Köken ve kullanım
i. ar.
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Göç, sefer.
- tas. a Kişinin beden memleketinden ayrılıp ruhaniler vatanına göç etmesi. b Sâlikin kötü huy ve sıfatlarından ayrılıp iyi huy ve sıfatlar yurduna gitmesi, yani ahlakını güzelleştirmesi. Safi nefesten kalbe, kalpten sırra, sırdan ruha, ruhtan Hakk’a hicret eder. Nefes Islam, kalp iman, sır marifet, ruh tevhit menzilidir (sr).
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Dinî sebeplerle bir yerden bir başka yere, özellikle de Müslüman olmayan bir ülkeden bir İslâm ülkesine göç etme. İslâmî literatürde bu terim, genellikle Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye göç etme olaymı anlatmak için kullanılmıştır.
Kur’ân-ı Kerîm’de bire bir “hicret” terimi geçmemekle beraber, “hecr” kökünden türemiş otuz bir söz varlığı söz konusudur. Bunlardan bazıları, “Allah için bir yerden başka bir yere göç etmek. ” hi (Bakara suresi, 2 / 218; Âl-i İmrân, 3 /195, Nisa suresi, 4 / 89); “Bir yerden, kişiden veya gruptan ayrılmak.
” (Nisa suresi, 4 / 34; Meryem suresi, 19 / 46) hi anlamlarına gelmektedir. Pek çok ayette de Mekke’den Medi hi ne’ye göç eden Müslümanlardan söz edilmiştir. Yine bazı ayetlerde hicret eden kimse için “muhacir” ve bunun çokluk biçimi olan “muhâcirât, muhacirin” sözü kullanılmıştır (M.
F. Abdülbakî, el-Mu'cem, “her” maddesi). Ayrıca yine pek çok hadiste Rasûl-i Ekrem bu sözü sıkça kullanmış; hatta terimin faklı anlamlarmı ifade etmiştir (Wensinck, el-Mu'cem, “her” maddesi).
Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicreti İslâm tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak gösterilmektedir. Bu olay, yalnızca bir beldeden bir başka beldeye göç olarak değerlendirilmemiş; İslâm’ın yayüışı ve yeniden oluşumu, devlet olma kimliğine kavuşması, kanunlarla yönetilme ilkelerinin benimsenmesi ve siyasî bir hareket olarak etkin konuma gelmesi gibi çok önemli yeniliklere vesile olmuştur.
Bunlarm yanmda sosyal hayatta da yenilikler baş göstermiş; her şeyden önemlisi de “hicret” bir takvim yılının oluşmasını sağlamıştır.
Dinî Terimler Sözlüğü
Bir yerden başka bir yere göç etmek.
1. Resûlullah efendimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye göç etmesi.
Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) elli üç yaşında iken, Allahü teâlânın izni ile Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicret eyledi. Safer ayının yirmi yedinci Perşembe günü sabah erken evinden çıkarak, öğleden sonra Ebû Bekr-i Sıddîk'in evine geldi. Birlikte Sevr dağındaki mağaraya gittiler. Bu dağın yolu çok bozuk idi. Peygamber efendimizin mübârek ayakları kanadı. Mağarada üç gece kalıp, Pazartesi gecesi yola çıktılar. Bir hafta yolculuktan sonra Eylül ayının yirminci ve Rebî-ul-evvelin sekizinci Pazartesi günü Medîne'de Kubâ köyüne geldiler. Rebî-ul-evvelin on ikinci Cumâ günü Medîne'yi şereflendirdiler. (Ahmed Cevdet Paşa, Kastalânî)
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem Medîne'ye hicret edince; " Mü'minlere saldıran zâlimlerle cihâd yapmaya izin verildi " meâlindeki Hac sûresi 139. âyet-i kerîmesi geldi. (Kâdı Beydâvî)
2. Müslüman bir kimsenin, dînini korumak için, kâfir memleketinden, İslâm memleketine göç etmesi.
İşte ben de dînimi korumak için Allah yolunda hicret ediyorum. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak, anasını ağlatmak isteyen varsa önüme çıksın. (Hazret-i Ömer) Dâr-ül-harbde (müslüman olmayan memlekette) îmâna gelenin, Dâr-ül-İslâm'a (İslâm memleketine) hicret etmesi vâcib olur. (İbn-i Âbidîn)
3. İslâm memleketinde fitne ve kötülük bulunan bir yerden iyi bir yere göç etmek.
Herc ( karışıklık ), fitne zamânında yapılan ibâdet, benim yanıma ( Mekke'den Medîne'ye ) hicret etmek gibidir. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
Dînini muhâfaza için hicret eden, Cennet ile müjdelendi. Bir mahallede sâlih, ârif kimse kalmayıp, bozukluk ve bid'at, dinde olmayan şeylerin yapılması artınca, başka mahalleye hicret etmek veya böyle bir şehirden başka şehre hicret etmek vâcib olur. (İsmâil Hakkı Bursevî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, ayrılık demektir. Beden ülkesini terkedip, ruhlar âlemine göçü anlatan bir terim. Yerilen huyları terkedip, övülen huyları elde etmek de, “hicret” olarak tanımlanır.