Ara
Menü

Ahmed Avni Konuk

Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.

Doğum
1868
Vefat
1938
Unvan
Mevlevî müellif, Mesnevî ve Fusûs şârihi, mûsikişinas ve hukukçu
Temalar
Mevleviyye, Mesnevî, Fusûsu’l-hikem, İbnü’l-Arabî, mûsiki, Hânende, posta hukuku, Ahmed Amiş sohbetleri

Doğumu, ailesi ve ilk tahsili

Ahmed Avni Konuk İstanbul’da doğdu. Doğum yılı kaynaklarda 1285/1868, 1287/1870 ve 1288/1871 olarak farklı biçimlerde kaydedilir; yaygın kabul gören 1868 tarihi kişi künyesinde korunmuştur. Babası Mûsâ Kâzım Efendi, annesi Fatma Zehrâ Hanım’dır. Dokuz-on yaşlarında anne ve babasını kaybetmesi hayatının ilk büyük kırılması oldu. Kur’an’ı ezberledi; cami derslerinde Arapça öğrendi.

Galata Rüşdiyesi’nden sonra Dârüşşafaka’ya girdi ve 1890’da mezun oldu. Aynı yıl Galata İttihat Postahanesi’nde memuriyete başladı. Çalışırken Mekteb-i Hukuk-ı Şâhâne’ye devam etti ve 1898’de okulunu birincilikle tamamladı. Fransızca öğrendi; matematik, tabii ilimler, felsefe, edebiyat ve hukukla ilgisi, daha sonra kaleme aldığı şerhlerde klasik metinlerle çağdaş bilgi alanlarını birlikte düşünmesine imkân verdi.

Posta idaresi, hukuk ve hocalık

Konuk, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan uzun memuriyet hayatında posta teşkilatının çeşitli kademelerinde çalıştı. 1909’da Posta Nezâreti kalem müdürü, 1922’de posta genel müdür muavini, 1930’da hukuk müşaviri oldu. 376 sayılı Posta Kanunu’nun ve ilgili nizamnamelerin hazırlanmasında görev aldı. Posta Telgraf Yüksek Mektebi ile Yüksek Mühendis Mektebi’nde ders verdi; 1933’te emekliye ayrıldı. Bu yönüyle yalnız tasavvuf ve mûsiki çevrelerine mensup bir müellif değil, modern haberleşme hukukunun kuruluş döneminde sorumluluk üstlenmiş bir bürokrattır.

Mevlevî terbiyesi ve Mesnevî icazeti

1904’te Mesnevîhan Selânikli Mehmed Esad Dede’ye intisap ederek Mevlevî terbiyesine girdi. Esad Dede’nin Çayırlı Medrese’deki hücresinde verdiği derslere Tâhirülmevlevî ve Abdülhay Öztoprak ile birlikte devam etti. Ondan Farsça okudu ve Mesnevî okutma icazeti aldı. Konuk’un Mevlânâ metinleriyle bağı yalnız bir tercüme faaliyeti değil, sözlü ders ve meşk geleneği içinde kazanılmış bir şerh terbiyesine dayanır.

Aynı yıllarda Ahmed Amiş Efendi’nin sohbetlerine de katıldı. Bu temas, onun tasavvufî düşünce çevresini genişletmekle birlikte Mevlevî şeyhiyle kurduğu irşad bağından ayrı değerlendirilmelidir: Mesnevî icazeti ve Mevlevî terbiyesi Esad Dede’den, Ahmed Amiş’le bağı ise sohbet ve fikir alışverişi çevresinden gelir.

Mûsiki tahsili ve bestekârlığı

Mûsiki öğrenimine Dârüşşafaka’da hocası Eyyûbî Zekâi Dede ile başladı; mezuniyetinden sonra da onun derslerine devam etti. Taşkasap’taki meşkhânede Hacı Kirâmî Efendi’den faydalandı; Suphi Ezgi ve Rauf Yektâ Bey’le çalışmalar yaptı. Nota kullanmamasına rağmen makam nazariyesine olağanüstü derecede hâkimdi. Dilkeşîde ve bend-i hisar makamlarını terkip ettiği kaydedilir.

İlk bestesini 1888’de yaptı. Güfteleri kendisine ait farklı formlarda otuz sekiz eseri tespit edilmiştir. Bûselik-aşiran, rûy-i ırak ve dilkeşîde makamlarında üç Mevlevî âyini besteledi. Yüz on dokuz makamı dolaşan kâr-ı nâtıkı, bu formun en geniş örneklerinden biridir. Neşredilmiş altı Mevlevî âyininin Farsça güftelerini Türkçe manzum olarak tercüme etti. Bu birikimi sebebiyle klasik Itrî mektebinin son büyük temsilcileri arasında anılır.

Hânende ve mûsiki hafızası

1317/1899-1900’de yayımlanan Hânende, doksan beş makam altında 2706 eserin güftesini toplayan büyük bir mûsiki mecmuasıdır. Eser, repertuvarı yalnız isim ve ilk mısralarla değil makam düzeni içinde muhafaza etmesi bakımından Osmanlı mûsiki hafızasının temel basılı kaynaklarından biri olmuştur.

Fusûsu’l-hikem tercüme ve şerhi

Konuk, İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-hikemini tercüme ve şerh etmek için on iki-on üç yıl çalıştı; yirmi sekiz büyük defter tutan eseri 1928’de tamamladı. Daha sonra dört cilt halinde yayımlanan bu şerh, kavramların dil ve ıstılah karşılıklarını açıklaması, önceki şerh geleneğini değerlendirmesi ve vahdet-i vücûd öğretisini sistemli biçimde işlemesiyle Türkçe tasavvuf literatürünün başlıca kaynaklarından biri oldu.

Mesnevî tercüme ve şerhi

Otuz dört büyük defterden meydana gelen Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Türkçedeki en geniş Mesnevî açıklamalarındandır. Konuk, İsmâil Rusûhî Ankaravî başta olmak üzere önceki şârihlerden yararlanmış, fakat Mesnevî’ye nispet edilen yedinci cildin Mevlânâ’ya ait olduğu görüşünü kabul etmemiştir. Beyitleri dil, bağlam, âyet, hadis ve tasavvuf kavramları üzerinden açıklarken gerektiğinde çağının tabii ilimlerinden ve felsefî tartışmalarından örnekler kullanmıştır.

Konuk’un yorum dünyasında Mevlânâ ile İbnü’l-Arabî birbirine rakip iki öğretiyi değil, aynı hakikat dilinin farklı anlatım biçimlerini temsil eder. Feridun Nâfiz Uzluk’a yazdığı mektupta bu bütünlüğü özellikle savunmuş; Mevlânâ’yı kendi tasavvufî ve İslâmî bağlamından koparan okumaları eleştirmiştir.

Tercümeleri ve diğer eserleri

Konuk’un çalışmaları yalnız iki büyük şerhle sınırlı değildir. Sipehsâlâr’ın Mevlânâ ve çevresine dair risâlesini, Mevlânâ’nın Fîhi mâ fîhini, Fahreddîn-i Irâkī’nin Lemaâtını, Aziz Nesefî’nin İnsân-ı Kâmilini ve İmdâdullah Tehânevî’nin vahdet-i vücûda dair risâlesini Türkçeye çevirdi. İbnü’l-Arabî’nin et-Tedbîrâtü’l-ilâhiyyesi üzerine tercüme ve şerh hazırladı. İmâm-ı Rabbânî ve Mektûbâtı, Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Şuhûd Münakaşaları, Hazret-i Meryem ve Îsâ’ya Dair Risâle, Şerh-i Gazel ve Esrâr-ı Salât adıyla bilinen metinleri de eserleri arasındadır. Gülşen-i Râz üzerine başladığı çalışma tamamlanmamıştır.

Tasavvuf anlayışı

Konuk tasavvufu Kur’an ve sünnetten ayrı, bağımsız bir felsefe sistemi olarak değil, dinî hakikatin insanın ahlâk ve idrakinde derinleşmesi olarak ele aldı. Şerhlerindeki ilmî ve felsefî göndermeler geleneğin yerine modern bilimi koymak için değil, klasik kavramların çağdaş okuyucu tarafından anlaşılabileceği açıklama köprüleri kurmak içindir. Mevlevî meşk, Ekberî düşünce, mûsiki nazariyesi ve hukuk terbiyesi onun metinlerinde birbirinden kopuk uzmanlıklar değil, düzen ve mânayı birlikte arayan bir zihnin farklı cepheleridir.

Vefatı ve kabri

Ahmed Avni Konuk 6 Mart 1938’de İstanbul’da vefat etti ve Merkezefendi Kabristanı’na defnedildi. Ardında otuzdan fazla telif ve tercüme, geniş hacimli iki temel şerh, klasik mûsiki repertuvarını koruyan Hânende ve Mevlevî âyinleri bıraktı. Mesnevî ile Fusûs’u aynı irfan bütünü içinde okuyan yaklaşımı, XX. yüzyıl Türk tasavvuf düşüncesinin en güçlü şerh miraslarından biridir.

COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Postahaneden Fusûs şerhine

İki hayatı birlikte yürütmek.

Metni gösterMetni daralt

1909'da Posta Nezâreti'nde kalem müdürü, 1922'de posta genel müdür muavini, Eylül 1930'da genel müdürlük hukuk müşaviri oldu. Bu sırada 376 sayılı posta kanununu mûcip sebepler lâyihası ve nizamnâmesiyle birlikte hazırladı.

Aynı yıllarda Fusûsu'l-hikem Tercüme ve Şerhi'ni on iki-on üç yıl gibi uzun bir süreden sonra 1928'de tamamlamıştır.

Çerçeve. Bir devlet dairesinin hukuk müşavirliğiyle İslâm tasavvufunun en zor metnine yirmi sekiz defterlik şerh yazmak aynı yıllara sığmıştır. Şöhreti sevmeyen mütevazi bir kişiliğe sahip olduğu için Türkiye'de pek fazla bilinmemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.
BİYOGRAFİK KAYIT

Nota bilmeyen bestekâr

Hâfızayla taşınan repertuvar.

Metni gösterMetni daralt

Nota bilmeyen, ancak dilkeşîde ve bend-i hisar adlarında iki makam icat eden Konuk'un ilk bestesi, “Ey dilber-i şen sevdim seni ben” mısraıyla başlayan karcığar şarkısıdır (1888).

Hocası Zekâi Dede'den meşkettiği dinî ve din dışı formdaki eserleri en küçük ayrıntısına kadar hâfızasında koruyarak bu eserlerin gelecek nesillere aktarılmasında sağlam bir köprü vazifesi gördü.

Hiç bilmediği bir makamdan edvâr kitaplarındaki tarif üzerine derhal bir eser besteleyecek derecede mûsiki nazariyatına vâkıf olan Konuk'un 119 makamdan meydana gelen kâr-ı nâtıkı mevcut kâr-ı nâtıklar içerisinde en muhtevalı olanıdır.

Çerçeve. Meşk, Türk mûsikisinde eserin nota ile değil hoca-talebe arasında birebir aktarımıyla öğrenilmesidir; Konuk bu usulün son büyük halkalarındandır. Gençlik arkadaşları M. Suphi Ezgi ve Rauf Yektâ Bey ise repertuvarı notaya geçirme işini üstlenecektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.
BİYOGRAFİK KAYIT

Üç talebeden biri

Esad Dede'nin hücresindeki halka.

Metni gösterMetni daralt

Konuk, 1904'te Mesnevîhan Selânikli Mehmed Esad Dede'ye intisap ederek Mevleviyye tarikatına girdi. Mürşidinin Çayırlı Medrese'deki hücresinde verdiği derslere devam etti.

Burada Tâhirülmevlevî ve Abdülhay (Öztoprak) efendilerle birlikte temayüz eden üç öğrenciden biri oldu. Mehmed Esad Dede'den Farsça öğrendi ve Mesnevî'yi okuyarak icâzet aldı.

Çerçeve. Bir medrese hücresinde toplanan üç kişiden ikisi — Konuk ve Tâhirülmevlevî — Cumhuriyet devrinin en kapsamlı iki Mesnevî şerhini yazacaktır. Bu yıllarda Fâtih türbedarı Ahmed Amiş Efendi'nin sohbetlerine de katılmıştır; Abdülbaki Gölpınarlı, Konuk'un o sohbetlerde tuttuğu notların kendisinde olduğunu kaydeder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.
BİYOGRAFİK KAYIT

Bir mektuplaşmadan doğan iki kitap

M. İhsan Oğuz ile tartışma.

Metni gösterMetni daralt

Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Şuhûd Münâkaşaları, İmâm-ı Rabbânî'nin görüşlerini savunan Nakşibendî şeyhi Muhammet İhsan Oğuz'un İslâm Tasavvufunda Vahdet-i Vücûd adlı eserinde Fusûsü'l-hikem'e yönelttiği eleştirilere cevap vermek amacıyla kaleme alınmıştır.

Konuk'un önce M. İhsan Oğuz'la mektuplaşarak tenkitlerini cevaplandırdığı, daha sonra bir önceki eserle birlikte bu eserini yazdığı belirtilmektedir.

Çerçeve. Diğer eser İmâm-ı Rabbânî ve Mektûbâtı'dır ve Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye'deki bazı görüşlerine karşı çıkan İmâm-ı Rabbânî'nin itirazlarını cevaplandırmak maksadıyla yazılmıştır. Üç asır önce başlayan vahdet-i vücûd – vahdet-i şühûd tartışması, XX. yüzyıl İstanbul'unda iki kişi arasındaki mektuplaşmayla sürmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.
BİYOGRAFİK KAYIT

Gölpınarlı'nın düzelttiği nisbet

Attâr'a mı, Mevlânâ'ya mı ait?

Metni gösterMetni daralt

Şerh-i Gazel, Ferîdüddin Attâr'ın Farsça on yedi beyitlik gazelinin şerhidir (Konya Mevlânâ Müzesi Ktp., nr. 3850).

Abdülbaki Gölpınarlı bu gazelin Mevlânâ'ya ait olduğunu, Konuk'un onu Attâr'a yanlışlıkla nisbet ettiğini söyler.

Çerçeve. Attâr ile Mevlânâ'nın gazellerinin karışması, ikisi arasındaki üslûp yakınlığından gelir; Mevlânâ da Attâr'ı “ruh” diye anmıştı. Kaynak, şârihin hatasını gizlemeden kaydeder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Abdülbaki Gölpınarlı, Katalog, III, 149.
BİYOGRAFİK KAYIT

Sağlığında basılmayan otuz eser

Yazmalarda kalan bir külliyat.

Metni gösterMetni daralt

Ahmet Avni Konuk'un çoğunluğu tasavvufî mahiyette olan telif, tercüme ve şerh türü eserlerinin sayısı otuzdan fazladır.

Sağlığında basılanlar yalnız ikisidir: Hânende (İstanbul 1317) ve Sipehsâlâr Tercümesi (İstanbul 1331). Geri kalanlar Konya Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi ile İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı Osman Ergin bölümünde yazma olarak kalmıştır.

Çerçeve. Fusûs şerhi 1987-1992 arasında dört cilt, Fîhi mâ fîh tercümesi 1994'te, Tedbîrât-ı İlâhiyye şerhi 1992'de basılabilmiştir — müellifin vefatından yarım asır sonra.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Sohbet notlarının yazma nüshaları ve neşri

Fâtih türbedarı Ahmed Amîş Efendi ile yaptığı sohbetlerden beşini yazıya geçirmiştir; ilki 9 Ağustos 1919, sonuncusu 6 Nisan 1920 tarihlidir ve notlar iki ayrı yazma yoluyla günümüze ulaşmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Ahmed Amîş Efendi onun mürşidi olmamakla birlikte aralarında tasavvufî sohbetler geçmiş, o da bu sohbetlerden beşini yazıya geçirmiştir. Notların Osmanlıca nüshalarından biri Atatürk Kütüphanesi Osman Ergin Yazmaları arasındadır (nr. OE_Yz_001688, 1337 h.); iki sohbet ise Abdülbâkî Gölpınarlı'nın Konya Mevlânâ Kitaplığı'ndaki yazma mecmuasında bulunmaktadır. Beş sohbetten üçü Gölpınarlı'nın verdiği nüshadan hareketle Ahmed Güner Sayar tarafından Türk Edebiyatı dergisinde yayımlanmış, kalan ikisi sonradan bugünkü alfabeye aktarılmıştır.

Kayıtlı sohbetlerin ilki 9 Ağustos 1919, sonuncusu 6 Nisan 1920 tarihlidir. İlk notun sonunda geçen “Fakirin huzûru şerifine üçüncü defa gidişim idi” ifadesi, yazıya geçirdiği sohbetlerden önce Ahmed Amîş Efendi'yi en az iki kez daha ziyaret etmiş olduğunu gösterir; yani yazılı kayıt, aralarındaki görüşmelerin tamamını değil bir bölümünü tutmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Şairliği: nazmen tercümeler, “Ben” manzumesi ve Tevfik Fikret'e reddiye

Telif, tercüme ve şerhlerindeki Arapça-Farsça beyit ve rubâîlerin bir kısmını nazmen Türkçe'ye çevirmiş; “Ben” adlı bir manzumesi ve Tevfik Fikret'in “Târîh-i Kadîm Zeyli”ne manzum bir reddiyesi vardır.

Metni gösterMetni daralt

Aynı zamanda şairdi. Telif, tercüme ve şerh türü eserlerinde yer alan Arapça ve Farsça beyitlerin, rubâîlerin bir kısmını nazmen Türkçe'ye çevirmiştir. Aynı kabiliyeti mûsiki alanında da kullanmış, İstanbul Konservatuvarı neşriyatı arasında yayımlanan Mevlevî âyinlerinden altı tanesinin güftesini nazmen Türkçe'ye aktarmıştır.

Fahreddîn-i Irâkı'nin Lemaât'ına yaptığı tercümenin sonunda “Ben” adlı bir manzumesi bulunmaktadır (Konya Mevlânâ Müzesi Ktp., nr. 3852, s. 67). Ayrıca Tevfik Fikret'in Mehmed Âkif'e cevap olarak yazdığı “Târîh-i Kadîm Zeyli”ne manzum bir reddiye kaleme almıştır (Atatürk Kitaplığı, Osman Ergin, nr. 1158); devrin edebî tartışmalarına doğrudan katıldığı ender metinlerden biridir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İmdâdullah Tehânevî'den yaptığı tercüme ve Mesnevî şerhinde ondan istifadesi

Hindistanlı Çiştî şeyhi İmdâdullah Tehânevî'nin Vahdetü'l-vücûd adlı Farsça risâlesini Türkçe'ye çevirmiş, Mesnevî şerhini yazarken de onun Mesnevî hâşiyesinden yararlandığını belirtmiştir.

Metni gösterMetni daralt

İmdâdullah Tehânevî'nin Vahdetü'l-vücûd adlı Farsça küçük risâlesini Türkçe'ye çevirmiştir (Konya Mevlânâ Müzesi Ktp., nr. 3649). Risâlenin Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki yazma nüshası esas alınmıştır.

Mesnevî şerhini yazarken de aynı müellifin Hâşiye ber Mesnevî-i Mevlânâ-i Rûm'undan istifade ettiğini, ayrıca diğer Hintli Mesnevî şârihlerinin eserlerine bu kitap vasıtasıyla ulaştığını söyler; söz konusu hâşiyenin, Hindistan'da yazılan öteki Mesnevî şerh ve hâşiyeleri için bir köprü vazifesi gördüğünü belirtir. Bu kayıt, şerhini hazırlarken yalnız Osmanlı şerh geleneğine değil Hint sahasındaki literatüre de başvurduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
ESER / METİN

Mesnevî Tercüme ve Şerhi

Türkçe'nin en kapsamlı Mesnevî şerhi.

Metni gösterMetni daralt

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Mesnevî'sine Türkçe'de yapılmış en kapsamlı şerh olarak kabul edilen eser büyük boy otuz dört defterden oluşur (Konya Mevlânâ Müzesi Ktp., nr. 4740-4773).

Konuk, birçok beytin şerhinde daha önceki şârihlerden ayrıldığı noktalar bulunduğunu söyler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.
ESER / METİN

Fusûsu'l-hikem Tercüme ve Şerhi

On üç yılda yazılan yirmi sekiz defter.

Metni gösterMetni daralt

Büyük boy yirmi sekiz defterden ibarettir. Şârih eserine uzun ve kapsamlı bir mukaddime ile başlamış, çalışmasını on iki-on üç yıl gibi uzun bir süreden sonra 1928'de tamamlamıştır.

Kitap, Konya Mevlânâ Müzesi'ndeki nüshası esas alınarak Mustafa Tahralı ve Selçuk Eraydın tarafından yeni harflere aktarılıp gerekli notlar, indeks ve lugatçeler ilâve edilerek dört cilt halinde İstanbul'da yayımlanmıştır (I, 1987, 1994, 1999; II, 1989, 1997; III, 1990; IV, 1992).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.
ESER / METİN

Hânende

2706 güftelik mecmua.

Metni gösterMetni daralt

Türk mûsikisinin din dışı formlarındaki eserlerinin derlendiği bir güfte mecmuasıdır (İstanbul 1317).

Baş tarafında makamlar ve usullerle ilgili kısa nazarî bilgi verilmiştir. Doksan beş makamdan 2706 parça eserin güftesini ihtiva eden eserin son sekiz sayfasında bestekâr resimleri vardır.

Konuk'un bu çalışması zamanının en önemli matbu güfte derlemeleri arasında olup daha sonra yapılan antoloji çalışmalarına kaynak teşkil etmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Robert Koleji Bülteni'ndeki cevapları ve şarkiyatçılar arasında tanınması

Şöhreti sevmeyen mütevazi kişiliği sebebiyle Türkiye'de pek bilinmezken, dinî, içtimaî ve mûsiki alanlarındaki sorulara verdiği cevaplar İstanbul Robert Koleji Bülteni'nde yayımlanınca bazı şarkiyatçılar tarafından tanınmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvuf başta olmak üzere mûsiki, felsefe, edebiyat ve matematik alanlarında geniş bilgi sahibiydi; Fransızca'ya da hâkimdi. Şöhreti sevmeyen mütevazi bir kişiliğe sahip olduğu için kendi ülkesinde pek fazla tanınmadı. Buna karşılık dinî ve içtimaî sahada, ayrıca mûsiki gibi alanlarda kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplar İstanbul Robert Koleji Bülteni'nde yayımlanınca bazı şarkiyatçılar tarafından tanınır oldu. Adının yurt dışında duyulması, telif ettiği büyük şerhler yoluyla değil bu vesileyle gerçekleşmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Rûy-i ırâk makamını yeniden canlandırma çabası

XV. yüzyıldan sonra uzun süre kullanılmadığı anlaşılan rûy-i ırâk makamını yeniden canlandırmaya çalışmış, bu makamdaki Mevlevî âyini mevcut iki örnekten biri olarak gösterilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Irak perdesinde karar eden birleşik makamlar grubuna dahil olan rûy-i ırâk, Seydî ve Abdülbâki Nâsır Dede tarafından terkipler arasında zikredilmekle birlikte XV. yüzyıldan sonra uzun süre kullanılmamıştır. Bu makamı yeniden canlandırmaya çalışan odur; çok az kullanılmış olan rûy-i ırâka örnek olarak gösterilen iki eserden biri onun Mevlevî âyini, diğeri Neyzen Emin Dede'nin (Yazıcı) peşrevidir.

Âyini aynı zamanda bir nazariyat tartışmasında delil sayılır: makamın ırak perdesinde segâh dörtlüsüyle mi yoksa hicaz dörtlüsüyle mi karar ettiği ihtilâflıdır. Onun âyini ile Emin Dede'nin peşrevi ıraktaki segâhla karar etmekte, hicaz yalnız bir geçki olarak kalmaktadır; bu da kararın segâhlı olduğu görüşünü destekleyen örnekler arasında sayılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İlk bestesi ve din dışı eserlerinin listesi

İlk bestesi 1888 tarihli, “Ey dilber-i şen sevdim seni ben” mısraıyla başlayan karcığar şarkıdır; din dışı sahada bestelediği, hepsinin güftesi kendisine ait otuz sekiz eserin listesi neşredilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

İlk bestesi, “Ey dilber-i şen sevdim seni ben” mısraıyla başlayan karcığar şarkıdır (1888). Dinî sahada bûselik-aşiran, rûy-i ırak ve dilkeşîde makamlarındaki Mevlevî âyinleri dışında eser bestelememiştir. Din dışı sahada ise kâr, kâr-ı nâtık, beste, ağır ve yürük semâi ile şarkı formlarında eserler vermiş; bunların hepsinin güftesi kendisine aittir ve otuz sekiz adetlik listesi Yılmaz Öztuna tarafından neşredilmiştir. Hiç bilmediği bir makamdan, edvâr kitaplarındaki tarife bakarak derhal bir eser besteleyecek derecede mûsiki nazariyatına vâkıftı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Kâr-ı nâtık

Makam adlarını söyleyen beste.

Metni gösterMetni daralt

Kâr-ı nâtık, güftesinde geçen makam ve usul adlarının bestede o makam ve usulle icra edildiği, mûsiki bilgisini sınayan bir formdur.

Konuk'un 119 makamdan meydana gelen kâr-ı nâtıkı mevcut kâr-ı nâtıklar içerisinde en muhtevalı olanıdır.

Çerçeve. Nota bilmeyen bir bestekârın 119 makamı tek eserde geçirmesi, meşk usulünün hâfızada neyi taşıyabildiğinin ölçüsüdür. Güftesi de kendisine aittir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.
KAVRAM

Şerhte modern ilim

Konuk'u önceki şârihlerden ayıran nokta.

Metni gösterMetni daralt

Konuk'un yararlandığı şârihlerden ayrıldığı hususların en belirgin olanı, zamanının modern ilim ve görüşleriyle ilgili konularda fikir beyan etmesidir.

Eser, İbnü'l-Arabî'nin temel fikirlerini ve terimleri açıklayan bir anahtar niteliğindedir.

Çerçeve. Tasavvuf başta olmak üzere mûsiki, felsefe, edebiyat, matematik alanlarında geniş bilgisi olan Konuk Fransızca'ya da hâkimdi; şerhindeki bu tavır tesadüf değildir. Hilmi Ziya Ülken, bu eserden bazı parçaları sadeleştirerek İslâm Düşüncesi adlı kitabında yer vermiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.
KAVRAM

Mesnevî'nin yedinci cildi meselesi

Ankaravî nüshasına yapılan itiraz.

Metni gösterMetni daralt

Konuk, birçok beytin şerhinde daha önceki şârihlerden ayrıldığı noktalar bulunduğunu söyler. İsmâil Rusûhî Ankaravî nüshasını esas aldığı halde bu nüshadaki yedinci cildin Mevlânâ'ya ait olmadığı yolundaki görüşü benimsemiştir.

Çerçeve. Mesnevî altı cilttir; Ankaravî'nin şerhettiği yedinci cildin sahihliği asırlarca tartışılmış, bugün Mevlânâ'ya ait olmadığı kabul edilmektedir. Konuk, esas aldığı nüshanın bir cildini reddederek metin tenkidi yapmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞITahirü’l-Mevlevî (Tahir Olgun)Aynı mürşide, Mehmed Esad Dede’ye bağlı olan diğer Mesnevî şârihidir.TALEBESİ / HALİFESİMehmed Zekâi Dede EfendiDârüşşafaka'da talebe iken okulun mûsiki muallimi olarak ders aldığı, mezuniyetinden sonra da meşke devam ettiği hocası. Zekâi Dede'nin yetiştirdiği en meşhur talebeler arasında sayılır.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIAhmed Amiş EfendiFâtih türbedarı; mürşidi olmamakla birlikte kendisiyle tasavvufî sohbetler yapmış, bu sohbetlerden beşini Ahmed Avni Konuk yazıya geçirmiştir.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞITahirü’l-Mevlevî (Tahir Olgun)Mehmed Esad Dede'nin derslerinde temayüz eden üç öğrenciden biri; diğerleri Ahmed Avni Konuk ve Abdülhay (Öztoprak) Efendi'dir.ETKİLEDİĞİHacı İmdâdullah TehânevîBir risâlesini Türkçe'ye çevirdiği, Mesnevî şerhini yazarken hâşiyesinden yararlandığı ve Hintli Mesnevî şârihlerine bu kitap vasıtasıyla ulaştığını söylediği Çiştî şeyhi.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIRauf Yektâ BeyGençlik yıllarında birlikte çalıştığı, Zekâi Dede'nin talebelerinden mûsikişinas.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeMerkez Efendi Mezarlığı6 Mart 1938'de vefatının ardından defnedildiği kabristan. Sâdık Vicdânî de aynı kabristandadır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.İstanbul · TürkiyeDârüşşafakaDokuz on yaşlarında yetim kaldıktan sonra girip 1890'da mezun olduğu mektep; mûsiki muallimi Eyyûbî Zekâi Dede'den ilk derslerini burada aldı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.İstanbul · TürkiyeGalata İttihat Postahanesi1890'da memur olarak tayin edildiği ve kırk üç yıl sürecek posta teşkilâtı memuriyetine başladığı yer. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.İstanbul · TürkiyeÇayırlı MedreseMürşidi Mesnevîhan Selânikli Mehmed Esad Dede'nin hücresinde ders verdiği medrese; Tâhirülmevlevî ve Abdülhay Öztoprak ile birlikte burada okudu. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.İstanbul · TürkiyeFâtih CamiiSohbetlerine katıldığı Fâtih türbedarı Ahmed Amiş Efendi'nin bulunduğu yer; Gölpınarlı, Konuk'un bu sohbetlerde tuttuğu notların kendisinde olduğunu kaydeder. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.İstanbul · TürkiyeFındıkzâde TaşkasapMeşkhâne haline getirilmiş bir kahvehanede Hacı Kirâmî Efendi'den mûsiki meşkettiği semt. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.Konya · TürkiyeKonya Mevlânâ Müzesi KütüphanesiMesnevî şerhi (nr. 4740-4773), Fusûs şerhi (nr. 3853-3880) ve diğer birçok eserinin yazma nüshalarının bulunduğu kütüphane. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.İstanbul · TürkiyeYüksek Mühendis Mektebi (İTÜ)1933'teki emekliliğinden sonra Posta ve Telgraf Yüksek Mektebi ile birlikte ders verdiği kurum. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.İstanbul · TürkiyeAhmed Avni Konuk TürbesiZiyaretgâh kaydı Kaynakta “AHMED AVNİ KONUK EFENDİ EL-MEVLEVİ” adıyla, MEVLEVİYYE çevresinde, ZEYTİNBURNU/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi MERKEZEFENDİ HZ.'NİN YAKININDAKİ KAPIDAN KABRİSTANA GİRİNCE 30 METRE KADAR İLERİDE İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 4 MUHARREM 1357 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Konuk, Ahmet Avni”, c. 26
  2. [2]Abdülbaki Gölpınarlı, Katalog, III, 149
  3. [3]Kişi kartı kaynak paketi — Ahmed Avni Konuk
  4. [4]Hatırat / İstanbul Ziyaretgâhları uygulaması, sürüm 1.0.5 — çıkarılmış veri kümesi
Ortak kaynak kataloğunu aç →