Ara
Menü

Ebü’l-Hasan el-Harakānî

Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.

Doğum
963
Vefat
1033
Unvan
Horasanlı sûfî, fütüvvet ve hizmet ahlâkının güçlü temsilcisi
Temalar
fütüvvet, hizmet, merhamet, tevekkül, Üveysî nispet, Horasan tasavvufu

Kimliği, adı ve tarihleri

Tam adı kaynaklarda Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî şeklinde geçer. 352/963 yılında, bugünkü İran’ın Simnân eyaletinde Bistâm yakınındaki Harakan köyünde doğdu; 10 Muharrem 425’te/5 Aralık 1033’te yine Harakan’da vefat etti. “Harakānî” nisbesi bu köye mensubiyetini gösterir. Daha sonraki menâkıbnâmelerde soyuna ve gençlik yıllarına dair ayrıntılar çoğalmışsa da erken kaynakların güvenle takip edilebildiği çekirdek, onun Harakan-Bistâm çevresinde yaşayan Horasanlı bir sûfî olduğudur.

Köy hayatı ve geçim dünyası

Harakānî’nin hayatı büyük bir şehir medresesinden veya saray çevresinden değil, tarım ve hayvancılığın belirlediği bir köy dünyasından yükseldi. Kaynaklarda ailesinin çiftçilikle geçindiği, kendisinin de gündelik emeğin içinde bulunduğu anlatılır. Bu zemin, sözlerinde görülen ekmek, sofra, misafir, emek ve hizmet imgelerini anlaşılır kılar. Onun fütüvvet anlayışı yalnız teorik bir ahlâk öğretisi değil, eve geleni doyurmak ve insanların yükünü üstlenmek gibi somut davranışlarla ifade edilir.

“Ümmîlik” meselesi ve bilgi dili

Ferîdüddin Attâr başta olmak üzere bazı menâkıb kaynakları Harakānî’yi ümmî bir velî olarak tasvir eder. Bu ifade onun hiçbir dinî bilgi edinmediği şeklinde okunmamalıdır. Nûrü’l-ulûmda korunan sözleri Kur’an, hadis, ibadet, zühd ve tasavvuf kavramlarına aşinalığını gösterir. Tarihî olarak daha ihtiyatlı hüküm, onun düzenli bir medrese müellifi olmadığı; bilgisinin sohbet, ibadet, sûfî çevreleri ve yaşanan tecrübe içinde şekillendiğidir.

Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti

Harakānî, kendisinden yaklaşık bir asır önce vefat eden Bâyezîd-i Bistâmî’ye güçlü bir mânevî bağla nispet edilir. Attâr’ın naklettiği gelenekte Bâyezîd’in kabrini ziyaret ettiği ve ondan mânevî terbiye aldığı anlatılır. İki isim arasında yüz yüze görüşme mümkün değildir; bu sebeple bağ, tasavvuf dilinde Üveysî nispet olarak anlaşılır. Sonraki silsilenâmeler Harakānî’yi Bâyezîd ile Ebû Ali el-Fârmedî arasına yerleştirirken tarihî bir tarikat teşkilatını değil, mânevî mirasın geriye dönük düzenlenmiş aktarımını kaydeder.

Yaşayan şeyhi: Ebü’l-Abbas el-Kassâb

Harakānî’nin yalnız görünmeyen bir mânevî bağla yetiştiğini söylemek eksik kalır. Kaynaklar onun Âmül’de yaşayan Ebü’l-Abbas el-Kassâb’ın sohbetine girdiğini ve ondan istifade ettiğini bildirir. Böylece biyografisinde iki farklı bağ yan yana durur: Bâyezîd-i Bistâmî’ye Üveysî ve ilham merkezli nispet; Ebü’l-Abbas el-Kassâb’a ise yaşayan mürşid ve sohbet bağı. Bu ayrım, silsileyi efsane ile tarih arasında sıkıştırmadan okumayı sağlar.

Çağdaşları ve sohbet çevresi

Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ile görüştüğüne dair güçlü tasavvufî hafıza vardır; iki sûfînin karşılıklı takdirini anlatan rivayetler Horasan’daki sohbet ağını yansıtır. Herevî, Harakānî’yi kendisinden ders ve söz aldığı büyük şeyhler arasında anar. İbn Sînâ ve Gazneli Mahmud’la görüşmeleri ise özellikle menâkıb geleneğinde ayrıntılanır. Bu son anlatılar, Harakānî’nin hükümdar ve filozof karşısında mânevî otoriteyi temsil eden sûfî portresini kurar; her ayrıntısı çağdaş belgeyle doğrulanmış olaylar gibi sunulmamalıdır.

Hizmet, fütüvvet ve merhamet

Harakānî’nin irşad dilinin merkezinde halka hizmet vardır. Ona nispet edilen en tanınmış sözlerden biri, dergâhına gelen kişinin inancını sorgulamadan ekmekle karşılanmasını öğütler. Bu cümlenin bugün dolaşan biçimi geç dönem nakillerinde yaygınlaşmış olsa da içerdiği anlam erken portresiyle uyumludur: Allah’ın yarattıklarına şefkat göstermek, misafiri gözetmek, kendini başkasından üstün görmemek ve sûfîliği bir unvan değil hizmet sorumluluğu saymak.

Tasavvuf anlayışı

Sözlerinde tevhid, tevekkül, murakabe, nefsin payından vazgeçme ve sürekli ilâhî huzur bilinci öne çıkar. Harakānî, keramet iddiasından çok kullukta doğruluk üzerinde durur; makam ve hâlleri kişinin kendine pay çıkardığı yeni perdeler hâline gelmeleri bakımından eleştirir. Fütüvvet onun dilinde cömertlikten daha geniştir: başkasının sıkıntısını kendi sıkıntısı bilmek, gönül incitmemek ve ibadetin ahlâkî sonucunu hizmette göstermektir.

Nûrü’l-ulûm ve metin mirası

Harakānî’ye nispet edilen temel eser el-Müntehab min Kitâbi Nûri’l-ulûm adıyla bilinir. Eser, düzenli biçimde onun kaleminden çıkmış bir müellif nüshası olmaktan ziyade, vaazlarını, nasihatlerini, münâcâtlarını, sözlerini ve menkıbelerini bir araya getiren bir derlemedir. Tasavvuf esasları, mürid âdâbı, zikir, semâ, ihlâs ve insanlara hizmet gibi konuları işler. Metnin aktarım biçimi sebebiyle her cümlenin lafzen Harakānî’ye ait olduğu ileri sürülemez; buna rağmen onun düşünce dünyasına ulaşan en önemli yazılı kapıdır.

Gazneli Mahmud anlatılarının yeri

Gazneli Mahmud’un Harakan’a gelişi, şeyhi sınamak istemesi, Harakānî’nin hükümdarın hediyesine karşı tavrı ve hırkasının savaşta mânevî destek oluşu gibi anlatılar Attâr ve sonraki menâkıbnâmelerde geniş yer tutar. Bunlar sitede Menâkıbnâme katmanında tam anlatılar olarak korunur. Biyografideki işlevleri, saray kudreti karşısında bağımsız sûfî otoritesini ve helâl lokma hassasiyetini gösteren gelenek hafızası olmalarıdır.

Sonraki yollar üzerindeki tesiri

Harakānî’nin adı, Horasan tasavvufu ile daha sonra teşekkül eden Nakşibendiyye hafızası arasında önemli bir halka hâline geldi. Bununla birlikte 425/1033’te vefat eden bir sûfîyi kurumsal anlamda “Nakşibendî şeyhi” saymak anakroniktir. Sitedeki Nakşibendiyye bağlantısı, sonraki silsilelerin Bâyezîd-Harakānî-Fârmedî hattını benimsemesini gösterir. Mevlânâ ve Attâr çevresinde ona yapılan atıflar da hizmet ve fütüvvet dilinin yüzyıllar sonraki etkisini açıklar.

Vefatı ve Harakan’daki kabri

Erken Farsça kaynakların kronolojisi Harakānî’nin Harakan’da vefat ettiğini ve kabrinin orada ziyaret edildiğini gösterir. Bistâm-Harakan havzasındaki bu tarihî kabir, onun hayat coğrafyasının tabiî son durağıdır. Doğumundan irşadına ve ölümüne kadar güvenilir tarihî eksen İran’daki Harakan’dır.

Kars’taki makam ve Osmanlı hafızası

Kars’taki Ebü’l-Hasan Harakānî külliyesi çok güçlü ve yaşayan bir ziyaret merkezidir. Osmanlı rivayetinde Lala Mustafa Paşa’nın 1579’daki Kars imarı sırasında bir rüya ve kitâbe aracılığıyla yerin tespit edildiği anlatılır; Evliya Çelebi de bu hafızayı nakleder. Ancak Harakānî’nin XI. yüzyılda Kars’a gelip burada şehid olduğuna dair çağdaş ve kesin tarihî kayıt yoktur. Bu sebeple Kars kaydı “tarihî mezar” diye değil, Osmanlı döneminden beri gelişen makam ve ziyaret hafızası olarak gösterilmiştir.

Kaynakların sınırı

Harakānî’nin tarihî portresi erken sûfî tabakatları, Herevî, Attâr ve Nûrü’l-ulûm derlemesinden kurulabilir; ancak ayrıntıların önemli bölümü menkıbe diliyle aktarılır. Modern biyografide doğum ve ölüm kronolojisi, Harakan’daki hayat, Kassâb bağlantısı ve metin mirası; hükümdar görüşmeleri, kerametler ve Kars’a geliş iddiasından ayrı kesinlik düzeylerinde tutulmalıdır. Bu dosyada belirsizlikler doldurulmamış, rivayetler ait oldukları anlatı katmanında bırakılmıştır.

Kırk halkanın tamamı
COĞRAFÎ HAFIZA13 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi13 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç2 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

İbn Sînâ ve Gazneli Mahmud'un ziyareti

Bir köye gelen filozof ve sultan.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Attâr, İbn Sînâ ve Gazneli Mahmud'un onu ziyaret etmek için Harakān'a geldiklerini kaydeder.

Çerçeve. Devrin en büyük filozofu ile en güçlü hükümdarının aynı ümmî çiftçinin ayağına gitmesi, menâkıb edebiyatının velâyeti ilim ve saltanatın üstüne koyan klasik kurgusudur. Kaynak bunu Attâr'a isnat ederek aktarır; tarihî bir kayıt olarak alınmamalıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kars Kalesi'nde bulunan kabir

Evliya Çelebi'nin anlattığı rüya.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Evliya Çelebi, Kars Kalesi'nin III. Murad devrinde Lala Mustafa Paşa tarafından tamir edildiğini anlatırken bir askerin paşaya aktardığı rüyasını nakleder.

Buna göre asker paşaya, rüyasında gördüğü yaşlı bir zatın kendisinin Harakānî olduğunu ve makamının burada bulunduğunu söylediğini, kendisinden ayağını bastığı yeri kazmasını istediğini anlatmış, bunun üzerine 100 işçi yeri kazmaya başlamış ve üzerinde, “Menem şehîd ü saîd Harakānî” ibaresi yazılı dört köşe bir somaki mermer bulunmuştur.

Gaziler mermeri tekbir ve tevhidle kaldırınca kabir ortaya çıkmıştır. Yaralı pazusuna sarılı makrame ile sırtındaki hırkasının bile henüz çürümediği görülmüş; vücudunun sağ tarafındaki yarası hâlâ kanamakta imiş.

Kalenin içine ilk olarak Lala Mustafa Paşa tarafından Harakānî adına bir tekke ile bir cami inşa ettirilmiştir.

Çerçeve. Kaynak bu anlatının sonucunu da kaydeder: “Evliya Çelebi'nin anlattığı bu olay, daha sonra yaygınlık kazanarak Kars ve çevresinde Harakānî'nin Kars'ın fethine katıldığı ve burada şehid olduğu şeklinde bir inancın doğmasına yol açmıştır.” Oysa klasik kaynaklar kabrini Bistâm yakınlarındaki Harakān'da gösterir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Evliya Çelebi, Seyahatnâme, II, 330.

Hayatından kayıtlar

İlk 4 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“Bir hususta iki tercümana gerek yok”

Ebû Saîd'in meclisteki suskunluğu.

Metni gösterMetni daralt

Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın Harakānî'yi ziyarete gittiğinde meclisinde susmayı tercih ettiği, “Neden konuşmuyorsun?” sorusuna, “Bir hususta iki tercümana gerek yok” diye cevap verdiği nakledilir.

Çerçeve. Söz bir nezaket ifadesidir: aynı hakikati iki kişi anlatmaz. Ebû Saîd, devrin en meşhur şeyhlerindendir ve semâ meclisleriyle tanınır; onun bir başka şeyhin meclisinde susması, tasavvuf âdâbının en zarif örneklerindendir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hücvîrî, Keşfü'l-mahcûb, s. 103.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kabz ile bast arasındaki fark

İki şeyhin meşrep ayrılığı.

Metni gösterMetni daralt

Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ı bast, kendini kabz ehli olarak nitelendiren Harakānî'nin Ebû Saîd'in büyük önem verdiği semâ ve rakstan hoşlanmaması aralarında meşrep farkı bulunduğunu gösterir.

Harakānî, hırka ve seccade gibi tasavvufun şeklî unsurlarına önem vermezken Ebû Saîd'in tekkesinde bunlara değer verilmesi bu meşrep farkından ileri gelmektedir.

Çerçeve. Kabz daralma, bast açılma hâlidir; ikisi de makbul fakat birbirine zıt neşvelerdir. Aynı çağda, aynı bölgede yaşayan iki büyük şeyhin biri semâ ve hırkayla, diğeri sükût ve sadelikle anılır — Horasan tasavvufunun iki damarıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Harakānî”, c. 16.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kuşeyrî'nin dili tutulur, kalemi susar

Bir övgünün arkasındaki mesafe.

Metni gösterMetni daralt

Attâr, Abdülkerîm el-Kuşeyrî'nin, “Harakān'a gittiğimde Ebü'l-Hasan'ın heybeti ve haşmeti bana o kadar tesir etti ki dilim tutuldu” dediğini nakleder.

Ancak şer'î hükümlere bağlılığı ile tanınan Kuşeyrî'nin er-Risâle'sinde bir sözü dışında Harakānî'ye yer vermediği dikkate alınırsa ondan fazla hoşlanmadığı anlaşılır.

Çerçeve. Kaynağın tesbiti keskindir: övgü rivayeti ile eserdeki sessizlik çelişir; ölçü, bir müellifin ne söylediği değil neyi yazmadığıdır. Kuşeyrî'nin er-Risâle'si tasavvufu Sünnî ilim düzenine yerleştirme gayesiyle yazılmıştır; şathiyeleriyle tanınan bir sûfî bu çerçeveye zor sığar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Harakānî”, c. 16.
BİYOGRAFİK KAYIT

“Benden sonra ziyaretçilerim ona yönelecek”

Kassâb'ın sözü ve Herevî'nin hükmü.

Metni gösterMetni daralt

Bazı kaynaklar Ebü'l-Abbas el-Kassâb'ın müridi olduğunu, Kassâb'ın onun hakkında, “Benden sonra ziyaretçilerim ona yönelecekler” dediğini kaydeder.

Harakānî'yi şeyhi Kassâb ile mukayese eden Herevî onun mertebesini şeyhinin mertebesinden daha yüksek bulur.

Çerçeve. Kaynaklar iki ayrı şeyhlik bildirir: fiilî mürşidi Ebü'l-Abbas el-Kassâb, mânevî mürşidi ise iki asır önce vefat etmiş Bâyezîd-i Bistâmî'dir. Herevî'nin hükmü, kendisinin de Harakānî'nin müridi olması sebebiyle taraflı okunmalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hücvîrî, s. 102; Câmî, s. 298; Herevî, Tabakāt, s. 373.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Nûrü'l-ulûm

Tek nüshası British Museum'da.

Metni gösterMetni daralt

Harakānî'nin vaaz ve nasihatlerini, bazı sözlerini, münâcât ve menkıbelerini ihtiva eden ve tek nüshası British Museum'da bulunan Nûrü'l-ulûm (Or., nr. 249).

Kars'ta onun adını taşıyan bir dernek kurulmuş, Nûrü'l-ulûm adlı eser bu dernek tarafından tercüme ettirilerek yayımlanmıştır (haz. Şenol Kantarcı, Ankara 1997).

Çerçeve. Ümmî olduğu kaydedilen bir zata ait sözlerin derlemesidir; kendi kaleminden çıkmış olması beklenmez. Tek nüshanın Londra'da bulunması, metnin ancak XX. yüzyılda Türkçeye kazandırılabilmesini de açıklar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Harakānî”, c. 16.
ESER / METİN

Tezkiretü'l-evliyâ'daki yeri

Attâr'ın geniş bölümü.

Metni gösterMetni daralt

Eserinde Harakānî'ye geniş yer ayıran Attâr, hem şathiyelerini hem Kuşeyrî'nin sözünü hem de İbn Sînâ ile Gazneli Mahmud'un ziyaretini kaydeder.

Attâr'ın Tezkiretü'l-evliyâ adlı eserinde onun birçok şathiyesi nakledilir.

Çerçeve. Attâr da Nîşâburludur ve aynı bölgenin geleneğini taşır; Harakānî hakkındaki bilgilerin büyük kısmı bu eserden gelir. Attâr'ın kendisi de bir üveysîdir — Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın ruhaniyetinden terbiye aldığını söyler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ, s. 673-676.
ESER / METİN

Şathiyelerine yazılan şerhler

Baklî, Herevî ve Necmeddîn-i Dâye.

Metni gösterMetni daralt

Baklî, Şerh-i Şathiyyât'ında (s. 317) bir şathiyesini yorumlamıştır.

Herevî, Tabakāt'ında (s. 628) “Sûfî mahlûk değildir” sözünü aktarıp şerhetmiştir; aynı söz Necmeddîn-i Dâye tarafından da şerhedilmiştir.

Çerçeve. Üç şârihin de ayrı asırlardan olması, sözlerinin yüzyıllar boyunca tartışıldığını gösterir. Şathiye şerhi, tasavvufun kendi içindeki en teknik türlerinden biridir: maksadı, zâhiren aykırı görünen sözü şeriat çerçevesinde anlaşılır kılmaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Harakānî”, c. 16.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Hırka ve seccadeye ilgisizlik

Harakānî tasavvufun şeklî unsurlarına değer vermez; Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın tekkesinde bunlara verilen önem, iki şeyh arasındaki meşrep farkının görünen yüzüdür.

Metni gösterMetni daralt

Harakānî hırka ve seccade gibi tasavvufun şeklî unsurlarına önem vermezdi. Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın tekkesinde ise bu unsurlara değer verilirdi; aradaki fark iki şeyhin meşreplerinin ayrı olmasından ileri gelmektedir.

Aynı ayrım semâ konusunda da görülür: Ebû Saîd’in büyük önem verdiği semâ ve rakstan Harakānî hoşlanmazdı. Hakk’a ermek için zor riyâzetlere, çetin mücâhede ve çilelere katlandığı bilinen Harakānî’nin yolu, şekle değil bu iç mücadeleye dayanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Bayramî silsilesindeki Harakānî halkası

Hüseyin Enîsî’nin verdiği Bayramiyye silsilesi Hacı Bayrâm-ı Velî’den Harakānî yoluyla Bâyezîd-i Bistâmî’ye çıkar; silsile bu halkada tarîk-i Tayfûriyye ile birleşir.

Metni gösterMetni daralt

Bayramiyye’nin silsilesi konusunda iki ayrı görüş vardır. Bunlardan biri, Hacı Bayrâm-ı Velî’nin şeyhi Hamîdüddin Aksarâyî’nin Üveysî olduğunu ve Bâyezîd-i Bistâmî’nin ruhaniyetinden feyiz aldığını esas alır. Bu görüşe göre silsile Hacı Bayrâm-ı Velî, Hamîdüddin Aksarâyî, Şâdî-i Rûmî ve İbrâhim el-Basrî vasıtasıyla Ebü’l-Hasan el-Harakānî’ye, ondan da Bâyezîd-i Bistâmî’ye ulaşır.

Silsile Harakānî halkasında Bâyezîd’in temsil ettiği tarîk-i Tayfûriyye ile, dolayısıyla Nakşibendiyye silsilesiyle birleşir. Bu silsileyi kaydeden Enîsî, Bâyezîd’den sonra Nakşibendiyye’nin Hz. Ebû Bekir’e ulaşan yaygın Bekrî silsilesini değil Hz. Ali’ye ulaşan Alevî silsilesini verir; buna karşılık Bayramî silsilesini veren başka bir belgede Bâyezîd’den sonra Bekrî silsile de kaydedilmiştir. Bu iki silsileden Harakānî’yi içereni Melâmiyye kolu mensuplarınca muteber kabul edilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Silsileye Ebü’l-Kāsım Kürregânî’nin eklenmesi

Zikir telkini silsilesinde Harakānî ile Ebû Ali el-Fârmedî arasına, Ya‘kūb-i Çerhî tarafından Ebü’l-Kāsım Kürregânî yerleştirilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Abdülhâlik-ı Gucdüvânî’ye nisbet edilen Makāmât-ı Yûsuf-ı Hemedânî’de zikir telkininin Hz. Ebû Bekir’den başlayarak Selmân-ı Fârisî, Ca‘fer es-Sâdık ve Bâyezîd-i Bistâmî üzerinden Ebü’l-Hasan el-Harakānî’ye, ondan da Ebû Ali el-Fârmedî’ye ulaştığı belirtilir. Hâcegân şeyhlerinden Muhammed b. Ahmed el-Buhârî’nin Meslekü’l-ârifîn’inde de aynı sıra tekrarlanır.

Bu sıra sonradan iki defa yeniden düzenlenmiştir. Muhammed Pârsâ Risâle-i Kudsiyye’de Ca‘fer es-Sâdık ile Selmân-ı Fârisî arasına Kasım b. Muhammed’i koymuş; ayrıca Harakānî’nin Bistâmî’yi dünya hayatında görmediğini, ikisinin Üveysî yolla birbirinden feyiz alıp terbiye gördüğünü belirtmiştir. Ya‘kūb-i Çerhî ise Risâle-i Ünsiyye’de Ebü’l-Kāsım Kürregânî’yi (ö. 450/1058) Ebû Ali el-Fârmedî ile Harakānî’nin arasına yerleştirerek silsileye yeni bir halka eklemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Harakānî’nin ruhaniyetine yönelende zuhur eden hal

Abdullah-ı İlâhî, Üveysî yolla hangi şahsiyete yönelinirse o yönelişte farklı bir halin zuhur ettiğini söyler; Harakānî ile Bâyezîd’e yönelenlerde fenâ, gaybet ve kendinden geçme hali görülür.

Metni gösterMetni daralt

Nakşibendiyye’yi Anadolu’ya getiren ilk şeyhlerden Abdullah-ı İlâhî, Üveysîliğin çok seçkin insanların yolu olduğunu ve herkese nasip kılınmadığını söyler. Ona göre yönelinen şahsiyete göre sâlikte beliren hal de değişir: Veysel Karanî’nin ruhaniyetine yönelip feyiz alan kişilerde uzlet, riyâzet ve gönlü dünya bağlarından kurtarma hali görülür; Hakîm et-Tirmizî ile İbnü’l-Arabî’nin ruhaniyetine yönelene gaybî sırlar açılır; Harakānî ve Bâyezîd-i Bistâmî’ye yönelenlerde fenâ, gaybet ve kendinden geçme; Sadreddin Konevî’ye yönelenlerde ise hakikat ilimleriyle samediyyet hali zuhur eder.

Aynı çerçevede, Harakānî’nin müridi olduğu belirtilen Ebü’l-Kāsım Kürregânî’nin de Veysel Karanî’den ruhanî yolla feyiz aldığı ve gençliğinde “Üveys Üveys!” diyerek zikrettiği anlatılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Üveysîlik

Ölmüş bir şeyhten terbiye almak.

Metni gösterMetni daralt

Üveysîlik, Hz. Peygamber'i görmeden ona bağlanan Üveys el-Karanî'ye nisbetle, hayatta olmayan bir şeyhin ruhaniyetinden terbiye almaktır.

Harakān'dan Bistâm'a gidip Bâyezîd'in türbesini ziyaret eden Harakānî'nin Bâyezîd-i Bistâmî'nin ruhaniyetiyle terbiye edildiği ve şeyhinin Bâyezîd olduğu kabul edilir.

Çerçeve. Aradaki fark yaklaşık bir asırdır. Harakānî, üveysîliğin en meşhur örneğidir; aynı yolla Attâr Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'a, Bahâeddin Nakşibend de Gucdüvânî'ye bağlanacaktır. Ümmî olduğu, Bâyezîd'in mânevî bir işareti üzerine Kur'an okumaya başladığı kaydı da aynı bağın parçasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Harakānî”, c. 16.
TARİHÎ KAYIT

Şathiye

“Sûfî mahlûk değildir.”

Metni gösterMetni daralt

Şathiye, vecd hâlinde söylenen ve zâhiren şeriata aykırı görünen sözdür; sûfî ıstılahında te'vil edilerek anlaşılır.

Herevî şeyhi Harakānî'nin, “Sûfî mahlûk değildir” şeklindeki bir şathiyesini aktarır ve bunun yorumunu yapar. Aynı söz Necmeddîn-i Dâye tarafından da şerhedilmiştir.

Baklî, şathiyeleri itibariyle daha çok Bâyezîd-i Bistâmî'ye benzeyen Harakānî'nin bir şathiyesini yorumlamıştır.

Çerçeve. Şathiyede benzerlik, üveysî bağın en somut delilidir: mânevî şeyhinin üslûbunu taşımaktadır. Rûzbihân-ı Baklî'nin Şerh-i Şathiyyât'ı bu türün klasik açıklamasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Herevî, Tabakāt, s. 628.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Semnan · İranHarakānBistâm'ın kuzeyindeki, çiftçi bir ailenin çocuğu olarak 352/963'te doğduğu köy; Kazvînî'ye göre kabri de buradadır ve ziyaret edeni şiddetli bir kabz hâli istilâ eder. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.Semnan · İranBistâmBâyezîd-i Bistâmî'nin türbesini ziyaret edip ruhaniyetinden terbiye aldığı şehir; İbn Battûta kabrinin burada olduğunu bildirir. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.Kars · TürkiyeHarakānî Türbesi, Kars KalesiEvliya Çelebi'nin anlattığı rüya üzerine III. Murad devrinde Lala Mustafa Paşa tarafından bulunduğu söylenen makam; paşa kale içine adına bir tekke ile bir cami inşa ettirmiştir. Klasik kaynaklarla çelişen bu rivayet, Kars ve çevresinde “Kars'ın fethinde şehid oldu” inancını doğurmuştur.Nîşâbur · İranNîşâburKendisine geniş yer ayıran Attâr ile onu ziyarete gelip “dilim tutuldu” diyen Kuşeyrî'nin şehri; Horasan tasavvufunun merkezidir. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.Meyhene · TürkmenistanMihne (Ebû Saîd)Meclisine gelip “bir hususta iki tercümana gerek yok” diyen Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın memleketi; semâ ve hırkaya verdiği önemle Harakānî'den ayrılır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.Gazni · AfganistanGazneAttâr'ın kaydına göre onu ziyarete gelen Gazneli Mahmud'un başşehri. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.Konya · TürkiyeKonyaBâyezîd ile ilişkisine dair menkıbeyi nakleden ve ondan derinden etkilenen Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin şehri. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.Meşhed · İranTûsNakşibendî silsilesinde kendisinden sonra gelen Ebû Ali el-Fârmedî'nin memleketi ve medfeni. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hücvîrî, Keşfü'l-mahcûb, s. 103
  2. [2]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Harakānî”, c. 16
  3. [3]Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ
  4. [4]Hücvîrî, s. 102; Câmî, s. 298; Herevî, Tabakāt, s. 373
  5. [5]Evliya Çelebi, Seyahatnâme, II, 330
  6. [6]Herevî, Tabakāt, s. 628
  7. [7]Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ, s. 673-676
  8. [8]Süleyman Uludağ, ‘Bâyezîd-i Bistâmî’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. V, s. 238-241
  9. [9]Kişi kartı kaynak paketi — Ebü’l-Hasan el-Harakānî
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka