Ara
Menü

Ahmed Amiş Efendi

Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.

Doğum
1807
Vefat
1920
Unvan
Fatih sertürbedarı, Şâbânî-Halvetî mürşid ve sohbet ehli
Temalar
Tırnova, Şâbâniyye, Kuşadaviyye, Fatih türbedarlığı, sohbet, melâmet, muallimlik, 1853 Kırım Harbi

Tırnova’da doğumu ve tahsili

Ahmed Amiş Efendi 1207/1807’de Tuna vilâyetine bağlı Tırnova’da doğdu. “Amiş” veya “Ammiş” lakabının Bulgaristan Türkçesinde küçük amca anlamına geldiği; orta boylu, küçük yapılı oluşuyla ilişkilendirildiği aktarılır. İlk medrese tahsilini Tırnova’da gördü. Filibe ve Vidin ilim çevrelerinden gelen hocaların talebeleri yanında öğrenimini sürdürdü; dinî ilimler ile tasavvufî kültürü birlikte takip etti.

“Amiş’in mektebi” ve muallimliği

Tahsilinden sonra Tırnova’da sıbyan mektebi muallimliği ve idareciliği yaptı. Disiplinli öğretimiyle tanınan okul zamanla “Amiş’in mektebi” diye anıldı. Daha sonra İstanbul ilim ve sanat hayatında yer alan İsmail Fennî Ertuğrul ile hattat Hasan Rızâ Efendi bu mektebin öğrencileri arasında gösterilir. Bu safha, Ahmed Amiş’in yalnız sûfî değil, uzun yıllar temel eğitim vermiş bir muallim olduğunu gösterir.

Ömer Halvetî’ye intisabı

Yirmi yaşları civarında Kuşadalı İbrâhim Efendi’nin Tırnova’ya gönderdiği Ömer Halvetî’ye intisap etti. 1846’da irşada mezun olduğu kaydedilir. Böylece ana tarikat nisbeti Halvetiyye’nin Şâbâniyye-Kuşadaviyye çizgisidir. Silsile Kuşadalı İbrâhim, Beypazarlı Ali, Çerkeşî Mustafa, Mehmed Nasûhî ve Karabaş-ı Velî üzerinden Şâbân-ı Velî’ye ulaşır. Kuşadalı’dan doğrudan feyiz aldığına dair gelenek aktarımı ile Ömer Halvetî ve Bosnevî Mehmed Tevfik üzerinden belgelenen eğitim halkası birbirine karıştırılmamalıdır.

İstanbul yolculukları ve Bosnevî Mehmed Tevfik

Bir rüya ve mürşidinin izni üzerine İstanbul’a geldi; Kuşadalı İbrâhim’in vefatından sonra irşad çevresinin başında bulunan Bosnevî Mehmed Tevfik Efendi ile görüştü. Tırnova’ya döndüğünde onun gibi bir hamam kiralayıp işletti. Mehmed Tevfik’in 1866’daki vefatından sonra yeniden İstanbul’a gelerek Üsküdarlı Hoca Ali, Rifat Efendi, Nalçacı Dergâhı Şeyhi Mustafa Enver, Yâkub Han Kâşgarî ve Fatih türbedarı Niğdeli Bekir Efendi’nin sohbetlerinde bulundu.

Kırım Harbi ve Rumeli’den ayrılış

1853 Kırım Harbi’ne tabur imamı olarak katıldı. 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonunda Tuna vilâyetinin elden çıkması üzerine ailesiyle İstanbul’a göç etti. Bu tarih, İstanbul’daki kalıcı ikametinin ve Fatih merkezli son irşad döneminin başlangıcıdır.

Fatih sertürbedarlığı

Niğdeli Bekir Efendi türbedarlık vazifesini ona devretti. Ahmed Amiş bundan sonra Fatih türbedarı veya sertürbedar unvanıyla tanındı. Türbe hizmeti onun için yalnız idarî bir görev değil, halkla ve dönemin ilim çevreleriyle temas ettiği bir sohbet merkezi oldu. Niğdeli Bekir’in görev devrinden hemen sonra vefat ettiği ve Ahmed Amiş’in bu ayrılığı “O ölmedi, ben öldüm” sözüyle andığı rivayet edilir.

Farklı icazetler ve ana nisbeti

Tırnova yıllarında Gümüşhanevî Ahmed Ziyâeddin Efendi’nin kendisine Nakşibendî-Hâlidî icazeti gönderdiği kaydedilir. 1886’da Üsküp’te Muhammed Nûrü’l-Arabî ile görüştü ve ondan teberrüken icazet aldı. Buna rağmen Ahmed Amiş’in temel silsilesi ve verdiği icazetlerin büyük kısmı Şâbânî-Halvetîdir. Melâmet neşvesiyle tanınması, onu müstakil bir Melâmî tarikatının kurucusu veya yalnız o kimliğe mensup saymayı gerektirmez.

İrşad yöntemi

Tarikat kıyafeti, tören ve biçimsel merasimlerden çok sohbeti, tövbeyi, istiğfarı, Kur’an okumayı ve mürşidin teveccühünü öne çıkardı. Müridlerini uzun halvet ve ağır bedenî riyâzetlerle yormadığı aktarılır. Ona nispet edilen “Mücâhedâtın bir kısmını Kuşadalı kaldırdı, kalanını da ben kaldırdım” sözü ibadet ve ahlâk yükümlülüğünü ortadan kaldırma değil, tasavvuf eğitiminde biçimsel ağırlığı azaltan yönteminin ifadesidir. Melâmet terbiyesini kullanmakla beraber bağlılarının “Melâmî” adını bir üstünlük unvanı gibi kullanmalarını istemedi.

Sohbet dili ve öğretisi

Muhatabının ilim ve mesleğine göre konuştuğu anlatılır. İsmail Fennî’ye elif ve bâ harflerinden hareketle zât-sıfat ilişkisini; Abdülaziz Mecdî’ye Arapça sarf örnekleri üzerinden bir kökten çoğalan farklı görünüşleri açıklaması, öğretisini gündelik öğrenme dilinin içinden kurduğunu gösterir. Bu sözler sistematik bir kitap halinde kendisi tarafından yazılmamış, sohbet halkasındaki tanıklıklarla aktarılmıştır.

Çevresindeki isimler

Bursalı Mehmed Tâhir, Babanzâde Ahmed Naim, Ahmed Avni Konuk, İsmail Fennî Ertuğrul, Abdülaziz Mecdî Tolun, Evrenoszâde Süleyman Sâmi ve Gazi Mahmud Muhtar Paşa sohbet çevresinde anılan isimlerdendir. Ancak sohbet, müridlik, damatlık ve resmî hilâfet aynı ilişki türü değildir. Babanzâde Ahmed Naim damadı; Abdülaziz Mecdî güçlü bağlılarından ve cenaze namazını kıldıran kişidir. Ahmed Avni Konuk’un sohbetlerde tuttuğu notlardan söz edilmekle beraber bunların tam ve tenkitli bir neşri henüz belirlenmiş değildir.

Vefatı ve Fatih hazîresindeki kabri

20 Şâban 1338/9 Mayıs 1920’de damadı Ahmed Naim’in Şehzadebaşı’ndaki evinde vefat etti. Cenazesini Fatih Camii imam vekili Hâfız Bekir Efendi yıkadı; namazını Abdülaziz Mecdî Efendi kıldırdı ve Fatih Camii hazîresine defnedildi. Evrenoszâde Süleyman Sâmi’nin tarih manzumesi mezar taşına işlendi. Kitabedeki “el-Hâc Ahmed Amiş el-Halvetî eş-Şâbânî” ibaresi, tarikat kimliğinin en açık tarihî kaydıdır.

Doğumu ve ilk yılları

Tırnovalıdır. Hangi tarihte doğduğu belli değildir; kendisinin "Tevellüdüm 1223'tedir, derlermiş" dediği nakledilir. 20 Şâban 1338 (9 Mayıs 1920) tarihinde vefat ettiğinde 116 yaşında olduğu da rivayet edildiğine göre 1222 (1807) yılında doğmuş olabileceği tahmin edilmektedir; bu bir hesap tahminidir, kesin kayıt değildir.

Medrese tahsilini memleketinde görmüştür. Henüz on dört yaşında bir genç iken hak ve hakikat sevdası gönlüne düşerek bir mürşide ulaşmak istemiş, aradığını yirmi yaşında bulmuştur.

Tırnova'daki meslek hayatı

İstanbul'a yerleşmeden önceki yıllarda Tırnova'da sıbyan mektebi muallimliği yaptığı bilinmektedir; menkıbelerde "başı sarıklı bir mektep hocası" diye anılması da bu görevine işarettir.

Bir aralık İstanbul'a gelerek Hamâmî Tevfik Efendi ile görüşmüş, döndükten sonra Tırnova'da bir hamam kiralayıp onun gibi hamam işletmiştir. Daha önce tabur imamlığı yaptığı da kaydedilir.

Muhammed Tevfik Efendi'nin vefatı üzerine tekrar İstanbul'a gelmiştir. Bu vefat için elde iki tarih vardır: anlatı 1281 yılını verirken, aynı sayfadaki açıklama 1866 (1283) tarihini kaydeder; fark giderilmemiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç5 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

"Irkı temiz birisi gelip seni bulunduğun yerde irşâd eder"

On dört yaşında dokuz saatlik yolu yürüyerek bir mürşid aramaya giden gence söylenen söz, altı yıl sonra gerçekleşmiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Henüz on dört yaşında bir genç iken hak ve hakikat sevdası gönlüne düşen Ahmed Amîş Efendi, bir mürşide ulaşmak üzere yola çıkar. Vardığı yerdeki müftü Sadık Efendi, ziyaretçi çokluğundan kendisini görmek isteyenlere özür bildirilmesini adamlarına tembih etmiştir; ancak dokuz saatlik yolu yürüyerek gelmiş ateşli bir gencin görüşemeden dönmesini uygun bulmayan adamları durumu haber verir ve görüşmesine izin çıkar.

Genç huzuruna girince müftü efendi, "Oğlum daha gençsin, vaktin gelince ırkı temiz birisi gelip seni bulunduğun yerde irşâd eder" diye müjdeler. Bunun üzerine Ahmed Amîş Efendi Tırnova'ya döner ve o vaktin gelmesini bekler. Yaşı yirmiye vardığında Kadızâde Ömer'ül Halvetî seyahat yoluyla Tırnova'ya uğrar, onunla görüşür ve irşad eder.

Olayı kendi ağzından dinleyen Abdülâziz Mecdî Efendi, Ahmed Amîş Efendi'nin bunu anlatırken "ırkı temiz" ifadesindeki ayın harfini bilinen tabirle çatlatarak söylediğini aktarırdı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

"Biz senin kalbine kancayı taktık"

Medrese hocası intisabına razı olmayınca sıkıntıya düşen mürîde şeyhinin söylediği söz ve ardından hocanın da biat etmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kadızâde Ömer'ül Halvetî'ye intisap eden Ahmed Amîş Efendi'nin medresedeki hocası bu bağlanmaya razı değildir. Genç mürîd hem üzüntülüdür hem de hocasının hatırını kırmak istemez.

Nihayet bir gün Kadızâde Ömer'ül Halvetî ile ansızın karşılaşırlar. Şeyh, "Biz senin kalbine kancayı taktık. Ne tarafa dönsen delik Allah'tan tarafadır!" buyurur. Ahmed Amîş Efendi de içinden medrese hocasının Kadızâde Ömer'ül Halvetî'ye biat etmesini geçirir; gerçekten de öyle olur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Marko'ya götürülen pusula ve cenazesinde taşınan tabut

Şeyhi, hasta bir gayri müslimi ziyarete gönderip pusula götürtür; pusuladaki kelime-i şehâdeti gören adam "Biz ona çoktan inandık" der.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kadızâde Ömer'ül Halvetî bir gün Ahmed Amîş Efendi'ye "Ahmed, Marko hastalanmış. Git, benim adıma onu ziyaret et, hâlini hatırını sor ve şu pusulayı kendisine ver" diyerek gönderir. Ahmed Amîş Efendi gidip Marko'yu ziyaret eder, şeyhin selâmını ve âfiyet temennisini söyledikten sonra pusulayı verir. Marko pusulayı açıp içinde kelime-i şehâdet yazılı olduğunu görünce "Biz ona çoktan inandık ve iman getirdik!" der ve bir hafta sonra ölür.

Ölümü haber alan şeyh, yine Ahmed Amîş Efendi'yi çağırıp "Marko ölmüş, git, benim tarafımdan cenazesinde bulun!" buyurur. Tırnova gibi bir İslâm muhitinde başı sarıklı bir mektep hocasının papazlarla birlikte bir hıristiyan cenazesinde görünmesinin hoş karşılanmayacağını bildiğinden cenazeyi bir müddet uzaktan takip eder; öte yandan şeyhinin emrini harfiyen yerine getirme arzusu onu merasime bilfiil katılmaya ve tabutu birkaç adım olsun taşımaya zorlar. Kiliseye yaklaşıldığı sırada yanındaki bir papaza, "İlmi çok iyi bir adamdı, ben de son insanî..." diyerek tabuta el atar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Zikir halkasında şeyhe en çok yaklaşan derviş

İsmail Fenni Bey, dergâhtaki zikirlerde dervişler arasında en çok heyecan gösterenin Ahmed Amîş Efendi olduğunu anlatırdı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

İsmail Fenni Bey, Şeyh Ömer'ül Halvetî'nin dergâhına kendisinin de arasıra gittiğini ve orada yapılan zikirleri gördüğünü söylerdi. Anlattığına göre dervişler arasında en çok heyecan gösteren, bu heyecanla kademe kademe yürüyerek adeta gözüne girercesine şeyhe en çok yaklaşan Ahmed Amîş Efendi idi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Tırnova'da bir gece sohbeti ve İstanbul'a davet

Muhammed Tevfik Efendi'nin kemâlinden söz edilen gecenin ardından zuhur eden davet üzerine İstanbul'a gitmiş, rabıta telkinini oradan almıştır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kuşadalı İbrâhim Efendi'nin ardından makam-ı niyâbette Bosnevî Muhammed Tevfik Efendi bırakılmış, Kadızâde Ömer'ül Halvetî ise Tırnova'da irşada devam etmişti.

Bir gece Ahmed Amîş Efendi, İstanbul'dan Tırnova'ya gelen ihvandan iki üç kişi ile sohbet ederken söz Muhammed Tevfik Efendi'nin kemâlâtına gelir; aynı gece zuhur eden Muhammed Tevfik Efendi kendisini İstanbul'a davet eder. Ahmed Amîş Efendi bu hâdiseyi mürşidi Ömer'ül Halvetî'ye arz eder ve aldığı emre uyarak İstanbul'a gider, Muhammed Tevfik Efendi'den rabıta emrini telâkkun ederek Tırnova'ya döner.

Bu yolculuğun sebebi anlatılan gelenekte açıktır: Kuşadalı'nın vekil bıraktığı zatların her biri velâyet alsa da rabıta telkinine salâhiyetli sayılmazdı; bu yolda rabıta telkin etmek her asırda sahib-i vakitte tecelli eden bir lutuf kabul edilirdi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Tırnova'da kurulan zikir halkasının ilk adı

Kuşadalı tarafından Tırnova'ya gönderilen Kadızâde Ömer'ül Halvetî'nin meclisinde cezbeye kapılanlar sayılırken ilk anılan isim Ahmed Amîş Efendi'dir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kuşadalı İbrâhim Efendi, vekillerini çeşitli yerlere gönderirken Kadızâde Ömer'ül Halvetî'yi de Tırnova'ya göndermişti. Şeyh Tırnova'ya varınca çevresinde bir halka oluştu.

Bu halkanın sayımında ilk anılan ad Ahmed Amîş Efendi'dir; ardından ulemâdan Emrullah Efendi, beldenin eşrafından Hacı Abdullah oğlu Hacı Mehmed Ağa, sonradan İstanbul'da vefat eden Tırnovalı Süleyman Efendi ve Büyükada mal müdürlüğü maiyetinde görevliyken vefat eden Hacı Nesip Efendi ile daha birçok kişi zikredilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“Mücâhedâtın kalanını da ben kaldırdım”

Riyâzeti terkeden irşad usulü.

Metni gösterMetni daralt

Kendisinden ders ve inâbe isteğinde bulunanlara tövbe ve istiğfar etmelerini, Kur'ân-ı Kerîm okumalarını söyleyen Amiş Efendi, müridlerini halvet, riyâzet gibi bedenî mücadelelerle meşgul etmez; onların mâneviyatını terbiye etmek için kendi teveccühünü yeterli görürdü.

“Mücâhedâtın bir kısmını Kuşadalı kaldırdı, mütebâkisini de ben ref'ettim” dediğini nakleden Sâdık Vicdânî, ona bir tarikat kurucusu nazarıyla bakılabileceğini söylemektedir.

Çerçeve. Kuşadalı İbrâhim Efendi tekke yapımını bile yasaklamış, Kuşadaviyye'yi tekkesiz bir yol hâline getirmişti; Amiş Efendi bu sadeleştirmeyi bir adım daha ileri götürmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sâdık Vicdânî, Tomar-ı Turuk-ı Aliyye.
BİYOGRAFİK KAYIT

Melâmî olup adını yasaklamak

Müridlerine koyduğu sınır.

Metni gösterMetni daralt

Tarikatların merasim, âdâb ve erkânından uzak kalarak sâlikleri melâmetle irşad etti.

Böyle olmasına rağmen müridlerinin bu adı kullanmalarını şiddetle yasaklardı.

Çerçeve. Melâmetin kendi mantığına uygundur: ad, bir alâmettir; alâmetten kaçınan bir yolun adını taşımak da bir çelişkidir. Buna karşılık Nûrü'l-Arabî'den sonra zamanın en büyük Melâmî'si olarak tanınmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44.
BİYOGRAFİK KAYIT

İstenmeden gönderilen icâzet

Gümüşhânevî'nin Tırnova'ya yolladığı belge.

Metni gösterMetni daralt

Tırnova'da bulunduğu yıllarda bir istekte bulunmaksızın, Nakşibendiyye-i Hâlidiyye'den Gümüşhaneli Ahmed Ziyâeddin Efendi, İstanbul'dan kendisine Nakşibendî icâzetnâmesi gönderdi.

Çerçeve. İkinci bir icâzet daha aynı biçimde gelmiştir: 1886'da Üsküp'te Seyyid Muhammed Nûrü'l-Arabî kendisine “teberrüken” icâzet vermiştir. Üç yoldan icâzet taşıyan bir şeyh, kırk yılı aşan irşad faaliyeti süresince tâliplere Halvetî, nâdir olarak da Nakşibendî icâzetnâmesi vermiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44.
BİYOGRAFİK KAYIT

Şeyhi gibi hamam işletmek

Bosnevî Mehmed Tevfik'i takliden.

Metni gösterMetni daralt

Gördüğü bir rüya üzerine İstanbul'a gidip, Kuşadalı İbrâhim Efendi'nin vefatından sonra irşad makamına geçen, Zeyrek civarındaki Çinili Hamam'ın sahibi Bosnevî Şeyh Mehmed Tevfik Efendi ile görüştü.

Tırnova'ya dönünce bir hamam kiralayarak onun gibi hamam işletti.

Çerçeve. Kuşadavî çizgisinde şeyhlik bir meslek değildir; geçim el emeğiyle sağlanır. Tekke ve merasimden uzak duran bir yolun tabii sonucudur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44.
BİYOGRAFİK KAYIT

Devredilen türbedarlık

Niğdeli Bekir Efendi'nin bıraktığı görev.

Metni gösterMetni daralt

1877'de Tuna vilâyetinin elden çıkması üzerine Tırnova'yı terketti.

İstanbul'a gittiği zaman Fâtih türbedarı Bekir Efendi türbedarlık görevini Ahmed Amiş Efendi'ye devretti. Amiş Efendi bundan sonra “Fâtih türbedarı” unvanıyla tanındı.

Çerçeve. Bekir Efendi ile 1866'daki İstanbul ziyaretinde tanışmıştı. Vefatında türbedarı olduğu Fâtih Camii hazîresine defnedilmiştir — kırk üç yıl beklediği türbenin yanına.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44.
BİYOGRAFİK KAYIT

Damadının evinde ölmek

113 yaşında bir vefat.

Metni gösterMetni daralt

Yaklaşık 113 yaşında, damadı Ahmed Naim Bey'in Şehzadebaşı'ndaki evinde 9 Mayıs 1920 tarihinde vefat etti.

Vefatına Evrenoszâde Sâmi Bey, “Gitti gülzâr-ı cemâle pîr-i efrâd-ı cihân” (1338) mısraıyla tarih düşürmüştür. Cenaze namazını Abdülaziz Mecdi Efendi kıldırdı; mezar taşındaki yazı da müridlerinden Evrenoszâde Sâmi Bey'indir.

Çerçeve. Damadı Babanzâde Ahmed Naim, dönemin en tanınmış müderrislerinden ve Sahîh-i Buhârî mütercimidir; cenaze namazını kıldıran Abdülaziz Mecdi Efendi de kendi müridlerindendir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Eser bırakmadı

Geriye kalan tek kayıt.

Metni gösterMetni daralt

Ahmed Amiş Efendi eser bırakmadı.

Abdülbaki Gölpınarlı, Ahmet Avni Konuk'un Amiş Efendi'nin sohbetlerinde tuttuğu notların kendisinde olduğunu kaydetmektedir.

Çerçeve. Ahmet Avni Konuk, Fusûsü'l-hikem ve Mesnevî şârihidir; bu notlar, XX. yüzyıl başı İstanbul tasavvufunun en önemli halkalarından birinin tek yazılı izidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44.
ESER / METİN

Halkasından çıkan kitaplar

Kendisi yazmadı, çevresi yazdı.

Metni gösterMetni daralt

Müridleri ve yakınları arasında Bursalı Mehmed Tâhir (Osmanlı Müellifleri), Babanzâde Ahmed Naim, Ahmet Avni Konuk, Hüseyin Avni Konukman, İsmail Fenni Ertuğrul ve Abdülaziz Mecdi Efendi [Tolun] vardır.

Çerçeve. Kendisi tek satır yazmamış, fakat çevresinden Türk kültür tarihinin temel başvuru eserleri çıkmıştır: bir bibliyografya (Mehmed Tâhir), bir hadis tercümesi (Ahmed Naim), iki büyük şerh (Avni Konuk).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Vefat ilânı ve ardından söylenen mersiye

Sefîne, vefatını 20 Şa'bân 1338 / 9 Mayıs 1920 olarak kaydeder ve rûhu için Fâtiha isteyen ilânın ardından, onu Şa'bân-ı Velî yolunun "ekmel-i devrânı" sayan bir mersiye nakleder.

Metni gösterMetni daralt

Metinde vefatı, adının tarikat nisbetiyle birlikte yazıldığı bir Fâtiha ilânıyla kayda geçer: "Ahmed Amiş el-Halvetî eş-Şa'bânî hazretlerinin rûh-ı şerîfleri için el-Fâtiha. 20 Şa'bân 1338 / 9 Mayıs 1920." Nisbetin bu iki katmanlı yazılışı önemlidir: kaynak onu Halvetiyye'nin Şa'bâniyye kolu içinde konumlandırır.

İlânın ardından gelen mersiye, onu "mürşid-i yektâ", velâyet feyzinin doğuş yeri ve vâsılların kutbu diye anar. İki mısraı nisbetini ve işlevini birlikte verir: "Râh-ı Şa'bân-ı Velî'de ekmel-i devrân olup / Ehl-i hâle kıble-i irfân idi bir çok zaman". Manzume, onun uzun yıllar boyunca hâl ehli için bir yönelme merkezi sayıldığını söyler ve vefatını, tecellî nurları içinde izinin kaybolması olarak tarif eder.

Çerçeve. Buradaki iki katman ayrı değerlendirilmelidir: tarih (20 Şa'bân 1338 / 9 Mayıs 1920) belgelenmiş bir kayıttır; "kutbü'l-vâsılîn", "sırr-ı ferdiyyet" gibi vasıflar ise mersiye türünün övgü dilidir ve muhitin ona bakışını gösterir, hakkında tarihî bir hüküm vermez. Vassâf'ın metni, mürşidin ölümünü bir haber cümlesi olarak değil, okuyanı Fâtiha'ya çağıran bir davet olarak kurar; bu da Sefîne'nin menâkıb geleneğine bağlılığının işaretidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

"Senin tevellüdün belli değildir"

Doğum tarihi bilinmeyen Ahmed Amîş Efendi'ye mürşidinin söylediği bu söz, tasavvufî bir imâ olarak yorumlanmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Ahmed Amîş Efendi'nin hangi tarihte doğduğu belli değildir. Abdülâziz Mecdî Efendi'nin naklettiğine göre kendisi "Tevellüdüm 1223'tedir, derlermiş" demekle yetinirdi.

Mürşidi Kadızâde Ömer'ül Halvetî ise ona "Ahmed, senin tevellüdün belli değildir" derdi. Abdülâziz Mecdî Efendi bu sözün mecazî ve tasavvufî olduğunu, şeyhin bununla "hakikatte, ruhî yönünle ne zaman doğduğun, yani ne zamandan beri mevcut olduğun belli değildir" demek istediğini izah ederdi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

"Amîş" adının anlamı

Adının "amca" anlamındaki Ammi'den değil, vahdet-i vücûd anlayışına uygun olarak "umum" anlamındaki Amm'dan küçültme olduğu ileri sürülür.

Metni gösterMetni daralt

Adının imlâsı ve anlamı üzerinde durulmuştur. Halvetiyye-i Şâbâniyye silsile ve evrâd kitabında "Amîş" biçiminde yazılmıştır.

Küçültme (tasgîr) meselesinde, bu adın "amca" anlamına gelen "Ammi"den küçültme olmadığı; tasavvufî görüşü olan vahdet-i vücûda uygun biçimde "umum" anlamındaki "Amm"dan küçültme olduğu ileri sürülür. Amcadan küçültme olsaydı "Ammiş" biçiminin uygun düşeceği, oysa bu söyleyişin şöhret bulmadığı belirtilir.

İki adın kullanım alanı da farklıydı: "Amîş" bendegânı arasında, "Türbedâr" ise halk içinde yaygındı; kendisine yakın çevresinde "Hazret" yahut "Ahmed Efendi" diye de hitap edilirdi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Teveccüh

Riyâzetin yerini alan terbiye.

Metni gösterMetni daralt

Teveccüh, şeyhin himmetini müride yöneltmesi; müridin terbiyesinin şeyhin kalbî yönelişiyle sağlanmasıdır.

Müridlerini halvet, riyâzet gibi bedenî mücadelelerle meşgul etmez; onların mâneviyatını terbiye etmek için kendi teveccühünü yeterli görürdü.

İstediği tek şey basittir: tövbe ve istiğfar etmek, Kur'ân-ı Kerîm okumak.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44.
TARİHÎ KAYIT

Kuşadaviyye

Şâbâniyye'nin tekkesiz kolu.

Metni gösterMetni daralt

Şâbâniyye tarikatının Kuşadaviyye (İbrâhimiyye) kolunun kurucusu Kuşadalı İbrâhim Efendi'dir; Amiş Efendi bu kolun Tırnova nâibi Ömer Halvetî'ye intisap etmiştir.

Silsile: Mehmed Tevfik Bosnevî → Kuşadalı İbrâhim → Beypazarlı Ali → Mustafa Çerkeşî (Çerkeşiyye) → Seyyid Mehmed Nasûhî (Nasûhiyye) → Ali Karabaş-ı Velî (Karabaşiyye) → Şeyh Şâbân-ı Velî.

Çerçeve. Bu zincir, Ömer Fuâdî'nin Kastamonu'da kurumlaştırdığı Şâbâniyye'nin İstanbul'a Karabaşiyye ve Nasûhiyye yoluyla gelişini de gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44.
TARİHÎ KAYIT

Hilâfet tarihi: 1268/1851 mi, 1846 mı?

Kaynaklar hilâfet aldığı yıl için 1268 (1851) ve 1846 olmak üzere iki ayrı tarih verir; fark çözülmemiştir.

Metni gösterMetni daralt

Ahmed Amîş Efendi'nin mürşidinden hilâfet aldığı yıl konusunda kayıtlar ayrışır. Bir kayıt hilâfetin 1851'de, Kadızâde Ömer'ül Halvetî'nin (ö. 1853) elinden alındığını bildirir; ayrıntılı silsile anlatımı da 1268 senesinde önce Ahmed Amîş Efendi'ye, biraz sonra da Emrullah Efendi'ye hilâfet verilerek her ikisinin de irşada mezun kılındığını yazar. Bu iki kayıt birbirini destekler.

Buna karşılık bazı kaynaklarda icâzetin 1846 yılında alındığı belirtilmektedir. Aradaki beş yıllık fark çözülmüş değildir; her iki tarih de burada olduğu gibi yan yana durmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

GELEN BAĞLANTIMehmed Tevfik Bosnevî EfendiAhmed Amiş, Bosnevî’nin mensuplarından olup Kuşadaviyye sohbet hattını İstanbul’da sürdürmüştür.ÖNCEKİ HALKAKuşadalı İbrâhim EfendiKuşadalı'nın Mehmed Tevfik Bosnevî ile devam eden silsilesi, “Fâtih türbedarı” diye meşhur olan Ahmed Amiş Efendi (ö. 1920) vasıtasıyla günümüze ulaşmıştır. Amiş Efendi, Kuşadalı'nın Tırnova'ya nâib olarak gönderdiği Ömer Halvetî'nin yanında Halvetiyye'ye intisap etmiştir.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIAhmed Avni KonukFâtih türbedarı; mürşidi olmamakla birlikte kendisiyle tasavvufî sohbetler yapmış, bu sohbetlerden beşini Ahmed Avni Konuk yazıya geçirmiştir.TALEBESİ / HALİFESİMehmed Tevfik Bosnevî EfendiKuşadalı İbrâhim Efendi'nin makam-ı niyâbette bıraktığı zat. Ahmed Amîş Efendi mürşidinin izniyle İstanbul'a gidip rabıta emrini ondan telâkkun etmiştir. Zeyrek Hamamı'nı işlettiği için Hamâmî, Unkapanı'ndaki konağı sebebiyle Unkapanî, Bosnalı olduğu için Bosnevî diye anılırdı.SONRAKİ HALKAKuşadalı İbrâhim EfendiSilsilenin başındaki zat; Ahmed Amîş Efendi'nin mürşidi Kadızâde Ömer'ül Halvetî'yi Tırnova'ya o göndermiştir. 1259 senesinde hac niyetiyle İstanbul'dan çıkmış, dönüşte İstanbul'a gelmeyip Şam'da kalmıştır.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeFâtih Camii HazîresiKırk üç yıl türbedarlığını yaptığı Fâtih Sultan Mehmed Türbesi'nin bulunduğu cami; 9 Mayıs 1920'de vefatında buradaki hazîreye defnedildi. Mezar taşındaki yazı müridi Evrenoszâde Sâmi Bey'indir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.Tırnova · BulgaristanKadızâde Ömer'ül Halvetî DergâhıKuşadalı İbrâhim Efendi tarafından Tırnova'ya gönderilen Kadızâde Ömer'ül Halvetî'nin, şehrin epeyce dışında kalan dergâhı. Ahmed Amîş Efendi burada intisap etmiş, zikir meclislerinde dervişler arasında en çok heyecan gösteren kişi olarak anılmıştır.Veliko Tarnovo · BulgaristanTırnovaDoğduğu, medrese tahsili görüp sıbyan mektebi muallimliği ve hamamcılık yaptığı, Ömer Halvetî'ye intisap ettiği şehir; 1877'de Tuna vilâyetinin elden çıkması üzerine terketmiştir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.İstanbul · TürkiyeŞehzadebaşıDamadı Babanzâde Ahmed Naim Bey'in evinin bulunduğu ve yaklaşık 113 yaşında vefat ettiği semt. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.İstanbul · TürkiyeÇinili Hamam, ZeyrekKuşadalı İbrâhim Efendi'den sonra irşad makamına geçen Bosnevî Şeyh Mehmed Tevfik Efendi'nin sahibi olduğu hamam; Amiş Efendi de onu takliden Tırnova'da hamam işletmiştir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.Üsküp · Kuzey MakedonyaÜsküp1886'da üçüncü devre Melâmîliğinin pîri Seyyid Muhammed Nûrü'l-Arabî ile görüşüp “teberrüken” icâzet aldığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.İstanbul · TürkiyeNalçacı Dergâhı, Üsküdar1866'daki ikinci İstanbul ziyaretinde sohbet ettiği çevrenin merkezlerinden; şeyhi Mustafa Enver Bey ile burada görüşmüştür. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.Kırım · UkraynaKırım1853 Kırım Harbi'ne tabur imamı olarak katıldığı cephe. Konum bölge merkezine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.Kastamonu · TürkiyeKastamonu (Şâbân-ı Velî)Silsilesinin ulaştığı tarikat pîri Şeyh Şâbân-ı Velî'nin dergâhı; Karabaşiyye ve Nasûhiyye üzerinden bu yola bağlıdır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  2. [2]Sâdık Vicdânî, Tomar-ı Turuk-ı Aliyye
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed Amiş Efendi”, c. 2, s. 43-44
  4. [4]TDV İslâm Ansiklopedisi, Mehmed Tevfik Bosnevî
  5. [5]Kişi kartı kaynak paketi — Ahmed Amiş Efendi
Ortak kaynak kataloğunu aç →