Ara
Menü
ذ

Fütüvvet

Köken ve kullanım

i. ar.

Kaynaklardaki ortak açıklama

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ · Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

6 43)

  1. Gençlik, yiğitlik, mertlik. 2. tas. a Fedakârlık, feragat, mertlik, adamlık, insanlık, bir kimsenin sırf insani mülahazalarla başkalarının hak ve menfaatini kendisininkinden önde tutması; toplumun ve fertlerin kurtuluşu ve mutluluğu için kendini feda etmesi, b Garazsız ivazsız, yani herhangi bir karşılık ve ödül beklemeden başkalarına yardım ve iyilik etmek. c Başkalarını kendinden daha önemli ve daha saygı değer olarak görmek. 3. Abbasi halifesi Nâsır Lidinillâh (622/575) zamanında kurulmuş olan ve Selçuklular döneminde de faaliyet gösteren bir teşkilat olup seyfi ve esnaf kolu vardır. İlk, orta ve son dönem fütüvvet arasında bazı farklar vardır. Fütüvvetin ahilikle de ilgisi bulunur. Bkz. Feta. Fütüvvethane (« 55 4-3) Fütüvvet ehlinin tekkesi, zaviyesi; lenger. Fütüvvetname Fütüvveti konu alan ve bu konuda ayrıntılı bilgi veren eserler,
  2. Abbasi halifesi Nâsır Lidinillâh (622/575) zamanında kurulmuş olan ve Selçuklular döneminde de faaliyet gösteren bir teşkilat olup seyfi ve esnaf kolu vardır. İlk, orta ve son dönem fütüvvet arasında bazı farklar vardır. Fütüvvetin ahilikle de ilgisi bulunur. Bkz. Feta. Fütüvvethane (« 55 4-3) Fütüvvet ehlinin tekkesi, zaviyesi; lenger. Fütüvvetname Fütüvveti konu alan ve bu konuda ayrıntılı bilgi veren eserler,

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Sözlük anlamı, “Kahramanlık, gençlik, cömertlik. ” olan bu terim, tasavvuf ehlinde bulunması gereken fedakârlık, iyilik, yardım, hoşgörü, insan sevgisi gibi ahlâkî nitelikleri ifade etmek için kullanılmıştır. Bu sözün, sünnî-tasavvuf çevresinde ortaya çıktığmı ve geliştiğini belirten kaynaklar, sûfîlerin “Fütüvvet sünnete uymak.

” sözünü özellikle gündeme getirmişler; ayrıca onlarm temel ahlâkî değerleri ve faziletleri “fütüvvet” ile karşıladıklarını vurgulamışlardır. Geç dönemlerden fütüvvet ehlinin teşkilâtlanma sürecine girmesi ve bu süreç içinde kemer kuşanma, şalvar giyme, tuzlu su içme, her sanatm bir pîri olduğu inancım işleme, “Ali’den başka fetâ, zülfikardan başka kılıç yoktur. ” sözünü düstur edinme gibi eğilimleri uygulamaya koymaları “fütüwet”in tasavvuf dışında bir çığır içine girdiğini ifade etmektedir.

Bu oluşum, fütüvvet ehli ile tasavvuf ehlinin ahilik kurumu ile bir birliktelik içinde olduğunu göstermektedir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Cömertlik. Başkasını, kendisine tercih etmek. Başkalarının işlerini düzeltmeye çalışmak ve faydasına koşmak. Fütüvvetin başka değişik târifleri de yapılmıştır. Bunlardan bâzıları şöyledir: Kendi nefsinde başkasının üzerine bir meziyet, üstünlük görmemek. Hatâlarını îtirâf edenleri affetmek, hiç kimseye şahsî düşmanlık beslememek. Ahlâk güzelliği.

Dostların aybını örtmesi, bilhassa, düşmanlarının başına gelen belâlara sevinmekten sakınması fütüvvetin îcâblarından, gereklerindendir. (Er-Riyâdü't-Tasavvufiyye)

Fütüvvetin en üstünü, kemâli, kâinâtın efendisi, cezâ gününün şefâatçısı, sevgili Peygamberimize mahsûstur ki; o günde herkesin, "Nefsim! Nefsim!.." diyerek kendi hâlleriyle meşgûl ve telâş içinde oldukları o dehşetli günde; "Ümmetim! Ümmetim!" niyâzını, şefâat kapılarının anahtarı yapacak ve kalblerin mahşer korkusuyla müthiş bir ızdırap içinde titrediği o vakitte, aslâ kendisini düşünmiyerek, ümmetinin başları üstüne himâye kanatlarını açacak ve bütün mahşer meydanını fütüvvet gölgesinin himâyesine alacaktır. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Gençlik, erlik, yiğitlik anlamında Arapça bir kelime. İlk defa Nasır Lidinillah (566/575) tarafından kurulmuş, bir fedakarlık, mertlik, yiğitlik örgütü. Horasanîler, yani Melâmetîler,esnaf ve zanaat erbabını teşkilatlandırarak, loncalar oluşturmuşlardır. Bu organizasyon 3 kıtaya yayılarak, sosyo-ekonomik hayatın temel direği olma fonksiyonunu icra etmişlerdir. Horasan’daki fütüvvet teşkilatlanmasının Anadolu’ya yansıması, Ahilik adıyla olmuştur. Osmanlı Devleti’nde bu teşkilat, 1908 yılına kadar varlığını sürdürmüştür. Ahilik, başta İbn Batuta (XIV. yüzyıl) olmak üzere, çok sayıda yabancının dikkatini çekmiştir. Ahilerin özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür:Zaviyelerine gelenlere nazik ve kibar davranırlar.Yabancıların karınlarını doyururlar.Gelen misafirlerin her türlü ihtiyaçlarını karşılarlar.Halka zulmeden zalimlerle savaşırlar.Her ahînin mutlaka bir işi ve sanatı vardır.Başlarında, aralarından seçtikleri bir reis bulunur.Seçilen reis, bir zaviye kurar.Reis, zaviyenin içini tefriş ederek, her türlü ihtiyacını karşılar.Bu gençler, gündüz kendi işlerinde çalışırlar.Günlük kazançlarını ikindiden sonra reislerine getirirler.Toplanan bu paralar, zaviyenin, yiyecek, içecek gibi, çeşitli giderleri için sarfolunur.Şehre gelen yabancıları, zaviyeye davet ederek orada misafir ederler.Eğer misafir edecek bir yabancı bulamazlarsa, kendileri toplanıp yemek yer, ilahi söyler, zikir çeker, sema ederler.Sabah namazını kıldıktan sonra işyerine gitmek üzere zaviyeden ayrılırlar.Rahmetli Hilmi Ziya Ülken (Ord. Prof.)’in ifade ettiği gibi, bu zaviyeler topluma sosyal âdab-ı muaşereti öğreten kurumlardı. Bu kurumlar, kaldırıldığında o görevi yerine getirecek yapısallaşmaya gidilmediği için sosyal ahlâk dejenerasyonu bugünkü noktalara gelmiştir.

Sözlüğe dön