Ara
Menü

Bahâeddin Nakşibend

Bahâeddin Nakşibend (718/1318 – 791/1389), Buhara yakınlarındaki Kasrıârifân'da doğup ölen ve “tarîk-i hâcegân”ın adının kendisiyle Nakşibendiyye 'ye dönüştüğü şeyh; semâ, halvet ve tekkeye itibar etmemiş, hafî zikri esas almıştır.

Doğum
1318
Vefat
1389
Unvan
Nakşibendiyye’ye adını veren Hâcegân pîri
Temalar
hafî zikir, sohbet, hizmet, halvet der encümen, Kasr-ı Ârifân, Buhara, Mâverâünnehir

Doğumu ve nesep tartışması

718'de (1318) Buhara yakınlarında, daha sonra Kasrıârifân adını alacak olan Kasrıhindûvân köyünde doğdu.

Hz. Peygamber neslinden olduğunu ve dedeleri arasında İmam Ca'fer es-Sâdık'ın bulunduğunu ileri süren rivayetler ihtiyatla karşılanmalıdır. Mürşidi Emîr Külâl'in Hüseynî bir seyyid olduğuna işaret eden eski kaynaklar ona böyle bir nesep atfetmez; bu hususta aile nesebiyle tarikat silsilesinin birbirine karıştırılmış olması mümkündür.

Üç günlük bebekken

Üç günlük bebekken, o sırada köyde bulunan dedesinin mürşidi Baba Muhammed Semmâsî tarafından mânevî evlât olarak kabul edildi. Semmâsî, beraberindeki müridi Emîr Külâl'i onun tasavvuf terbiyesi için görevlendirdi.

Semmâsî ve Emîr Külâl ile ilişkileri hakkında ayrıntılı bilgi yoktur; muhtemelen evlenme çağına geldiğinde dedesinin seçtiği gelin adayı için görüşünü almak üzere gönderildiği zamana kadar Semmâsî'yi görmemiştir.

Abdest suyu taşımak

Uzun yıllar Emîr Külâl'in yanında kaldı. Henüz kemale ulaşmadığı hâlde hâlinden memnun görünmesi üzerine mürşidi onu tekkeye abdest suyu taşımakla görevlendirdi.

Üveysî intisap

Tarikat âdâb ve erkânını öğrendiği bu dönemde gördüğü bir rüya üzerine, kendi doğumundan yaklaşık bir asır önce (617/1220) vefat etmiş olan Abdülhâlik-ı Gucdüvânî'nin ruhaniyetine intisap etti ve Üveysî lakabını aldı. Uzun yıllar Hakîm et-Tirmizî'nin (ö. 320/932) ruhaniyetinden faydalanması da bu Üveysîlikle ilgilidir.

Bir gün Buhara'da mezarları dolaşırken, yakın zamanda vefat eden Semmâsî'den Gucdüvânî'ye kadar uzanan sûfîleri mâna âleminde müşahede etti. Bu sırada Gucdüvânî ona dinin emir ve yasaklarına uymasını, ruhsatlara ilgi göstermemesini, azîmetlere sadık kalmasını, Hz. Peygamber ve ashabının yolundan gitmesini tavsiye etti.

Bu olay ruhî hayatında büyük bir değişiklik yaparak cehrî zikirden hafî zikre yönelmesine yol açtı.

Dervişlerin tepkisi

Bu olaydan sonra Emîr Külâl'in mürid halkasından ayrılıp kendisini yalnız hafî zikre vermeye başlaması, dervişler arasında tartışmalara ve memnuniyetsizliklere sebep oldu. Fakat şeyhine gösterdiği saygıda bir değişiklik olmadı ve onun gittikçe artan iltifatını kazandı; Emîr Külâl de müridlerine bu tutumlarının yanlış olduğunu söyleyerek onu savundu.

Emîr Külâl, doğduğu Sûhârî köyünde yapılan bir camiye tuğla taşımakta olan Bahâeddin'i çağırarak sülûkünü tamamladığını, artık Türk ve Tacik bütün şeyhlerden faydalanabileceğini söyledi.

Yeseviyye ile temas

Bundan sonra şeyhinin diğer müridi Mevlânâ Ârif Dikgerânî'nin sohbetlerine katıldı. Ardından Yûsuf el-Hemedânî'nin neslinden Yeseviyye tarikatı mensubu iki Türk şeyh ile ilgi kurdu: Kusem Şeyh ile ilişkisi kısa sürdü, Halil Ata'nın yanında ise on iki yıl kaldı.

Kaynaklardaki karışıklıklara rağmen Halil Ata'nın, 748'e (1347) kadar Çağatay Hanlığı'nda hüküm süren Kazan Han ile aynı kişi olabileceği ileri sürülmüştür. Menâkıb-ı Emîr Külâl'e göre Bahâeddin bu zalim hükümdarın yanında, o bir isyanla devrilinceye kadar bulunmuştur. Bu ilişki “tarikat ehlinin yöneticileri ikaz etmesi” şeklinde yorumlanmışsa da, söz konusu dönemi mânevî hayatı açısından bir duraklama devri olarak değerlendirmek daha doğru olur.

İrşad ve yolculukları

Uzun ve çok yönlü müridlik devresini tamamladıktan sonra doğduğu Kasrıhindûvân'a dönüp müridlerini yetiştirmeye başladı. Daha sonra ikisi hac için olmak üzere üç defa Buhara'yı terketti.

İkinci hac yolculuğunda üç gün kaldığı Herat'ta Zeyniyye'nin kurucusu Zeynüddin el-Hâfî'yi ziyaret etti. Bir müddet sonra Kert hânedanı hükümdarı Muizzüddin Hüseyin'in davetlisi olarak yine Herat'a gidip tasavvuf anlayışını ve tarikatının esaslarını hükümdara anlattı.

Vefatı ve Buhara

3 Rebîülevvel 791 (2 Mart 1389) tarihinde doğduğu köyde vefat etti. Cenaze merasiminde şu beytin okunmasını istemişti: “Büyük müflisleriz köyünde ey şâh / Cemâlinden kılarız şey'en lillâh.”

Kasrıârifân sonraki yıllarda Bahâeddin (Buharalıların telaffuzuyla Baveddin) adını aldı; Nakşibendiyye yayıldıkça mezarın etrafında geniş bir külliye oluştu — XIX. yüzyıl sonlarında bu külliyenin aylık kira gelirleri binlerce ruble tutuyordu.

Buhara ile arasında kurulan mânevî bağ o kadar kuvvetli olmuştur ki Buharalılar onu “Hâce-i belâ-gerdân” (belâyı defeden hâce) diye anmış ve şehrin mânevî koruyucusu saymışlardır. Mânevî varlığı, Buhara'nın bütün Orta Asya müslümanları için bir ilim ve kutsiyet merkezi hâline gelmesinde önemli bir etken olmuştur.

“Nakşibend” ne demek?

Tarikat mensuplarınca özellikle Türkiye'de Şâh-ı Nakşibend unvanıyla tanınır. Bu unvanın taşıdığı mâna ve ona ne zaman, nasıl verildiği konusunda ilk Nakşibendî kaynaklarında bilgi yoktur.

Sonraları bu unvanın, devamlı yapılan hafî zikrin kalpte bıraktığı “nakş”a (iz) işaret olduğu söylenmiş ve bu yorum genel kabul görmüştür.

Tasavvuf anlayışı

Görüşlerini ihtiva eden herhangi bir eseri bugüne ulaşmadığından, ancak hakkında yazılanlarda nakledilen menkıbelerden hareketle sonuç çıkarılabilmektedir.

Semâ ve halveti mânevî gelişme yolları olarak kabul etmemesi, hafî zikre verdiği önemle yakından ilgilidir. Bir tarikat silsilesine bağlanmanın kendi başına bir şey ifade etmeyeceğini söyler; kerametlerin de fazla bir değer taşımadığı kanaatindedir.

Müridleri için belli bir giyim tarzından kaçınması, tekkede oturmayı sevmemesi, kısaca geleneksel sûfîliğin birçok yönünü kabul etmemesi, IV. (X.) yüzyılda Nîşâbur'da doğan Melâmetiyye hareketini hatırlatır. Nitekim Muhammed Pârsâ'ya göre “Melâmetîler'i anlamak, Nakşibendîler'i anlamak için önemli bir adımdır” — bu da Bahâeddin'in sadece silsilesindeki şeyhlerin değil, aynı zamanda Melâmetîler'in de vârisi sayılmasını mümkün kılar.

Âlimlere hürmeti

Döneminin sûfîleri yanında müderrisler de kendisine saygı duymuş, o da devrinin âlimlerine hürmet etmiştir. Nitekim Mevlânâ Hamîdüddin'e tasavvufî görüşlerini arzedip yanlışı varsa düzeltilmesini istemişti; çünkü ona göre “Bilmiyorsanız zikir ehline sorunuz” (el-Enbiyâ 21/7) âyeti ilim adamlarına danışmayı emretmektedir.

Eserleri meselesi

Kendisine atfedilen birçok şiir ve risâlenin ona ait olması imkânsız gibidir. Ancak eski Nakşibendî metinlerinde geçmeyip okunması da âdâbın parçası olmamakla birlikte, adını taşıyan el-Evrâdü'l-Bahâiyye kendisi tarafından telif edilmiş olabilir.

Sözleri başkalarının telif ettiği eserlerle günümüze ulaşmıştır: Fahreddin Ali Sâfî'nin Reşehât'ı, Câmî'nin Nefehât'ı, Salâh b. Mübârek el-Buhârî'nin Enîsü't-tâlibîn'i ve en önemlisi Muhammed Pârsâ'nın Risâle-i Kudsiyye'si.

Halifeleri

Buhara'nın önemli âlimlerinden Muhammed Pârsâ (ö. 822/1420) önde gelen halifesidir; bir hac esnasında onu başhalife tayin ettiği sanılır ve bazı rivayetlere göre bunu ölüm yatağında tekrarlamıştır — ancak başhalife olarak Hâce Alâeddin Attâr ortaya çıkmıştır.

Silsilenin sürdürülmesi bakımından en önemli halifesi Mevlânâ Ya'kūb-i Çerhî'dir (ö. 851/1447). Çerhî'nin yetiştirdiği Ubeydullah Ahrâr (ö. 895/1490), Nakşibendiyye'nin Orta Asya'da en önemli tarikat olmasını ve bütün İslâm dünyasına yayılmasını sağlamıştır.

Neden merkez halka?

Mensup olduğu silsilenin herhangi bir parçası olarak değil merkez halka sayılmasının sebebini tesbit etmek zordur.

Kaynaklara göre tarikat, Yûsuf el-Hemedânî zamanından Bahâeddin'e kadar — Hemedânî ve ardından gelenlerin taşıdığı “hâce” lakabına işaretle — “tarîk-i hâcegân” diye anılmakta iken, Bahâeddin'den itibaren “tarîk-i Nakşibendî” adıyla tanınmıştır. Öte yandan ölümünden bir asırdan fazla zaman sonra Abdurrahman-ı Câmî, tarikatın usullerini anlatan risâlesine hâlâ Serrişte-i Tarîk-i Hâcegân adını vermiştir.

Tarikatın başlangıcı ise, prensiplerini “kelimât-ı kudsiyye” denilen Farsça sekiz terimle özetleyen ve Hâcegân silsilesinin ilk halkası sayılan Abdülhâlik-ı Gucdüvânî'ye kadar götürülür — Bahâeddin'in rüyada ruhaniyetine intisap ettiği zat.

Kırk halkanın tamamı
COĞRAFÎ HAFIZA16 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi16 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç7 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 3 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Üç günlük bebeğin evlât edinilmesi

Baba Muhammed Semmâsî'nin köyden geçişi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Üç günlük bebekken, o sırada doğduğu köyde bulunan dedesinin mürşidi Baba Muhammed Semmâsî tarafından mânevî evlât olarak kabul edildi; Semmâsî beraberindeki müridi Emîr Külâl'i onun tasavvuf terbiyesi için görevlendirdi.

Çerçeve. Buna karşılık Semmâsî ile ilişkileri hakkında ayrıntılı bilgi yoktur; muhtemelen evlenme çağına gelene kadar onu bir daha görmemiştir. Menkıbe bir tanışıklığı değil, bir yolun baştan tayin edilmiş olduğu fikrini kurar.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Câmî, Nefehâtü'l-üns, s. 381.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Abdest suyu taşıma cezası

Hâlinden memnun görünmesi üzerine verilen görev.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Uzun yıllar Emîr Külâl'in yanında kaldı. Henüz kemale ulaşmadığı hâlde hâlinden memnun görünmesi üzerine mürşidi onu tekkeye abdest suyu taşımakla görevlendirdi.

Çerçeve. Aynı şeyhin sonradan onu, bir camiye tuğla taşırken çağırıp sülûkünü tamamladığını bildirmesi anlamlıdır: başlangıç da bitiş de bir hizmet işinin ortasında geçer.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Mevlânâ Şehâbeddin, vr. 40a-b, 49a.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Bir asır önce ölmüş şeyhe intisap

Abdülhâlik-ı Gucdüvânî'nin ruhaniyeti ve hafî zikre dönüş.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Gördüğü bir rüya üzerine, kendi doğumundan yaklaşık bir asır önce (617/1220) vefat etmiş olan Abdülhâlik-ı Gucdüvânî'nin ruhaniyetine intisap etti ve Üveysî lakabını aldı.

Buhara'da mezarları dolaşırken Semmâsî'den Gucdüvânî'ye kadar uzanan sûfîleri mâna âleminde müşahede etti; Gucdüvânî ona dinin emir ve yasaklarına uymasını, ruhsatlara ilgi göstermeyip azîmetlere sadık kalmasını tavsiye etti.

Çerçeve. Anlatının sonucu somuttur: bu olay cehrî zikirden hafî zikre yönelmesine yol açtı — Nakşibendiyye'yi diğer yollardan ayıran temel tercih buradan doğar.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Nakşibend”, c. 4, s. 458-460.

Hayatından kayıtlar

İlk 4 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Halkadan ayrılan mürid

Dervişlerin memnuniyetsizliği ve şeyhin savunması.

Metni gösterMetni daralt

Emîr Külâl'in mürid halkasından ayrılıp kendisini yalnız hafî zikre vermeye başlaması dervişler arasında tartışmalara ve memnuniyetsizliklere sebep oldu. Fakat şeyhine gösterdiği saygıda bir değişiklik olmadı ve onun gittikçe artan iltifatını kazandı.

Emîr Külâl de müridlerine bu tutumlarının yanlış olduğunu söyleyerek onu savundu ve sonunda “artık Türk ve Tacik bütün şeyhlerden faydalanabilirsin” diyerek sülûkünü tamamladığını bildirdi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Nakşibend”, c. 4, s. 458-460.
BİYOGRAFİK KAYIT

Zalim hükümdarın yanındaki on iki yıl

Halil Ata ile ilişkisi ve iki farklı yorum.

Metni gösterMetni daralt

Yeseviyye mensubu Halil Ata'nın yanında on iki yıl kaldı. Kaynaklardaki karışıklıklara rağmen Halil Ata'nın, 748'e (1347) kadar Çağatay Hanlığı'nda hüküm süren Kazan Han ile aynı kişi olabileceği ileri sürülmüştür; Menâkıb-ı Emîr Külâl'e göre Bahâeddin bu zalim hükümdarın yanında, o bir isyanla devrilinceye kadar bulunmuştur.

Çerçeve. Bu ilişki “tarikat ehlinin yöneticileri ikaz etmesi” diye yorumlanmışsa da, kaynak söz konusu dönemi mânevî hayatı açısından bir duraklama devri saymanın daha doğru olacağını belirtir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Menâkıb-ı Emîr Külâl; Z. V. Togan, Umumî Türk Tarihine Giriş, s. 63.
BİYOGRAFİK KAYIT

Cenazesinde okunmasını istediği beyit

“Büyük müflisleriz köyünde ey şâh.”

Metni gösterMetni daralt

2 Mart 1389'da doğduğu köyde vefat etti. Cenaze merasiminde şu beytin okunmasını istemişti:

“Büyük müflisleriz köyünde ey şâh / Cemâlinden kılarız şey'en lillâh.”

Çerçeye. Kendini iflâs etmiş bir dilenci olarak koyan bu beyit, semâya, halvete, tekkeye ve kerametlere itibar etmeyen bir yolun son sözü olarak okunmalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Nakşibend”, c. 4, s. 458-460.
BİYOGRAFİK KAYIT

Hâce-i belâ-gerdân

Buharalıların onu şehrin koruyucusu sayması.

Metni gösterMetni daralt

Buhara ile arasında kurulan bağ o kadar kuvvetli olmuştur ki Buharalılar onu “Hâce-i belâ-gerdân” (belâyı defeden hâce) diye anmış ve şehrin mânevî koruyucusu saymışlardır.

Çerçeve. Mezarının etrafında oluşan külliye o kadar büyümüştür ki XIX. yüzyıl sonlarında aylık kira gelirleri binlerce ruble tutuyordu. Kendisi tekkede oturmayı sevmeyen bir şeyhin ardında kurulan yapının ölçeği dikkate değer.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Câmî, Nefehâtü'l-üns, s. 385.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

el-Evrâdü'l-Bahâiyye

Kendisine ait olma ihtimali bulunan tek metin.

Metni gösterMetni daralt

Kendisine atfedilen birçok şiir ve risâlenin ona ait olması imkânsız gibidir.

Buna karşılık, eski Nakşibendî metinlerinde geçmemesine ve okunması Nakşibendî âdâbının bir parçası olmamasına rağmen adını taşıyan el-Evrâdü'l-Bahâiyye'nin kendisi tarafından telif edilmiş olabileceği belirtilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Nakşibend”, c. 4, s. 458-460.
TARİHÎ KAYIT

Risâle-i Kudsiyye

Sözlerini aktaran kaynakların en önemlisi; Muhammed Pârsâ'nın eseri.

Metni gösterMetni daralt

Bahâeddin'in sözleri başkalarının telif ettiği eserlerle günümüze ulaşmıştır; bunların en önemlisi Hâce Muhammed Pârsâ'nın Risâle-i Kudsiyye'sidir.

Pârsâ (ö. 822/1420) Buhara'nın önemli âlimlerinden ve onun önde gelen halifelerindendi; bir hac esnasında başhalife tayin edildiği sanılır ve bazı rivayetlere göre bu tayin ölüm yatağında tekrarlanmıştır — ancak başhalife olarak Hâce Alâeddin Attâr ortaya çıkmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye.
TARİHÎ KAYIT

Reşehât, Nefehât ve Enîsü't-tâlibîn

Sözlerini nakleden diğer üç temel kaynak.

Metni gösterMetni daralt

Görüşlerini ihtiva eden bir eseri bulunmadığından, hakkında bilinenler bu üç eser ile Risâle-i Kudsiyye'ye dayanır.

Bu durum kartın da sınırını çizer: tasavvuf anlayışı hakkındaki sonuçlar, ancak menkıbelerden hareketle çıkarılabilmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Fahreddin Ali Sâfî, Reşehâtü ayni'l-hayât; Câmî, Nefehâtü'l-üns; Salâh b. Mübârek el-Buhârî, Enîsü't-tâlibîn.
TARİHÎ KAYIT

Silsilenin devamı

Ya'kūb-i Çerhî ve Ubeydullah Ahrâr.

Metni gösterMetni daralt

Nakşibendî silsilesinin sürdürülmesi bakımından en önemli halifesi Mevlânâ Ya'kūb-i Çerhî'dir (ö. 851/1447).

Çerhî'nin yetiştirdiği Ubeydullah Ahrâr (ö. 895/1490), Nakşibendiyye'nin Orta Asya'da en önemli tarikat olmasını ve bütün İslâm dünyasına yayılmasını sağlamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Nakşibend”, c. 4, s. 458-460.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Hafî zikir

Sessiz zikir; “Nakşibend” adının da kaynağı sayılır.

Metni gösterMetni daralt

Gucdüvânî'nin ruhaniyetiyle karşılaşmasından sonra cehrî (sesli) zikirden hafî (sessiz) zikre yöneldi ve bunu yolun esası yaptı; semâ ve halveti mânevî gelişme yolu saymaması da bununla ilgilidir.

Şâh-ı Nakşibend unvanının anlamı ve ona nasıl verildiği ilk Nakşibendî kaynaklarında yazmaz; sonraları bu unvanın devamlı yapılan hafî zikrin kalpte bıraktığı “nakş”a (iz) işaret olduğu söylenmiş ve bu yorum genel kabul görmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Abdülmecîd el-Hânî, el-Hadâiku'l-verdiyye, s. 9.
TARİHÎ KAYIT

Üveysîlik

Hayatta olmayan bir şeyhin ruhaniyetinden terbiye almak.

Metni gösterMetni daralt

Üveysîlik, sâlikin hayatta olmayan bir velînin ruhaniyetinden terbiye almasıdır. Bahâeddin, kendi doğumundan bir asır önce vefat etmiş Abdülhâlik-ı Gucdüvânî'nin ruhaniyetine intisap ettiği için bu lakabı almıştır; uzun yıllar Hakîm et-Tirmizî'nin (ö. 320/932) ruhaniyetinden faydalanması da aynı çerçevededir.

Nakşibendiyye gibi zâhire ve şeriata bağlılığıyla bilinen bir yolun kurucu halkasının böyle bir intisapla tanımlanması, silsile anlayışının yalnız fizikî bir zincir olmadığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üveysîlik”; “Bahâeddin Nakşibend”, c. 4.
TARİHÎ KAYIT

Tarîk-i hâcegân

Nakşibendiyye'nin önceki adı ve Gucdüvânî'nin sekiz terimi.

Metni gösterMetni daralt

Tarikat, Yûsuf el-Hemedânî'den Bahâeddin'e kadar — Hemedânî ve ardından gelenlerin taşıdığı “hâce” lakabına işaretle — “tarîk-i hâcegân” diye anılıyordu; Bahâeddin'den itibaren “tarîk-i Nakşibendî” adını aldı.

Yine de eski ad kolay ölmedi: ölümünden bir asırdan fazla sonra Abdurrahman-ı Câmî, tarikatın usullerini anlatan risâlesine Serrişte-i Tarîk-i Hâcegân adını vermiştir. Yolun prensiplerini “kelimât-ı kudsiyye” denilen Farsça sekiz terimle özetleyen Gucdüvânî ise silsilenin ilk halkası sayılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bağdâdî, s. 22; Câmî, Serrişte-i Tarîk-i Hâcegân.
TARİHÎ KAYIT

Melâmet mirası

Tekke, kıyafet ve keramete itibar etmemesi.

Metni gösterMetni daralt

Bir tarikat silsilesine bağlanmanın kendi başına bir şey ifade etmeyeceğini söyler; kerametlerin fazla değer taşımadığı kanaatindedir. Müridleri için belli bir giyim tarzından kaçınır, tekkede oturmayı sevmez.

Bu tavır, IV. (X.) yüzyılda Nîşâbur'da doğan Melâmetiyye hareketini hatırlatır. Nitekim Muhammed Pârsâ'ya göre “Melâmetîler'i anlamak, Nakşibendîler'i anlamak için önemli bir adımdır.” Bahâeddin böylece yalnız silsilesindeki şeyhlerin değil Melâmetîler'in de vârisi sayılabilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Muhammed Pârsâ, Tevhîde Giriş, s. 597.
TARİHÎ KAYIT

Âlime danışma

Görüşlerini bir müderrise arzedip düzeltilmesini istemesi.

Metni gösterMetni daralt

Döneminin sûfîleri yanında müderrisler de ona saygı duymuş, o da devrinin âlimlerine hürmet etmiştir. Nitekim Mevlânâ Hamîdüddin'e tasavvufî görüşlerini arzederek yanlışı varsa düzeltilmesini istemişti.

Dayanağı bir âyettir: “Bilmiyorsanız zikir ehline sorunuz” (el-Enbiyâ 21/7) — ona göre bu, ilim adamlarına danışmayı emretmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Câmî, Nefehâtü'l-üns, s. 426.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

ÖNCEKİ HALKASeyyid Emîr Külâldoğrudan eğitim bağıHOCASI / ŞEYHİHâce Alâeddin AttârAttâr'ın şeyhi ve kayınpederi. Onu manevî evlât edinip kızıyla evlendirmiş, zikir telkin etmeden önce odun toplama ve çarşıda elma satma vazifeleriyle denemiş, sonra sürekli sohbetinde bulundurmuştur.HOCASI / ŞEYHİMevlânâ Ya‘kūb-i ÇerhîÇerhî'nin şeyhi. Onu müridliğe kabulde bir müddet kararsız kalmış, kabul ettikten sonra tarikatı öğretip irşad izni vermiş, ancak mânevî terbiyesi için Alâeddin Attâr'ı görevlendirmiştir.ÖNCEKİ HALKAMevlânâ Nizâmeddin HâmûşTarikatın kurucusu. Silsile Alâeddin Attâr vasıtasıyla ona ulaşır; Câmî'nin silsilesi de Sa'deddîn-i Kâşgarî ve Nizâmeddin Hâmûş üzerinden aynı halkayı takip eder.SONRAKİ HALKAMuhammed Pârsâhalife ve müellifSONRAKİ HALKAHâce Alâeddin Attârhalife ve damatSONRAKİ HALKAMevlânâ Ya‘kūb-i Çerhîdoğrudan halife

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Buhara · ÖzbekistanKasrıârifân (Bahâeddin köyü)718'de (1318) doğduğu ve 1389'da vefat ettiği köy; önceki adı Kasrıhindûvân'dır. Mezarının etrafında geniş bir külliye oluşmuş, köy Buharalıların telaffuzuyla Baveddin adını almıştır. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.Buhara · ÖzbekistanBuharaMezarları dolaşırken Gucdüvânî'ye kadar uzanan silsileyi mâna âleminde müşahede ettiği şehir. Buharalılar onu “Hâce-i belâ-gerdân” diye anmış ve şehrin mânevî koruyucusu saymışlardır. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.Gijduvan · ÖzbekistanGucdüvânRüyada ruhaniyetine intisap ettiği ve Hâcegân silsilesinin ilk halkası sayılan Abdülhâlik-ı Gucdüvânî'nin (ö. 617/1220) şehri. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.Buhara çevresi · ÖzbekistanSûhârîEmîr Külâl'in doğduğu köy; yapılan bir camiye tuğla taşırken Bahâeddin'i çağırıp sülûkünü tamamladığını bildirdiği yer. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.Buhara çevresi · ÖzbekistanSemmâsÜç günlükken kendisini mânevî evlât kabul eden Baba Muhammed Semmâsî'nin nisbe aldığı yer. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.Herat · AfganistanHeratİkinci hac yolculuğunda üç gün kalıp Zeyniyye'nin kurucusu Zeynüddin el-Hâfî'yi ziyaret ettiği şehir; sonradan Kert hükümdarı Muizzüddin Hüseyin'in davetiyle tekrar gelip tarikatının esaslarını ona anlattı.Mekke · Suudi ArabistanMekkeBuhara'yı terkettiği üç yolculuğun ikisinin hedefi; Muhammed Pârsâ'yı başhalife tayin ettiği sanılan hac da bunlardandır. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.Termez · ÖzbekistanTirmizUzun yıllar ruhaniyetinden faydalandığı Hakîm et-Tirmizî'nin (ö. 320/932) şehri; Üveysîliğinin ikinci ayağı. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.Buhara · ÖzbekistanBahâeddin Nakşibend KülliyesiDoğum, irşad ve defin merkezi Bahâeddin Nakşibend’in doğduğu, sohbet halkasını kurduğu ve 1389’da defnedildiği Kasr-ı Ârifân’daki külliye; cami, hazîre, avlu ve farklı dönemlerde eklenen ziyaret yapılarından oluşur. Tarihî katmanlar Bugünkü mimarî topluluk tek bir tarihte yapılmış değildir. Timurî, Şeybânî, Mangıt ve modern Özbekistan dönemlerinin onarım ve eklerini birlikte taşır.Semerkant · ÖzbekistanSemerkantHalifesi Ya'kūb-i Çerhî'nin yetiştirdiği Ubeydullah Ahrâr'ın merkezi; Nakşibendiyye'nin Orta Asya'daki hâkim tarikat hâline gelmesi buradan yürümüştür. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Câmî, Nefehâtü'l-üns, s. 381
  2. [2]Mevlânâ Şehâbeddin, vr. 40a-b, 49a
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Nakşibend”, c. 4, s. 458-460
  4. [4]Menâkıb-ı Emîr Külâl; Z. V. Togan, Umumî Türk Tarihine Giriş, s. 63
  5. [5]Câmî, Nefehâtü'l-üns, s. 385
  6. [6]Abdülmecîd el-Hânî, el-Hadâiku'l-verdiyye, s. 9
  7. [7]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üveysîlik”; “Bahâeddin Nakşibend”, c. 4
  8. [8]Bağdâdî, s. 22; Câmî, Serrişte-i Tarîk-i Hâcegân
  9. [9]Muhammed Pârsâ, Tevhîde Giriş, s. 597
  10. [10]Câmî, Nefehâtü'l-üns, s. 426
  11. [11]Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye
  12. [12]Fahreddin Ali Sâfî, Reşehâtü ayni'l-hayât; Câmî, Nefehâtü'l-üns; Salâh b. Mübârek el-Buhârî, Enîsü't-tâlibîn
  13. [13]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye ve ilgili şahıs maddeleri; Necdet Tosun, Bahâeddin Nakşbend; Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye
  14. [14]Kişi kartı kaynak paketi — Bahâeddin Nakşibend
  15. [15]Hamid Algar, ‘Bahâeddin Nakşibend’, TDV İslâm Ansiklopedisi; UNESCO Bahouddin Naqshband Architectural Complex adaylık belgesi
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka