Ara
Menü
ذ

Mücâhede

Köken ve kullanım

i. ar,

Kaynaklardaki ortak açıklama

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ · Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

  1. Savaşmak, mücadele etmek.
  2. tas, a Şeriatça istenen fakat nefse zor gelen şeyleri nefs-i emmareye yükleyerek onunla savaşmak. Nefse karşı açılan savaş cihad-ı ekber'dir. b Nefsi ezmek, etkisiz hale getirmek, hatta ölmeden evvel öldürmek. e Çile çekmek. Mücâhedenin üç gayesi var-

dır. İlki, takva sahibi olmaktır. Bu mücâhede şeriatın emirlerine tam olarak

riayet etmek ve kalbi temiz tutmak için nefsi disiplin altına alma, esasına dayanır. Buna vera adı da verilir. Ikincisi, istikamet üzere olmak ve itidal yolunda yürümektir. Fatiha'daki “sırat-ı müstakime ilet bizi,” ifadesi bu hususu ifade eder.

Üçüncüsü keşf ve ilham sahibi olmaktır. İslam bu maksatla nefsi mücâhede yap-

maya teşvik etmez (iş 34-51: Gİ IV: 395). Bkz. Ebrar yolu, Ehl-i riyazet.

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

G^l^) [< Ar. cehd] tas. Tasavvuf inancında, sûfînin hem nefsi ile, hem dümanla hem de şeytanla mücadele etmesi.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Çalışma, mücâdele etme, uğraşma, cihâd etme.

Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:

Bizim uğrumuzda mücâhede edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz. Şüphesiz ki Allah, her hâlde muhsinlerle (iyilik edenlerle) berâberdir. (Ankebût sûresi: 69)

Gerçek mü'minler; Allahü teâlâya ve Resûlüne îmân edip, sonra şüphe etmeyerek, Allah uğrunda mal ve canlarıyla mücâhede edenlerdir. İşte sâdık olanlar bunlardır. (Hucurât sûresi: 15)

Çoluk-çocuğunun geçimini helâlinden te'mine çalışan, Allahü teâlânın yolunda mücâhede eden gibidir. (Hadîs-i şerîf-İhyâ, Müsned-i Firdevsî)

Resûl-i ekreme insanların en efdâli kimdir diye sorulunca; "Canı ve malı ile Allah yolunda mücâhede eden mü'mindir" buyurdular. (Buhârî ve Müslim)

2. Nefse zor gelen, nefsin istemediği şeyleri yapma.

Bir kimse bin sene ibâdet etse ve sıkıntılı riyâzetler çekse (nefsin istediklerini yapmama) ve sıkı mücâhede yapsa, eğer bir peygambere (aleyhisselâm) uymamış ise, bütün bu çalışmalarının bir arpa kadar kıymeti olmaz. Çölde görülen serâb gibi hiçbir şeye yaramaz. Hiçbir iş olmayan yâni bir şeye yaramayan uyku bile, meselâ, gün ortasında bir parça uyumak (kaylûle yapmak), o büyüklerin emrine uyarak yapılınca, onlara uymadan yapılan, bin sene ibâdetten, mücâhededen kat kat daha kıymetli olur. (İmâm-ı Rabbânî)

Açlık ve nefisle mücâhede, hârika ve kerâmeti (olağanüstü şeyleri) arttırır. Evliyânın sohbeti ise, kalbe zikri yerleştirir. Sünnete (dînimizin emir ve yasaklarına)tâbi olmayı (uymayı) kolaylaştırır. (Seyfeddîn Fârûkî)

İbâdet yapmaktan maksad; hem mücâhede yaparak, nefsi terbiye etmek, hem de kalbe ferahlık getirmek, kalbi Allahü teâlaya bağlamak içindir. (Ali bin Emrullah)

Hevâ (nefsin arzu ve istekleri) ancak mücâhede ile azalıp yok olur. (Muhammed Hâdimî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, vuruşmak, döğüşmek, harbetmek anlamında bir kelime.Bütün masivadan sıyrılmak suretiyle, Allah’a duyulan ihtiyacın sıdk üzere olması. Nefsin, Hakk’ın rızasını kazanmak yolunda harcanmasına mücâhede denmiştir. Nefse şehvet sütü emzirmeyi terketmek, kalbi, istek ve şüphelerden uzak tutmak da mücâhede olarak değerlendirilmiştir.“Uğrumuzda cihad edenlere, (bize ulaştıracak) yolları gösteririz…” (Ankebut/69) âyeti, tasavvufî düşüncede, afakî olduğu kadar enfüsî olarak da, değerlendirilmiştir. Hasan el-Kazzaz (r), mücâhedeyi “ancak belini doğrultacak kadar az yemek, sadece ağırlık bastırdığı zaman uyumak, zaruret olmadıkça konuşmamak” şeklinde tanımlarken, İbrahim b. Edhem şu açıklamayı yapar. “Bir kulun salihler seviyesine ulaşması için, altı engeli aşması gerekir: 1-Nimet kapısı kapanır şiddet (sıkıntı) kapısı açılır, 2- izzet kapısı kapanır, zillet kapısı açılır, 3- Rahat kapısı kapanır cehd (zorlu çalışma, çaba) kapısı açılır, 4- Uyku kapısı kapanır, uyanıklık kapısı açılır, 5- Zenginlik kapısı kapanır, fakirlik kapısı açılır, 6- Emel (istek) kapısı kapanır, ölüme yetenek kazanma kapısı (fena) açılır. Bâyezid, kendi mücâhede deneyimini anlatırken “oniki yıl nefsimi örste doğdum, beş sene kalbimi ayna gibi cilaladım, bir sene de, bu nefsim ile kalbim arasından baktım, belimde açıkça zünnar gördüm. Oniki yıl bu zünnarı gidermek için çaba sarfettim, tekrar baktım, belimde yine zünnarı gördüm. Bunun üzerine beş yıl daha gayret sarfettim, keşfim açıldı. Mahlûkâta baktım, onları ölümüm olarak gördüm. Onların üzerine dört yıl tekbir (beyaz, siyah, kırmızı, sarı ölüm) alarak cenaze namazlarını kıldım, işte nefsin mücâhede yolculuğu budur” der.Arif bu yolda halka, dünyaya ve içindekilere iltifat etmez. O, sadece Allah’la beraber bulunmayı sürdürür. Bu, insanlar arasında çok az bulunan yüce bir makamdır.Mücâhedenin, takva sahibi olmak, istikamet üzere bulunmak, keşf ve ilhama ulaşmak gibi, çeşitli amaçlarla yapıldığı kaydedilirse de, doğrusu mücâhedenin Allah rızası için olmasıdır. Zira, kulun Allah’a ulaşmak üzere yaptığı herşey, araçtır. Takva ve istikamet de buna dahildir.Değil mi cenk hayatın zebûnu âlemde Mücâhede ile yaşar çaresiz bu âlemde.Akif

Sözlüğe dön