Ara
Menü

Ebû Ali el-Fârmedî

Ebû Alî Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (401-477/1010-1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın sohbetlerinden etkilenen, seyrüsülûkunu Cürcânî yanında tamamlayan ve sonraki Hâcegân-Nakşibendî silsilesinde iki kolu birleştiren Horasan sûfîsidir.

Doğum
1010
Vefat
1084
Unvan
Horasan sûfîsi, vaiz ve Hâcegân silsilesinin önemli halkası
Temalar
Fârmed, Tûs, Nîşâbur, Kuşeyrî, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr, Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî, Harakānî, Yûsuf el-Hemedânî, Gazzâlî, Horasan tasavvufu

Kimliği ve tarihî çevresi

Ebû Alî Fazl b. Muhammed el-Fârmedî, V. (XI.) yüzyıl Horasan tasavvufunun önde gelen sûfî, vaiz ve mürşitlerindendir. 401/1010-11 yılında Tûs yakınındaki Fârmed köyünde doğdu; 477/1084'te Tûs'ta vefat etti. Kuşeyrî'nin ilim ve sohbet çevresinden yetişmiş, Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın meclislerinden etkilenmiş ve seyrüsülûkunu Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî'nin yanında tamamlamıştır. Sonraki Nakşibendî şecereleri iki farklı silsile kolunu onun şahsında birleştirir.

Adı, künyesi ve nisbesi

Tam adı kaynaklarda Ebû Alî Fazl b. Muhammed el-Fârmedî et-Tûsî şeklinde geçer. “Ebû Ali” künyesi, “Fârmedî” doğduğu köye, “Tûsî” ise daha geniş Tûs bölgesine nispetidir. Rüknü'l-İslâm, el-mürşid, kutbü'z-zamân ve şeyhü'l-meşâyih gibi unvanlar daha çok onun sonraki sûfî hafızasındaki itibarını yansıtır; resmî görev adları değildir.

Fârmed ve Tûs

Fârmed, kaynaklarda Fârmez yazımıyla da geçen ve Tûs çevresinde bulunan bir köydür. Fârmedî'nin doğum yeri ile nisbesinin temelidir. Tûs ise yalnız coğrafî arka plan değil, onun eğitimden sonra döndüğü, irşad faaliyetini sürdürdüğü ve vefat ettiği merkezdir. Bugünkü haritalarda tarihî Tûs bölgesi gösterilebilir; köy ve kabir için kesin koordinat ancak saha verisiyle kullanılmalıdır.

401/1010-11 doğumu

TDV İslâm Ansiklopedisi, doğumunu 401 hicrî yılına, milâdî 1010-11'e tarihler. Bazı modern silsile yayınlarında 407/1016 gibi farklı tarihler görülse de erken tabakat ve coğrafya kaynaklarına dayanan 401 kaydı daha güçlüdür. Doğum günü bilinmediği için yıl düzeyinden daha kesin bir tarih verilmemelidir.

İlk öğrenimi

İlk öğrenimini doğduğu Fârmed'de gördü. Çocukluk hocalarının, okuduğu kitapların ve aile mesleğinin eksiksiz listesi günümüze ulaşmamıştır. Kaynakların üzerinde birleştiği nokta, köydeki ilk eğitimden sonra dönemin önemli ilim merkezi Nîşâbur'a gitmesidir. Bu geçiş onun hem medrese ilimleri hem de sûfî çevrelerle tanışmasının önünü açtı.

Nîşâbur'a yolculuğu

XI. yüzyıl Nîşâbur'u hadis, fıkıh, kelâm, vaaz ve tasavvuf çevrelerinin kesiştiği büyük bir Horasan şehriydi. Fârmedî burada Abdülkerîm el-Kuşeyrî'nin medresesine girdi ve kısa sürede seçkin öğrencilerinden biri sayıldı. Biyografisinin sonraki aşamaları, medrese ile tekke dünyasının birbirini dışlamadığı bu şehir ortamında şekillendi.

Abdülkerîm el-Kuşeyrî'nin öğrencisi

Fârmedî, er-Risâle müellifi Abdülkerîm el-Kuşeyrî'den ilim ve tasavvuf terbiyesi aldı. Özellikle hocasının vaaz ve hitabet üslubundan etkilendi. İlişki yalnız ders halkasıyla sınırlı kalmadı; Fârmedî daha sonra Kuşeyrî'nin kızıyla evlenerek aile çevresine de girdi. Bununla birlikte seyrüsülûkunun bütün aşamalarını tek başına Kuşeyrî'ye bağlamak kaynakların anlattığı çok katmanlı yetişme sürecini daraltır.

Vaaz ve hitabet kabiliyeti

Abdülgāfir el-Fârisî, Fârmedî'nin son derece güzel ve etkileyici konuştuğunu bildirir; vaaz meclislerini farklı çiçekler açan meyve ağaçlarıyla dolu bir bahçeye benzetir. Bu tanıklık onun yalnız inzivaya çekilmiş bir zâhid olmadığını, geniş dinleyici topluluklarına seslenen güçlü bir vaiz olduğunu gösterir. Fakat vaazlarının tam metinleri müstakil bir eser hâlinde korunmamıştır.

Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'la ilk karşılaşma

Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr Nîşâbur'a geldiğinde Fârmedî onun meclisine katıldı ve ilk görüşmeden itibaren kuvvetle etkilendi. Sohbet ve semâ meclislerini takip ederek Ebû Saîd'e sevgiyle bağlandı. Bu temas, Fârmedî'nin yalnız teorik tasavvuf bilgisiyle yetinmeyip yaşanan sohbet ve hâl tecrübesine yönelmesinde belirleyici oldu.

Mecliste fark edilme menkıbesi

Esrârü't-tevhîd ve sonraki menâkıb geleneğinde, genç Fârmedî'nin Ebû Saîd'in meclisinde bir köşeye gizlendiği; semâ sırasında şeyhin elbisesinden kopardığı parçayı ona verdiği anlatılır. Ebû Saîd'in onu “Ebû Ali Tûsî” diye çağırması ve gelecekte büyüklerin diliyle konuşacağını söylemesi, sonraki vaizlik şöhretini önceden haber veren bir menkıbe olarak okunmalıdır. Tarihî çekirdek, Fârmedî'nin bu sohbetlere düzenli katılmasıdır.

Kuşeyrî'ye dönüşü

Ebû Saîd Nîşâbur'dan ayrılınca Fârmedî, kendisinde meydana gelen ruhî değişimleri Kuşeyrî'ye anlattı. Kuşeyrî ona ilim tahsilini sürdürmesini tavsiye etti. Bu ayrıntı, medrese öğrenimiyle tasavvufî tecrübenin çatışma olarak değil, dengelenmesi gereken iki eğitim alanı şeklinde görüldüğünü gösterir.

Medreseden tekkeye geçişi

İki veya üç yıl sonra tasavvufa meyli güçlenince Kuşeyrî'nin izniyle medreseden ayrılarak bir tekkeye yerleşti. Burada mücâhede ve riyâzetle meşgul oldu. Sürecin günlük programı bilinmez; geç kaynakların olağanüstü açlık ve ibadet ayrıntıları tarihî bir çizelge gibi kullanılmamalıdır. Güvenli bilgi, örgün tahsilden yoğun sûfî terbiyeye geçişidir.

Kuşeyrî'nin sınır koyması

Fârmedî, yaşadığı mânevî halleri yeniden Kuşeyrî'ye açtığında hocası artık ona daha ileri bir yardım sunamayacağını söyledi. Bu söz, Kuşeyrî'nin eksikliği değil, müridin yeni bir terbiye safhasına ihtiyaç duyduğunun teşhisidir. Kaynak anlatısı farklı mürşitlerden alınan eğitimin birbirini iptal etmediğini, her birinin ayrı bir aşamaya karşılık geldiğini vurgular.

Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî'ye yönelişi

Yeni bir mürşit arayan Fârmedî, ününü duyduğu Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî ile görüşmek üzere Tûs'a gitti. Nakşibendî geleneğinde “Gürgânî” biçimi de kullanılan bu sûfî, onun riyâzet ve mücâhede dönemini tamamladığı esas mürşitlerden biri kabul edilir. Fârmedî'yi yalnız Harakānî'nin doğrudan halifesi diye sunmak, Cürcânî'nin kaynaklarda açıkça belirtilen rolünü görünmez kılar.

Riyâzet dönemini tamamlaması

Cürcânî'nin yanında mânevî eğitimini sürdürdü ve vaaz vermek üzere icâzet aldı. Kaynakların “dili ve gönlü açıldı” ifadesi, hem hitabetindeki kuvveti hem de sözünün dinleyici üzerindeki tesirini anlatır. Bu icâzet, modern diploma veya resmî memuriyet belgesi değil; irşad ve vaaz ehliyetinin mürşit tarafından tanınmasıdır.

Ebû Saîd'le Tûs'taki ikinci görüşme

Fârmedî, Tûs'u ziyaret eden Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'la yeniden görüştü. İlk Nîşâbur temasının ardından gerçekleşen bu buluşma, aralarındaki sevgi ve sohbet bağının tek bir meclisle sınırlı olmadığını gösterir. Bununla beraber Ebû Saîd'i bütün silsile varyantlarında Fârmedî'nin tek ve resmî mürşidi gibi göstermek doğru değildir.

Harakānî bağlantısı

Kaynaklar Fârmedî'nin Ebü'l-Hasan el-Harakānî'den de faydalandığını bildirir. Harakānî 425/1033'te öldüğünde Fârmedî yaklaşık yirmi dört yaşındaydı; görüşme kronolojik olarak mümkündür. Fakat ilişkinin süresi ve biçimi ayrıntılı değildir. Sonraki Bekrî Nakşibendî silsilesi onu Harakānî'nin halifesi sayarken, tarihî biyografi bu iddiayı gelenek içi şecere kaydı olarak ihtiyatla sunmalıdır.

İki silsile kolunun birleşmesi

Nakşibendiyye'nin daha sonra düzenlenen şecerelerinde Alevî kol Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî üzerinden, Bekrî kol ise Ebü'l-Hasan el-Harakānî üzerinden Fârmedî'ye ulaşır. İki hat onun şahsında birleştirilerek Yûsuf el-Hemedânî'ye devam ettirilir. Bu konum Nakşibendiyye adının ortaya çıkışından yaklaşık üç yüzyıl öncedir; dolayısıyla Fârmedî'yi kendi çağında kurumsal Nakşibendî şeyhi diye tanımlamak anakronik olur.

Yûsuf el-Hemedânî'ye aktarım

Silsile geleneğinde Fârmedî'nin başlıca halifesi Yûsuf el-Hemedânî'dir. Hemedânî daha sonraki Hâcegân zincirinde güçlü bir öğretim ve irşad halkası oluşturmuştur. Bu aktarım Fârmedî'nin tarih içindeki önemini artırır; ancak Hemedânî'nin bütün ilmî ve tasavvufî birikimini yalnız tek hocaya indirgemek yerine, çok sayıda hocadan faydalandığı hatırlanmalıdır.

Gazzâlî ile görüşmesi

Ebû Hâmid el-Gazzâlî ile Fârmedî'nin görüştükleri bilinmektedir. Gazzâlî İhyâü ulûmi'd-dînde Fârmedî'den duyduğu bazı sözleri aktarır. Câmî onu Gazzâlî'nin şeyhi diye tanıtır; ancak Fârmedî öldüğünde Gazzâlî yirmi yedi yaşındaydı ve büyük tasavvuf krizini henüz yaşamamıştı. Bu nedenle Gazzâlî'yi Fârmedî'nin tam yetişmiş müridi veya halifesi saymak yerine, ondan sohbet ve tasavvuf terbiyesi alan genç bir âlim olarak tanımlamak daha güvenlidir.

Gazzâlî ilişkisinin kaynak sınırı

Gazzâlî'nin Fârmedî'den çok az söz etmesi, sonraki şecerelerdeki geniş anlatıları sınırlar. Görüşme ve söz nakli sağlamdır; düzenli intisabın süresi, uygulanan riyâzetlerin ayrıntısı ve hilâfet iddiası aynı ölçüde belgeli değildir. Fârmedî'nin Gazzâlî üzerindeki etkisi inkâr edilmez, fakat sonradan oluşan büyük Gazzâlî portresinin tamamı bu tek ilişkiye bağlanmaz.

Diğer âlim ve sûfîlerle teması

Kaynaklar Fârmedî'nin İbn Bâkûye ve Abdülkāhir el-Bağdâdî dahil çeşitli âlim ve mutasavvıflar üzerinde etkili olduğunu bildirir. Bu isimlerin her biriyle ilişkinin ders, sohbet veya manevî intisap biçimi aynı açıklıkta değildir. Dolayısıyla kişi atlasında ancak yönü ve türü kaynakça belirlenebilen bağlar kesin ilişki yapılmalıdır.

Merv yolculuğu ve Nizâmülmülk

Bir ara Merv'e giderek Büyük Selçuklu veziri Nizâmülmülk'le görüştü ve itibar gördü. Bu temas, Horasan sûfîlerinin şehirler ve siyasî merkezler arasında dolaşan kamusal etkisini gösterir. Görüşmenin Fârmedî'yi saray görevlisine çevirdiğine veya sürekli bir siyasî makam aldığına dair açık delil yoktur.

Kuşeyrî ailesiyle bağı

Fârmedî'nin Kuşeyrî'nin kızıyla evlendiği kaydedilir. Bu evlilik Nîşâbur'daki eğitim bağını aile yakınlığına dönüştürmüştür. Sem'ânî onun Ebü'l-Mehâsin Ali, Ebü'l-Fazl Muhammed ve Ebû Bekir Abdülvâhid adlı üç oğlunu tanıdığını bildirir. Oğulların her birini otomatik biçimde şeyh veya halife saymak için ayrıca kaynak gerekir.

Üç oğlu

Ebü'l-Mehâsin Ali, Ebü'l-Fazl Muhammed ve Ebû Bekir Abdülvâhid, Fârmedî'nin kaynakta adı verilen çocuklarıdır. Sem'ânî'nin onları bizzat görmüş olması aile bilgisine güçlü bir tanıklık kazandırır. Bununla birlikte biyografik ayrıntıları sınırlıdır; onlara eser, makam veya silsile rolü uydurulmamalıdır.

Vaazlarının mahiyeti

Fârmedî'nin sözlü mirası, kaleme aldığı bağımsız bir kitap listesinden daha belirgindir. Vaazları güzel anlatım, dinleyicinin hâline göre konuşma ve ahlâkî tesirle anılmıştır. Gazzâlî'nin aktardığı kısa sözler ile menâkıb kaynaklarının nakilleri, onun sohbet geleneğindeki izlerini korur; fakat mevcut derlemeler eksiksiz bir “Fârmedî külliyatı” değildir.

Semâ ve sohbet tecrübesi

Ebû Saîd çevresinde katıldığı semâ, onun yetişme hikâyesinin önemli bir parçasıdır. Buradaki semâ mûsiki tarihine ait teknik bir repertuvar kaydı değil, şiir ve vecd eşliğinde yürütülen sûfî meclisidir. Fârmedî'nin sonraki irşadında aynı usulü hangi ayrıntılarla sürdürdüğü bilinmediğinden genel tarikat âdetleri ona kişisel uygulama diye yüklenmemiştir.

477/1084 vefatı

Fârmedî 477/1084 yılında Tûs'ta vefat etti. Bazı kaynaklarda 472/1079-80 tarihi bulunur; ancak TDV ve tabakat geleneğinin tercih ettiği 477 daha yaygındır. Sem'ânî onun kabrini defalarca ziyaret ettiğini açıkça kaydeder. Bu tanıklık, defin yerinin sonraki ziyaret hafızasında canlı kaldığını gösterir.

Kabri ve ziyaret hafızası

Kabrinin Tûs çevresinde olduğu tarihî kaynakla sabittir; Fârmed köyüyle ilişkilendirilen makam ve modern türbe tanımları ise saha doğrulamasına ihtiyaç duyar. Haritada Tûs ve Fârmed çevresi farklı güven seviyeleriyle gösterilebilir. Kesin mezar noktası bilinmeden koordinat üretmek, tarihî ziyaret kaydıyla modern bir yapıyı yanlış biçimde özdeşleştirebilir.

Menkıbe ile tarihî çekirdeğin ayrılması

Tarihî çekirdeği doğum yeri ve yılı, Kuşeyrî medresesi, Ebû Saîd sohbetleri, Cürcânî yanında riyâzet, vaaz icâzeti, Merv seyahati, aile bilgisi ve 477/1084 vefatıdır. Elbise parçası, gelecekteki hitabetinin müjdelenmesi ve silsiledeki bazı olağanüstü aktarımlar ise geleneğin bu çekirdeği yorumlayan menkıbe katmanıdır. İki katman birbirini yok etmeden ayrı güven düzeylerinde sunulmalıdır.

Tasavvuf tarihindeki yeri

Ebû Ali Fârmedî, XI. yüzyıl Horasan'ında medrese ilmi, vaaz, tekke riyâzeti ve gezgin sûfî sohbetlerini aynı hayat çizgisinde buluşturur. Kuşeyrî, Ebû Saîd, Cürcânî ve Harakānî çevrelerinden aldığı farklı tesirleri Yûsuf el-Hemedânî kuşağına aktaran bir kavşak şahsiyettir. Sonraki Nakşibendî hafızasındaki önemi büyüktür; fakat bu önem, yaşadığı dönemde henüz kurulmamış bir tarikatın idarî mensubu olduğu anlamına gelmez.

Kırk halkanın tamamı
COĞRAFÎ HAFIZA7 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi7 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç3 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“Benim mertebem seninkinden yüksek değil”

Kuşeyrî'nin talebesine söylediği söz.

Metni gösterMetni daralt

Bir gün kendisinde zuhur eden mânevî halleri Kuşeyrî'ye anlatınca üstadı, ulaştığı bu mertebeden sonra ona yardımcı olamayacağını, zira kendi mertebesinin onunkinden daha yüksek olmadığını söyledi.

Yeni bir mürşide ihtiyacı bulunduğunu anlayan Fârmedî, ününü duyduğu Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî ile görüşmek üzere Tûs'a gitti.

Çerçeve. Kuşeyrî, er-Risâle'nin müellifi ve devrin en büyük sûfî otoritesidir. Talebesini kendi seviyesini aştığı gerekçesiyle başka bir mürşide yollaması, tasavvuf edebiyatının en dürüst sahnelerindendir — üstelik Fârmedî sonradan onun kızıyla evlenmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.
BİYOGRAFİK KAYIT

Gazzâlî onun müridi miydi?

Yaygın bir nisbetin tashihi.

Metni gösterMetni daralt

Câmî Nefehâtü'l-üns'te Fârmedî'nin Gazzâlî'nin şeyhi olduğunu söyler. İkisi de Tûslu olan bu ünlü mutasavvıfların görüştükleri bilinmektedir. Nitekim Gazzâlî bizzat Fârmedî'den duyduğu birkaç sözü nakleder.

Kasım Kufralı Câmî'ye dayanarak Gazzâlî'nin Fârmedî'ye intisabının kesin olduğunu söylüyorsa da Fârmedî vefat ettiğinde yirmi yedi yaşında olan ve henüz tasavvufa yönelmemiş bulunan Gazzâlî'yi onun mürid ve halifesi saymak doğru değildir.

Gazzâlî'nin, eserlerinde Fârmedî'den çok az söz etmesi de bunu göstermektedir.

Çerçeve. İtiraz iki delile dayanır: yaş ve metin. Gazzâlî'nin tasavvufa yönelişi 488/1095'teki meşhur buhranıyladır — Fârmedî'nin vefatından on bir yıl sonra. Görüşme sabittir, intisap değildir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kuşeyrî'nin dâmadı

Hoca ile talebe arasında bir bağ.

Metni gösterMetni daralt

Kuşeyrî'nin kızıyla evlenen Fârmedî 477'de (1084) Tûs'ta vefat etti. Bazı kaynaklar vefat tarihini 472 (1080) olarak vermektedir.

Fârmedî'nin Ebü'l-Mehâsin Ali, Ebü'l-Fazl Muhammed ve Ebû Bekir Abdülvâhid adlı üç oğlu olduğunu ve bunlarla tanışma fırsatı bulduğunu söyleyen Sem'ânî, şeyhin kabrini defalarca ziyaret ettiğini de kaydeder.

Çerçeve. Sem'ânî (ö. 562/1166), el-Ensâb müellifidir; oğullarıyla tanışmış olması, hakkındaki bilgilerin birinci elden geldiğini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.
BİYOGRAFİK KAYIT

Çiçek açan bir bahçe gibi vaaz

Abdülgāfir'in benzetmesi.

Metni gösterMetni daralt

Fârmedî'nin son derece güzel ve etkileyici konuştuğunu söyleyen Abdülgāfir onun vaaz meclislerini, çeşit çeşit çiçek açan meyve ağaçlarıyla dolu bir bahçeye benzetir.

Kuşeyrî'nin medresesinde özellikle vaaz ve hitabet tarzının tesirinde kalmıştı. Cürcânî'nin yanında mücâhede ve riyâzet dönemini tamamladıktan sonra vaaz vermek için icâzet aldı. Dili ve gönlü açıldığından olağan üstü güzel ve etkili konuşmalar yapmaya başladı.

Çerçeve. Vaaz icâzeti, tasavvufta ayrı bir yetkidir; Fârmedî'nin şöhreti eserlerinden değil meclislerinden gelmiştir — nitekim ondan geriye kitap kalmamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Abdülgāfir el-Fârisî, Târîhu Nîsâbûr, s. 628.
BİYOGRAFİK KAYIT

Nizâmülmülk ile görüşme

Merv'de sarayla temas.

Metni gösterMetni daralt

Bir ara Merv'e giderek Büyük Selçuklu Veziri Nizâmülmülk'le görüşen ve ondan itibar gören Fârmedî çağının büyük âlim ve mutasavvıflarıyla tanışmış ve onlardan faydalanmıştır.

Çerçeve. Nizâmülmülk, Nizâmiye medreselerinin kurucusudur ve Gazzâlî'yi Bağdat Nizâmiyesi'ne tayin eden kişidir. Selçuklu devlet aklıyla Horasan tasavvufunun aynı yıllarda temas hâlinde olduğunu gösteren bir kayıttır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.
BİYOGRAFİK KAYIT

Semâ meclisine devam eden bir medreseli

Ebû Saîd ile karşılaşma.

Metni gösterMetni daralt

Nîşâbur'a gelen Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ı ziyaret etti ve ilk görüşmesinde kuvvetli bir şekilde tesirinde kalarak büyük bir sevgiyle ona bağlandı; sohbet ve semâ meclislerine devam etti.

Bir ara Tûs'u ziyaret eden Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr ile bir kere daha görüşme fırsatı buldu.

Çerçeve. Ebû Saîd, semâ ve şiirle anılan Horasan melâmetine yakın bir şeyhtir; Kuşeyrî ise tasavvufu Sünnî ilimler düzenine yerleştiren müelliftir. Fârmedî ikisinin arasında durur — Attâr da bir asır sonra Ebû Saîd'in ruhaniyetinden terbiye aldığını söyleyecektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Eseri yok, sözleri var

Gazzâlî'nin naklettiği birkaç söz.

Metni gösterMetni daralt

Kaynakta ona ait bir telif zikredilmez.

Gazzâlî bizzat Fârmedî'den duyduğu birkaç sözü nakleder (İhyâ, IV, 178).

Çerçeve. Bu nakil, Gazzâlî'nin müridi olmadığı hükmünün de delilidir: eserlerinde ondan çok az söz etmesi, aradaki ilişkinin intisap değil tanışıklık düzeyinde kaldığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Gazzâlî, İhyâü ulûmi'd-dîn, IV, 178.
ESER / METİN

Hakkındaki kaynaklar

Abdülgāfir, Sem'ânî, Câmî.

Metni gösterMetni daralt

Abdülgāfir el-Fârisî, Târîhu Nîsâbûr (s. 628) — vaaz meclislerinin tasviri. Sem'ânî, el-Ensâb (IX, 218) — oğulları ve kabri hakkında birinci elden kayıt. Câmî, Nefehâtü'l-üns (s. 370) — Gazzâlî ile ilişkisine dair, sonradan tartışılan hüküm.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

İki silsilenin birleştiği nokta

Bekrî ve Alevî kolları.

Metni gösterMetni daralt

Fârmedî, Nakşibendiyye'nin Alevî silsilesinde Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî'nin, Bekrî silsilesinde ise Ebü'l-Hasan el-Harakānî'nin halifesi olarak gösterilir.

Nakşibendiyye'nin her iki silsilesi Ebû Ali el-Fârmedî'de birleşir ve halifesi Yûsuf el-Hemedânî vasıtasıyla devam eder. Bu bakımdan Fârmedî Nakşibendî tarikatı tarihinde önemli bir yere sahiptir.

Çerçeve. Bekrî silsile Hz. Ebû Bekir'e, Alevî silsile Hz. Ali'ye ulaşır; Nakşibendiyye'yi diğer tarikatlardan ayıran husus, silsilesini Hz. Ebû Bekir üzerinden getirmesidir. İki kolun tek bir şahısta düğümlenmesi, bu iddianın yapı taşıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.
TARİHÎ KAYIT

Hâcegân'a giden yol

Yûsuf el-Hemedânî'ye devir.

Metni gösterMetni daralt

Silsile halifesi Yûsuf el-Hemedânî vasıtasıyla devam eder.

Çerçeve. Yûsuf el-Hemedânî, Hâcegân'ın mânevî atasıdır ve dört halife bırakma geleneğini başlatan kişidir; ondan Abdülhâlik-ı Gucdüvânî'ye, oradan Ârif-i Rîvgerî, Mahmûd-ı Fağnevî, Ali Râmîtenî, Muhammed Baba Semmâsî ve Emîr Külâl yoluyla Bahâeddin Nakşibend'e ulaşılır. Fârmedî, bu zincirin Horasan'daki başlangıç halkasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.
KAVRAM

Unvanları

Rüknü'l-İslâm, kutbü'z-zamân.

Metni gösterMetni daralt

Rüknü'l-İslâm, el-mürşid, kutbü'z-zamân ve şeyhü'l-meşâyih gibi unvanlarla anılır.

Çerçeve. Kutbü'z-zamân (zamanın kutbu) ve şeyhü'l-meşâyih (şeyhlerin şeyhi), tasavvuf hiyerarşisinin en üst nitelemeleridir; rüknü'l-İslâm ise zâhirî ilimlerdeki yerine işaret eder. Unvanların bileşimi, medrese ile tekke arasında duran bir şahsiyeti tarif eder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.
KAVRAM

Kimlerden faydalandı

Dört isim.

Metni gösterMetni daralt

Hocaları ve etkilendikleri: Abdülkerîm el-Kuşeyrî (ilim ve vaaz), Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr (sevgi ve semâ), Ebü'l-Kāsım el-Cürcânî (mücâhede ve icâzet), Ebü'l-Hasan el-HarakānîNakşibendî silsilesinin önemli simalarından olan Harakānî'den de faydalandı.

Etkilediği isimler ise Gazzâlî, İbn Bâkûye ve Abdülkāhir el-Bağdâdî de dahil olmak üzere pek çok âlim ve mutasavvıftır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Meşhed · İranTûsEbü'l-Kāsım el-Cürcânî'ye intisap için gittiği ve 477/1084'te vefat ettiği şehir; Sem'ânî kabrini defalarca ziyaret ettiğini kaydeder. Gazzâlî de buralıdır. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.Tûs · İranFârmed (Fârmez)401/1010-11'de doğduğu ve ilk öğrenimini yaptığı köy; nisbesini buradan alır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.Nîşâbur · İranNîşâburAbdülkerîm el-Kuşeyrî'nin medresesine girdiği, en seçkin talebelerinden biri olduğu ve Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr ile tanıştığı şehir; medreseden ayrılıp yerleştiği tekke de buradadır. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.Mary · TürkmenistanMervBüyük Selçuklu Veziri Nizâmülmülk ile görüşüp itibar gördüğü şehir. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.Semnan · İranHarakānKendisinden faydalandığı, Nakşibendî silsilesinin önemli simalarından Ebü'l-Hasan el-Harakānî'nin memleketi; Bekrî silsilede onun halifesi gösterilir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.Meyhene · TürkmenistanMihne (Ebû Saîd)Nîşâbur ve Tûs'ta iki defa görüştüğü, sohbet ve semâ meclislerine katıldığı Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın memleketi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.Hemedan · İranHemedanSilsileyi devam ettiren halifesi Yûsuf el-Hemedânî'nin nisbesini aldığı şehir; Hâcegân yolu ondan doğmuştur. İlişkili kişi dosyası Ebû Ali el-Fârmedî : Ebû Ali Fazl b. Muhammed el-Fârmedî (1010/11–1084), Kuşeyrî’nin öğrencisi, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve Ebü’l-Kāsım el-Cürcânî çevrelerinden faydalanan; Yûsuf el-Hemedânî’nin mürşidi Horasanlı sûfîdir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Ali el-Fârmedî”, c. 10
  2. [2]Abdülgāfir el-Fârisî, Târîhu Nîsâbûr, s. 628
  3. [3]Gazzâlî, İhyâü ulûmi'd-dîn, IV, 178
  4. [4]Süleyman Uludağ, ‘Kuşeyrî, Abdülkerîm b. Hevâzin’, TDV İslâm Ansiklopedisi, XXVI, 473-475; Süleyman Uludağ, ‘er-Risâle’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Abdülkerîm el-Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye; Abdülkerîm el-Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât
  5. [5]Kişi kartı kaynak paketi — Ebû Ali el-Fârmedî
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka