Ara
Menü

Rauf Yektâ Bey

Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Türk müzikolojisinin ve bugün kullanılan Türk mûsikisi nazariyat sisteminin temelini atan araştırmacı; Yenikapı Mevlevîhânesi'nin son neyzenbaşılarından, dört yüz civarında makale ve on sekiz ciltlik nota külliyatının arkasındaki isim.

Doğum
1871
Vefat
1935
Unvan
Musiki nazariyatçısı, neyzen, yazar ve repertuvar araştırmacısı

Doğumu ve ailesi

5 Muharrem 1288 (26 Mart 1871) tarihinde İstanbul Aksaray'da Muhtesip Karagöz mahallesinde — bugün İstanbul Belediye Sarayı'nın giriş kapısının bulunduğu yerde — doğdu. Asıl adı Mehmed Rauf'tur; Reîsülküttâbzâdeler diye anılan bir aileden gelir. Babası Harbiye Nezâreti Mektûbî Seraskerî Kalemi birinci mümeyyizi Ahmed Ârif Bey, annesi İkbal Hanım'dır.

Üç dört yaşlarındayken annesini, yedi yaşında babasını kaybetti; vasîliğini İstanbul'un tanınmış ailelerinden Altûnîzâdeler üstlendi.

Memuriyet ve “Yektâ” mahlası

Simkeşhâne İbtidâî Mektebi'nin ardından Aksaray'daki Mahmûdiyye Rüşdiyesi'ni 28 Temmuz 1884'te bitirdi ve on gün sonra Dîvân-ı Hümâyun Kalemi'nde kâtip yardımcılığıyla memuriyete başladı — on üç yaşındaydı. Fransızca için girdiği Lisan Mekteb-i Âlîsi'nden dört yıl sonra mezun oldu; özel hocalardan Arapça ve Farsça öğrendi.

Dîvân-ı Hümâyun'da hat derslerine devam edip icâzet aldı. “Yektâ” mahlasını hat hocası Nâsih (Nasûhî) Efendi verdi. Memuriyeti basamak basamak yükseldi; 1922'deki düzenleme sonunda Dîvân-ı Hümâyun beylikçi muavinliğinden emekli edildi.

Mûsiki tahsili

İlk mûsiki meşklerine 1885'te, yedi yıldan fazla öğrencisi olduğu Zekâi Dede'den dinî eserler geçerek başladı. Beylerbeyi Camii başmüezzini Osman Efendi'den dinî eserler ve özellikle na'tlar meşketti; Batı notası öğrettiği Zekâizâde Hâfız Ahmed (Irsoy) ve Bolâhenk Nûri Bey'den aldığı derslerle repertuvarını zenginleştirdi.

Nazariyat çalışmalarına 1889'da Galata Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Atâullah Dede ile başladı, Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Celâleddin Dede ile sürdürdü; ondan tambur da öğrendi. Ses fiziği ve akustik konusunda Sâlih Zeki Bey'den faydalandı, Batı müziğini ve literatürünü inceleme imkânı buldu. Bu birikim sonraki teliflerinin temelini oluşturdu.

Mevleviyye ve neyzenbaşılık

1886'da Kasımpaşa Mevlevîhânesi şeyhi Seyyid Ali Rızâ Dede tarafından sikkesi tekbirlenerek Mevleviyye'ye intisap etti; daha sonra Şeyh Mehmed Atâullah Dede'den ikinci defa sikke">sikke giydi.

İlk ney derslerini Galata Mevlevîhânesi dervişlerinden Sabri Dede ile Hacı Ali Dede'den aldı, Yenikapı neyzenbaşısı Cemal Dede ile sürdürdü; 1894'ten sonra şah ney üflemeye başladı. Uzun süre mevlevîhânelerdeki mutrip heyetlerinde neyzenlik yaptı. Yenikapı Mevlevîhânesi neyzenbaşısı Hilmi Dede'nin ölümü üzerine 1922'de aynı mevlevîhânenin neyzenbaşılığına tayin edildi ve tekkeler kapatılıncaya kadar üç yıl bu görevi sürdürdü.

Nazariyatı yeniden kurması

X. yüzyıldan bu yana İslâm dünyasında, XV. yüzyıldan sonra da Osmanlı sahasında yazılan mûsiki nazariyatı eserlerini inceleyerek, uzun süredir üzerinde pek durulmayan nazariyat kavramını yeniden gündeme getirdi.

Kendisinden önce Mehmed Atâullah Dede, Mehmed Celâleddin Dede ve Bahâriye Mevlevîhânesi şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede perdeler, aralıklar, makamlar ve usuller üzerinde araştırma yapmış, fakat bunları yazılı eser hâline getirme fırsatı bulamamışlardı; elde ettikleri bilgileri öğrencileri Rauf Yektâ ve Mehmed Suphi beylere aktardılar.

Sonraki yıllarda aralarına Hüseyin Sadettin Arel'i de alan Rauf Yektâ ve Mehmet Suphi Ezgi, nazariyat çalışmalarını genişletip yayımlayarak bugünkü Türk mûsikisi sisteminin ilk adımlarını oluşturdular. Bugün Türk mûsikisi nota yazısına temel alınan, bir 8'li içinde 24 eşit olmayan aralığın yer aldığı 25 perdeli sistemin ilk teorik açıklamasını Rauf Yektâ Bey yapmıştır.

Hocalıkları

1913'te Istılâhât-ı İlmiyye Encümeni üyesi oldu. Dârülelhân'ın kuruluşundan (1917) Alaturka Bölümü'nün lağvına kadar (1926) burada Türk mûsikisi nazariyatı ve Şark mûsikisi tarihi okuttu; Medresetü'l-eimme ve'l-hutabâ'da mûsiki dersleri verdi. 1926'dan vefatına kadar İstanbul Konservatuvarı Tarihî Türk Mûsikisi Eserlerini Tasnif ve Tesbit Heyeti başkanlığında bulundu.

Yetiştirdikleri arasında Kemal Batanay, Sadettin Heper, Burhâneddin Ökte, Gavsi Baykara, Âsaf Hâlet Çelebi, Mesut Cemil Tel, Halil Can, Mehmet Suphi Ezgi, Mehmet Emin Yazıcı, Zeki Ârif Ataergin, Suphi Ziya Özbekkan, Ruşen Ferit Kam ve Vecihe Daryal sayılmalıdır.

Mûsiki yazarlığı

Telifleri ve mûsikiyle ilgili hemen her konuda kaleme aldığı 400 civarında makale ile kendini mûsiki çevrelerine kabul ettirdi. 6 Nisan 1898 tarihli İkdam'da yayımlanan “Osmanlı Mûsikisi Hakkında Birkaç Söz” ile başladığı yazarlığa ses fiziğini ve ilmî üslûbu getirdi. Ahmed Midhat Efendi, Zâti Bey (Arca), Nûri Şeydâ ve Mahmut Ragıp (Gazimihal) gibi yazarlarla girdiği tartışmalar dönemin ciddi polemikleri arasındadır.

Paris'te Jules Combarieux'nün Revue musicale'inde 1907-1908 arasında makaleleri, Monde musicale'de inceleme ve araştırmaları çıktı. 8 Mart – 11 Nisan 1932 tarihleri arasında Kahire'de toplanan Arap Mûsikisi Kongresi'ne Mesut Cemil ile birlikte katıldı.

Bestekârlığı

Çalışmalarının önemli kısmını araştırmalara ayırdığından bestekârlıkla fazla meşgul olamadı. Buna rağmen peşrev, kâr, beste, ağır semâi, saz semâisi, şarkı, marş, Mevlevî âyini, tekbir ve ilâhi formlarında elli civarında eser besteledi; bestelerinde klasik üslûp hâkimdir.

Mehmed Âkif Ersoy'un İstiklâl Marşı'nı da bestelemiştir. Yenikapı Mevlevîhânesi'nde neyzenbaşı iken bestelediği yegâh âyini bu formun örnek eserlerindendir. Abdülhak Hâmid'in “Allāhü ekber Allāhü ekber / Kāim onunla mihrâb u minber” mısralarıyla başlayan manzumesine, kendi buluşu olan zafer usulüyle rast makamında yaptığı ve “millî tekbir” adını verdiği beste orijinal bir çalışmadır. Mâhur peşreviyle bayatî-araban saz semâisi de seçkin saz eserleri arasındadır.

Vefatı

Yakalandığı tifo hastalığından kurtulamayarak 8 Ocak 1935'te Beylerbeyi'nde vefat etti; Kuzguncuk'taki Nakkaştepe Mezarlığı'na defnedildi.

1934 sonlarında radyolardan Türk mûsikisinin kaldırılmasından duyduğu üzüntüyle hastalığının şiddetlendiği ve defni sırasında Cemal Reşit Rey'in Ruşen Ferit Kam ile Mesut Cemil'e “Mûsiki şehidi oldu” dediği nakledilir.

Ölümü üzerine Abdülbaki Gölpınarlı yedi ayrı tarih mısraı yazdı; ikisi şöyledir: “Raûf Yektâ'yı kaybettik bu yıl hay” (1353) ve “Kutb-i nâyî ney gibi hâmûş oldu el-meded.”

Kütüphanesi

El yazması, nota, mûsiki belgeleri ve eserlerinden oluşan zengin bir kütüphanesi vardı; içinde nâdir el yazması mûsiki eserleri de bulunuyordu. Ölümünden sonra bir kısım el yazması kitabı kaybolmuş, matbu kitapları Süleymaniye Kütüphanesi'ne bağışlanmıştır. Kütüphane ve koleksiyonundan kalanların büyük kısmı torunu Yavuz Yektay'dadır.

Hassas kişiliğinin yanı sıra nezaketi ve alçak gönüllülüğüyle bir İstanbul efendisi olarak bilinirdi. Bakırköy Zuhuratbaba'da bir sokağa adı verilmiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Hayatından kayıtlar

İlk 4 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“Mûsiki şehidi oldu”

Radyolardan Türk mûsikisinin kaldırılması ve ardından gelen ölüm.

Metni gösterMetni daralt

1934 yılı sonlarında radyolardan Türk mûsikisinin kaldırılmasından duyduğu üzüntüyle hastalığının şiddetlendiği nakledilir. 8 Ocak 1935'te tifodan vefat etti; defni sırasında Cemal Reşit Rey'in Ruşen Ferit Kam ve Mesut Cemil'e “Mûsiki şehidi oldu” dediği rivayet edilir.

Çerçeve. Sözün sahibi, Batı müziği tarafının en tanınmış bestekârlarındandır; bu yüzden ifade bir taraf tutma değil, dönemin kültür politikasının bir insan üzerindeki karşılığına yapılmış bir tanıklıktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Rauf Yektâ Bey”, c. 34, s. 468-470.
BİYOGRAFİK KAYIT

Yazılmamış bilgiyi devralması

Üç mevlevîhâne şeyhinin kitaba dökemediği araştırmaların ona aktarılması.

Metni gösterMetni daralt

Mehmed Atâullah Dede, Mehmed Celâleddin Dede ve Hüseyin Fahreddin Dede; Türk mûsikisi tarihi, perdeler, aralıklar, makamlar ve usuller üzerinde araştırma yapmışlar, fakat bunları yazılı eser hâline getirme fırsatı bulamamışlardı. Elde ettikleri bilgileri öğrencileri Rauf Yektâ ve Mehmed Suphi beylere aktardılar.

Çerçeve. Bugünkü Türk mûsikisi nazariyatının, tekke içinde şifahî kalmış bir birikimin son anda yazıya geçirilmesiyle kurulduğu anlamına gelir. Rauf Yektâ'nın kendi teliflerinin de çoğunun yarım kalmış olması bu tabloyu ikinci kez tekrarlar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Rauf Yektâ Bey”, c. 34, s. 468-470.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kaybolan yazmalar

Ölümünden sonra kütüphanesinin dağılması.

Metni gösterMetni daralt

El yazması, nota ve mûsiki belgelerinden oluşan zengin bir kütüphanesi vardı; içinde nâdir el yazması mûsiki eserleri bulunuyordu. Ölümünden sonra bir kısım el yazması kitabı kaybolmuş, matbu kitapları Süleymaniye Kütüphanesi'ne bağışlanmıştır. Kalanların büyük kısmı torunu Yavuz Yektay'dadır.

Çerçeve. Aynı âkıbet teliflerinde de görülür: Esâtîz-i Elhân serisinin yayımlayamadığı “Safiyyüddin Urmevî” ve “Hacı Ârif Bey” bölümleri bugün Murat Bardakçı'dadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Rauf Yektâ Bey”, c. 34, s. 468-470.
BİYOGRAFİK KAYIT

Hat hocasının verdiği ad

Dîvân-ı Hümâyun'da hat icâzeti ve “Yektâ” mahlası.

Metni gösterMetni daralt

Dîvân-ı Hümâyun'daki memuriyeti sırasında hat derslerine devam edip icâzet aldı. Hocası Nâsih (Nasûhî) Efendi kendisine “Yektâ” mahlasını verdi — bugün adının ayrılmaz parçası olan kelime, mûsikiden değil hattan gelir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Rauf Yektâ Bey”, c. 34, s. 468-470.

Eserleri ve metinleri

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

La musique turque

Paris'te yayımlanan, Türk mûsikisini Batı'ya tanıtan 120 sayfalık monografi.

Metni gösterMetni daralt

Türkçe kaleme alıp sonra Fransızca'ya çevirdiği bu monografide Türk mûsikisi tarihinin nazarî ve amelî konuları örneklerle anlatılmıştır. Paris'te bir ansiklopedide yayımlanmış olması, Türk mûsikisinin Batı literatürüne ilk ciddi girişidir.

Türkçe tercümesi Orhan Nasuhioğlu tarafından önce Musiki Mecmuası'nda tefrika edilmiş, ardından Türk Musikisi adıyla kitap hâlinde neşredilmiştir (İstanbul 1986).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Rauf Yektâ Bey, “La musique turque”, Encyclopédie de la musique et dictionnaire du conservatoire, Paris 1922, s. 2945-3064.
TARİHÎ KAYIT

Esâtîz-i Elhân

Zekâi Dede, Abdülkādir-i Merâgī ve Dede Efendi üzerine üç cüz; serinin gerisi yayımlanamadı.

Metni gösterMetni daralt

Üç cüz yayımlanabildi: Hâce Zekâî Dede Efendi, Hâce Abdülkādir-i Merâgī ve Dede Efendi. Nuri Akbayar tarafından tekrar yayımlanmıştır.

Seri olarak tasarladığı çalışmanın neşredemediği “Nâyî Osman Dede”, “Safiyyüddin Urmevî” ve “Hacı Ârif Bey” bölümlerinden son ikisi bugün Murat Bardakçı'dadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Rauf Yektâ Bey, Esâtîz-i Elhân, I-III, İstanbul 1318-1341 (yeni nşr. Nuri Akbayar, İstanbul 2000).
TARİHÎ KAYIT

Türk Musikisi Klasiklerinden Mevlevî Âyinleri

Kırk bir âyinlik on üç ciltlik seri; ilk dördünü kendisi hazırladı.

Metni gösterMetni daralt

İstanbul Konservatuvarı Tarihî Türk Mûsikisi Eserlerini Tasnif ve Tesbit Heyeti'nin neşrettiği külliyatın en kapsamlı bölümü. Kırk bir âyin içeren serinin ilk dört cildinin (VI-IX) hazırlanışında bulunabildi; vefatından sonra diğer ciltler Ahmet Irsoy, Suphi Ezgi ve Mesut Cemil tarafından hazırlandı.

Aynı külliyat içinde İlâhîler (I-III, 1931-1933) ve Bektaşî Nefesleri (IV-V, 1933) ciltleri de yer alır. Rauf Yektâ Bey'in bu neşirlerde kaleme aldığı tarihî ve biyografik bilgiler ayrı bir önem taşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Türk Musikisi Klasiklerinden Mevlevî Âyinleri, VI-XVIII, İstanbul 1934-1939.
TARİHÎ KAYIT

Türk Mûsikisi Nazariyatı ve Şark Mûsikîsi Târihi

Dârülelhân ders notlarından doğan, ikisi de yarım kalmış iki kitap.

Metni gösterMetni daralt

Türk Mûsikisi Nazariyatı Dârülelhân'daki hocalığı sırasında okuttuğu ders notlarından ibarettir; ancak 152 sayfası yayımlanabilmiştir. Doksan üç sayfası Gönül Paçacı'nın çevrim yazısıyla Mûsikişinas dergisinde neşredilmiştir.

Şark Mûsikîsi Târihi'nin ise yalnız altmış dört sayfası yayımlanabildi. İkisi de, kütüphanesinin âkıbeti gibi, yarım kalmış işlerdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Rauf Yektâ Bey, Türk Mûsikisi Nazariyatı, İstanbul 1343/1924; Şark Mûsikîsi Târihi, İstanbul 1343/1924.
TARİHÎ KAYIT

Dârülelhân Külliyâtı

180 klasik eserin yaprak nota hâlinde neşri; ayrıca Anadolu halk şarkıları derlemeleri.

Metni gösterMetni daralt

İlk 120'si Arap harfleriyle olmak üzere toplam 180 klasik Türk mûsikisi eserinin yaprak nota hâlinde yayımıdır; notaların yanı sıra mûsiki bilgileri de yer alır. “İfâde-i Mahsûs” ve “İhtâr-ı Mahsûs” başlıklı yazıların ona ait olması kuvvetle muhtemeldir.

1926'dan sonra başlatılan Anadolu folkloruna yönelik derleme gezilerine önemli katkıları oldu; “Dârülelhân Külliyatı” adıyla neşredilen Anadolu halk şarkıları serisinin ilk iki fasikülünü hazırladı. Ayrıca Selim Nüzhet (Gerçek) ile Gülme Komşuna adlı orta oyununu yayımlamış, oyundaki tiplemelere ait on yedi oyun havasını notaya almıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Dârülelhân Külliyâtı, İstanbul (tarihsiz); Anadolu halk şarkıları serisi, İstanbul 1926.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

24 aralıklı ses sistemi

Bir 8'li içinde 24 eşit olmayan aralık, 25 perde.

Metni gösterMetni daralt

Bugün Türk mûsikisinde kullanılan nota yazısına temel alınan sistem, bir 8'li (oktav) içinde 24 eşit olmayan aralığın yer aldığı 25 perdeye dayanır. Bu sistemin ilk teorik açıklamasını Rauf Yektâ Bey yapmıştır.

Batı müziğinin eşit taksimatından ayrılan bu yapı, makam mûsikisinin küçük perde farklarını (koma) yazıya geçirebilmek içindir. Sonradan Suphi Ezgi ve Hüseyin Sadettin Arel'in katkılarıyla bugünkü hâlini almıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Rauf Yektâ Bey, “La musique turque”, Encyclopédie de la musique…, Paris 1922, s. 2945-3064.
TARİHÎ KAYIT

Neyzenbaşılık

Mevlevîhâne mutrip heyetinin ney kısmının başı.

Metni gösterMetni daralt

Mevlevîhânelerde âyin icra eden mutrip heyetinin ney bölümünün sorumlusudur. Rauf Yektâ Bey, 1922'de Yenikapı Mevlevîhânesi neyzenbaşısı Hilmi Dede'nin ölümü üzerine bu göreve tayin edildi ve tekkeler kapatılıncaya kadar üç yıl sürdürdü — Yenikapı'nın son neyzenbaşısıdır.

1894'ten sonra şah ney üflemeye başlamıştı; dönemin önemli neyzenleri arasında sayılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Rauf Yektâ Bey”, c. 34, s. 468-470.
TARİHÎ KAYIT

Zafer usulü

Kendi buluşu olan usul; “millî tekbir” bu usulle bestelendi.

Metni gösterMetni daralt

Abdülhak Hâmid'in “Allāhü ekber Allāhü ekber / Kāim onunla mihrâb u minber” mısralarıyla başlayan manzumesini, kendi buluşu olan zafer usulüyle rast makamında besteledi ve esere “millî tekbir” adını verdi.

Yeni bir usul icat etmek klasik Türk mûsikisinde nâdirdir; bu yüzden eser orijinal bir çalışma sayılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Rauf Yektâ Bey”, c. 34, s. 468-470.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeYenikapı MevlevîhânesiŞeyh Mehmed Celâleddin Dede ile nazariyat çalıştığı, neyzenlik yaptığı ve 1922'de neyzenbaşılığına tayin edildiği dergâh; yegâh âyinini burada besteledi. Tekkeler kapatılıncaya kadar üç yıl bu görevde kaldı.İstanbul · TürkiyeGalata Mevlevîhânesi1889'da Şeyh Mehmed Atâullah Dede ile nazariyat çalışmalarına başladığı yer; ilk ney derslerini buranın dervişlerinden Sabri Dede ve Hacı Ali Dede'den aldı, ikinci sikkesini de Atâullah Dede'den giydi.İstanbul · TürkiyeKasımpaşa Mevlevîhânesi1886'da Şeyh Seyyid Ali Rızâ Dede tarafından sikkesi tekbirlenerek Mevleviyye'ye intisap ettiği dergâh. İlişkili kişi dosyası Rauf Yektâ Bey : Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Zekâi Dede'nin talebesi; Mevlevî çevrelerde ney ve nazariyat öğrenen, tarihî repertuvarı tasnif eden ve Türk musikisini modern araştırma yöntemleriyle açıklayan öncü yazardır.İstanbul · TürkiyeAksaray, Muhtesip Karagöz mahallesi26 Mart 1871'de doğduğu yer; bugün İstanbul Belediye Sarayı'nın giriş kapısının bulunduğu nokta. İlişkili kişi dosyası Rauf Yektâ Bey : Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Zekâi Dede'nin talebesi; Mevlevî çevrelerde ney ve nazariyat öğrenen, tarihî repertuvarı tasnif eden ve Türk musikisini modern araştırma yöntemleriyle açıklayan öncü yazardır.İstanbul, Kuzguncuk · TürkiyeNakkaştepe Mezarlığı8 Ocak 1935'te Beylerbeyi'nde vefatının ardından defnedildiği mezarlık. İlişkili kişi dosyası Rauf Yektâ Bey : Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Zekâi Dede'nin talebesi; Mevlevî çevrelerde ney ve nazariyat öğrenen, tarihî repertuvarı tasnif eden ve Türk musikisini modern araştırma yöntemleriyle açıklayan öncü yazardır.İstanbul · TürkiyeDârülelhân1917'deki kuruluşundan Alaturka Bölümü'nün lağvedildiği 1926'ya kadar Türk mûsikisi nazariyatı ve Şark mûsikisi tarihi okuttuğu kurum; sonradan İstanbul Konservatuvarı adını aldı. İlişkili kişi dosyası Rauf Yektâ Bey : Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Zekâi Dede'nin talebesi; Mevlevî çevrelerde ney ve nazariyat öğrenen, tarihî repertuvarı tasnif eden ve Türk musikisini modern araştırma yöntemleriyle açıklayan öncü yazardır.Kahire · MısırKahire (Arap Mûsikisi Kongresi)8 Mart – 11 Nisan 1932 tarihleri arasında toplanan kongreye Mesut Cemil ile birlikte katıldı; oradaki otuz makalesi Mutâle'ât ve ârâ' adıyla kitaplaştı. İlişkili kişi dosyası Rauf Yektâ Bey : Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Zekâi Dede'nin talebesi; Mevlevî çevrelerde ney ve nazariyat öğrenen, tarihî repertuvarı tasnif eden ve Türk musikisini modern araştırma yöntemleriyle açıklayan öncü yazardır.İstanbul · TürkiyeBeylerbeyiVefat ettiği semt. Ayrıca gençliğinde Beylerbeyi Camii başmüezzini Osman Efendi'den dinî eser ve na't meşketmişti. İlişkili kişi dosyası Rauf Yektâ Bey : Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Zekâi Dede'nin talebesi; Mevlevî çevrelerde ney ve nazariyat öğrenen, tarihî repertuvarı tasnif eden ve Türk musikisini modern araştırma yöntemleriyle açıklayan öncü yazardır.Halep · SuriyeHalep1894'te kısa süreliğine gittiği şehir; dönüşünde Dîvân-ı Hümâyun'daki vazifesine yeniden başladı. İlişkili kişi dosyası Rauf Yektâ Bey : Rauf Yektâ Bey (1871-1935), Zekâi Dede'nin talebesi; Mevlevî çevrelerde ney ve nazariyat öğrenen, tarihî repertuvarı tasnif eden ve Türk musikisini modern araştırma yöntemleriyle açıklayan öncü yazardır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Rauf Yektâ Bey”, c. 34, s. 468-470
  2. [2]Rauf Yektâ Bey, “La musique turque”, Encyclopédie de la musique…, Paris 1922, s. 2945-3064
  3. [3]Rauf Yektâ Bey, “La musique turque”, Encyclopédie de la musique et dictionnaire du conservatoire, Paris 1922, s. 2945-3064
  4. [4]Rauf Yektâ Bey, Esâtîz-i Elhân, I-III, İstanbul 1318-1341 (yeni nşr. Nuri Akbayar, İstanbul 2000)
  5. [5]Türk Musikisi Klasiklerinden Mevlevî Âyinleri, VI-XVIII, İstanbul 1934-1939
  6. [6]Rauf Yektâ Bey, Türk Mûsikisi Nazariyatı, İstanbul 1343/1924; Şark Mûsikîsi Târihi, İstanbul 1343/1924
  7. [7]Dârülelhân Külliyâtı, İstanbul (tarihsiz); Anadolu halk şarkıları serisi, İstanbul 1926
  8. [8]TDV İslâm Ansiklopedisi: Osman Dede (Nâyî), Itrî Efendi (Buhûrîzâde), İsmâil Dede Efendi (Hammâmîzâde), Zekâi Dede ve Rauf Yektâ Bey maddeleri; Mevlevîlik ve Müzik kaynak paketi
  9. [9]Kişi kartı kaynak paketi — Rauf Yektâ Bey
Ortak kaynak kataloğunu aç →