HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Tokat’ta yetişmesi
1272/1855’te Tokat’ta doğdu. Babası Tokat eşrafı ve âlimlerinden Abdullah Efendi’dir. Aile şeceresinin Abdüsselâm b. Meşîş üzerinden Hz. Hüseyin’e ulaştığına dair kayıt, aile geleneği olarak aktarılır.
Şiranlı Mustafa Rûmî’ye intisabı
Medrese tahsilinin ardından Şiranlı Mustafa Rûmî’nin terbiyesine girdi ve hilâfet aldı. Tokat’taki irşadı medrese, tekke ve şehir hayatını bir araya getirdi. Sessiz zikri benimsedi; sünnete bağlılık ve Ehl-i sünnet itikadını vurguladı.
Kamusal görevleri
Dört yıl mebusluk yaptıktan sonra Tokat’a döndü. Tekke görevini siyasî ve idarî baskılara rağmen sürdürdü; bir dönem Meclis-i Meşâyih üyeliğinde bulundu. 1920’de İstanbul’da vefat etti. Daha önce sitede yer alan 1912 ölüm yılı yanlıştı ve kaldırıldı.
Halifeleri
Mustafa Takî Sivasî’ye hilâfet verdi. İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak da onun terbiyesinde yetişti; Mustafa Hâki’nin vefatından sonra kendi isteğiyle irşad görevini önce pîrdaşı Mustafa Takî’ye bıraktı. Bu iki bağ paralel ve ardışık katmanlarıyla gösterilmelidir.
Mebusluk ve İstanbul'daki mecburi ikamet
Kaynağa göre Mustafa Hâki Efendi, 1908'de II. Meşrutiyet'in ilânı üzerine yapılan seçimde devrin ileri gelenlerinin arzusuyla Tokat mebusu oldu. Ancak mebusluğu düşürüldü ve İstanbul'da mecburi ikamete tâbi tutuldu. Kendisine Çarşamba'daki Mustafa İsmet Efendi dergâhı verilmiş, vefatına kadar burada kalmıştır.
1920'de (H.1338) İstanbul'da vefat etti; kabri Fâtih Camii bahçesinde, Gazi Osman Paşa türbesinin yakınındadır ve ziyaret edilmektedir.
Ailesi ve yakın çevresi
Kaynak, Mustafa Hâki Efendi'nin Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi'nin yeğeni olduğunu kaydeder. Oğlu Behâeddîn Efendi dinî ilimlerin yanında eczacılık mektebini bitirmiş, siyasî olaylara karışmamak için Türkiye'den ayrılarak önce Medine'ye gitmiş, orada yirmi yedi yıl ders okutmuş, sonra Şam'a geçmiştir. Torunları zaman zaman Tokat'a gelip akrabalarını ziyaret etmektedir.
“İlim üç Mustafa ile gitti”
Kaynak, yetiştirdiği talebeler arasında en meşhurunun Sivaslı Mustafa Tâkî olduğunu belirtir ve Mustafa Tâkî Efendi'nin vefatının ardından bazılarının “İlim üç Mustafa ile gitti” dediğini nakleder: Çorum Şeyhi Şîranlı Mustafa, Mustafa Hâki ve Sivaslı Mustafa Tâkî.
Vefatı üzerine yazılan mersiyede de aynı halkanın kopuşu dile getirilir: “Hicrânda koydun bizleri ey Mürşîd-i ebcel / Nâkısları kim eyleyecek kâmil ü ekmel.”