Ara
Menü

İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak

İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak (1880–1969), Mustafa Hâki ve Mustafa Takî çevresinde yetişen; Hacı Ahmed Niksârî’nin müridlerini devralan, Sivas’taki irşadı cami, okul, su ve köprü hizmetleriyle birleştiren mürşiddir.

Doğum
1880
Vefat
1969
Unvan
Sivaslı Nakşibendî-Hâlidî mürşid, şair ve hayır hizmetleri öncüsü
Temalar
Sivas, hizmet, imar, sohbet

Sivas’ta doğumu ve tahsili

Nüfus kaydına göre 1880’de Sivas’ta doğdu; askerlik belgesindeki 1873 tarihi kaynak ihtilafıdır. Rüşdiyeyi bitirdikten sonra Şifâiyye Medresesi’nde dinî ilimler okudu ve adliyede çalışmaya başladı. Garîbullah lakabını tevazu ifadesi olarak kullandı.

Rifâî başlangıcı ve Hâlidî terbiyesi

İlk tasavvuf dersini Rifâî şeyhi Abdullah Hâşim Efendi’den aldı. Daha sonra Tokat’ta Mustafa Hâki’ye intisap etti. Hâki Efendi hilâfeti teklif ettiğinde görevin önce kendisinden kıdemli Mustafa Takî’ye verilmesini istedi; Takî’nin vefatına kadar onun hizmetini sürdürdü.

İki irşad bağının birleşmesi

Mustafa Takî’den gelen ana terbiye hattının yanında, Şiranlı Mustafa’nın halifesi Hacı Ahmed Niksârî de kendi müridlerinin irşadını yazılı icâzetle İhramcızâde’ye devretti. Dolayısıyla atlas bu ilişkiyi tek sıra halinde değil, Sivas’ta birleşen iki kol şeklinde göstermelidir.

Hizmet ağı

Memuriyetten 1931’de ayrıldı. Sivas Ulucamii’nin onarımı, İmam Hatip Lisesi, çeşitli camiler, köprüler, çeşmeler ve köy su hatlarında öncü oldu. 1938’de bir su hattı keşfi sırasında yapılan şikâyet üzerine müridleriyle tutuklandı; yargılama sonunda beraat etti. Sohbet ve hizmetlerini daha sonra Çitilin Hanı’ndaki dükkân çevresinde sürdürdü.

Eserleri, vefatı ve halefi

Yâre Yâdigâr, Mustafa Takî’nin mevlid metninin manzum ifadesidir; “Katre” şiiri diğer önemli metnidir. 2 Ağustos 1969’da vefat edip Sivas Ulucamii hazîresine defnedildi. İrşad ve hizmet çizgisi Darendeli Osman Hulûsi Ateş tarafından sürdürüldü.

Tahsili ve memuriyet yılları

Eğitimine, babasının adliye başkâtipliğine tayin edildiği Sivas Zara’da başladı. On yaşında ailesiyle Sivas’a döndükten sonra tahsilini Çifte Minareli Medrese’de sürdürdü, ardından askerî rüşdiyeye girdi; buradaki arkadaşları arasında İsmet Bey (İnönü) de vardı. Dedesi İhramcızâde Mehmed Efendi onun subay olmasını arzu ettiğinden askerî rüşdiyeyi bitirince İstanbul’a gitmek istediyse de annesi buna rıza göstermedi. Tahsilini Şifâiye Medresesi’nde tamamladı.

Sivas Adliyesi’nde mülâzım olarak göreve başladı. Askerliğini yaptıktan sonra bir süre Tokat’ta Düyûn-ı Umûmiyye ve Müskirat memurluğunda çalıştı; görevini 1908 yılında Sivas Düyûn-ı Umûmiyye memurluğuna nakletti. 1928’de Düyûn-ı Umûmiyye müesseseleri kapanınca Sivas İnhisar Dairesi’ne geçti. Zara-Çarhı tuzlasına bağlı Cedid tuzlasında görev yapmakta iken 1931 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

Hayır hizmetleri

Sivas Ulucamii’nin tamiri; Sofu Yûsuf, Serçeli ve Dikimevi camilerinin inşası; çeşitli köprü, sebil ve çeşmelerin yapımı ile Sivas İmam-Hatip Okulu’nun yapımı ve onarımı gibi hayır hizmetlerine öncülük etti.

Kırk halkanın tamamı
COĞRAFÎ HAFIZA3 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi3 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç10 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

“Garîbullah”tan “karîbullah”a

İrşadın ilk yıllarında ihvanı toparlayamayıp tek başına kaldığı için kendisini “garîbullah” diye nitelemiş, sonra bu sıfatı “karîbullah” olarak değiştirmiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

İrşad faaliyetine başladığı ilk yıllarda ihvanı derleyip toparlamakta çok sıkıntı çekti ve tek başına garip kaldı. Bu yüzden kendisini “garîbullah” diye niteliyordu.

Daha sonra bu sıfatı “karîbullah”, yani Allah’a yakın olarak değiştirdi. İki kelime arasındaki tek harflik fark, yalnızlıktan yakınlığa geçen bir hal değişiminin kendi diliyle kaydı gibidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eser ve metin izi

Oku bir Fatiha ruhuna ihdâ eyle zâir Merhume Ümmü Gülsüm Hanımın bu işte mezarı Osman Hulûsî-i Darendevî, Mektûbât, s. 272. 1277 Osman Hulûsî Darendevî, Mektûbât, s. 296. Garibullah Hakkı gavs-ı a’zam Şeyh İsmail

Metni gösterMetni daralt

Oku bir Fatiha ruhuna ihdâ eyle zâir Merhume Ümmü Gülsüm Hanımın bu işte mezarı Osman Hulûsî-i Darendevî, Mektûbât, s. 272. 1277 Osman Hulûsî Darendevî, Mektûbât, s. 296. Garibullah Hakkı gavs-ı a’zam Şeyh İsmail

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Altın Silsile’den Altın Halkalar.
TARİHÎ KAYIT

Yâre Yâdigâr: 175 beyitlik mevlid

Kaleme aldığı tek eser olan Yâre Yâdigâr, şeyhi Mustafa Takî’nin Târîh-i Nûr-i Muhammedî’sinin nazma çekilmiş biçimidir.

Metni gösterMetni daralt

Kaleme aldığı tek eser Yâre Yâdigâr isimli mevliddir. Bu metin, şeyhi Mustafa Takî’nin Târîh-i Nûr-i Muhammedî adlı eserinin nazma çekilmiş biçimi olup 175 beyittir. Eserde ayrıca “Muhammed” redifli sekiz beyitlik Türkçe bir kaside ve sekiz beyitlik Arapça bir na‘t bulunur.

Ondan ayrı olarak on üç kıtalık “Katre İlâhisi” adlı bir manzumesi ile çeşitli şiir ve mektupları vardır. Okuyup okuttuğu metinler arasında Hâfız-ı Şîrâzî’nin Dîvân’ı, Sa‘dî-i Şîrâzî’nin Bostân ve Gülistân’ı ile Niyâzî-i Mısrî’nin Divan’ı sayılır; özellikle Mısrî’nin Divan’ına çok değer verdiği belirtilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Öğütleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

ÖĞÜT

Öğüt ve söz

Burada Allah’a yakınlıkla mâsivâdan kurtulmak arasında bir irtibat kurulmaktadır. Yani insan ne kadar mâsivâdan (Allah(cc)’ın dışındaki şeyler) kurtulursa o kadar Allah(cc)’a yakınlaşır. Yakınlaştıkça da Allah onun bütün azalarında hareket eden ruh olur. Diğer bir değişle Allah(cc)’ın zikri kişinin bütün vücuduna hakim olur. Eğer böyle olmazsa o zaman mâsivâ bedene hâkim olur. Hakikate uygun olan ise Allah(cc)’ın zikrinin hâkimiyetidir.…

Metni gösterMetni daralt

Burada Allah’a yakınlıkla mâsivâdan kurtulmak arasında bir irtibat kurulmaktadır. Yani insan ne kadar mâsivâdan (Allah(cc)’ın dışındaki şeyler) kurtulursa o kadar Allah(cc)’a yakınlaşır. Yakınlaştıkça da Allah onun bütün azalarında hareket eden ruh olur. Diğer bir değişle Allah(cc)’ın zikri kişinin bütün vücuduna hakim olur. Eğer böyle olmazsa o zaman mâsivâ bedene hâkim olur. Hakikate uygun olan ise Allah(cc)’ın zikrinin hâkimiyetidir. İsmail Hakkı Efendi salikin Allah(cc)’a giden manevî yolcıluğunda mâsivâ kayıtlarının engel olduğuna dikkat çekerek şöyle der:

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Altın Silsile’den Altın Halkalar.
TARİHÎ KAYIT

Tarikatın edebi: olduğun gibi görünmek

“Tarikatın edebi ikidir: olduğun gibi görünmek, göründüğün gibi olmak” sözüyle edebi sülûkün tamamlanmasına bağlar.

Metni gösterMetni daralt

“Tarikâtin edebi ikidir. Olduğun gibi görünmek, göründüğün gibi olmak.”

Aynı yerde edebi amelin ayrılmaz parçası sayan şu söz de nakledilir: “Gardaşım! Sülûk görmeyen ihvan listesine kayıt olmaz. Her amelin edebi var. Tarikatın edebi de sülûkünü tekmil etmektir.” Buna göre ihvanlık bir aidiyet beyanı değil, tamamlanmış bir sülûkün sonucudur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

“Üstü bal tadı, altı beni aldadı”

Vaktin kıymeti üzerine söylediği söz, dünyanın dış tadı ile iç akıbeti arasındaki farkı iki mısralık bir tecrübeye sıkıştırır.

Metni gösterMetni daralt

“Vaktinizin kıymetini bilin. Dünya beni aldattı. Üstü bal tadı, altı beni aldadı.”

Söz, dünyanın zâhiri ile bâtını arasındaki ayrımı bir nasihat kalıbına değil, birinci tekil şahısta bir itirafa dönüştürür: aldanan, dinleyen değil söyleyendir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Marifet ve muhabbet nurunu isteyen münâcât

Kul ile Rab arasındaki sıfat karşıtlığını sıralayıp istenecek tek şeyi marifet ve muhabbet nuruna indiren kısa bir yakarış.

Metni gösterMetni daralt

“Ya Rab! Biz aciz, fakir, nakıs, zayıf ve fânî kullarınız. Ebedî ve ezelî olan, zengin ve kudretli olan, rahîm ve alîm olan sensin. Senin marifet ve muhabbet nurunu arıyoruz. Muhabbet ve marifetini ihsan eyle. Günahlarımızı affeyle.”

Münâcât önce kulun beş sıfatını (acz, fakr, noksan, zaaf, fânîlik) Rabbin beş sıfatının karşısına dizer; ancak bu karşıtlık kurulduktan sonra bir istekte bulunur ve istenen şey de yalnız marifet ile muhabbettir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

“İhramcızâde” lakabının kaynağı

Aile, Kâbe örtüsünün bakımı ve değişimi görevini üstlendiği için “İhramcılar” diye anılmış; lakap buradan gelmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Ailesinin Mısırlı olup oradan Anadolu’ya geldiği veya Mısır’dan Buhara’ya, oradan da Anadolu’ya göç eden Arap kabilelerinden olduğu tahmin edilmektedir. Kâbe örtüsünün bakımı ve değişimi görevini üstlendikleri için ataları “İhramcılar” diye anılmıştır.

Bu görevden gelen nisbe, kendisi için Ehrâmî, İhrâmîzâde, İhramcıoğlu ve İhramcızâde gibi birbirine yakın lakaplara dönüşmüştür. Babası adliye zabıt kâtibi Hüseyin Hüsnü Bey, annesi Medineli Ayşe Hanım’dır; doğduğu yer Sivas’ın Sarışeyh (Nalbantlarbaşı) mahallesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
KAVRAM

Kavram haritası

Sivas, hizmet, imar, sohbet

Metni gösterMetni daralt

Sivas, hizmet, imar, sohbet

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Üç yol, üç şeyh: Kadirî, Rifâî, Nakşî-Hâlidî

Çocukluğunda Kadirî Mûr Ali Baba’nın sohbetlerinde bulunmuş, Rifâî şeyhi Seyyid Abdullah el-Hâşimî’ye intisap etmiş, ardından şeyhinin izniyle Nakşibendî-Hâlidî yola geçmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Çocukluğunda Kadirî şeyhlerinden Mûr Ali Baba’nın sohbetlerine katıldı. Rüşdiyede okuduğu sırada Mekkeli Rifâî şeyhi Seyyid Abdullah el-Hâşimî’ye intisap ederek beş ya da yedi yıl hizmetinde bulundu.

Ardından şeyhinin izniyle Tokat’a gidip Nakşibendî-Hâlidî şeyhi Mustafa Hâkî’ye mürid oldu. Onun 1920’de vefatı üzerine yerine geçen Sivaslı Mustafa Takî’nin yanında sülûkünü tamamlayıp hilâfet aldı. Dikkat çekici olan, bu geçişlerin kopuşla değil bir önceki şeyhin izniyle gerçekleşmiş olmasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

İstikamet, mahviyet ve güzel ahlâk anlayışı

İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak'ın tasavvuf anlayışında hâlin gizliliği, mürşide bağlılık, istikamet ve güzel ahlâk öne çıkar.

Metni gösterMetni daralt

İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak'ın tasavvuf anlayışını değerlendirirken, mânevî tecrübenin bütünüyle söz kalıbına dökülemeyeceği hatırda tutulmalıdır. Kaynak, sûfînin sözlerinin belli zamanlardaki hâl ve davranışlarının yansıması olduğunu; mânevî gelişim sürdükçe bu ifadelerin de farklı derinlikler kazandığını belirtir. İhramcızâde'nin yaşadığı dönemin şartları, bazı özel hâllerini bilhassa gizlemesini gerektirmiştir.

İlk tasavvuf dersini Rifâî şeyhi Abdullah Hâşim Efendi'den aldığı, daha sonra Tokat'ta Mustafa Hâki Efendi'ye intisap ederek seyrüsülûkünü onun gözetiminde sürdürdüğü aktarılır. Şeyhine duyduğu bağlılığı şiirlerinde de dile getirmiş; onun hâl ve tavrını örnek almayı, mürşidin telkin ettiği zikir ve evrâda riayet kadar tasavvuf terbiyesinin bir parçası saymıştır.

Mustafa Hâki Efendi kendisine irşad icazeti vermek istediğinde mahviyet göstererek, bu görevin önce Mustafa Takî Efendi'ye teklif edilmesini istemiştir. Mustafa Takî Efendi görevi kabul edince sözünde durmuş ve onun vefatına kadar hizmetinde bulunmuştur. 1925'te Mustafa Takî Efendi'nin vefatından sonra irşad vazifesini üstlenmiş, bu hizmeti 1969'daki vefatına kadar sürdürmüştür.

Kaynakta İhramcızâde'nin komisyonculuk yaptığı Çitilin Hanı'ndaki dükkânını bir sohbet ve hizmet mekânı gibi kullandığı, yaz mevsimlerinde mesire yerlerinde sohbet ettiği anlatılır. Onun yolunda keramet gösterisini büyütmekten ziyade istikamet, mahviyet, sohbet, hizmet ve güzel ahlâk belirleyici ölçüler olarak öne çıkar.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Altın Silsile’den Altın Halkalar.
TARİHÎ KAYIT

Baskı altında irşad: kasketli şeyhin hanları

Altı defa tutuklanmış, polis baskınlarından korunmak için irşadını han odalarında komisyonculuk perdesi altında sürdürmüştür.

Metni gösterMetni daralt

İrşad faaliyetleri dolayısıyla çeşitli tarihlerde altı defa tutuklandı. 1938’de İskenderun üzerinden hacca gitmeye niyetlendi; sınırı geçemeyince hacca ayırdığı parayı Zara’nın Cencin (Canova) köyüne su getirmek için kullandı. Bu sırada bir şikâyet üzerine bazı ihvanıyla birlikte otuz sekiz gün hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı.

Polis baskınlarından korunabilmek için irşad faaliyetlerini 1941’de kiraladığı Çitilin Hanı’nda komisyonculuk yaparak sürdürdü. 1950 yılından vefatına kadar ise Çorapçı Hanı’nın üst katında han sahibinin kendisine ayırdığı bir odada devam ettirdi; ayrıca Örtülüpınar mahallesinde iki katlı büyük bir evi tekke halinde kullandı. Şapka kanunu sebebiyle kasket giydiği için “kasketli şeyh” diye anılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Silsilenâmedeki Ahmed Niksârî meselesi

Manzum silsilenâmelerde kendisinden önce Hacı Ahmed Niksârî’nin adı yer alır; oysa Niksârî onun şeyhi değil, müridlerinin eğitimini ona havale eden bir halifedir.

Metni gösterMetni daralt

Bazı eserlerde Farsça ve Türkçe olarak kaydedilen manzum silsilenâmede İsmail Hakkı’dan önce Hacı Ahmed Niksârî’nin adı yer almaktadır. Ancak Ahmed Niksârî onun şeyhi değildir; Mustafa Hâkî Tokadî’nin de şeyhi olan Mustafa Çorûmî’nin halifelerindendir.

Ahmed Niksârî’nin kendisinden sonra yerine halife bırakmadığı ve müridlerinin eğitimini İsmail Hakkı’ya havale ettiği belirtilmektedir. Silsilenâmedeki yer bu devirden doğmuş olup bir şeyh-mürid bağını göstermez; ikisini birbirine bağlayan şey icâzet değil, sahipsiz kalan bir cemaatin devredilmesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİMustafa Hâki Tokâdîİhramcızâde, Mustafa Hâki Tokâdî’nin terbiyesinde yetişti.HOCASI / ŞEYHİMustafa Takî SivasîMustafa Hâki’nin vefatından sonra İhramcızâde, pîrdaşı Mustafa Takî’nin hizmetini sürdürdü.GELEN BAĞLANTIHacı Ahmed NiksârîHacı Ahmed Niksârî doğrudan ardıl yetişmediği için müridlerinin irşadını yazılı icâzetle İhramcızâde’ye devretti; bu bağ ardışık şeyh-mürid halkası değildir.HOCASI / ŞEYHİMustafa Takî Sivasîİsmail Hakkı, şeyhi Mustafa Hâkî’nin vefatından sonra sülûkünü Mustafa Takî’nin yanında tamamlayıp hilâfeti ondan almıştır. Mustafa Takî’nin Târîh-i Nûr-i Muhammedî adlı eserini de nazma çekerek Yâre Yâdigâr adlı mevlidi meydana getirmiştir.HOCASI / ŞEYHİMustafa Takî Sivasîİsmail Hakkı, şeyhi Mustafa Hâkî’nin vefatından sonra sülûkünü Mustafa Takî’nin yanında tamamlayıp hilâfeti ondan almıştır. Mustafa Takî’nin Târîh-i Nûr-i Muhammedî adlı eserini de nazma çekerek Yâre Yâdigâr adlı mevlidi meydana getirmiştir.TALEBESİ / HALİFESİOsman Hulûsi AteşOsman Hulûsi Ateş, İhramcızâde’nin irşad halkasını sürdüren halifesidir.TALEBESİ / HALİFESİMustafa Takî SivasîŞeyhi Mustafa Hâkî’nin 1920’de vefatı üzerine yerine geçen Mustafa Takî’nin yanında sülûkünü tamamlayıp hilâfet almıştır. Mustafa Takî’nin Târîh-i Nûr-i Muhammedî adlı eserini nazma çekerek Yâre Yâdigâr adlı mevlidi meydana getirmiştir.TALEBESİ / HALİFESİMustafa Takî SivasîŞeyhi Mustafa Hâkî’nin 1920’de vefatı üzerine yerine geçen Mustafa Takî’nin yanında sülûkünü tamamlayıp hilâfet almıştır. Mustafa Takî’nin Târîh-i Nûr-i Muhammedî adlı eserini nazma çekerek Yâre Yâdigâr adlı mevlidi meydana getirmiştir.TALEBESİ / HALİFESİMustafa Hâki TokâdîRifâî şeyhinin izniyle Tokat’a gidip mürid olduğu Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir; 1920’de vefat etmiştir. Silsile İsmail Hakkı’dan Mustafa Takî ve Mustafa Hâkî Tokadî vasıtasıyla Hâlid el-Bağdâdî’ye ulaşır.TALEBESİ / HALİFESİHacı Ahmed NiksârîManzum silsilenâmelerde İsmail Hakkı’dan önce adı geçer, fakat şeyhi değildir; Mustafa Çorûmî’nin halifelerinden olup yerine halife bırakmamış ve müridlerinin eğitimini İsmail Hakkı’ya havale etmiştir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Sivas · TürkiyeSivas UlucamiiTamirine öncülük ettiği camidir. 2 Ağustos 1969’daki vefatının ardından cenaze namazı Sivas Paşa Camii’nde kılınmış, kendisi ulucami hazîresine defnedilmiştir; mezarı buradadır. İlişkili kişi dosyası İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak : İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak (1880–1969), Mustafa Hâki ve Mustafa Takî çevresinde yetişen; Hacı Ahmed Niksârî’nin müridlerini devralan, Sivas’taki irşadı cami, okul, su ve köprü hizmetleriyle birleştiren mürşiddir.Sivas · TürkiyeÇorapçı Hanı1950 yılından vefatına kadar irşad faaliyetlerini bu hanın üst katında, han sahibinin kendisine ayırdığı bir odada sürdürmüştür. İlişkili kişi dosyası İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak : İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak (1880–1969), Mustafa Hâki ve Mustafa Takî çevresinde yetişen; Hacı Ahmed Niksârî’nin müridlerini devralan, Sivas’taki irşadı cami, okul, su ve köprü hizmetleriyle birleştiren mürşiddir.Sivas · TürkiyeÖrtülüpınar’daki tekke evÖrtülüpınar mahallesinde bulunan iki katlı büyük evini tekke halinde kullanmıştır. İlişkili kişi dosyası İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak : İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak (1880–1969), Mustafa Hâki ve Mustafa Takî çevresinde yetişen; Hacı Ahmed Niksârî’nin müridlerini devralan, Sivas’taki irşadı cami, okul, su ve köprü hizmetleriyle birleştiren mürşiddir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Altın Silsile’den Altın Halkalar
  2. [2]Altın Silsile’den Altın Halkalar, Hâlidî-Mekkî kolu biyografileri ve silsile açıklamaları
  3. [3]Kişi dosyasının kaynakları — İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka