Ara
Menü

İbrâhim b. Edhem

İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 veya 162/779), Belh'te bütün servetini bırakıp zühd yoluna giren, ömrünü ırgatlık ve bostan bekçiliğiyle geçiren Horasanlı sûfî; hayatı daha kendi asrında destanlaşmış, Türk edebiyatında “Edhem” bir mazmun hâline gelmiştir.

Vefat
778
Unvan
Horasanlı zâhid, sûfî ve muhaddis

Kaynaklar hakkında bir uyarı

İbrâhim b. Edhem hakkında kaynakların verdiği bilgiler çelişkilidir. Sahip olduğu bütün dünya nimetlerinden vazgeçmesi sebebiyle hayatı destanlaşmış; bu yüzden tarihî kimliğiyle menkıbelerde anlatılan şahsiyeti arasında ciddi uyumsuzluklar vardır. Bu kartta ikisi ayrı tutulmuş, menkıbeler kendi bölümlerinde çerçevelenerek verilmiştir.

Doğumu ve ailesi

Horasan'ın Belh şehrinde dünyaya geldi; anne ve babasının hac için Mekke'de bulunduğu sırada orada doğduğunu söyleyenler de vardır. Ailesi Arap kabilelerinden Benî İcl'e veya Temîm'e mensuptur.

Genç yaşta zühd yoluna girmeye karar verinceye kadar Horasan'da yaşadığı anlaşılmaktadır. Birçok hizmetçisi bulunan zengin ve itibarlı bir ailenin çocuğu olduğuna dair kayıtlar, Belh hükümdarı yahut hükümdarın oğlu ya da torunu olduğu rivayetlerinden daha doğru görünmektedir.

Terk

Zühd yoluna girmesine sebep olan olayların en meşhuru, hizmetçisi İbrâhim b. Beşşâr'ın bizzat kendisinden dinleyip naklettiğidir: gençlik çağında avlanırken iki defa “Sen bunun için mi yaratıldın, bunu yapmakla mı emrolundun?” şeklinde gaipten bir ses duymuş, aynı sesi üçüncü defa atının eyerinin kaşından da işitince bütün malını mülkünü terkedip yola çıkmıştır.

Abdullah b. Mübârek'in de aralarında bulunduğu altmış kadar ilim yolcusu gençle birlikte Mekke'ye doğru yöneldi. Başlangıçta vatanından ayrılmak ona ağır geldi; bir daha dönmemek için nefsine karşı çetin bir mücadele verdi ve kararında sebat etti. Bu hâli kendi sözüyle: “Birçok acı çektim, ancak vatanımdan ayrılmak kadar ağır geleni olmadı; nefsime karşı en şiddetli kavgayı vatan hasreti hususunda verdim.”

İbn Asâkir ise vatanından ayrılma sebebini başka türlü açıklar: Abbâsî ihtilâlcisi Ebû Müslim-i Horasânî'den kaçtığı için. Bu doğruysa Belh'ten 129 (747) civarında ayrılmış olmalıdır.

Elinin emeğiyle geçen ömür

Horasan'dan ayrıldıktan sonra Şam, Irak, Hicaz ve Rum (Anadolu) bölgelerine seyahatler yaptı: Mansûre (el-Masîsa), Sûr, Kayseriye, Humus, Askalân, Beyrut, Basra, Kûfe, Mekke, Medine, Kudüs, İskenderiye, Trablus, Antakya, Tarsus ve Maraş dolaştığı şehirler arasındadır.

Bu şehirlerde bostan bekçiliği, ırgatlık, değirmencilik gibi işler yaparak elinin emeğiyle geçinmeye çalıştı. Hayatının en az yirmi dört yılını geçirdiği Dımaşk'ta hemşerisi Şakīk-ı Belhî ile karşılaştığında ona, memleketinde bulamadığı huzuru Şam beldelerinde bulduğunu söylemiştir.

Mekke'deyken babasının vefat ettiğini haber alınca ülkesine gitti; babasının vasiyeti üzerine malı gerekli yerlere dağıttıktan sonra kendi payını da diğer vârislere bırakıp tekrar Mekke'ye döndü.

Ailesi

Bazı kaynaklara göre Belh'ten ayrılmadan önce evlenmiş ve bir oğlu olmuştur — Ebû İshak künyesini bu sebeple almış olmalıdır. Sonradan hiç evlenmediği anlaşılmakla birlikte, evlenip çoluk çocuk sahibi olmanın kendi bulunduğu durumdan daha hayırlı olduğunu açıkça ifade etmiştir.

Vefatı

Kara ve deniz seferlerine katıldığı, Bizanslılar'a karşı yapılan son deniz seferi esnasında ismi belirtilmeyen bir adada vefat ettiği kaydedilir.

Ölüm yılı için 130 (748), 140, 161, 162, 163 (780), 164 ve 166 gibi tarihler verilmişse de kaynakların çoğu 161 (778) veya 162 (779) yılını zikreder. Defnedildiği yer için de Şam bölgesi, Askalân, Bağdat, Bizans'a ait bir ada, Sûkîn veya Sûfenen Kalesi, Mısır gibi çeşitli yerler sayılır. Kız kardeşinin oğlu şair İbn Künâse'nin “garp toprağındaki mezar” diye tanıttığı kabrinin Şam bölgesinde sahile yakın bir yerde bulunduğu kabul edilmektedir.

Zühd anlayışı

Zühdü üçe ayırır: farz olan zühd haramdan kaçınmaktır; nâfile olan, helâlinden bile olsa az ile yetinmektir; selâmet olan zühd ise şüpheli şeylerden uzak durmaktır. Ona göre en mükemmel zâhid, kalbi en temiz, en samimi olan ve en fazla cömertlik yapan kişidir.

Gecelerini genellikle tefekkürle geçirip çok az uyuduğu, gündüzleri sürekli oruç tuttuğu belirtilir. Buna karşılık zühd anlayışında kendini halktan tecrit etmek yoktur: vaktinin çoğunu halkın içinde onların dertleriyle ilgilenerek geçirmiş; insanlara ulemâ meclislerine devam etmelerini, namazı cemaatle kılmalarını, hacca gitmelerini, cihada katılmalarını, fakat nefsin hevâsına karşı koymayı da ihmal etmemelerini tavsiye etmiştir.

Öğütlerinde helâl kazancın yeri belirgindir. Duasının kabul edilmesi için ne yapması gerektiğini soran birine helâl yemesini tavsiye etmiş; helâl kazançla çoluk çocuğun nafakasını sağlamayı yiğitlerin işi saymıştır.

Dostları ve ilmî yeri

İskenderiye'de Eslem b. Yezîd el-Cühenî'nin sohbetinde bulundu; Mekke'de Süfyân es-Sevrî ve Fudayl b. İyâz ile tanışıp dost oldu, Sevrî ve Evzâî ile zaman zaman mektuplaştı. Ebû Hanîfe ile de buluşmuş ve aralarında dostluk meydana gelmiştir; Hücvîrî zâhir ilmini Ebû Hanîfe'den öğrendiğini söyler.

Tâbiîn ve tebeu't-tâbiînden hadis rivayet etti; bazı hadisleri mürsel olmakla birlikte sika olduğu belirtilir. Ebû İshak es-Sebîî, Ebû Hâzim, Katâde b. Diâme, Mâlik b. Dînâr, A'meş, Ebû Hanîfe, Mûsâ b. Ukbe, Evzâî, Süfyân es-Sevrî, Şakīk-ı Belhî ve babası Edhem b. Mansûr'dan hadis aldı.

Hadis toplamaktan neden kaçındı

Hadis toplama yolunu seçmediği için az rivayette bulunmuştur. Bunun başlıca sebebi, hadis toplamakla meşgul olurken ameli ihmal etme endişesi olarak gösterilir. Kendisine “Dinini korumak için ibadetin yanı sıra ilmi de ihmal etme” diyen Ebû Hanîfe'ye, “Sen de ilminle amel etmeyi ve ibadetle meşgul olmayı ihmal etme” diye cevap verdiği rivayet edilir.

Süfyân es-Sevrî onu hadis toplamadığı için tenkit etmeye kalkışınca “Sen kendini ‘haddesenâ, haddesenâ' ile meşhur ettin” diyerek karşılık vermesi, aynı zamanda riya korkusuyla kaçındığını gösterir.

Sonraki değerlendirmeler

Evzâî, özellikle halkın arasına katılması ve cömertliği sebebiyle onu akranından üstün saydı. Cüneyd-i Bağdâdî için şu ifadeyi kullanır: “Bu yolun bilgilerinin anahtarı İbrâhim'in elindedir.”

Kelâbâzî onu, gaipten gelen bir sesle uyarıldığı için “murad” vasfına sahip sûfîlerden sayar — yani Hakk'ın cezbe kuvvetiyle kendine çektiği kimselerden. Hücvîrî'ye göre Hızır tarafından yetiştirilmiştir. Mevlânâ da onu “mânalar denizinin yüzücüleri” dediği Bâyezîd-i Bistâmî ve Cüneyd-i Bağdâdî ile birlikte anar.

Muahhar kaynaklarda ona nisbet edilen, ancak babasının adıyla anılan Edhemiyye diye bir tarikattan söz edilir. Ayrıca Çiştiyye silsilesinde yer alır: Fudayl b. İyâz'ın halifesi, Huzeyfe el-Mar'aşî'nin mürşididir.

Budizm ve Şiîlik iddiaları

Goldziher, Nicholson ve Ebü'l-Alâ Afîfî gibi araştırmacılar onun riyâzet hayatını tercih etmesini Belh'teki Budizm'in etkisine bağlamışlardır; ancak bu görüşün birçok bakımdan tutarsızlığı ortaya konmuştur.

Öte yandan giydiği yün abanın Kûfeli Şiî zâhidlerce de şiâr olarak giyildiği hatırlatılmış, dua ederken kullandığı “Rabbim beni koruduğu sürece…” ifadesinden hareketle kendisini Şiî imamlar gibi mâsum saydığı ileri sürülerek zühd hayatının Şiî kaynaklı olduğu iddia edilmiştir; bu iddianın da bir zorlamadan ibaret olduğu açıktır.

Edebiyattaki yeri

Hayatı ve kişiliği etrafında oluşan menkıbeler manzum ve mensur edebî eserlere konu olmuş; İbrâhim b. Edhem hikâyeleri, menkıbeleri ve İbrâhim Edhem destanı adlarıyla anılmıştır. Türk edebiyatına Ferîdüddin Attâr'ın Tezkiretü'l-evliyâ'sından geçtiği sanılır; mensur tercümeleriyle birlikte manzum şeklinin de XIV. yüzyıldan itibaren görüldüğü kanaati yaygındır.

Bir ayrıntı dikkat çeker: diğer dinî halk hikâyelerinde genellikle beyit ve aruz kullanıldığı hâlde İbrâhim Edhem menkıbelerinde hem beyitlere hem hece vezniyle yazılmış dörtlüklere rastlanır — anlatının halk şiiri damarına ne kadar geçtiğinin işareti.

Divan şairleri için “Edhem” bir mazmundur: “Zâhid bize ta'neyleme bu şekl-i fenâda / Biz tâc ü kabâ terkin uran Edhem-i aşkız” (Tarzî); “Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın” (Ziyâ Paşa). Na'tî'nin Edhemnâme adlı mesnevisi hayatı çerçevesinde yazılmıştır — buna karşılık Lâmiî Çelebi'ye ve Sâbit'e ait Edhem ü Hümâ mesnevilerinin onunla herhangi bir ilgisi yoktur. Necip Fazıl Kısakürek hayatını beş perdelik bir oyun hâline getirmiştir (1978).

Etkisi İslâm dünyasının dışına da taşmıştır: İngiliz şair James Henry Leigh Hunt onun için “Abou ben Adhem” adlı bir şiir yazmış; 1640 civarında Açe'de yaşayan Nûreddin er-Rânîrî hakkında yazmış, Hayât-ı Sultân İbrâhîm adıyla bilinen bir metin Malayca basılmıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA11 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi11 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 6 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Mekke'de doğduğu rivayeti ve tavaftaki dua

Sefîne, onun Belh'te değil, annesi hac için Mekke'ye geldiğinde doğduğuna ve tavaf esnasında çocuğu sâlihler zümresine katması için dua ettiğine dair ikinci bir rivayet nakleder.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Vassâf, yaygın Belh rivayetinin yanına ikinci bir anlatı koyar ve bunu "diğer bir rivayete göre" kaydıyla verir: İbrâhim b. Edhem Belh'te dünyaya gelmemiş, annesi hac için Mekke'ye geldiğinde orada doğmuştur. Anlatı bir dua sahnesiyle tamamlanır; anne, tavaf esnasında çocuğu için "Yâ Rab! Bu çocuğu zümre-i sâlihîne ilhak eyle" diye niyaz eder ve rivayete göre duası kabul olunur.

Kaynak bu rivayeti kendi tercihi olarak değil, mevcut nakiller arasında bir seçenek olarak sunar; iki rivayet arasında tercih yapmaz.

Çerçeve. Bu anlatı bir doğum yeri kaydından çok bir mânevî nesep kurgusudur: zâhidin sâlihlerden oluşu, doğduğu andaki bir duaya bağlanarak hayatının tamamına geriye dönük bir çerçeve çizilir. Menâkıb geleneği büyük sûfîlerin başlangıcını çoğu zaman böyle bir işaretle donatır. Tarihî kayıt açısından ise onun Belh'li oluşu ana rivayettir; Mekke doğumu, gelenek içinde dolaşan ikinci bir anlatı olarak korunmalı, ana veriyle karıştırılmamalıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Eyerin kaşından gelen ses

“Sen bunun için mi yaratıldın?” — terkin başlangıcı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Gençlik çağında avlanırken iki defa “Sen bunun için mi yaratıldın, bunu yapmakla mı emrolundun?” şeklinde gaipten bir ses duydu; aynı sesi üçüncü defa atının sırtındaki eyerin kaşından da işitince bütün malını mülkünü terkedip zühd yoluna girmeye karar verdi.

Çerçeve. Rivayet, hizmetçisi İbrâhim b. Beşşâr'ın bizzat ondan dinleyip naklettiği şekliyle en erken tabakada yer alır. Kelâbâzî, gaipten bir sesle uyarıldığı için onu “murad” vasfına sahip sûfîlerden sayar: Hakk'ın cezbe kuvvetiyle kendine çektiği kimselerden.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: İbrâhim b. Beşşâr'ın rivayeti; Ebû Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, VIII.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Damda deve arayan adam

Tahtta uyurken duyduğu ses ve Hızır'la karşılaşma.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Tahtının üzerinde uyuyakaldığı bir gece tavanın sallandığını hisseder; kim olduğunu sorunca “Devemi kaybettim, onu arıyorum” cevabını alır. Damda deve aramanın şaşkınlık olduğunu söyleyince sesin sahibi ona Allah'ı altın taht üzerinde ve atlas elbise içinde aramanın damda deve aramaktan daha büyük bir şaşkınlık olduğunu hatırlatır.

Birkaç gün sonra bir şölende bir adam muhafızları geçip karşısına dikilir ve handa kalmak ister. İbrâhim Edhem buranın han değil kendi konağı olduğunu söyleyince adam konağın önceki sahiplerini sorar; hepsinin öldüğünü öğrenince “Bu ne biçim konaktır ki biri gelmede, biri gitmede” der. Peşine düşüp kim olduğunu sorduğunda “Hızır” cevabını alır.

Çerçeve. Bu sahneler tarihî kayıtlarda değil, Türkçe destan geleneğinde yer alır. Kaynak, tarihî kimlik ile menkıbe şahsiyeti arasında ciddi uyumsuzluklar bulunduğunu açıkça belirtir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Türkçe İbrâhim Edhem destanları.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Dile gelen ceylan

“Ben seni avlamak için gönderildim; senin beni avlaman için değil.”

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Ava çıktığında atının üzerinde “uyan!” diye bir ses duyar; üç defa tekrarlanan sese aldırmayınca ses “Başkaları seni uyandırmadan önce kendin uyan!” diye yankılanır. O sırada karşısına çıkan bir ceylan dile gelir: “Ben seni avlamak için gönderildim; senin beni avlaman için değil. Bir bîçareye ok atıp avlamak için mi yaratıldın?”

Aynı sözleri eyerinin kaşından ve kendi içinden de işiten İbrâhim Edhem âniden ruhî bir değişime uğrar, keşfi açılır; üzerindeki kıymetli eşyaları, elbiselerini ve atını çobanlardan birine verir, sürüyü de bağışlar ve çobanın elbiselerini giyip Belh'ten ayrılır.

Çerçeve. Elbise değiştirme sahnesi, terkin görünür hâle geldiği andır ve Ziyâ Paşa'nın “Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın” beytinin de arka planıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Türkçe İbrâhim Edhem destanları.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Karganın beslediği adam

Tahtından vazgeçmesine sebep gösterilen ikinci anlatı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Belh'te hükümdarken bir ceylanı takip ederken vadiye indiğinde eli ayağı bağlı bir kişiyi bir karganın beslediğini görür. Adamın eşkıyalar tarafından bu hâle getirildiğini, karganın da Allah tarafından gönderildiğini öğrenince tahtından vazgeçer.

Çerçeve. Anlatı, terk kararını rızkın sahibinin kim olduğu meselesine bağlar. Tarihî kayıtlar ise onun hükümdar değil, zengin ve itibarlı bir ailenin çocuğu olduğunu gösterir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Türkçe İbrâhim Edhem destanları.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Mekke'ye gelen oğul

Kendisini tahta döndürmek isteyen oğlunun ölümü.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Çocuk yaşta Belh'te bıraktığı ve ardından oraya hükümdar olan oğlu, babasının Mekke'de olduğunu haber alınca gelir ve onu alıp memleketine götürerek tekrar tahta çıkarmak istediğini söyler. Allah sevgisi içinde bütün varlığını yok etmiş olan İbrâhim Edhem dua edip ya kendi canını ya oğlunun canını almasını ister; o anda oğlu ölür.

Çerçeve. Destanın en sert sahnesidir ve işlevi bellidir: Allah sevgisinin evlât sevgisinden üstün tutulması. Tarihî kayıtlarda böyle bir olay yoktur; kaynak, onun evlenip çoluk çocuk sahibi olmayı kendi hâlinden daha hayırlı saydığını nakleder — destanın verdiği izlenimin tam tersi.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Türkçe İbrâhim Edhem destanları.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Âşık Yunus'un ilâhisinde tâc u taht terki

Vassâf, "Gönül hayrân olupdur aşk elinden" mısraıyla başlayan Âşık Yunus ilâhisinin onu kastettiğini belirtir.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne, İbrâhim b. Edhem'in Türkçe tasavvuf şiirindeki izini somut bir örnekle gösterir: Vassâf, Âşık Yunus'un bir ilâhisinde "müşârünileyhi kasd edip" söylediğini belirterek metni nakleder. İlâhi "Gönül hayrân olupdur aşk elinden" mısraıyla başlar ve her mısraı aynı redifle bağlar.

Nakledilen bendin devamında, nicelerinin tâc ve tahtı, mal ve mülkü terk edip aşk elinden üryan kaldığı söylenir. Şiirin bu kısmı, Edhem anlatısının çekirdeğini — saltanatın bırakılışını — tek beyitte özetler.

Çerçeve. Bu bir hâl tercümesi değil, bir alımlanma kaydıdır: Sefîne, Horasanlı zâhidin Anadolu'da nasıl okunduğunu göstermek için tarihî bir bilgi yerine bir ilâhi metni koyar. Edhem'in Türk edebiyatında bir mazmuna dönüşmesinin sebebi de tam olarak budur. Şiirin kaynak metni OCR'da yer yer bozuktur; burada yalnızca okunuşu kesin olan kısımlar esas alınmıştır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Müsnedü İbrâhîm b. Edhem ez-Zâhid

İbn Mende'nin derlediği elli bir rivayet.

Metni gösterMetni daralt

Genellikle tergīb ve terhîbe dair merfû ve mevkuf rivayetlerinden elli bir tanesi Ebû Abdullah İbn Mende tarafından bir araya getirilmiştir; Mecdî es-Seyyid İbrâhim tarafından neşredilmiştir.

Kendisine izâfe edilen Cevâbü İbrâhîm b. Edhem an ademi isticâbeti'd-duâ ise aslında anonim bir derlemedir; baş tarafında ona ait olduğu rivayet edilen, duaların kabul edilmeyişinin sebeplerini gösteren bir açıklama bulunduğu için ona nisbet edilmiş olmalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ebû Abdullah İbn Mende, Müsnedü İbrâhîm b. Edhem ez-Zâhid (nşr. Mecdî es-Seyyid İbrâhim), Bulak 1408/1988.
TARİHÎ KAYIT

Evrâdı ve münâcâtı

Ebû Nuaym'ın kaydettiği cuma virdi ve Kâbe münâcâtı.

Metni gösterMetni daralt

Ebû Nuaym, her cuma sabah ve akşam on defa okuduğu “Merhaben bi-yevmi'l-mezîd ve's-subhi'l-cedîd” diye başlayan evrâdını kaydetmiştir.

Kâbe'yi ziyareti sırasında terennüm ettiği, “Hecertü'l-halka turran fî hevâkâ” (Senin sevgin uğruna bütün halkı terkettim) sözleriyle başlayan altı beyitlik münâcâtı da yayımlanmıştır. Kaynaklar çok fasih konuştuğunu ve zaman zaman şiir söylediğini belirtir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ebû Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, VIII, 38-39.
TARİHÎ KAYIT

İbrâhim Edhem destanları

XIV. yüzyıldan itibaren görülen manzum ve mensur menkıbe metinleri.

Metni gösterMetni daralt

Menkıbelerin Türk edebiyatına Ferîdüddin Attâr'ın Tezkiretü'l-evliyâ'sından geçtiği sanılır; ilk mensur tercümeleriyle birlikte manzum şekli de XIV. yüzyıldan itibaren görülür.

Diğer dinî halk hikâyelerinde genellikle beyit ve aruz kullanılırken bu menkıbelerde hem beyitlere hem hece vezniyle dörtlüklere rastlanır. Süleymaniye'de manzum bir Kıssa-i İbrâhim b. Edhem, Adana İl Halk Kütüphanesi'nde elli sekiz beyitlik sonu eksik bir Manzûme-i Hikâye, Konya İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi'nde mensur bir Menâkıb mevcuttur. Na'tî'nin Edhemnâme mesnevisi de hayatı çerçevesinde yazılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Kıssa-i İbrâhim b. Edhem, Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 6286; Menâkıb-ı İbrâhim Edhem, Konya İzzet Koyunoğlu Ktp., nr. 13547.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

İltifattan kaçan fakr

Sefîne, onun fakrı kendi isteğiyle seçtiğini ve halkın gösterdiği ta'zim ve tekrimden nefsine gurur gelmesin diye insanlardan kaçtığını nakleder.

Metni gösterMetni daralt

Vassâf'ın naklettiği hâl, iki cümlelik bir ilkeye dayanır: İbrâhim b. Edhem fakrı ihtiyâr ile, yani mecburiyetten değil kendi tercihiyle seçmiştir. İkinci cümle bu tercihin gerekçesini verir; halkın iltifatından, kendisine gösterilen ta'zim ve tekrimden nefsine gurur gelmesin diye insanlardan kaçarmış.

Burada anlatılan bir zühd övgüsü değil, bir tehlike tespitidir: itibarın kendisi, terk edilen mal ve mülkten daha ince bir imtihan olarak görülür.

Çerçeve. Bu kayıt, zühd anlatısının en çok tekrarlanan mantığını taşır — dünyayı bırakan kişinin bıraktığı şey yüzünden itibar kazanması ve bu itibarın yeni bir bağ hâline gelmesi. Sefîne bunu bir olay olarak değil, sürekli bir alışkanlık kipinde ("kaçarlar imiş") aktarır; yani belgelenmiş tek bir hadise değil, gelenek içinde ona atfedilen kalıcı bir tavırdır. Tarihî bir vesikadan çok, menâkıb geleneğinin zâhide yüklediği ahlâkî ölçüdür.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Zühdün üç derecesi

Farz, nâfile ve selâmet olan zühd.

Metni gösterMetni daralt

Zühdü üçe ayırır:

  • Farz olan zühd: haramdan kaçınmak.
  • Nâfile olan zühd: helâlinden bile olsa az ile yetinmek.
  • Selâmet olan zühd: şüpheli şeylerden uzak durmak.

Ona göre en mükemmel zâhid, kalbi en temiz, en samimi olan ve en fazla cömertlik yapan kişidir — yani zühd, elde tutmak değil vermektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İbrâhim b. Edhem”.
TARİHÎ KAYIT

Helâl kazanç

Duanın kabulünü lokmaya bağlaması; el emeğiyle geçinmesi.

Metni gösterMetni daralt

Duasının kabul edilmesi için ne yapması gerektiğini soran birine helâl yemesini tavsiye etti. Helâl kazançla çoluk çocuğun nafakasını sağlamayı “yiğitlerin işi” olarak görürdü.

Bu görüş sözde kalmadı: dolaştığı şehirlerde bostan bekçiliği, ırgatlık ve değirmencilik yaparak elinin emeğiyle geçindi. Zühdün, kimseye yük olmamak biçiminde yaşanan hâlidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İbrâhim b. Edhem”.
TARİHÎ KAYIT

Amel ile ilim dengesi

Ebû Hanîfe ve Süfyân es-Sevrî ile karşılıklı ikazlar.

Metni gösterMetni daralt

Hadis toplama yolunu seçmedi; başlıca sebep, bununla meşgul olurken ameli ihmal etme endişesiydi. Kendisine “Dinini korumak için ibadetin yanı sıra ilmi de ihmal etme” diyen Ebû Hanîfe'ye “Sen de ilminle amel etmeyi ve ibadetle meşgul olmayı ihmal etme” diye cevap verdiği rivayet edilir.

Süfyân es-Sevrî onu hadis toplamadığı için tenkit edince “Sen kendini ‘haddesenâ, haddesenâ' ile meşhur ettin” demesi, aynı zamanda riya korkusuyla kaçındığını gösterir. Yine de sika kabul edilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İbrâhim b. Edhem”.
TARİHÎ KAYIT

Halktan kaçmayan zühd

Uzlet ile içtimaîlik arasında kurduğu denge.

Metni gösterMetni daralt

Zaman zaman dağa çekilip Allah ile ünsiyet kurmaya çalışmakla birlikte zühd anlayışında kendini halktan tecrit etmek yoktur. Vaktinin çoğunu halkın içinde, onların dertleriyle ilgilenerek geçirdi.

İnsanlara ulemâ meclislerine devam etmelerini, namazı cemaatle kılmalarını, hacca gitmelerini, cihada katılmalarını, fakat nefsin hevâsına karşı koymayı da ihmal etmemelerini tavsiye etti. Evzâî onu özellikle halkın arasına katılması ve cömertliği sebebiyle akranından üstün saymıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İbrâhim b. Edhem”.
TARİHÎ KAYIT

Edhemiyye

Muahhar kaynaklarda ona nisbet edilen, babasının adıyla anılan tarikat.

Metni gösterMetni daralt

Muahhar kaynaklarda kendisine nisbet edilen, ancak babasının adıyla anılan Edhemiyye diye bir tarikattan söz edilir.

Ayrıca Çiştiyye tarikatı silsilesinde yer alır: silsileye göre Fudayl b. İyâz'ın halifesi, Huzeyfe el-Mar'aşî'nin de mürşididir. Cüneyd-i Bağdâdî'nin “Bu yolun bilgilerinin anahtarı İbrâhim'in elindedir” sözü, sonraki nesillerin onu yolun başlangıcına yerleştirmesinin sebebini açıklar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Edhemiyye”.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Belh · AfganistanBelhHorasan'daki doğum şehri; bütün servetini burada bırakıp yola çıktı. Riyâzetini bu şehirdeki Budizm'e bağlayan görüşün tutarsızlığı ortaya konmuştur. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.Dımaşk · SuriyeDımaşk (Şam)Hayatının en az yirmi dört yılını geçirdiği şehir. Hemşerisi Şakīk-ı Belhî ile karşılaştığında memleketinde bulamadığı huzuru Şam beldelerinde bulduğunu söylemiştir. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.Mekke · Suudi ArabistanMekkeBelh'ten çıkışta yöneldiği hedef; Süfyân es-Sevrî ve Fudayl b. İyâz ile burada tanışıp dost oldu. Babasının vefat haberini de burada aldı. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.Aşkelon · İsrailAskalânDolaştığı sahil şehirlerinden ve kabri için zikredilen yerlerden biri. Kabrinin Şam bölgesinde sahile yakın bir yerde olduğu kabul edilir. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.Kudüs · FilistinKudüsŞam bölgesindeki seyahatlerinde uğradığı şehirlerden. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.İskenderiye · MısırİskenderiyeEslem b. Yezîd el-Cühenî'yi ziyaret edip sohbetinde bulunduğu şehir. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.Mersin · TürkiyeTarsusBizans sınırındaki uç şehirlerinden; kara ve deniz seferlerine katıldığı dönemde dolaştığı yerler arasında. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.Hatay · TürkiyeAntakyaRum (Anadolu) bölgesi seyahatlerinde dolaştığı şehirlerden. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.Basra · IrakBasraIrak seyahatlerinde uğradığı, dönemin başlıca zühd ve ilim merkezlerinden. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.TARİHÎ MEKÂNÇene-zade DergahıKaynakta geçen mekân Çene-zade Dergahı , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Kaynakta mekân adı açıkça geçmekle birlikte ilgili şahsiyet eşleştirmesi henüz kesinleştirilmemiştir.Edirne · TürkiyeMescid CamiiKaynakta geçen mekân Mescid Camii , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki ibadet, ders, irşad ve çevresindeki kişi bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Kaynakta mekân adı açıkça geçmekle birlikte ilgili şahsiyet eşleştirmesi henüz kesinleştirilmemiştir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  2. [2]İbrâhim b. Beşşâr'ın rivayeti; Ebû Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, VIII
  3. [3]Türkçe İbrâhim Edhem destanları
  4. [4]Hücvîrî, Keşfü'l-mahcûb, s. 202
  5. [5]TDV İslâm Ansiklopedisi, “İbrâhim b. Edhem”
  6. [6]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Edhemiyye”
  7. [7]Ebû Abdullah İbn Mende, Müsnedü İbrâhîm b. Edhem ez-Zâhid (nşr. Mecdî es-Seyyid İbrâhim), Bulak 1408/1988
  8. [8]Ebû Nuaym, Hilyetü'l-evliyâ, VIII, 38-39
  9. [9]Kıssa-i İbrâhim b. Edhem, Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 6286; Menâkıb-ı İbrâhim Edhem, Konya İzzet Koyunoğlu Ktp., nr. 13547
  10. [10]Kişi kartı kaynak paketi — İbrâhim b. Edhem
  11. [11]Sefîne-i Evliyâ
Ortak kaynak kataloğunu aç →