HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
Hz. Pîr’den mazhar-ı feyz olanlardandır. Pederleri, Ahmed b. Saîd ed-Demirî eş- Şâfiîdir. “ed-Dîrînî” demekle ma’rûftur. Sâhib-i zühd ü vera’ idi. Bilâd-ı Rabak’da ikâmet ederdi. Şeyh Ken'an Bey eserinde, müşârünileyh hakkında nakl ediyor ki, ( َِإنﱠ َم ا الْمُ ؤْ مِ نُ ونَ الﱠ ذِين ْ َت قُلُوبُهُ مْ وَ إِذَا تُلِي َت عَ لَيْهِ مْ آياتُهُ زَ ادَتْهُ مْ إِيمَ انَ ◌ً ا وَ عَ لَ ى رَ بِّهِ مْ يَت َوَ ﱠكلُ ون ْ َ ;)إِذَا ذُكِ رَ ﱠ ُ وَ جِ لya'ni "Mü’min-i kâmiller onlardır ki, Allah teâlâ zikr olundukta O'nun azamet-i celâl ü heybetinden kalpları korkar ve âyetleri tilâvet olundukta îmânları artar ve cemî'-i umûrunda Allah teâlâya tevekkül ederler."137
Bu âyet-i kerîmenin hakâyıkı hakkında müşârünileyh Abdülazîz:
Hakîkatte mü’min, zikru’llâh esnâsında bu sıfatı ve Kitâbu’llâh’ı istima zamânında
bu hudûu hâiz olan ve Hakk’a mütevekkil ve Hakk’ın ihsânında cûdî ve tâatu’llâh’da
bulunandır. Rasûlu’llâh (salla’llâhu aleyhi ve sellem) hazretleri buyurmuşlardır ki:
“Memeden çıkan süt, tekrâr nasıl memeye avdet etmezse, haşyetu’llâh münâsebetiyle
ağlayan mü’min dahi nâra girmez.” Kezâlik buyurmuşlardır: “Fî sebili‘illâh sabâhlayan ve
mahârimden kapanan ve Allâh korkusundan ağlayan göz nâra girmez”.
Bir gün Ömer b. el-Hattâb (radıya'llâhu anh) efendimiz, birinin okumakta olduğu ( إِذَا
ْ)الشﱠ مْ سُ كُ وّ ِ رَ ت138 âyet-i celîlesini dinlemekte iken, okuyan ( ْ)و ِإذَا الصﱡ حُ فُ نُشِ رَ ت
َ
kavl-i kerîmine gelince düştü bayıldı.
Bir gün dahi kâriin biri sûre-i Tûr’u okuyordu. Müşârünileyh hazretleri durdu,
dinledi. Kâri’ (ٍاب َر ِبّ كَ لَ َوا ِق ٌع َم ا لَ هُ ِم نْ دَا ِف ع
َ َ ;) ِإنﱠ َع ذya'ni, "Rabbin celle şânuhûnun azâbı elbette
vâki'dir. Onu ref' edici hiç bir şey yoktur."140 âyet-i kerîmesini okuyunca, Hz. Ömer, bir
sâat kadar duvara dayanıp kaldıktan sonra, hânelerine avdet buyurdular. Bir ay kadar hasta
olup, dışarı çıkamadılar.
Abdullâh b. Amr el-Âs der idi ki:
“Ağlayınız, eğer ağlayamazsanız ağlar gibi yapınız. Cenâb-ı Hakk’a kasem ederim,
eğer siz âkıbetinizi bilseniz, sesiniz kesilinceye kadar âh ü figân ederdiniz. Kuvvetden
düşünceye kadar, tâat ve ibâdette bulunurdunuz.”
Müşârünileyhin mevâızı, kerâmâtı meşhûr olup, 600/(1204) senelerinde irtihâl eylediler. (Kaddese’llâhu sırrahû)
