Ara
Menü

Balabânî Şeyh Hasan Hüsnü Efendi

Balabânî Hasan Hüsnü Efendi (ö. 1347/1928), Nakşibendî-Hâlidî ana terbiyesini farklı tarikatlardan aldığı icâzetlerle birleştiren; Balaban Tekkesi’nin son postnişini, Mesnevîhan, duagû ve tasavvuf müellifidir.

Vefat
1928
Unvan
Nakşibendî-Hâlidî şeyhi, Balaban Tekkesi’nin son postnişini ve müellif
Temalar
Nakşibendiyye-Hâlidiyye, Balaban Tekkesi, çoklu icâzet, Mesnevî, duagûluk, seyrüsülûk, zikir, râbıta, Üsküdar

Adı, künyesi ve aile çevresi

Kendi eserlerinde künyesini “el-Hâc Ebü’l-Hasan Hüsnü el-Hanefî en-Nakşibendî el-Üsküdârî” şeklinde kaydeder. Babası Şam valiliği yapmış şair Ali Rızâ Paşa, dedesi Şeyh Halil Sâhib’dir; aile zincirini İbrâhim Nâzıf, Ahmed ve Mustafa Paşa adlarıyla sürdürür. Kaynaklarda zaman zaman “Hüseyin Hüsnü” denmesi aynı şahıs hakkındaki bir ad karışıklığıdır. Kendi imzası ve çağdaş kayıtlar esas alındığında doğru adı Hasan Hüsnü Efendi’dir.

Balabânî nispeti

“Balabânî” sözü bir doğum yeri nispeti değildir. Hasan Hüsnü Efendi’nin Üsküdar’da Balaban İskelesi çevresinde yaşaması ve Balaban Tekkesi’yle ilişkisinden doğmuştur. Tahirü’l-Mevlevî onu “Balaban Kutbu Şeyh Hüsnü” adıyla anar. Bu lakap, aynı bölgede yüzyıllar önce yaşamış Balaban Ahmed Baba ile aynı kişi olduğu anlamına gelmez.

İlk tahsil ve Nakşibendî terbiyesi

Zâhirî ilimleri tahsil ettikten sonra tasavvufa yöneldi. İlk şeyhi Üsküdarlı Hoca İsmâil Hakkı Efendi’ydi. Kendi silsile kaydında bu hattı Hâfız Ali el-Uşşâkī ve Konyalı Ali Behçet Efendi üzerinden daha eski Nakşibendî-Müceddidî çevreye bağlar. Ardından Selimiye’de Harcağasızâde diye tanınan adaşı Şeyh Hasan Hüsnü Efendi’nin meclisine devam etti ve on yıl hizmetinde bulundu.

Mekke, Hâlidiyye ve Halil Hamdi Dağıstânî

Mekke’de yaşayan Nakşibendî-Müceddidî-Hâlidî şeyhi Hacı Halil Hamdi Paşa ed-Dağıstânî’den irşad icâzeti aldı. Hasan Hüsnü’nün kendi ifadesi bu icâzeti açıkça Halil Hamdi Paşa’ya bağlar; bazı ikincil metinlerde görülen “İsmâil Hamdi” biçimi doğru değildir. Halil Hamdi’nin Anadolu’daki devam hatlarından biri Balabânî Hasan Hüsnü, diğeri Bursa Hamidiye Dergâhı şeyhi Ahmed Hüsâmeddin Efendi üzerinden yürüdü.

Çoklu icâzet ağı

Hasan Hüsnü Efendi’nin ana mensubiyeti Nakşibendiyye olmakla birlikte irfan çevresi tek bir yolla sınırlı değildi. 1317/1899’da Beşiktaş’ta Neccârzâde Mustafa Rızâeddin Efendi’den yeniden Nakşibendî icâzeti aldı. Harcağasızâde vasıtasıyla Kādiriyye’den, Şeyh Muhammed Said Efendi vasıtasıyla Mevleviyye’den ve Hüdâyî Âsitânesi şeyhlerinden Rûşen Efendi vasıtasıyla Celvetiyye’den icâzet aldı. Mısır seyahatinde Şâzelî şeyhi Muhammed el-Meslemî’ye bağlandı. Bu bağlar birbirine karıştırılmış tek bir silsile değil, ayrı öğretim ve icâzet katmanlarıdır.

Balaban Tekkesi’nin son postnişini

Revnakoğlu ve sonraki tekke araştırmaları onu, Yeni Vâlide ile Şemsi Paşa külliyeleri arasında bulunan İsfendiyar Mescidi’ndeki Yağcızâde yahut Balaban Tekkesi’nin son postnişini sayar. Burada Mesnevî okuttuğu da kaydedilir. Vassâf ise kendisine ait bir tekke bulunmadığını söyler. Bu iki kayıt, büyük ihtimalle resmî meşihat ile fiilî irşad ve ikamet biçimlerinin farklı değerlendirilmesinden doğmuştur; dosyada iki tanıklık da korunmuştur.

Türbedarlık, mezarlık muhafızlığı ve duagûluk

Son döneminde İnâdiye’deki Selim Baba Türbesi’nin türbedarlığı ile Nuhkapısı’ndaki Şühedâ Mezarlığı’nın muhafızlığı kendisine verildi. Özellikle tekkelerin kapatılmasından sonra cenaze, açılış ve ihtifal gibi merasimlerde dua ederek geçimini sağladı. Revnakoğlu onu hazır kalıpları tekrarlamayan; toplantının mahiyetine göre yeni, secili ve ahenkli dualar kurabilen güçlü bir duagû ve hatip olarak tasvir eder.

Dönemindeki eleştiriler

Çok sayıda tarikattan icâzet alması, farklı çevrelerde görünmesi ve icâzetname düzenlemesi çağdaşları arasında eleştirilere yol açtı. Revnakoğlu’nun naklettiği nükteli anlatılar onun bu eleştirilere hazırcevaplıkla karşılık verdiğini gösterir; ancak polemik anlatıları tarihî hükmün tek dayanağı yapılmamalıdır. Hasan Hüsnü’nün asıl ilmî çerçevesi, bugün yazma nüshaları bulunan eserlerinden ve kendi verdiği silsilelerden okunabilir.

Nesemât-ı Rûhâniyye

Başlıca eseri Nesemât-ı Rûhâniyye, Nakşibendî yolunun usul ve âdâbını sistemli biçimde ele alır. Mürşid seçimi, tarîkata giriş, zikir, râbıta, teveccüh, seyrüsülûk mertebeleri, kalp-rûh-sır ilişkisi, tevhid mertebeleri ve havâtırın çeşitleri eserin ana konularıdır. Yazma metin Süleymaniye Kütüphanesi Tahir Ağa Tekkesi koleksiyonunda korunur.

Diğer eserleri

Risâle-i Mir’âtü’l-ebrâr sûfî biyografilerine, Burhânü’s-sâlikîn Şâzeliyye’ye ve pîrlerine ayrılmıştır. Kaynaklarda ayrıca Behcetü’n-nâm, Silsile-i Ricâl-i Çiştiyye ve bir Dîvânçe zikredilir. Bu eserlerin aynı mecmua içindeki yazma nüshaları, onun yalnız farklı yollardan icâzet toplayan bir kişi değil, öğrendiği gelenekleri yazılı olarak tasnif eden bir müellif olduğunu gösterir.

Tasavvuf anlayışının ana çizgileri

Hasan Hüsnü’ye göre sâlik şeriatın emir ve yasaklarına bağlı kalmalı, helâl lokmayı gözetmeli, zikri kalp huzuruyla sürdürmeli, insanlara merhamet ve güzel ahlâkla davranmalıdır. Kendi yolu dışındaki tarikatları eksik görmeyi ilâhî feyzi sınırlandıran yanlış bir tavır sayar. Dört seyr mertebesini, hafî zikri, vukūf-ı kalbîyi ve mürşid teveccühünü İmâm-ı Rabbânî sonrası Nakşibendî-Müceddidî dili içinde açıklar.

Kitabı mürşid sayan beyti

Mürşid-i kâmilin az bulunduğu bir zamanda güvenilir eserlerin rehberlik değerini “Mürşid-i kâmil olunca nâyâb / Sana mürşid yetişir şimdi kitâb” beytiyle anlatır. Bu söz, canlı irşad bağını bütünüyle gereksiz saymaktan çok, ehil mürşidin bulunmadığı şartlarda sahih tasavvuf metinlerinin koruyucu rolünü vurgular.

Vefatı ve kabri

Hasan Hüsnü Efendi 1347/1928’de vefat etti. Kabri Üsküdar’daki Şühedâ Mezarlığı’ndadır. Hicrî yıl iki milâdî yıla taşabildiği için bazı kayıtlarda 1928-1929 aralığı görülür; Abdurrezzak Tek’in araştırması ve mezarlık kaydı 1928’i esas alır. Doğum yılı kesin olarak belirlenmemiştir.

Tarihî yeri

Balabânî Hasan Hüsnü Efendi, imparatorluğun son devrindeki çok katmanlı tekke kültürüyle Cumhuriyet’in ilk yılları arasındaki geçişi şahsında taşır. Nakşibendî-Hâlidî ana terbiyesi, diğer yollardan aldığı icâzetler, Balaban Tekkesi’ndeki irşadı, Mesnevî dersleri, yazma eserleri ve kamusal duagûluğu; 1925 sonrasında şeyhlerin değişen toplumsal konumunu anlamak için istisnaî derecede zengin bir dosya oluşturur.

COĞRAFÎ HAFIZA7 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi7 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Peyâm-ı Sabah’ta Bektâşî Sırrı’na cevap

Ahmed Rıfkı’nın Bektâşî Sırrı adlı eserine, Peyâm-ı Sabah gazetesinin edebî ilâvesinde yayımlanan seri yazılarla cevap vermiştir.

Metni gösterMetni daralt

Bektaşîlik üzerine II. Meşrutiyet yıllarında yürüyen matbuat tartışmasının taraflarından biridir. Ahmed Rıfkı’nın Bektâşî Sırrı adlı eserine, Ahmed Sâfî Bey’in Sefîne-i Safî’de açtığı bölümün yanı sıra, o da Peyâm-ı Sabah’ta seri yazılarla cevap vermiştir.

Yazılar gazetenin İlâve-i Edebiyye’sinde 25-35. sayılarda, 8 Mayıs 1330 ile 31 Mayıs 1330 tarihleri arasında çıkmıştır.

Kaynak onu bu vesileyle "birçok tarikattan icâzetli" diye tanıtır; ancak adını Balabânî Ziyâeddîn Hüsnü Efendi olarak verir — vefat yılı (1928) ve çok tarikatlılık vasfı aynı zata işaret ettiği halde ad kayıtları arasındaki bu fark çözülmemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
ESER / METİN

Yazma külliyatı

Nesemât-ı Rûhâniyye, Mir’âtü’l-ebrâr, Burhânü’s-sâlikîn, Behcetü’n-nâm, Silsile-i Ricâl-i Çiştiyye ve Dîvânçe; Balabânî’nin çok katmanlı tasavvuf eğitimini yazıya taşıyan külliyattır.

Metni gösterMetni daralt

Nesemât-ı Rûhâniyye, Mir’âtü’l-ebrâr, Burhânü’s-sâlikîn, Behcetü’n-nâm, Silsile-i Ricâl-i Çiştiyye ve Dîvânçe; Balabânî’nin çok katmanlı tasavvuf eğitimini yazıya taşıyan külliyattır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Abdurrezzak Tek, Balabânî Hasan Hüsnü Efendi ve Tasavvuf Anlayışı; Sefîne-i Evliyâ II.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

ÖĞÜT

Seyrüsülûkun ahlâkî şartları

Helâl lokma, cemaatle namaz, boş sözden kaçınma, eziyete sabır, fakire hizmet, istişare, doğruluk, güzel ahlâk ve zikre devam manevî yolculuğun temel şartlarıdır.

Metni gösterMetni daralt

Helâl lokma, cemaatle namaz, boş sözden kaçınma, eziyete sabır, fakire hizmet, istişare, doğruluk, güzel ahlâk ve zikre devam manevî yolculuğun temel şartlarıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Abdurrezzak Tek, Balabânî Hasan Hüsnü Efendi ve Tasavvuf Anlayışı; Sefîne-i Evliyâ II.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

"Duagûy-i şehîr" ve yedi ayrı icazet

Nüktedanlığıyla şöhret yapan ve "duagûy-i şehîr" diye bilinen şeyh, aslen Nakşibendî olduğu halde yedi ayrı tarikattan birer icazet almıştır.

Metni gösterMetni daralt

Postnişini olduğu tekkenin meşihatında XIX. yüzyılın son çeyreğinden itibaren birden fazla tarikatın bir arada temsil edildiği bir dönem başlamıştı. Bu "çok tarikatlılık", son postnişin olan Şeyh Hacı Hasan Hüsnü Efendi’de en üst düzeye varmıştır.

Kayda göre aslen Nakşibendî olduğu halde Kadirî, Rifâî, Sa‘dî, Halvetî, Cerrâhî, Mevlevî ve Bektaşî tarikatlarından birer icazet almıştır.

Nüktedanlığı ile şöhret yapmış ve "duagûy-i şehîr" (meşhur duacı) olarak tanınmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
KAVRAM

Yolları eksik görmeme ilkesi

Hasan Hüsnü, kişinin yalnız kendi tarikatında feyiz bulunduğunu iddia etmesini ilâhî rahmeti ve nebevî yardımı sınırlandıran yanlış bir anlayış sayar.

Metni gösterMetni daralt

Hasan Hüsnü, kişinin yalnız kendi tarikatında feyiz bulunduğunu iddia etmesini ilâhî rahmeti ve nebevî yardımı sınırlandıran yanlış bir anlayış sayar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Abdurrezzak Tek, Balabânî Hasan Hüsnü Efendi ve Tasavvuf Anlayışı; Sefîne-i Evliyâ II.
KAVRAM

Hafî zikir ve vukūf-ı kalbî

Zikrin maksadı belirli sayı ve biçimden önce kalbin gafletten kurtulması ve Hakk’ın rızasına yönelmesidir.

Metni gösterMetni daralt

Zikrin maksadı belirli sayı ve biçimden önce kalbin gafletten kurtulması ve Hakk’ın rızasına yönelmesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Abdurrezzak Tek, Balabânî Hasan Hüsnü Efendi ve Tasavvuf Anlayışı; Sefîne-i Evliyâ II.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Abdurrezzak Tek, Balabânî Hasan Hüsnü Efendi ve Tasavvuf Anlayışı; Sefîne-i Evliyâ II
  2. [2]Abdurrezzak Tek, ‘Cumhuriyetin İlk Yıllarında Bir Şeyh Portresi: Üsküdarlı Balabânî Hasan Hüsnü Efendi ve Tasavvuf Anlayışı’, UÜİFD, 16/2 (2007), s. 155-168
  3. [3]Üsküdar Belediyesi, Balaban Tekkesi; Abdurrezzak Tek, ‘Cumhuriyetin İlk Yıllarında Bir Şeyh Portresi: Üsküdarlı Balabânî Hasan Hüsnü Efendi ve Tasavvuf Anlayışı’, UÜİFD, 16/2 (2007), s. 155-168
Ortak kaynak kataloğunu aç →