HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Bu metin, Cerrâhî silsile arşivindeki kişi dosyasının tamamı esas alınarak paragraf ve manzume düzeni korunmak suretiyle hazırlanmıştır. Gelenek içi menkıbeler tarihî kayıtlarla aynı kesinlikte değerlendirilmez.
Hayatı ve silsiledeki yeri
Hazreti Şeyh Köstendilli Ali Alâaddin Efendi
Kaynaklarda hayatı hakkında detaylı bilgilere sahip olamadığımız Köstendilli Ali Alâeddin Efendi h. 1053-54 (1643-44) tarihinde günümüz Bulgaristan sınırları içinde bulunan Köstendil’de (Sofya yakınlarında) doğdu. İsmi Ali, mahlasları Alâeddîn’dir. Köstendilli’nin soyu Hz. Ömer’e dayanır. Naklî ve aklî ilimleri Köstendil’de tamamlayıp hadis ilminde mütebahhir bir âlim olduktan sonra Lofça’ya gitmiş, Halvetî-Hayâtiyye gibi Rumeli’de yaygın tarikatlardan biri olan Halvetî-Ramazâniyye’nin Şeyhlerinden Fâzıl Ali Lofçavî’ye (ö. 1095/1683) intisap etmiş ve irşad icâzeti almıştır. Öte yandan sünnî ve müteşerrî bir velî olarak bâtında Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî’ye müntesiptir. Köstendilli’nin âilesi hakkında bilgiler, Fazıl Ali Lofçavî’nin halifelerinden Seyyid Abdülaziz Efendi’nin damadı, eşinin isminin de Havva Bacı Hatun olduğundan ibarettir. Kayınpederi Seyyid Abdülaziz Efendi, 1120’de (1708) vefat ederek Üsküdar’a defnedilmiştir.
Hz. Köstendilli’nin tarikat silsilesi şöyledir:
Seyyid Yahyâ ŞIrvânî Muhammed Erzincânî Tâceddin İbrahim Kâmil Kayseri Alâeddin Uşşâkî Şemseddin Ahmed Marmaravî İzzeddin Ali Karamânî Kasım Çelebi Muhyiddin Muhammed Karahisârî Ramazan-ı Mahfî Mestçi Ali er-Rûmî Mestçizâde İbrahim er-Rûmî Debbâğ Ali er-Rûmî Fazıl Ali Lofçavî Ali Alâeddin Köstendîli
Köstendilli Ali Alâaddin Efendi, Halvetî-Ramazâniyye yolunda erkân icrâ etmesinin yanında Köstendil müftülüğü de yapmıştır. Bu sebeple mâhiyette bir tavırda farklı zâhir- bâtın yollarını birleştiren muhakkik bir meşrebe sahiptir.
Köstendil’den İstanbul’a teşrîf ederek, Cerrâhî meşâyihinden İbrahim Fahreddin Efendi’ye göre önce Yedikule civârındaki Hacı Evhad (Hacı Evhadüddin) dergâhında Abdülahad Nûrî (ö. 1061/1651) halîfelerinden Halvetî-Sivâsî Kutup Hüseyin Efendi’nin (ö. 1105/1693) vefatının akabinde yerine postnişin olmuştur. Böylelikle dergâh Halvetî-Sivâsiyye’den sonra bir müddet Halvetî-Ramazâniyye’ye intikal etmiştir. Köstendilli’nin İstanbul’a yerleşmesi hakkında kaynaklarda farklı tarihler bulunmakla birlikte, Ibrahim Fahreddin Efendi’nin söz konusu rivayeti ve Köstendilli halifesi Nureddîn Cerrâhî’nin Mısır-Kâhire Mevleviyeti’ne (Başkadılığına) tayin tarihi olan h. 1108’den (1696) öncesinde İstanbul’a gelmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Zira Hz. Cerrâhî, bu tarihten önce Şeyhine intisap etmiş ve başkadılık görevine gitmeyi reddetmiştir.
İbrahim Fahreddin Efendi, Köstendilli’nin Hacı Evhad tekkesinden ulemânın teveccühü ve padişah irâdesiyle Köstendil müftülüğüne tayin edildişini, müftülüğün yanı sıra Köstendil’de kendi nâmına inşâ ettirdiği bir tekkede şeyhlik yaptığını kaydetmektedir. Şeyh Ali Alâaddin Efendi’nin Hacı Evhad ve Köstendilli tekkelerinden sonra müftülüğü bırakarak Şeyhlik yaptığı üçüncü tekke Üsküdar Selâmi Ali Efendi tekkesidir. İbrahim Fahreddin Efendi ve Hüseyin Vassâf’a göre Köstendilli’nin bu tekkeye tayini, şeyhülharem ve Dârü’s-saâde ağası (Hacı) Beşir Ağa’nın (ö. 1159/ 1746)15, Köstendil’den hac için Medîne’ye gelen Şeyh Ali Alâaddin Efendi ile Hz. Peygamber’in hücre-i saaâdetlerinde karşılaşması ve hac dönüşü Beflir Ağa’nın garip olayı Sultan III. Ahmed’e bildirmesinden sonradır.
Hüseyin Vassâf’ın diliyle Beşir Ağa’nın şâhid olduğu olay şöyledir:
“Dârü’s-saâde ağası Koca Beşir Ağa, Medîne-i Münevvere’de Şeyhu’l-Harem iken bir vak’aya şâhid olmuştu. O da, Köstendil müftüsü huzûr-ı saâdete gelip dâimâ tahkîk-i ahâdîs (hadisleri tahkîk) eder imiş. Beşir Ağa, Der-saâdet’e dönüşünde Sultan III. Ahmed’in huzûruna kabûl olunarak, orada gördüğü garip ahvâlden bahs ederken, “Efendim, Harem-i Şerîf’in geceleri kapıları kapandıktan sonra, bir mübârek zât Hz. Peygamber’e muvâcehe penceresinin önüne doğru gelip, iki üç gecede bir muvâcehede bulunurdu. Bir müddet sonra geri dönerdi. Dönüş esnasında da gözden nihân olurdu. Bu, merâkımı mûcîb oldu. Bir gece bekledim, yine geldi, geri dönerken karşıladım, kim olduğunu sordum. Köstendil Müftüsü olduğunu, hadisleri tahkîk için huzûr-ı saâdete gelip gittiğini (yatsı namazına Köstendil’de hâzır olacağını) söyledi.” dedikte pâdişâh, “Bu zâtı İstanbul’a dâvet edelim, görüşeyim” diye ârzuladı. Şeyhu’l-islâm Efendi vâsıtasıyla vukû bulan davet üzerine Köstendil’den Der-saâdet’e teşrîf buyurmuşlardır.”
Hüseyin Vassâf’a göre İstanbul’a gelip Lâle devrinin meşhur Şeyhülislâmı Yeni Şehirli Abdullah Efendi (ö. 1156/1743)18 ile görüşen Köstendilli, kendisine padişah tarafından maaş tahsîs edildiğini duyduğunda, beytü’l-mâlden maaş almanın mesleğine muvâfık olmadığını ve tekrar Köstendil’e geri dönmek için kendisine müsâade edilmesini istemiştir. Şeyhülislâm’ın durumu bildirmesi üzerine, Sultan III. Ahmed bir tekke meşihatinin kendisine tevcîh edilmesi gerektiğini fermân buyurmuş, Köstendilli akabinde hâlihazırda meşihatlik makamı boş bulunan Üsküdar Selâmi Ali Efendi dergâhında postnişin olmuştur.
Köstendilli eliyle Hacı Evhad dergâhı Halvetî-Sivâsiyye’den Halvetî-Ramazâniyye’ye geçtiği gibi, Selâmî Ali Efendi dergâhı da Celvetîlikten Ramazâniliğe intikal etmiştir. Şakâyık zeyli müellifi Fındıklılı İsmet Efendi’ye göre, Köstendilli önce Üsküdar’da bir konakta tedrîs ve teslîk faaliyetinde bulunmuşlar, sonrasında h. 1143’te (1730) hall olunan Selâmi Ali Efendi Celvetî tekkesi postnişinliğine tayin edilmişlerdir. H. 1133 (1720) tarihinden itibâren Köstendilli’nin görev yaptığı üçüncü tekke Selâmi Ali Efendi tekkesidir.
Köstendilli gibi vahdet-i vücûd tavrıyla ön plana çıkan Celvetî Şeyh Selâmi Ali Efendi’nin (ö. 1104/1692) tahmînen h. 1087’de (1677) ilk yaptırdığı, Üsküdar Toygartepesi, Selâmsız semti Selâmi Ali Mahallesi (fermanda Solak Sinan Mahallesi) Kâtibim Azîz Bey Sokağı’ndaki tekkedir. Tekkenin ilk Şeyhi, Selâmi Ali Efendi’nin halifesi Kütahyalı Celvetî Şeyh Fenâî Ali Efendi’dir (ö. 1158/1745). H. 1126’da (1714) tekke meşîhatliğini terk etmiştir. Yerine Köstendilli’nin tayin fermanı dikkate alınırsa Mehmed b. Sun’ullah adında yeni bir Şeyh tayin edildiği ileri sürülebilir. Mehmed b.
Sun’ullah’ın vefatı üzerine tekke Şeyhliği bir süre boş kalmıştır. Köstendilli Ali Alâaddin Efendi, Mehmed b. Sun’ullah’tan sonra tekkenin üçüncü Şeyhidir. Burada göreve başlangıç tarihi h. 1133’den (1720) vefat tarihi h. 1143’e (1730) kadar yaklaşık on yıl âyîn-i tarîkat icrâ etmiştir.
Doksan yaşlarında irtihal eden Şeyh Köstendilli’nin cenâzesi Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi’nden kaldırıldıktan sonra görev yaptığı Selâmi Ali Efendi tekke hazîresine defnedilir. Köstendilli’nin yerine Pazarbaşı Şeyh el-Hac Ömer Efendi (ö. 1175/1761) geçer. Zâkir Şükrî’ye göre Ömer Efendi bir Ramazânî Şeyhidir. Buna göre Selâmi Ali Efendi Tekkesi’nde h. 1133-1175 (1720-1761) tarihleri arasİnda Celvetiyye’den intikâlle Ramazâniyye erkânı icrâ edildiği söylenebilir.
Öte yandan bazı muahhar kaynaklarda Ömer Efendi’nin bir Celvetî tekkesi olan ‹nâdiyye (Bandırmalı- zâde) Tekkesi Şeyhi Bandırmalı Yusuf Nizâmeddin Efendi’nin (ö. 1166/1752-53) oğlu olduğu da kaydedilmektedir. Ömer Efendi’nin kabri, Köstendilli’nin yanı başındadır. Mezar taşı kitâbesinde Köstendilli’nin “oğulları” ifadesi geçmektedir. Buradaki “oğul” ifadesi muhtemelen Köstendilli’nin mânevi evlâdından olmasına işârettir. Nitekim hiç bir kaynakta Ömer Efendi, Köstendilli’nin halifeleri içinde zikredilmemektedir.
Hazreti Şeyh Köstendilli’nin açık türbesi hâlihazırda Üsküdar Toygar Tepesi, Selâmi Ali Mahallesi’ndeki yıkık tekkenin yan tarafında, Kâtibim Aziz Efendi Sokağı ile Edhem Ağa Sokağının birleştiği yerdedir. Etrafı bir duvarla çevrili bulunan türbenin duvarına, yeni yazı ile yazılmış mermer kitâbe konmuştur:
“Tarîkat-ı Halvetiyye’den, hâtemü’l-müçtehidîn pîri Muhammed Nûreddîn-i Cerrâhî Hazretlerinin mürşid-i azîzi, Köstendil müftî-i kibârı, ricâlulllahdan Hazret-i Şeyh Ali Alâaddîn-i Halvetî (k.s.) 1143 (1730-31) ile haremi Havvâ Bacı Hatun 1167 (Ağustos 1754), oğulları Hazret-i Şeyh Ömer-i Halvetî 1175 (1761- 62) (k.s.) için el-Fâtihâ”
Büyük taçlı şâhidesi üzerindeki kitâbe şöyledir:
“Hâdimu’l-fukarâ eş-Şeyh Ali Halvetî el-ma’rûf Köstendîlî ruhiçün el-Fâtihâ Sene 1143” Hüseyin Vassâf, Köstendilli’nin Kasîde-i Münferice şerhi yazdığını, Tâbirnâme ve Tarîkatnâme’si olduğunu söylese de, kütüphâne taramalarında bu eserler henüz tespit edilememiştir. Bu itibarla Şeyh’in tasavvufî tavrı ve düşüncesi hakkında bilgi veren yegâne eser, sözlerinin derlendiği Telvîhât-ı Sübhâniyye ve Mülhemât-ı Rabbâniyye’dir.
Pirlerin Şeyhi Köstendilli’nin Müderris Halifeleri
Köstendilli Ali Alâaddin Efendi, Nûreddin Cerrâhî ve Ahmed Raûfî olmak üzere iki tarikat piri yetiştirmiştir. Bu sûretle tarîki olan Ramazâniyye’den Cerrâhiyye ve Raûfiyye kolları zuhur etmiştir. Yetiştirdiği halîfeleri şunlardır:
1. Hz. Pir Muhammed Nureddîn Cerrâhî:
2. Hz. Pîr Ahmed Raûfî: Köstendilli ve Nureddin Cerrâhî gibi medrese geleneğinden gelen ve Kapı ağası müderrisliğine tayin olunan Halvetî-Raûfiyye’nin pîri Seyyid Ahmed Raûfî, Şeyhinden icâzet aldıktan sonra Üsküdar Salacak’taki Yemen Fâtihi Gâzi Sinan Paşa (ö. 1005/1596) tarafından yaptırılan Camii’nin imamlık ve civârdaki hânesinde Şeyhlik yapmıştır.
3. Sinobî Şeyh Mustafa Efendi (ö. 1166/1752): Fındıklılı İsmet Efendi Köstendilli halifesini şöyle tavsif etmektedir: “Köstendilli Şeyh Ali Efendi hazretlerinin hulefâyı mümtâzelerinden (seçkin halifelerinden) biri de, İstanbul’da Bağçekapısı ile Sultan Hamamı arasında ni’me’l-ceyşden (İstanbul’u fetheden ordu) Necmeddin Dede hazretlerinin dergâhının Şeyhi Sünbülî Şeyh Mustafa Efendi hazretleridir. 1166’da irtihâl etmifllerdir.”
4. Süleyman Veliyyüddin (1084/1673-1158/1745): Aynı zamanda kadı olan Üsküdarlı Süleyman Efendi, ahbâblarından birinin delâletiyle 1107’de (1695) Köstendilli’ye intisap etmiştir. Tekmîl-i esmâyı Hz. Pir Nûreddin Cerrâhî’nin taht-ı terbiyesinde icrâ eder. Hz. Pir’in ilk halifesidir. 1122’de (1710) Fatih’te Sultan Selim Camii Çerâğî Çeşmesi yakınlarında bir dergâhta yirmi beş sene Şeyhlik yapmıştır.
5. Hüsâmeddin Mehmed Üsküdârî (ö.1168/1754): Üsküdar Atik Vâlide Camii müezzinlerinden Hâfız Ahmed Efendi’nin oğludur. Süleyman Veliyyüddin gibi Köstendilli’den ahz-ı bîat etmişler, Köstendilli’nin sevkiyle Hz. Nureddin Cerrâhî’den hilâfet ve icâzet almışlardır. Nureddin Cerrâhî’den sonra Karagümrük âsitânesinei srasıyla Üsküdarlı Süleyman Veliyyüddin ve Hüsâmeddin Mehmed Efendiler postnişin olmuştur. Bu iki zât, her ne kadar Köstendilli’de ikmâl-i sülûk etmeseler de, halifeleri içerisinde addedilebilir.
6. Saçlı Hüseyin Üsküdârî (ö. 1182/1768): Üsküdar Toygar Hamza Mahallesi Selâmsız Caddesi Mûsâ Sokağında bulunan İstanbul’un Ramazânî-Buhûrî tekkesinin ilk Şeyhi olarak kaynaklarda geçer. Üsküdarlı Saçlı Hüseyin Efendi, Sofyalı (Köstendilli?) Ali Efendi’den hilâfet aldıktan sonra kendi adındaki tekkede irşad faaliyeti yapmıştır. Bu tekke Cemâleddin Server Revnakoğlu’na göre İstanbul’da kurulan ilk Buhûriyye dergâhıdır.
7. Mehmed Şühûdî: Balıkesirli olan Mehmed Şühûdî, Köstendilli’ye yaklaşık üç yıl hizmette bulunmuştur. Mürşidinin ârifâne sözlerini içeren Telvihât’ı ve Şühûdî mahlaslı Dîvân’ı (Yapı Kredi Sermet Çifter Ktp. Y-297, 312 vr.) vardır. Dîvân’da mürşidini vasfettiği kasîde şöyledir: Der vasf-ı şeyh-i fâzıl ve mürşid-i kâmil âlî cenâb Şeyh Alî Köstendîlî, kurbu’l- aktâb kaddesallâhu teâlâ sırrahu ve evsale ileynâ birrahu ve a ́lâ beyne’l-me- lei’l-a ́lâ zikrahu