Ara
Menü

TASAVVUF SÖZLÜĞÜ

ذ

Zikir

١

Köken ve kullanım

i. ar.

١

Kaynaklardaki ortak açıklama

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ · Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

veya Zikr

  1. Anmak, hatırlamak, yâd etmek. 2. tas. a Allah'ı anmak ve hatırlamak; onu unutmamak ve gaflet halinde olmamak. b Allah kelimesini veya lâilahe illallah cümlesini söylemek ve tekrarlamak, İlkine lafza-i celal zikri, ikincisine kelime-i tevhit zikri veya yalnızca tevhit zikri denir. c Tarikat ehlinin belli kelime ve ibareleri belli zamanlarda, belli sayıda, belli bir edep dahilinde her gün düzenli olarak söylemeleri; vird, hizip. Münferiden zikr, zikrullah. d Tarikat ehlinin ve sûfî cemaatlerinin bir yerde toplanıp şeyh veya halifesinin gözetiminde (Allah, Allah ha ha, hay hay gibi) belli ibareleri belli bir hareket düzeni içinde söylemeleri. Bu çeşit toplu (müctemian) zikirlere tarikat ayini, semâ, hadra ve deveran gibi isimler verilir. Söylenen sözlerin ve hareketlerin ritmik (ahenkli) olması icap eder. Bu tür zikirlerde bazen ney, kudüm ve def gibi enstrümanlar da kullanılır, Mevlevilikte, Halvetilikte olduğu gibi. Bu tür zikirler ekseriya tekkelerde icra edilir. e Zikirde zikreden, zikredilenden başka her şeyden geçer, zakir zikirde mezkürden başkasını hatırlamaz, kendisini kaybeder, yaptığı zikrin bile farkında olmaz. Bu yüzden zikir kendinden geçip (gaybet, vecd) Hakk'ı buluş (vuslat, vücut) halidir. f Zikir sevgi alameti ve eseridir. “Bir şeyi seven onu çok anar.” “Dervişin fikri neyse zikri de odur.” Zikir iki türlüdür. ilki zikr-i cehri veya zikr-i alâniye, yüksek sesle veya çevrede bulunanların işitebilecekleri bir şekilde sesli olarak yapılan zikirdir. Sesli zikri esas alan tarikatlere cehri tarikat de- Zinde nir. İkincisi zikr-i hafi, zikredenin yalnızca kendisinin işitebileceği bir şekilde alçak sesle Yapuğı zikirdir. Sessiz zikri €sas alan tarikatlere hafi tarikat denir. Melamet ehli ve Nakşbendiler hâfi zikri; Rifailer, Kadiriler cehri zikri tercih etmişlerdir. Zikir, dille ya da kalple yapılmasına gore de ikiye ayrılır: lisan zikri, belli kelime ve ibarelerin telaffuz edilmesi suretiyle olan zikir; kalp zikri, zikredileni kalbin düşünmesi, zikredilenin kalpte hazır olması veya kalbin zikredilenin huzurunda bulunması suretiyle yapılan zikirdir (KR ror). Sâlik durmadan “Allah, Allah” der. Sonra bir noktaya gelir, dili hareketsiz kalır, o zaman kalbinin “Allah, Allah” dediğini işitir; kalbi zikreder, o da bunu dinler. Kaiden zikir: Tarikat ehlinin bir halka oluşturup oturarak ritmik hareketlerle yaptıkları zikir. Kâimen zikir: Tarikat ehlinin bir halka oluşturup ritmik hareketlerle ayakta yapuklan zikir. Bu zikir döne döne yapıldığı için devr ve deveran adını da alır. Zikri erre, zikr-i minşâri: Yesevilikte hançereden testere sesi gibi bir ses çıkarılarak yapılan zikir (TEİM 89-91; SL 290; KTA 106; TK 1:563), Bkz. Habs-ı nefes. Hakk’a âşık olan kişi akar gözlerinin yaşı Pür-nür olur içi dışı söyler Allah deyü deya tee Ism-i pakin pak olur zikir eyleyen Her murada erisir Allah deyen Ask ile gel imdi Allah diyelim Dert ile göz yaş ile âh edelim 5. Celebi ١
  2. Celebi ١

İlgili maddeler

Sözlüğe dön