HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
290 Seftne-i Evliya /1 5 2/ ŞEYH FAKİRULLAH isMAiL-i TİLLOVİ Tülvl veya Tellevl (veya daha meşhGr olan adı ile) Tillo, bir karye ismidir.231 Er zurum civarındaki vilayetlerden Siirt'tedir. Müşarünileyh Şafüyyü'l-mezheb, Arabiyyü'l-asl bir zfü-ı all-kadrdir. Cedd-i a'la sı Molla Ali nam zat olup, 9 1 0/( 1 504) tarihinde Siirt civarında Tillo nam karyeye hicret edip tavattun eylemiştir. Mahdumu Molla Abdülcemal, onun Mahdumu Mol la Kasım olup, 1 067/( 1657) senesi Recebinin ilk Cuma gecesi, Hz. Şeyh (Faklrullah) onun sulbünden dünyaya gelmiştir. Tahsili pederlerindendir.
İmamet ve hitabet ve ziraat ile meşgul olmuştur. Beş evladı dünyaya gelmiştir. İbrahim Hakkı merhum Ma'rifet-name'sinde müşarüniley hin mükemmelen tercüme-i halini yazmıştır. Kırksekiz yaşında iken Haremeyn-i muhteremeyni ziyaretle avdet edip, fakat li hikmetin cezbeye, istiğraka duçar olup, sekiz sene halktan uzlet etmiştir. Sonra yine meşgul-i irşad olup, şöhretleri afak-gir olduğunu beyan sadedinde İbrahim Hakkı haz retleri, "Şeyhim, t.a:rlkat-ı Muhammediyye'de imam ve alamat-ı mürşid-i kamil onda ta mam idi. Tevfik, onun refıkı; Mlet-i vasatı, tariki; üns, onun nedimi; bast ise nesimi idi.
Hikmet, müşiri; fiki.r veziri; sıdk, rll'yeti; hilm, san' atı idi. Mükaşefe, gıdası; müşllhede şi , fllsı idi. Adab-ı şeriat onun zllhiri ve etvllr-ı tarikat onun sırr-ı tllhiri idi. Havllrık-ı acibesi bi-hadd ü hiilit- ı garibesi bi-pllyfüı idi. Kutb-ı evliyll-yı zaman ve cümleye sllhib-i ferman idi." buyurmuşlardır. O zaman Sultan Mahmud Han-ı evvel ile sair ekabir, Hz. Şeyh'den hayr-dua ta leb etmişlerdir. Sinn-i şerifleri seksene reslde olunca, tarlh-i hicretin 1 1 4 7 senesi şehr-i Şevvalinde (Şubat 1 735) Cuma gecesi ruh-ı pür-fütuhları alem-i ılliyylne uç muştur.
(Kadı:lesa'lUlhu esrllrahtl) Merkad-i münevverleri Tillo karyesindeymiş. Üzeri örtülü türbe-i şerlfeleri var mış. Ziyaret-gah-ı meşhur olmak üzere Ma'rifet-name'de muharrerdir. İbrahim Hakkı hazretleri şeyhine irtibatını atideki nutuklarıyla beyan buyuruyor: Sen ayn-ı ayllnımsııı varım da sen ey rtlhi Bel rtlh-ı revanımsııı yarım da sen ey rtlhi Sen baht-ı saidims in hem va' d-i vaidimsin Bel ömr-i mezidimsin karım da sen ey rtlhi 23 1 . Tillo'nun şimdiki ad ı Aydınlar'dır ve Siirt'e bağlı bir ilçe merkezidir.
( H ) Şeyh lsmail-i Nüvvab 29 1 Sen can u cihô.mmsın hem emn u emanımsın Bel genc-i nihanımsın varım da sen ey rllhı Sen raha.t-ı rllhumsun hem feth-i {ütUhumsun Bel cam-ı sabUhumsun garını da se1 ey rllht Sen kadr ü bertltımsın hem llb-ı hayatımsın Bel ayn-ı nectltımsın yilrım da sen ey rUhı Sen zevk-ı hu.vlrumsun hem hüzıı ü sürilrumsun Bel gözdeki nurumsun narım da sen ey rllhı Hakkı didi dervişim feryadına dil-rişim İmd&I.ına bi-hişim cilrım da sen ey rllhi * * * Can u dilde hane kıldın akıbet Gönlümü virane kıldın akıbet Ol c:ünun zincirini tahrik idüp Sen beni divane kıldın akıbet Aşk-ı bi-pervaya mahrem eyledin Akldan bi-gllne kıldın akıbet Dane-i nılçiz idim ben zir'-i hak Daneyi yüz dane kıldın akıbet Cümleden kat' eyledin çün gönlümü vasıl-ı canllne kıldın akıbet Hamr-ı vahdetden içürdin tab'ıma RUhumu peymcine kıldın akıbet Saki-i gül-zdr-ı cansın dem-be-dem Gönlümü mey-hane kıldın akıbet Ey Fakirull.ah bu Hakkı bendeni ık-ı ferzane kıldın akıbet Müşarünileyhin silsile-i tarikatlarını elde edemedim.
Hem Kadiri, hem Nakşı bendi tariklarına mensGbtur; fakat neş'eleri Nakşıbendilik'tedir. l brahim Hakkı hazretlerinin hocasıdır. Muhammed Efendi'nin pederi, EbGbe kir'diT. Kendi Erzurum müftüsü idi. Ba'de'l-azl, lstanbul'a geldi. 1 1 76 senesi Rama zan'ın yirmiyedinci leyle-i Kadrinde (2 Nisan 1 763 ) irtihal-i dar-ı naim eyledi. "eş Şeyhu'l-Mukaddes" ( ._,.. .ill i \) tarihidir. Üsküdar'da medfûndur. Müretteb Di van'ı vardır. Atide zikrolunacak olan Abdürrezzak-ı llmi Efendi, tab'ına himmet et miştir. Şiiri pek düzgündür.
Bu na't müşarünileyhindir: Ser-il-ser olmuşuıı' cünn ü kabahat yii RasUla'lWı Bana senden olur olsa iniiyet Ya RasUla'lWı Fakirin derd-mendin bir geda-yı müstemendindir Kapunda Hıivk-ı pür-cünn ü illet Ya Rasula'llah-- ŞEYH HAKKI EFENDİ Saki-i cezbe-i Rahmani, aşık-ı sadık-ı Rabbani, dahil-i zümre-i haceganidir. Müteahhırin-i meşayıh-ı Nakşiyye'den olup, mürde-dillerin canı, bir heykel-i nura ni idi. 1 237 sene-i hicriyyesinde ( 1 822), Trabzon'da, Polathane kasabasında zinet saz-ı alem-i şuhGd olup, sinn-i alileri kemale erişince tarik-ı tahsile süluk eder.
lkti sab-ı feyz ü ilm eyledikten sonra seyahate çıkıp, Bağdad'da medfûn eimme-i kiram ve evliya-yı ızam efendilerimizi ziyaret etmiş ve Bağdad'da yedi sene kalmıştır. Me şayıh-ı Kadiriyye'den Bağdadlı Şeyh Salih Efendi hazretlerine intisab edip, nail-i hi lafet olmuştur. Buradan Haremeyn-i Muhteremeyn'i ziyarete gidip Trabzon'a avdet eylediler. Haremeyn'de İ mam Rabbani evladından Şeyh Salim veya Süleyman hazretlerine mülaki olup, ahz-ı feyz edip, hilafete mazhar olarak zümre-i meşayıh-ı Nakşiyye'ye ka tılmıştır. Gayet arif, alim, fazıl, zühd ü takvası galib, irfan-ı celtle sahih bir mürşid-i kamil idi.
Şöhretten pek ziyade çekinirlerdi. Ale'l-ekser inziva-yı hayatta bulunurlardı. Meclis-i irfanına gelenler boş dönmezler idi. Cühela-yı halk, Hz. Şeyh'in halinden bi't-tab' haber-dar olamadıklarından, zahiren fena farz ettikleri hallerinden dolayı, hakkında kil ü kal eylemişlerdir. Müşarünileyhe mülaki olanlarla görüştüm; keramatından, makamatından bahs ederler. Asaf Bey namında bir zat nakl eyledi:
