Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-227- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 100
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>بة) +>) 1, Celbetme, çekme, 2. tas. Allah'a koşmak. İlahi inayetin gereği | olarak Cenab-ı Hakk'ın, kendisine giden yolda ihtiyaç duyulan her şeyi kuluna bahşedip çabası ve çalışması olmaksızın onu kendisine çekmesi ve yaklaştırması (x1). Cezbeye tutulan velilere meczup (cezbeli) adı verilir. Cezbe geçiçi olduğu gibi sürekli de olabilir. Cezbe halindeki sâlik sorumlu ve yükümlü sayılmaz. Cez-</p><p>be-i kayyumiyet-i zatiye kelime-i tevhit zikriyle elde edilir. Cezbe-i maiyet-i Zatiye is-</p><p>mi-i celal zikriyle elde edilir (NR 26). Bkz. Behlül, Meczup.</p><p>Cezbe tariki Nakşbendi şeyhleri bazı sâlikleri icmalen cezbeyle terbiye edip Hakk'a</p><p>vasıl kıldıkları için bu yola cezbe tariki denmiştir (NR 16).</p><p>Cezbü'l-ervah r, Velillerin ruhlarını Allah'ın kendine çekerek onlara zikir ve vus-</p><p>latın hazzını tatırması (SL 445), 2. Hakk'ın ruhları yüceltmesi (Bs 621),</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-5755- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 100
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>بة) +>) 1, Celbetme, çekme, 2. tas. Allah'a koşmak. İlahi inayetin gereği | olarak Cenab-ı Hakk'ın, kendisine giden yolda ihtiyaç duyulan her şeyi kuluna bahşedip çabası ve çalışması olmaksızın onu kendisine çekmesi ve yaklaştırması (x1). Cezbeye tutulan velilere meczup (cezbeli) adı verilir. Cezbe geçiçi olduğu gibi sürekli de olabilir. Cezbe halindeki sâlik sorumlu ve yükümlü sayılmaz. Cez-</p><p>be-i kayyumiyet-i zatiye kelime-i tevhit zikriyle elde edilir. Cezbe-i maiyet-i Zatiye is-</p><p>mi-i celal zikriyle elde edilir (NR 26). Bkz. Behlül, Meczup.</p><p>Cezbe tariki Nakşbendi şeyhleri bazı sâlikleri icmalen cezbeyle terbiye edip Hakk'a</p><p>vasıl kıldıkları için bu yola cezbe tariki denmiştir (NR 16).</p><p>Cezbü'l-ervah r, Velillerin ruhlarını Allah'ın kendine çekerek onlara zikir ve vus-</p><p>latın hazzını tatırması (SL 445), 2. Hakk'ın ruhları yüceltmesi (Bs 621),</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-435- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 155
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Sözlük anlamı “bir şeyi kendine çekmek.” olan bu söz, “Allah'ın kulu kendine çekip yakınlaştırması ve huzuruna yükseltmesi” olarak kullanılnuş bir tasavvufî terimdir. Sufiler, Kur’ân-ı Kerîm’de “Şûra suresi” (42 /13) nde yer alan bir ayetteki “Allah dilediğini kendisine çeker.” sözünü cezbeye delil saymışlardır. Allah’ın kulunu kendisine çekmesine cezbe denüirken bu etkiyle kulun Allah’a yönelmesi de “aşk” olarak nitelenmiştir. Zikir, sema ve sohbet sırasında kendinden geçerek gayriihtiyari nara atan kimselerin bu hâllerine de cezbe denilmiştir.</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-8040- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Dinî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Çekme, çekilme. Allahü teâlânın sevdiği bir kulu kendisine çekmesi, yüksek derecelere kavuşturması. Bu da nefsi terbiye ederek, Allahü teâlâyı çok anmakla olur.</p><p>Rahmân'ın cezbelerinden bir cezbe bütün insanların ve cinnîlerin sevâbları gibidir. (Hadîs-i şerîf-Sülûk Risâlesi)</p><p>Tasavvuf yolu iki kısımdır:Cezbe ve sülûk. Sülûk uğraşarak ilerlemektir. Sülûk tamamlandıkdan sonra cezbe lâzımdır. Sülûk olmadan maksada kavuşulamaz. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>Cezbe, Allahü teâlânın ismini çok anmakla, sülûk, Lâ ilâhe illallâh sözünü çok söylemekle hâsıl olur. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>Cezbenin sülûktan önce olması için sevilmiş olmak lâzımdır. İstenmedikçe çekilmek olmaz. Bu, Allahü teâlânın öyle bir ihsânıdır ki, dilediğine verir. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>Sülûk (tasavvuf yoluna girip ilerleme) yapmadan hâsıl olan cezbe noksan ve bozuk olur. (Behâüddîn-i Buhârî)</p>
Köken ve kullanım
i. ar,
بة
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
بة) +>) 1, Celbetme, çekme, 2. tas. Allah'a koşmak. İlahi inayetin gereği | olarak Cenab-ı Hakk'ın, kendisine giden yolda ihtiyaç duyulan her şeyi kuluna bahşedip çabası ve çalışması olmaksızın onu kendisine çekmesi ve yaklaştırması (x1). Cezbeye tutulan velilere meczup (cezbeli) adı verilir. Cezbe geçiçi olduğu gibi sürekli de olabilir. Cezbe halindeki sâlik sorumlu ve yükümlü sayılmaz. Cez-
be-i kayyumiyet-i zatiye kelime-i tevhit zikriyle elde edilir. Cezbe-i maiyet-i Zatiye is-
mi-i celal zikriyle elde edilir (NR 26). Bkz. Behlül, Meczup.
Cezbe tariki Nakşbendi şeyhleri bazı sâlikleri icmalen cezbeyle terbiye edip Hakk'a
vasıl kıldıkları için bu yola cezbe tariki denmiştir (NR 16).
Cezbü'l-ervah r, Velillerin ruhlarını Allah'ın kendine çekerek onlara zikir ve vus-
latın hazzını tatırması (SL 445), 2. Hakk'ın ruhları yüceltmesi (Bs 621),
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Sözlük anlamı “bir şeyi kendine çekmek.” olan bu söz, “Allah'ın kulu kendine çekip yakınlaştırması ve huzuruna yükseltmesi” olarak kullanılnuş bir tasavvufî terimdir. Sufiler, Kur’ân-ı Kerîm’de “Şûra suresi” (42 /13) nde yer alan bir ayetteki “Allah dilediğini kendisine çeker.” sözünü cezbeye delil saymışlardır. Allah’ın kulunu kendisine çekmesine cezbe denüirken bu etkiyle kulun Allah’a yönelmesi de “aşk” olarak nitelenmiştir. Zikir, sema ve sohbet sırasında kendinden geçerek gayriihtiyari nara atan kimselerin bu hâllerine de cezbe denilmiştir.
Dinî Terimler Sözlüğü
Çekme, çekilme. Allahü teâlânın sevdiği bir kulu kendisine çekmesi, yüksek derecelere kavuşturması. Bu da nefsi terbiye ederek, Allahü teâlâyı çok anmakla olur.
Rahmân'ın cezbelerinden bir cezbe bütün insanların ve cinnîlerin sevâbları gibidir. (Hadîs-i şerîf-Sülûk Risâlesi)
Tasavvuf yolu iki kısımdır:Cezbe ve sülûk. Sülûk uğraşarak ilerlemektir. Sülûk tamamlandıkdan sonra cezbe lâzımdır. Sülûk olmadan maksada kavuşulamaz. (İmâm-ı Rabbânî)
Cezbe, Allahü teâlânın ismini çok anmakla, sülûk, Lâ ilâhe illallâh sözünü çok söylemekle hâsıl olur. (İmâm-ı Rabbânî)
Cezbenin sülûktan önce olması için sevilmiş olmak lâzımdır. İstenmedikçe çekilmek olmaz. Bu, Allahü teâlânın öyle bir ihsânıdır ki, dilediğine verir. (İmâm-ı Rabbânî)
Sülûk (tasavvuf yoluna girip ilerleme) yapmadan hâsıl olan cezbe noksan ve bozuk olur. (Behâüddîn-i Buhârî)