Ara
Menü

Muhammed Zâhid Vahşuvârî

Muhammed Zâhid Vahşuvârî (ö. 1529), Vahş köyünde doğan, Ubeydullah Ahrâr’dan hilâfet alıp memleketinde irşad eden ve Derviş Muhammed İmkenegî’yi yetiştiren Ahrârî şeyhidir.

Vefat
1529
Unvan
Ahrârî-Nakşibendî şeyhi
Temalar
zühd, devamlılık, irşad

Vahş’tan Semerkant’a

Bugünkü Tacikistan’da, Hisar yakınındaki Vahşuvar köyünde doğdu. İlk ve ileri zâhirî ilimleri bölge âlimlerinden tahsil etti. Gençliğinden itibaren zühd ve tasavvufa yöneldi; farklı şeyhlerle görüşmelerinin ardından Ubeydullah Ahrâr’a intisap etmek üzere Semerkant’a gitti.

Ubeydullah Ahrâr’ın yanında

Ahrâr’ın terbiyesinde Nakşibendî sülûkünü tamamladı, hilâfet ve irşad icâzeti alarak memleketine döndü. 936/1529’da vefat etti ve Vahş’ta defnedildi. Derviş Muhammed İmkenegî onun yeğeni, seçkin müridi ve halifesidir.

Kādî Muhammed’le karıştırılmamalı

Muhammed Zâhid, Ahrâr’ın diğer halifesi Kādî Muhammed’le aynı kişi değildir. Kādî Muhammed’e ait eserlerin ona nispet edilmesi kaynak karışıklığıdır; Muhammed Zâhid’in eser yazdığına dair güvenilir kayıt yoktur.

Öğretisi

Sünnete ittiba, takvâ, fakr, zühd, kalbin mâsivâdan arındırılması, sürekli mücâhede, tasavvuf edeplerine riayet ve güzel ahlâk öğretisinin merkezindedir. Dünya malına tamahı nefsin güçlenme sebeplerinden saymış, mânevî ilerlemenin edep ve uyanıklıkla korunacağını vurgulamıştır.

Kırk halkanın tamamı

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç3 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eser ve metin izi

Muhammed Zâhid Efendi, bugün Tacikistan sınırları içinde bulunan Hisar (Duşenbe) kenti yakınındaki Vahşuvar (Vahş) köyünde doğdu. Onun Yakub-ı Çerhî’nin soyundan geldiği rivayet edilmektedir.945 Doğum tarihi hakkında henüz kayıtlı bilgiye ulaşılamamıştır. Bazı kaynaklarda Muhammed Zâhid ile Ubeydullah Ahrâr’ın diğer bir halifesi Kâdı Muhammed’in (Muhammed Kâdı)946 (ö.921/1515) isimleri karıştırılarak bu iki zat aynı şahıs gibi takdim edilmektedir.947…

Metni gösterMetni daralt

Muhammed Zâhid Efendi, bugün Tacikistan sınırları içinde bulunan Hisar (Duşenbe) kenti yakınındaki Vahşuvar (Vahş) köyünde doğdu. Onun Yakub-ı Çerhî’nin soyundan geldiği rivayet edilmektedir.945 Doğum tarihi hakkında henüz kayıtlı bilgiye ulaşılamamıştır. Bazı kaynaklarda Muhammed Zâhid ile Ubeydullah Ahrâr’ın diğer bir halifesi Kâdı Muhammed’in (Muhammed Kâdı)946 (ö.921/1515) isimleri karıştırılarak bu iki zat aynı şahıs gibi takdim edilmektedir.947 Adları geçen bu iki zâtın isimlerinin karıştırılması Kâdı Muhammed’e ait olan eserlerin Muhammed Zâhid’e atfedilmesine de neden olmuştur. Hâlbuki kaynaklarda Muhammed Zâhid’in eser yazdığına dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Ancak yukarıda adları zikredilen bu zâtların her ikisi de Ubeydullah Ahrâr’a müntesip olmalarına ve aynı dönemde yaşamalarına rağmen ayrı şahıslardır. Kadı Muhammed’e dayanan silsile Nakşbendî-Kâsânî’dir.

Kaynakların bazısında mevcut olan bu karışıklık günümüzdeki bazı yüzeysel çalışmalarda da tekrar edilmektedir. Muhammed Zâhid, zâhirî ilimlere ait ilk dersleri memleketinde tahsil etti. Daha sonra ileri düzeydeki dersleri ve ilimleri bölgedeki tanınmış bazı âlimlerden tahsil ederek zahir ilimlerine dair eğitim-öğretim sürecini tamamladı. Muhammed Zâhid gençliğinden itibaren tasavvufî hayatla ilgilendi. Onun genelde zühd ehli bir zât olduğu ve münzevî bir hayat yaşadığı kaydedilmektedir.948 Zâhirî ilimleri tahsilinin ardından belli bir usulde tasavvufî terbiyeyi almak üzere arayışa başladı. Bu doğrultuda çeşitli tarikatlara mensup bazı şeyhlerden ders aldı. Ancak bu ilk arayışlarından beklediği neticeyi alamayan Muhammed Zâhid, mânevî bir işaretle Nakşbendiyye silsilesinin önemli isimlerinden biri olan

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Altın Silsile’den Altın Halkalar.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

ÖĞÜT

Öğüt ve söz

5-6. 6; Muhammed Zâhid el-Kevserî (ed-Düzcevî), İrgâmu’lmerîd fî şerhi’n-nazmi’l-atîd li-tevessüli’l-mürîd bi-ricali’t-tarikati’n-nakşbendiyyeti’l-halidiyyeti’z-ziyaiyye, yy., 1320, s. 67; Tosun, Bahâeddîn Nakşbend, s. 190. 951 Kevserî, İrgâmu’l-merîd, s. 67. hâlindedir. Dolayısıyla nefsin taarruzlarına karşı sürekli uyanık olmak ve mücahede etmek gerekmektedir. Muhammed Zâhid, tasavvufî edeplere uyma konusunda hassas bir zâttı. Çünkü ona göre bu edepler tasavvufî alanda ilerlemek isteyen kişinin yolunu aydınlatacak meşalelerdir.…

Metni gösterMetni daralt

5-6. 6; Muhammed Zâhid el-Kevserî (ed-Düzcevî), İrgâmu’lmerîd fî şerhi’n-nazmi’l-atîd li-tevessüli’l-mürîd bi-ricali’t-tarikati’n-nakşbendiyyeti’l-halidiyyeti’z-ziyaiyye, yy., 1320, s. 67; Tosun, Bahâeddîn Nakşbend, s. 190. 951 Kevserî, İrgâmu’l-merîd, s. 67. hâlindedir. Dolayısıyla nefsin taarruzlarına karşı sürekli uyanık olmak ve mücahede etmek gerekmektedir. Muhammed Zâhid, tasavvufî edeplere uyma konusunda hassas bir zâttı. Çünkü ona göre bu edepler tasavvufî alanda ilerlemek isteyen kişinin yolunu aydınlatacak meşalelerdir. Her kim manevî seyrinde ilerlemek ve hâl yükseltmek istiyorsa mutlaka bu yolun önderlerinin ortaya koyduğu tasavvufî edeplere riayet etmelidir. Güzel ahlâk sahibi olmanın önemine dikkat çeken Muhammed Zâhid kendisi de bütün uygulamalarında bu hususa ehemmiyet göstererek örnek olup müridlerine onu muhafaza etmelerini tavsiye ederdi. Tasavvufun hedefindeki kâmil insanın en belirgin vasfı güzel ahlâk sahibi olmaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Altın Silsile’den Altın Halkalar.

Kavram dünyası

İlk 1 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Kavram haritası

zühd, devamlılık, irşad

Metni gösterMetni daralt

zühd, devamlılık, irşad

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Altın Silsile’den Altın Halkalar
  2. [2]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye ve ilgili şahıs maddeleri; Necdet Tosun, Bahâeddin Nakşbend; Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye
  3. [3]Altın Silsile’den Altın Halkalar; Necdet Tosun, Bahâeddin Nakşbend, s. 191
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka