmek teslimiyetin | — simgesidir. Bkz. İnhina, Secde. Baş okutmak Bektaşilikte her yıl muharrem ayında mürşidin ve ihvanın huzurunda yapılan rıza alma töreni, 5 Bâtıl sar. (با طل) >. Asılsız, temelsiz, geçersiz; yokluk. tas. Mâsivâ, mümkün varlıklar, yaratılmış âlem, saf yokluk. Hakk'ın, cebbar ve kahhar sıfatı yanında her şey yok olur, hiçbir şey var olarak gözükmez. Bu halde gölge varlık, Hakk'ın dışındaki şeyler bâtıl ve hayal olarak görülür. Çü ba'z-ı zuhurat-1 Hak âmed bâtıl Pes münkir-i bâtıl neseved cüz câhil CN 434 Vakt olur ki hak çıkar vaktiyle bâtıl sandığın Talii Bâtıl hemişe bâtıl u bihadedir veli Müşkil odur ki suret-i Hak'tan zuhur ede Baki
Biat
veya Beyat. Ahdetme, söz verme, bu amaçla el sıkma. tas. El almak; seyhine sadik ve bagh kalacagina, ona kayıtsız şartsız teslim olacağına, her dediğini itiraz etmeden yapacağına dair müridin mürşidine söz vermesi, bu amaçla tarikat mensupları arasında düzenlenen tören. “Biat, el alıp, şeyhle muahede kılıp, şeyhin dostuna dost, düşmanına düşman olup gerek rahat, gerek sıkıntı zamanlarda ona itaat edip emrinden dışarı çıkmamaktır ( AM 259, 268).
Nizâmeddin Evliyâ Dergâhı, Delhi
Yeni Delhi · Hindistan · Mürşidinin kabrinin yakınına defnedildi; kaynak, şeyhinin ve kendisinin türbelerinin Delhi'nin en önemli ziyaret yerleri olduğunu kaydeder. İlişkili kişi dosyası Emîr Hüsrev-i Dihlevî : Nizâmeddin Evliyâ'nın müridi Emîr Hüsrev-i Dihlevî, Farsça şiiri, tarihî mesnevileri, mûsiki hafızası ve Çiştî muhabbet diliyle Delhi kültürünün kurucu isimlerindendir.
Kütahya
Kütahya · Türkiye · Sun'ullah Gaybî Kütahya'da doğdu; çocukluk ve gençliğini burada geçirdi ve tahsilini de büyük ihtimalle burada yaptı. Babası Kütahya müftülüğü yapan ve “Müftî Derviş” diye tanınan Ahmed Efendi, dedesi “Çavdar Şeyhi” lakaplı Beşir Efendi'dir. 1655'te mürşidinin vefatından sonra Kütahya'ya dönerek eserlerini burada telif etti; Risâle-i Halvetiyye ve Bayramiyye'nin girişinden anlaşıldığına göre burada mülhidlik ve zındıklıkla da itham edilmiştir. Koordinat şehir düzeyindedir; kaynak mahalle adı vermez.
Edirne
Edirne · Türkiye · Kaynak, Câhidî Ahmed Efendi'nin Edirne'de doğduğunu, Kitâbü'n-Nasîha 'dan Rumelili bir aileden geldiğinin ve babasının adının Muhammed olduğunun anlaşıldığını bildirir. Muhtemelen Halvetî-Uşşâkī hilâfetini de burada almıştır.
Tûs
Meşhed · İran · Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî'ye intisap için gittiği ve 477/1084'te vefat ettiği şehir; Sem'ânî kabrini defalarca ziyaret ettiğini kaydeder. Gazzâlî de buralıdır. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.
Kudüs
Kudüs · Filistin · Cerrâhî silsilenâmesine göre 427/1035'te vefat ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Muhammed el-Bekrî : Muhammed el-Bekrî (ö. 380/990), Kudüs’te doğan, akrabası ve mürşidi Muhammed ed-Dîneverî ile hac ve Bağdat yolculuğuna katılan; Dînever-Sühreverd silsilesinin erken halkalarından biridir.
Kumcân Köyü, Hemedan
Hemedan · İran · Irâkī'nin 610 (1213) dolayında doğduğu köy; Kumcânî nisbesi buradan gelir. Hemedan'daki Şehristan Medresesi'nde daha on yedi yaşındayken ders vermeye başladı; medresede ders okuturken içeri giren Kalenderî dervişlerin gazeli ve semâı sebebiyle 627'de (1230) buradan ayrıldı. Koordinat Hemedan şehir merkezine göre verilmiştir; köyün kesin yeri gösterilmemiştir.
Hasîrîzâde Dergâhı
İstanbul · Türkiye · İstanbul’daki en meşhur Sa‘dî dergâhlarından biri olan bu tekkenin son şeyhidir. 1880’den 1925’e kadar burada şeyhlik yapmış, Mesnevî, şemail, hadis ve dinî ilimleri okutmuş; II. Abdülhamid’in iradesiyle 1887’de yeniden inşa edilen binaların mimarlığını da kendisi üstlenmiştir.
Kövenk (Köğenk)
Selefi Hacı Ömer Hüdâyî Baba’nın nisbesini aldığı ve kendisinin postta bulunduğu yer. Halifesi Hacı Mustafa Hayri Baba, icazetini aldığı karşılaşmayı anlatırken "Kövenk’e geldiğimizde, o vakitte Hacı Muhammed Baba vardı" der. Kaynakta yerin idarî bağlılığı belirtilmediği için şehir alanı boş bırakılmıştır.
Arvas köyü
Van · Türkiye · 1241/1825'te doğduğu, ecdadının kurduğu medresede okuduğu, irşad ettiği ve 1313/1895'te vefat edip defnedildiği köy; Van'ın Müküs (Bahçesaray) ilçesine bağlıdır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Fehim Arvâsî : Seyyid Fehim Arvâsî (1826/27-1895), Seyyid Tâhâ Nehrî'nin halifesi; Arvâs Medresesi'ni yeniden imar edip ilmî tahsil ile tasavvuf terbiyesini birleştiren âlim ve mürşiddir.
Çerkeşî Mustafa Efendi Camii ve Türbesi
Çerkeş, Çankırı · Türkiye · Doğduğu ve irşad ettiği ilçe; türbesi kendi adıyla anılan caminin içindedir. Risâle fî tahkīki't-tasavvuf 'un sülüs hatla yazılmış levhası da buraya asılmıştır. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.
Bâkī-Billâh Hazîresi
Delhi · Hindistan · Delhi'de vefat edince, İmâm-ı Rabbânî'nin mürşidi Bâkī-Billâh'ın yanına defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Ya‘kub Han : Ya‘kub Han, Kaşgar Emîri Ya‘kub Han’ın yeğeni; Buhara’dan İstanbul ve Delhi’ye uzanan hayatında Nakşibendî icazetini Şâbânî sohbetiyle birleştiren, eser ve mektupları bulunan XIX. yüzyıl şeyhidir.
Kahire
Kahire · Mısır · İbnü'l-Fârız'ın doğduğu, Ebû Muhammed İbn Asâkir'den hadis okuyup Şâfiî fıkhı ve edebiyat tahsil ettiği şehir. Babası Ali b. Mürşid, evi bir depremde harap olunca Hama'dan buraya göç etmiş ve Ezher Camii'nde inzivaya çekilmişti. İbnü'l-Fârız da son yıllarını Ezher Camii'nde vaaz ve sohbetle geçirdi; el-Melikü'l-Kâmil maiyetiyle ziyarete geldiğini haber alınca caminin öbür kapısından çıkıp bir süreliğine İskenderiye'ye gitmişti.
Altın Silsile: Kırk Halka
Nakşibendî geleneğin kırk halkasını dönem adları, aktarım biçimleri ve farklı silsile tertiplerine dair ihtiyat notlarıyla birlikte okuyan ana dosya.
Nakşibendiyye'yi Okumak: Kaynaklar ve Yöntem
Risâle-i Kudsiyye, Faslü'l-hitâb ve modern Nakşibendiyye araştırmalarının aynı soruya farklı kanıt türleriyle nasıl cevap verdiğini açıklayan yöntem yazısı.
Vâhib Ümmî Dîvânı ve Elmalı İrfan Çevresi
Vâhib Ümmî'nin dîvânını, silsilesini ve Elmalı'da oluşan şiir-irfan halkasını birlikte okumak için giriş.
Melâmîliğin Balkanlar'daki İzleri
Makedonya, Kosova ve Bosna'da sohbet, tekke ve halife ağları üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Melâmetîlikte Kaynak ve Yöntem
Menâkıbnâme, akademik bildiri, belge ve yaşayan hafızayı birlikte değerlendirme üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Halvetiyye'den Şâbâniyye'ye Silsile
Şirvan, Erzincan, İstanbul, Bolu ve Kastamonu arasında ilerleyen eğitim zinciri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbâniyye'nin Kolları ve Yenilenme Hatları
Karabaşiyye, Nasûhiyye, Bekriyye, Çerkeşiyye, Kuşadaviyye ve Halîliyye üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbâniyye Adabı ve Miyâr Geleneği
Değişebilen şekiller ile kalıcı ahlâk amacını ayıran tarikatnâmeler üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbânî Seyr ü Sülûk Haritası
Tevbe ve kelime-i tevhid telkininden İslâm-iman-ihsan mertebelerine üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân
Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Nehrî Kolunda Tasavvufî Eğitim
Vird, sohbet, rabıta, teveccüh ve hatm-i hâcegân. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.
Nehrî Tekkesi: Medrese, Tekke ve Bölge
Mânevî eğitim ile sosyal ve siyasî tarihin kesişimi. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 44–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten ge
Sayfalar 41–48
Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i
Sayfalar 49–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · her yaptıgını görür, her söylediğini işitir, her niyetini bilir. Onun için, sen de ona ibadet, tâ'at, sadakat, hayır ve hasenât ile yaklaş ki, Habib-i edib-i Kibriyâ'ya lûtfolunan
Sayfalar 57–62
Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık