Ara
Menü

Ahmed er-Rifâî

Ahmed er-Rifâî (512/1118 – 578/1182), Batâih bataklıklarındaki Ümmüabîde'de irşad eden Rifâiyye'nin pîri; “ebü'l-alemeyn” unvanıyla anılan âlim-sûfî, kerameti değil edeb i esas alan ve tekkesinde her gün binlerce kişiyi doyuran mürşid.

Doğum
1118
Vefat
1182
Unvan
Rifâiyye’nin pîri; fakih, muhaddis, hizmet ve fakr merkezli mürşid
Temalar
Ümmüabîde · Batâih · Vâsıt; Şâfiî fıkhı, hadis, fakr, tevazu, hizmet, rivâk ve teşkilâtlı irşad

Doğumu ve nisbesi

512'de (1118), Bağdat'la Basra arasında kalan Batâih bölgesindeki Ümmüabîde köyünde doğdu. Atalarından Rifâa el-Hasan el-Mekkî'den (ö. 331/943) dolayı Rifâî nisbesini aldı.

Şa'rânî bu nisbenin aynı ismi taşıyan bir Arap kabilesine mensubiyetten geldiğini yazarsa da, hayatından bahseden ilk kaynaklarda böyle bir bilgi yoktur ve son devir kaynakları bu görüşü kabul etmez. Doğum tarihi için bazı müellifler 500 (1107) verirse de ilk kaynaklar 512 (1118) üzerinde ittifak etmiştir.

Ailesi

Hz. Hüseyin soyundan gelen bir seyyid olduğunda bütün kaynaklar birleşir. İmam Mûsâ el-Kâzım'ın oğlu İbrâhim el-Murtazâ neslinden olan ceddi Rifâa el-Hasan el-Mekkî, Karmatîler'in sebep olduğu kargaşa sırasında Mekke'den İspanya'ya hicret edip İşbîliye'ye yerleşti. Torunlarından Seyyid Yahyâ 450'de (1058) ailesiyle Hicaz'a dönmüş, sonra Basra'ya gitmişti; orada Şiîler'le Sünnîler arasındaki kavgalara son vermesi için Tâlibiyyûn'un nakiblik görevi verilmiş ve Basra, Vâsıt ve Batâih'te huzuru sağlamıştı.

Babası Seyyid Ali onun oğludur; annesi Ebû Eyyûb el-Ensârî soyundan Fâtıma el-Ensârî'dir. Seyyid Ali de babası gibi Tâlibiyyûn nakibiyken Sünnîler'le Bâtınîler arasında yeni bir mücadele başlamıştı. Durumu arzetmek için Bağdat'a gidip fitneye sebep olanların susturulmasını istedi; ancak Halife Müsterşid diğer siyasî meşguliyetlerini ileri sürerek ilgi göstermedi. Seyyid Ali dönüşte Bağdat yakınlarında vefat etti (519/1125); on sene sonra Halife Müsterşid de Bâtınîler tarafından öldürüldü.

Tahsili ve “ebü'l-alemeyn”

Babası öldüğünde yedi yaşındaydı. Devrin büyük sûfîlerinden dayısı Mansûr el-Batâihî, onu annesi ve kardeşleriyle birlikte himayesine aldı.

Kur'an öğrenimini ve hıfzını tamamladıktan sonra Ali Ebü'l-Fazl el-Vâsıtî ve diğer âlimlerden İslâmî ilimleri öğrendi; Ebû İshak eş-Şîrâzî'nin Şâfiî fıkhına dair Kitâbü't-Tenbîh'ini okudu — bu kitaba yazdığı şerh Moğol istilâsı sırasında kaybolmuştur.

Vâsıtî ona icâzet verip hırkasını giydirdi ve şu sözü söyledi: “Herkes üstadıyla, ben ise talebem Rifâî ile iftihar ederim.” Zâhir ve bâtın ilimlerine sahip bir âlim ve sûfî olduğunu belirtmek üzere de “ebü'l-alemeyn” (iki bayrağın sahibi) unvanını verdi.

Şeyhü'ş-şüyûh

Vâsıtî'nin ölümünden sonra dayısı Mansûr el-Batâihî'nin terbiye ve irşad halkasına girdi. Batâihî ona hilâfet ve “şeyhü'ş-şüyûh” unvanını vererek kendisine bağlı bütün tekkelerin şeyhliğini de tevdi etti ve Ümmüabîde'deki tekkeye yerleşip müridlerin irşad ve terbiyesiyle meşgul olmasını istedi.

Halifeye şikâyet

Birkaç sene sonra bölgesindeki şeyhlerin ciddi tenkitlerine mâruz kaldı; müridlerinin sayısının artması haset ve kıskançlığa sebep oldu. Birçok iftira, itham ve hakarete rağmen büyük bir sabır ve tevazu göstererek irşadını sürdürdü.

Kendisini çekemeyenler 1155'te Halife Muktefî-Liemrillâh'a, erkek ve kadın müridlerini aynı zikir meclisinde bir arada bulundurduğu iddiasıyla şikâyet ettiler. Durumu yerinde araştırmakla görevlendirilen memur kanaatini halifeye şöyle bildirdi: “Bu seyyid ve müridleri sünnet yolunda değillerse yeryüzünde sünnet üzere hareket eden hiç kimse kalmamış demektir.” Bunun üzerine halife, yaptırdığı tahkikattan dolayı özür dileyen bir mektup gönderdi.

Hac ve Medine ziyareti

1160'ta bazı yakınları ve müridleriyle hacca gitti; dönüşte Medine'yi ziyaret etti. Medine uzaktan görününce devesinden inip yürüyerek Ravza-i Mutahhara'ya girdi.

Bu ziyaret sırasında zuhur ettiği ileri sürülen keramet menkıbesi oldukça meşhurdur ve kartın menkıbeler bölümünde ayrıca ele alınmıştır. Rifâî'ye saygısı olanların bu menkıbeyi mütevâtir haber olarak gösterme gayretlerine rağmen, bizzat Rifâî prensip olarak keramete önem vermemiştir.

Halifelerle ilişkisi

Abbâsî Halifesi Müstencid, ona mektup göndererek nasihat ve tavsiyede bulunmasını istedi. Cevabî mektubunu beğenen halife kendisine ve dervişlerine birçok hediye gönderdi, bir sene sonra da sarayına davet etti; halife, maiyeti ve Bağdat şeyhleri büyük saygı gösterdiler.

İrşâdü'l-müslimîn müellifi Fârûsî, halifenin onu ikinci ve üçüncü gün yalnız başına saraya davet ettiğini, babasının kabri civarında icra ettiği zikir meclisine kendisinin de katıldığını anlatır. Bu kayıtlardan Abbâsî halifelerinden hürmet gören, devrinin tanınmış ve itibarlı bir sûfîsi olduğu anlaşılır. İkinci defa hacca gittiği ifade edilmekle birlikte tarih verilmez.

Vefatı ve nesli

Şiddetli bir ishal hastalığı sonunda 22 Cemâziyelevvel 578 (23 Eylül 1182) tarihinde vefat etti. Türbesi Bağdat'ın güneyinde Vâsıt yakınlarındadır.

İlk eşi Hatîce'den Fâtıma ve Zeyneb adlarında iki kızı, ikinci eşi Râbia'dan Sâlih adlı bir oğlu oldu; Sâlih evlenmeden vefat ettiği için nesli kızları ile devam etti. Fâtıma'dan İbrâhim el-A'zeb ve Ahmed el-Ahdar adlarında devirlerinde meşhur iki sûfî, Zeyneb'den on torunu oldu. Bunlardan İzzeddin Ahmed es-Sayyâd (ö. 670/1271) Rifâiyye'nin Sayyâdiyye kolunun kurucusudur ve tarikatın Irak, Hicaz, Yemen, Mısır ve Suriye'de yayılmasında tesiri olmuştur. Nesli günümüze kadar devam etmiş; Rifâî aileler Suudi Arabistan, Irak, Suriye, Mısır ve Lübnan gibi ülkelerde bulunmaktadır.

Bir düzeltme: “kötü huylu karı” rivayeti

Mir'âtü'z-zamân'da zikredilen ve D. S. Margoliouth tarafından tekrarlanan, Rifâî'nin kötü huylu bir karısı olduğu, ondan boşanabilmesi için yakınlarının 500 dinarlık mihri topladıkları ve buna rağmen boşanamadığına dair rivayette adı geçen kadın onun değil, Şeyh Harbûnî'nin karısıdır.

Bu hadiseyi bizzat Ahmed er-Rifâî, bazı makamlara erişmek için eziyetlere tahammül etmek gerektiğini belirtmek üzere anlatmaktadır — yani kendi başından geçen bir olay olarak değil, bir ders olarak.

Tekkesi

Bütün kaynaklar pek çok müridi olduğunu, tekkesine her gün binlerce kişinin geldiğini, sabah akşam bunlara yemek verildiğini yazar. Tekkesinin vakıf, hediye ve bağış yoluyla çok büyük geliri olduğu da ifade edilmektedir.

Tasavvuf anlayışı

Kaynaklar onu âlim, muhaddis, Şâfiî fakihi ve müfessir bir sûfî olarak tanıtır. Menkıbe ve eserlerinde görülen tasavvuf ve tarikat anlayışı Kitap ve Sünnet'e tamamen uygundur:

  • İslâm zâhir ve bâtınıyla bir bütündür. Bâtın zâhirin özü, zâhir bâtının zarfıdır; zâhir olmasa bâtın da olmazdı. Kalp cesetsiz olmaz, kalbi olmayan ceset ise çürür.
  • Tasavvuf bâtın ilmidir. Tarikat şeriat demektir.
  • Derviş olmak için toplumdan uzaklaşmak gerekmez. Müridler dünyevî meşguliyetlerini terketmeksizin, helâl ve harama dikkat ederek ve gafletten uzak kalarak hak yolunda ilerleyebilirler.
  • Tasavvuf baştan sona “edep”ten ibarettir ve bütün edepler Hz. Peygamber'in sünnetine tâbi olarak elde edilir.

Tevazuu

Kaynakların zül, meskenet, fakr, inkisar ve tevazu sahibi olarak tanıttığı Rifâî, Allah'a bu faziletlerle vâsıl olduğunu ve bunları yolunun birer esası olarak seçtiğini söyler.

Menkıbeleri içinde fevkalâde tevazuunu gösteren birçok hikâye vardır. Dikkat çekici olan şudur: menâkıbnâmeler, birkaç keramet istisna edilirse hemen hemen daima onun ahlâkını ve insanî münasebetlerdeki tevazuunu gösteren hikâyelere yer verir. Bu, onun tarikat pîrleri arasındaki yerini belirleyen ana çizgidir.

Kutbiyyet

Dört büyük kutubdan biri kabul edilir. Kaynaklar kutbiyyet makamına Abdülkādir-i Geylânî'den sonra yükseldiğini yazar: gavsiyyet ve kutbiyyet daha önce de kendisine teklif edilmiş, ancak bu vazifeden affedilmesini istemiş; bunun üzerine aynı vazife Abdülkādir-i Geylânî'ye verilmiş, onun ölümünden sonra tekrar tevcih edilince kabul etmiş ve on altı sene bu makamda bulunmuştur.

Tarikatın adı

Kurduğu tarikat bir süre Rifâiyye, Ahmediyye ve Batâihiyye adlarıyla anılmakla birlikte sonraları sadece Rifâiyye adı kullanılır olmuştur.

COĞRAFÎ HAFIZA12 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi12 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç6 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Ravza'da uzanan el

Medine ziyaretinde anlatılan meşhur keramet.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Rivayete göre 1160 hac dönüşünde Hz. Peygamber'in kabri önüne gelince “es-Selâmü aleyke yâ ceddî!” diyerek selâm verdi; orada bulunanlar “Aleyke's-selâm yâ veledî!” sözüyle karşılık verildiğini duydular. Cezbeye gelen Rifâî diz çöküp, “Uzakta iken benim yerime varıp toprağını öpsün diye sana ruhumu gönderiyordum; şimdi bu devlet bedenime de nasip oldu; uzat elini de dudaklarımla öpeyim” mânasındaki şiirini okudu; bunun üzerine kabirden nûrânî bir el uzandı ve Rifâî bu eli öptü. Aralarında Hayât b. Kays el-Harrânî ve Adî b. Müsâfir gibi zatların da bulunduğu büyük bir topluluk şahit gösterilir.

Çerçeve. Biyografi yazarları pek çok şahit sayarak menkıbeyi mütevâtir bir haber gibi değerlendirir; Süyûtî de eş-Şerefü'l-muhtem'de tevâtür derecesine ulaştığını söyler. Buna karşılık kaynak şu kaydı düşer: “Rifâî'ye saygısı ve bağlılığı olanların bu menkıbeyi mütevâtir haber olarak gösterme gayretlerine rağmen, bizzat Rifâî prensip olarak keramete önem vermemiştir.”

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Süyûtî, eş-Şerefü'l-muhtem; Ebü'l-Hüdâ es-Sayyâdî, el-Kenzü'l-mutalsem.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Reddedilen kutbiyyet

Makamın önce Abdülkādir-i Geylânî'ye verilmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Dört büyük kutubdan biri kabul edilir. Kaynaklara göre gavsiyyet ve kutbiyyet âlemi kendisine daha önce de teklif edilmiş, ancak bu vazifeden affedilmesini istemiştir; bunun üzerine aynı vazife Abdülkādir-i Geylânî'ye verilmiş, onun ölümünden sonra tekrar tevcih edilince kabul etmiş ve on altı sene bu makamda bulunmuştur.

Çerçeve. Anlatı, iki büyük pîr arasındaki sıralamayı çatışmasız bir devir hikâyesine dönüştürür ve Rifâî'nin kaynaklarda öne çıkan vasfıyla — makam istememe, tevazu — uyumludur.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed er-Rifâî”, c. 2, s. 127-130.

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“Yeryüzünde sünnet üzere kimse kalmamış demektir”

Halifeye yapılan şikâyet ve müfettişin verdiği rapor.

Metni gösterMetni daralt

Kendisini çekemeyenler 1155'te Halife Muktefî-Liemrillâh'a, erkek ve kadın müridlerini aynı zikir meclisinde bir arada bulundurduğu iddiasıyla şikâyet ettiler. Durumu yerinde araştırmakla görevlendirilen memur kanaatini şöyle bildirdi: “Bu seyyid ve müridleri sünnet yolunda değillerse yeryüzünde sünnet üzere hareket eden hiç kimse kalmamış demektir.”

Bunun üzerine halife, yaptırdığı tahkikattan dolayı özür dileyen bir mektup gönderdi.

Çerçeve. Şikâyetlerin kaynağı kaynakta açıkça belirtilir: müridlerinin sayısının artması bölge şeyhlerinin haset ve kıskançlığına sebep olmuştu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed er-Rifâî”, c. 2, s. 127-130.
BİYOGRAFİK KAYIT

“Talebem ile iftihar ederim”

Hocası Vâsıtî'nin sözü ve verdiği unvan.

Metni gösterMetni daralt

Hocası Ali Ebü'l-Fazl el-Vâsıtî ona icâzet verip hırkasını giydirdi ve “Herkes üstadıyla, ben ise talebem Rifâî ile iftihar ederim” dedi.

Zâhir ve bâtın ilimlerine birlikte sahip olduğunu belirtmek üzere de kendisine “ebü'l-alemeyn” — iki bayrağın sahibi — unvanını verdi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed er-Rifâî”, c. 2, s. 127-130.
BİYOGRAFİK KAYIT

İlgilenmeyen halife ve on yıl sonrası

Babasının Bağdat'a gidişi ve dönüşte vefatı.

Metni gösterMetni daralt

Babası Seyyid Ali, Tâlibiyyûn nakibiyken Sünnîler'le Bâtınîler arasında başlayan mücadeleyi arzetmek için Bağdat'a gitti ve fitneye sebep olanların susturulmasını istedi. Halife Müsterşid diğer siyasî meşguliyetlerini ileri sürerek bu hadiseye ilgi göstermedi.

Seyyid Ali Batâih'e dönerken Bağdat yakınlarında vefat etti (519/1125); on sene sonra Halife Müsterşid de Bâtınîler tarafından öldürüldü. Ahmed er-Rifâî babasını kaybettiğinde yedi yaşındaydı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed er-Rifâî”, c. 2, s. 127-130.
BİYOGRAFİK KAYIT

Yanlış kişiye bağlanan hikâye

“Kötü huylu karı” rivayetinin aslı.

Metni gösterMetni daralt

Mir'âtü'z-zamân'da zikredilen ve Margoliouth'un tekrarladığı rivayete göre Rifâî'nin kötü huylu bir karısı vardı; ondan boşanabilmesi için yakınları 500 dinarlık mihri aralarında toplamış, buna rağmen boşanamamıştı.

Çerçeve. Fârûsî'nin bildirdiğine göre adı geçen kadın onun değil Şeyh Harbûnî'nin karısıdır. Bu hadiseyi bizzat Ahmed er-Rifâî, bazı makamlara erişmek için eziyetlere tahammül etmek gerektiğini belirtmek için anlatmaktadır — kendi hayatından değil, bir ders olarak.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ahmed b. İbrâhim el-Fârûsî, İrşâdü'l-müslimîn.
BİYOGRAFİK KAYIT

Her gün binlerce kişi

Ümmüabîde tekkesinin işleyişi.

Metni gösterMetni daralt

Bütün kaynaklar pek çok müridi olduğunu, tekkesine her gün binlerce kişinin geldiğini ve sabah akşam bunlara yemek verildiğini yazar. Tekkenin vakıf, hediye ve bağış yoluyla çok büyük geliri olduğu da ifade edilir.

Çerçeve. Bataklık bir bölgede kurulmuş bir tekkenin bu ölçekte işlemesi, sonraki dönemde Rifâiyye'nin Irak'tan Mısır'a, Yemen'den Suriye'ye yayılmasının da altyapısıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed er-Rifâî”, c. 2, s. 127-130.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

el-Hikemü'r-Rifâiyye

Kendi telifi olup günümüze ulaşan tek eseri.

Metni gösterMetni daralt

Kendisinin telif ettiği, günümüze kadar intikal etmiş tek eseridir; küçük bir risâledir ve müridlerinden Abdüssemî' el-Hâşimî'ye ithaf edilmiştir.

Ebü'l-Hüdâ es-Sayyâdî Kalâidü'z-zeberced adıyla şerhetmiş; Muallim Nâci eserden aldığı sekiz hikmetli cümleyi şerhederek Hikemü'r-Rifâî adıyla yayımlamıştır. Geylânîzâde Seyyid Muhammed Seyfeddin Farsça'ya çevirmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ahmed er-Rifâî, el-Hikemü'r-Rifâiyye (Şam, ts.); şerh: Ebü'l-Hüdâ es-Sayyâdî, Kalâidü'z-zeberced, Beyrut 1885.
TARİHÎ KAYIT

el-Burhânü'l-müeyyed

Sohbetlerinden derlenen ana eser; tevhid, semâ, iradî ölüm.

Metni gösterMetni daralt

Sohbetlerinden derlenmiştir. Birçok konuya temas etmekle birlikte tevhid, semâ, iradî ölüm ve şeriat-tarikat münasebetleri daha geniş işlenir.

Dikkat çeken bir tercih vardır: müteşâbih âyetler meselesinde İmam Şâfiî, Mâlik b. Enes, Ebû Hanîfe, İbn Hanbel ve Ca'fer es-Sâdık'ın sözleri zikredilmiş, kelâmcıların görüşlerine yer verilmemiştir. İlk Türkçe tercümesi Kudsîzâde Kadri'ye aittir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ahmed er-Rifâî, el-Burhânü'l-müeyyed (İstanbul 1301); trc. H. Kâmil Yılmaz, Delilleriyle Mârifet Yolu, İstanbul 1985.
TARİHÎ KAYIT

Hâletü ehli'l-hakīka maallāh

Kırk hadisin, perşembe sohbetlerinde yapılan tasavvufî şerhi.

Metni gösterMetni daralt

Kendi Erbaûne hadîsen'indeki kırk hadisin şerhidir. 549 (1154) yılı Receb ayından itibaren her perşembe günü bir hadisin tasavvufî şerhini yaptığı sohbetlerde tutulan notların, müridi Ebû Şücâ' b. Menhec tarafından derlenmesinden meydana gelmiştir.

Tasavvuf ve hadis münasebeti bakımından dikkat çekici bir eserdir. Kırk hadisin kendisi, senedi Rifâî'den Hz. Peygamber'e ulaşan ayrı bir risâledir ve rivayetler Kütüb-i Sitte'de mevcuttur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mısır 1315; Halep 1962; trc. Abdülkadir Akçiçek, Onların Âlemi, İstanbul 1964.
TARİHÎ KAYIT

el-Mecâlisü's-seniyye

Menâkıbnâmelerdeki yedi meclisin derlemesi.

Metni gösterMetni daralt

Menâkıbnâmelerde nakledilen meclislerin sonradan Mustafa Reşîd er-Rifâî tarafından derlenmiş şeklidir; yedi meclis ihtiva eder ve tasavvufî sohbet ile mev'izalardan ibarettir.

Benzer şekilde en-Nizâmü'l-hâs li-ehli'l-ihtisâs da üslûbundan anlaşıldığı üzere sohbetlerinden derlenmiştir; kaynaklarda adı geçmez.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: der. Mustafa Reşîd er-Rifâî; trc. Kudsîzâde Kadri, Mecâlis-i Hazret-i İmâm Rifâî, İstanbul 1313.
TARİHÎ KAYIT

el-Ahzâb ve'l-evrâd

662 hizbi bulunduğu söylenen vird külliyatı.

Metni gösterMetni daralt

İrşâdü'l-müslimîn yazarı Fârûsî, Ahmed er-Rifâî'nin 662 hizbinin mevcut olduğunu söyler; ancak muhtelif eserler içinde bunların ancak bir kısmı bir araya getirilebilmiştir.

Şiirleri de Ebü'l-Hüdâ es-Sayyâdî'nin Kılâdetü'l-cevâhir adlı geniş biyografisinde toplanmış; Kenan Rifâî'nin Ahmed er-Rifâî (İstanbul 1340) adlı eserinde de yer almıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ebü'l-Hüdâ es-Sayyâdî, Kılâdetü'l-cevâhir, s. 246-274; Kenan Rifâî, ek, s. 1-103.
TARİHÎ KAYIT

Hakkında yazılan ilk kaynaklar

1192'den itibaren yazılan menâkıb ve biyografiler.

Metni gösterMetni daralt

Hakkındaki en eski eser, Abdülkerîm er-Râfiî el-Kazvînî'nin 588'de (1192) yazdığı Sevâdü'l-ayneyn'idir — vefatından yalnız on yıl sonrasına aittir.

Abdülazîz ed-Dîrînî'nin Gāyetü't-tahrîr'i, onun bir Arap kabilesine mensup olduğu iddiasını reddedip seyyid olduğunu ispat için yazılmıştır. En sistematik olanı, müridi Ömer el-Fârûsî'nin torunu Ahmed b. İbrâhim el-Fârûsî'nin İrşâdü'l-müslimîn'idir; rivayetlerinin şifahî kaynağı umumiyetle dedesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Abdülkerîm er-Râfiî el-Kazvînî, Sevâdü'l-ayneyn (Kahire 1301); Fârûsî, İrşâdü'l-müslimîn (İstanbul 1307).

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Edeb

“Tasavvuf baştan sona edepten ibarettir.”

Metni gösterMetni daralt

Ona göre tasavvuf baştan sona “edep”ten ibarettir ve bütün edepler Hz. Peygamber'in sünnetine tâbi olarak elde edilir.

Bu esas, menâkıbnâmelerin şeklini bile belirlemiştir: birkaç keramet dışında hemen hemen daima onun ahlâkını ve insanî münasebetlerdeki tevazuunu gösteren hikâyelere yer verirler. Kendisi de Allah'a zül, meskenet, fakr, inkisar ve tevazu ile vâsıl olduğunu söyler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ahmed er-Rifâî, el-Burhânü'l-müeyyed.
TARİHÎ KAYIT

Zâhir ve bâtın

“Zâhir olmasa bâtın da olmazdı.”

Metni gösterMetni daralt

İslâm zâhir ve bâtınıyla bir bütündür: bâtın zâhirin özü, zâhir bâtının zarfıdır; zâhir olmasa bâtın da olmazdı. Kalp cesetsiz olmaz, kalbi olmayan ceset ise çürür.

Buradan çıkan sonuç nettir: tarikat şeriat demektir. Tasavvuf bâtın ilmidir, fakat zâhirin karşısında değil içindedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ahmed er-Rifâî, el-Burhânü'l-müeyyed.
TARİHÎ KAYIT

Toplumdan uzaklaşmayan dervişlik

İşini bırakmadan yol yürümek.

Metni gösterMetni daralt

Derviş olmak için toplumdan uzaklaşmak gerekmez. Müridler dünyevî meşguliyetlerini terketmeksizin, helâl ve harama dikkat ederek ve gafletten uzak kalarak hak yolunda ilerleyebilirler.

Bu anlayış, tekkesine her gün binlerce kişinin gelip gitmesini de açıklar: yol, dünyayı bırakanların değil dünyada duranların yoludur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ahmed er-Rifâî, el-Burhânü'l-müeyyed.
TARİHÎ KAYIT

Ebü'l-alemeyn

Zâhir ve bâtın ilimlerinin iki bayrağı.

Metni gösterMetni daralt

Hocası Vâsıtî'nin verdiği unvan: “iki bayrağın sahibi” — zâhir ve bâtın ilimlerine birlikte sahip olduğunu belirtmek içindir.

Kaynaklar onu buna uygun olarak âlim, muhaddis, Şâfiî fakihi ve müfessir bir sûfî diye tanıtır; Ebû İshak eş-Şîrâzî'nin fıkha dair Kitâbü't-Tenbîh'ine yazdığı şerh Moğol istilâsında kaybolmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed er-Rifâî”, c. 2, s. 127-130.
TARİHÎ KAYIT

Rifâiyye, Ahmediyye, Batâihiyye

Aynı yolun üç adı ve Sayyâdiyye kolu.

Metni gösterMetni daralt

Kurduğu tarikat bir süre Rifâiyye, Ahmediyye ve Batâihiyye adlarıyla anıldı; sonraları sadece Rifâiyye kullanıldı. Üç ad sırasıyla nisbesine, adına ve bölgesine işaret eder.

Torunu İzzeddin Ahmed es-Sayyâd (ö. 670/1271) Sayyâdiyye kolunu kurmuş ve tarikatın Irak, Hicaz, Yemen, Mısır ve Suriye'de yayılmasında etkili olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed er-Rifâî”, c. 2, s. 127-130.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Vâsıt çevresi · IrakÜmmüabîde (türbesi ve tekkesi)Batâih bölgesindeki doğum yeri; dayısının işaretiyle yerleşip ölünceye kadar irşad ettiği tekke buradaydı. Türbesi Bağdat'ın güneyinde Vâsıt yakınlarındadır. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.Batâih · IrakBatâihBağdat ile Basra arasındaki bataklık bölge; tarikatın bir süre Batâihiyye adıyla anılmasının sebebi burasıdır. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.Bağdat · IrakBağdatBabası Seyyid Ali'nin Halife Müsterşid'e durumu arzetmek için gittiği ve dönüşte yakınlarında vefat ettiği şehir; sonradan Halife Müstencid onu sarayına davet etmiş, Bağdat şeyhleri büyük saygı göstermiştir.Medine · Suudi ArabistanMedine (Ravza-i Mutahhara)1160 hac dönüşünde ziyaret etti; şehir uzaktan görününce devesinden inip yürüyerek girdi. Meşhur “uzanan el” menkıbesinin geçtiği yer. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.Mekke · Suudi ArabistanMekke1160'ta yakınları ve müridleriyle hacca geldiği şehir; ceddi Rifâa el-Hasan el-Mekkî de Karmatî kargaşası sırasında buradan hicret etmişti. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.Basra · IrakBasraDedesi Seyyid Yahyâ'nın Hicaz dönüşünde yerleştiği ve Tâlibiyyûn nakibliğiyle Şiî-Sünnî kavgalarına son vermekle görevlendirildiği şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.Vâsıt · IrakVâsıtHocası Ali Ebü'l-Fazl el-Vâsıtî'nin şehri; türbesi de bu civardadır. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.Sevilla · İspanyaİşbîliye (Sevilla)Ceddi Rifâa el-Hasan el-Mekkî'nin Karmatî kargaşası sırasında Mekke'den hicret edip yerleştiği şehir; torunları 450'de (1058) buradan Hicaz'a döndü. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.Dımaşk · SuriyeŞam (Dımaşk)Torunu İzzeddin Ahmed es-Sayyâd'ın kurduğu Sayyâdiyye koluyla tarikatın yayıldığı merkezlerden; eserlerinin birçok baskısı da burada yapılmıştır. İlişkili kişi dosyası Ahmed er-Rifâî : 512/1118’de Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’de doğan Ahmed er-Rifâî, Şâfiî fıkhı, hadis, hizmet, fakr ve irşadı aynı rivâk çevresinde birleştirdi. XII. yüzyılda teşkilâtlanan Rifâiyye onun ilmî ve ahlâkî mirası etrafında Irak’tan geniş bir coğrafyaya yayıldı.Ümmüabîde · IrakAhmed er-Rifâî TürbesiÜmmüabîde rivâkı Ahmed er-Rifâî’nin irşad merkezi, Batâih bölgesindeki Ümmüabîde’deydi. Rivâk; ders, zikir, misafir ağırlama ve yoksulları doyurma işlevlerini birleştiren büyük bir tekke çevresiydi. Türbe ve ziyaret hafızası Ahmed er-Rifâî 578/1182’de burada vefat ederek rivâk çevresine defnedildi. Günümüzde tarihî yerleşim ve tekke dokusundan başlıca türbe kompleksi kalmıştır. Karıştırılmaması gereken makamlar Irak’taki bu türbe, Kahire’deki Rifâî Camii ve Suriye’de Ahmed es-Sayyâd’a nisbet edilen makamlarla aynı yer değildir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ahmed er-Rifâî”, c. 2, s. 127-130
  2. [2]Süyûtî, eş-Şerefü'l-muhtem; Ebü'l-Hüdâ es-Sayyâdî, el-Kenzü'l-mutalsem
  3. [3]Ahmed b. İbrâhim el-Fârûsî, İrşâdü'l-müslimîn
  4. [4]Ahmed er-Rifâî, el-Burhânü'l-müeyyed
  5. [5]Ahmed er-Rifâî, el-Hikemü'r-Rifâiyye (Şam, ts.); şerh: Ebü'l-Hüdâ es-Sayyâdî, Kalâidü'z-zeberced, Beyrut 1885
  6. [6]Ahmed er-Rifâî, el-Burhânü'l-müeyyed (İstanbul 1301); trc. H. Kâmil Yılmaz, Delilleriyle Mârifet Yolu, İstanbul 1985
  7. [7]Mısır 1315; Halep 1962; trc. Abdülkadir Akçiçek, Onların Âlemi, İstanbul 1964
  8. [8]der. Mustafa Reşîd er-Rifâî; trc. Kudsîzâde Kadri, Mecâlis-i Hazret-i İmâm Rifâî, İstanbul 1313
  9. [9]Ebü'l-Hüdâ es-Sayyâdî, Kılâdetü'l-cevâhir, s. 246-274; Kenan Rifâî, ek, s. 1-103
  10. [10]Abdülkerîm er-Râfiî el-Kazvînî, Sevâdü'l-ayneyn (Kahire 1301); Fârûsî, İrşâdü'l-müslimîn (İstanbul 1307)
  11. [11]TDV İslâm Ansiklopedisi: Rifâiyye; Ahmed er-Rifâî; Sayyâdî maddeleri
  12. [12]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, Rifâiyye bölümü
  13. [13]Kişi kartı kaynak paketi — Ahmed er-Rifâî
  14. [14]TDV İslâm Ansiklopedisi: “Ahmed er-Rifâî” ve “Rifâiyye”; Irak coğrafî kayıtları ve Wikidata Q123692337
Ortak kaynak kataloğunu aç →