Ara
Menü

Ubeydullah Ahrâr

Hâce Ubeydullah Ahrâr (806/1404, Bâgıstan, Taşkent – 29 Rebîülevvel 895 / 20 Şubat 1490, Semerkant); Ahrâriyye kolunun pîri . Ziraat ve ticaretle geçinip kimseden hediye kabul etmemiş, iki ordu arasındaki savaşı önleyerek halkı katliamdan korumuştur.

Doğum
1404
Vefat
1490
Unvan
Ahrâriyye evresinin pîri
Temalar
toplum, siyaset, vakıf, hizmet

Bâgıstan'dan Semerkant'a

806'da (1404) Taşkent'in Bâgıstan köyünde doğdu. Nakşibendî geleneğinde Hâce-i Ahrâr diye tanınır.

Çocukluğunda hem mektebe devam etti hem de ziraatla uğraşan babasına yardımcı oldu. Yirmi iki yaşına geldiğinde dayısı Hâce İbrâhim onu ilim tahsili için Semerkant'a götürdü.

Burada bir süre Mevlânâ Kutbüddin Sadr Medresesi'ne devam ettiyse de tasavvufa duyduğu meyil sebebiyle medrese eğitimini sürdüremedi.

Bu dönemde tanıştığı Nakşibendî şeyhi Sa'deddîn-i Kâşgarî ile birlikte Nizâmeddin Hâmûş'un sohbetlerine katıldı. Semerkant'ta iki yıllık ikametinin ilk yılında Mâverâünnehir'in muhtelif şehirlerini dolaşıp Nakşibendiyye tarikatının önde gelen şeyhlerini ziyaret etti.

Herat yılları ve intisabı

Ertesi yıl Herat'tan Semerkant'a gelen ve Kāsım-ı Envâr diye meşhur olan Safevî şeyhi Seyyid Muînüddin Ali Tebrîzî'nin sohbetlerinden faydalandı. Daha sonra Semerkant'tan ayrılıp Herat'a gitti.

Herat'ta Kübrevî şeyhi Bahâeddin Ömer, Sa'deddîn-i Kâşgarî ve Zeyniyye tarikatının pîri Zeynüddin el-Hâfî gibi sûfîlerin sohbetlerine katıldı.

Herat'taki ikametinin dördüncü yılında (834/1431) Çagāniyân tarafındaki Hülgatû köyüne gidip Nakşibendî şeyhi Ya'kūb-i Çerhî'ye intisap etti. Üç ay kadar Çerhî'nin sohbetlerinde bulundu ve şeyhinden hilâfet alarak Herat'a döndü.

İrşad ve iktisat

Ertesi yıl Taşkent'te irşad faaliyetine başladı, bir yandan da ziraat ve ticaretle meşgul oluyordu.

855'te (1451) Semerkant'ı ele geçirip başşehir yapan Timurlular'dan Ebû Said Mirza Han'ın daveti üzerine yirmi yıldır ikamet ettiği Taşkent'ten ayrılarak Semerkant'a yerleşti. Burada da ziraat ve ticaretle uğraşmayı sürdürdü.

Mâverâünnehir'in Semerkant, Buhara, Taşkent, Karşı gibi şehirlerinde çok sayıda dükkân, bahçe, köy, mezraa ve sulama kanalı satın aldı; bunların bir kısmını cami, medrese ve tekkelere vakfetti.

Savaşı önlemesi

Sultan Ebû Said'in yerine geçen oğlu Sultan Ahmed Mirza ile Taşkent yakınlarında Şâhrûhiye'de gayri müslim Moğol ve Özbek askeri arasındaki savaşı önledi ve barış yapılmasını sağladı (890/1485). Bu arada birçok kişinin İslâm'ı benimsemesine vesile oldu.

Vefatı ve halifeleri

Ubeydullah Ahrâr 29 Rebîülevvel 895'te (20 Şubat 1490) Semerkant'ta vefat etti ve burada defnedildi. İki oğlu ve iki kızı olmuş, geride birçok vakıf eseri ve mürid bırakmıştır.

Oğulları Muhammed Yahyâ ve Muhammed Abdullah ile Mîr Abdülevvel, Fahreddin Safî, Mevlânâ Şeyh Ahmed, Seyyid Ali Kürdî Maktûl, İsmâil Şirvânî, Mevlânâzâde Otrârî, Îsâ-yı Fâzıl Buhârî, Şeyh Ahta, Abdullah-ı İlâhî, Muhammed Kādî-i Semerkandî ve Muhammed Zâhid Vahşıvârî önde gelen halifeleridir. Nakşibendiyye tarikatı daha ziyade son üç halifesiyle devam etmiştir.

Ubeydullah Ahrâr ile devam eden Nakşibendiyye silsilesine Ahrâriyye adı verilmiştir.

Tavrı ve görüşleri

Halka bizzat yardım eden Ubeydullah Ahrâr gençliğinde Semerkant'ta bazı hastalara hizmet etmiştir.

Halkı sultanların zulmünden korumak için sultanlarla iyi ilişkiler kurmuş, savaşın eşiğine gelen yöneticileri barıştırarak halkı katliamlardan korumuş, bir hükümdarın yanında bulunup onun dine aykırı davranışlarını ve zulümlerini engellemenin, bir mazlumun gönlünü hoş etmenin nâfile ibadetlerden daha üstün sayıldığını söylemiştir.

Ayrıca çalışıp kazanmaya önem verir, kimseden hediye kabul etmezdi.

Vahdet-i vücûd düşüncesini benimseyen Ubeydullah Ahrâr'ın sohbetlerinde Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin eserlerinden nakiller yaptığı belirtilir.

Cezbe anında söylenen şathiyeleri mâkul şekilde izah etmeye çalışan Ubeydullah “enelhak” demenin kolay, “ene”den (benlik) uzaklaşmanın zor olduğunu belirtirdi.

Müridin bazan mânevî halini yitirebileceğini, İslâmî kurallara aykırı bir söz ya da fiilin, bir kişinin gıybetini yapmanın, hatta bir köpeği rahatsız etmenin buna yol açabileceğini söylerdi.

Kırk halkanın tamamı
COĞRAFÎ HAFIZA12 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi12 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç12 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

İki ordu arasında durup savaşı önlemek

Şâhrûhiye, 890/1485.

Metni gösterMetni daralt

Sultan Ebû Said'in yerine geçen oğlu Sultan Ahmed Mirza ile Taşkent yakınlarında Şâhrûhiye'de gayri müslim Moğol ve Özbek askeri arasındaki savaşı önledi ve barış yapılmasını sağladı (890/1485). Bu arada birçok kişinin İslâm'ı benimsemesine vesile oldu.

Çerçeve. Bu, Ahrâr'ın siyaset anlayışının en somut örneğidir. Kendisi ölçüyü açıkça koyar: bir hükümdarın yanında bulunup onun dine aykırı davranışlarını ve zulümlerini engellemenin, bir mazlumun gönlünü hoş etmenin nâfile ibadetlerden daha üstün sayıldığını söylemiştir. Seksen bir yaşındadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

Hediye kabul etmeyen bir toprak sahibi

Ticaret ve vakıf.

Metni gösterMetni daralt

Mâverâünnehir'in Semerkant, Buhara, Taşkent, Karşı gibi şehirlerinde çok sayıda dükkân, bahçe, köy, mezraa ve sulama kanalı satın aldı; bunların bir kısmını cami, medrese ve tekkelere vakfetti.

Ayrıca çalışıp kazanmaya önem verir, kimseden hediye kabul etmezdi.

Çerçeve. İkisi birbirini tamamlar: sultanlarla temas hâlinde olan bir şeyhin bağımsızlığı, kendi kazancına dayanmasıyla mümkündür. Hâcegân'da el emeğiyle geçinme kaidesi burada bir servete dönüşmüş, servet de vakfa çevrilmiştir. Gençliğinde ziraatla uğraşan babasına yardımcı olmuştu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

Üç aylık sülûk

Ya'kūb-i Çerhî'ye intisabı.

Metni gösterMetni daralt

Herat'taki ikametinin dördüncü yılında (834/1431) Çagāniyân tarafındaki Hülgatû köyüne gidip Nakşibendî şeyhi Ya'kūb-i Çerhî'ye intisap etti.

Üç ay kadar Çerhî'nin sohbetlerinde bulundu ve şeyhinden hilâfet alarak Herat'a döndü.

Çerçeve. Üç ay, kısa bir süredir; ancak öncesinde yıllarca Mâverâünnehir ve Herat'ın bütün büyük şeyhlerini dolaşmıştır — Sa'deddîn-i Kâşgarî, Nizâmeddin Hâmûş, Bahâeddin Ömer, Zeynüddin el-Hâfî, Kāsım-ı Envâr. Hazırlık uzun, teslim kısa olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

“Enelhak demek kolay”

Şathiyelere getirdiği ölçü.

Metni gösterMetni daralt

Cezbe anında söylenen şathiyeleri mâkul şekilde izah etmeye çalışan Ubeydullah “enelhak” demenin kolay, “ene”den (benlik) uzaklaşmanın zor olduğunu belirtirdi.

Çerçeve. Söz, Hallâc'ın meşhur sözünü reddetmeden ölçüsünü değiştirir: mesele o cümleyi kurmak değil, cümledeki beni gerçekten yok etmektir. Nakşibendiyye'nin şathiyeye mesafeli fakat dışlamayan tavrının özeti sayılabilir; aynı ihtiyatı bir asır sonra Üftâde de gösterecektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

Bir köpeği rahatsız etmek

Hâlin kaybedilme sebepleri.

Metni gösterMetni daralt

Müridin bazan mânevî halini yitirebileceğini, İslâmî kurallara aykırı bir söz ya da fiilin, bir kişinin gıybetini yapmanın, hatta bir köpeği rahatsız etmenin buna yol açabileceğini söylerdi.

Çerçeve. Sıralama yükselen değil alçalan bir ölçektedir: dinî bir ihlâl, sonra gıybet, sonra bir hayvanı incitmek. Yıllarca kazanılan mânevî hâl, en küçük bir merhametsizlikle kaybedilebilir. Tasavvufta hâlin gitmesi korkusunun en somut ifadelerindendir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

İki halife tek kişi sanıldı

Mehmed Emin Tokadî'nin yanılgısı.

Metni gösterMetni daralt

XVIII. yüzyılda Mehmed Emin Tokadî tarafından Muhammed Kādî-i Semerkandî ile Muhammed Zâhid Vahşıvârî aynı kişi zannedilerek Kādî Muhammed Zâhid diye bir isim ortaya atılmış ve bu yanlışlık sonraki birçok eserde tekrarlanmıştır.

Çerçeve. İki ayrı halifenin adı birleştirilerek var olmayan bir şahıs meydana getirilmiştir; hata üç asır boyunca silsilenâmelerde dolaşmıştır. Nakşibendiyye daha ziyade son üç halifesiyle devam ettiği için, bu karışıklık doğrudan silsileyi ilgilendirir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Fıkarât

Farsça tasavvuf risâlesi.

Metni gösterMetni daralt

Tevhid, fenâ, kurb, tecellî, zikir, vukūf-ı kalbî gibi konulara dair Farsça bir eserdir. Bazı küçük makalelerden oluştuğu için bu adla anılan eser muhtemelen 890 (1485) yılında veya daha sonra kaleme alınmıştır. Makalelerden bir kısmının müridlere yazılmış mektup parçaları olduğu anlaşılmaktadır.

Ubeydullah Ahrâr'ın vefat ettiği 895 (1490) yılında Semerkant'ta istinsah edilen bir nüshası İstanbul'da Süleymaniye Kütüphanesi'nde kayıtlıdır (Ayasofya, nr. 2143).

Osmanlı döneminde Hızır Bey ve Mustafa b. Hüseyin Sâdıkī Nakşibendî tarafından iki defa Türkçe'ye, Muhammed Murâd Remzî Minzelevî tarafından Arapça'ya çevrilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
ESER / METİN

Risâle-i Havrâiyye

Hastaları iyileştirdiği söylenen rubâînin şerhi.

Metni gösterMetni daralt

Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın “havrâ” (hûriler) kelimesiyle başlayan Farsça rubâîsinin şerhidir.

Ubeydullah Ahrâr rubâînin bazı hastaları iyileştirdiğini duymuş, mânalarını araştırmaya başlamış, bu şiirin hastaya ölümü ve âhireti hatırlattığını, gönlünde Allah sevgisi bulunan ve Allah'ın cemâlini ancak öldükten sonra müşahede edebileceğini bilen insanların ölümü hatırlayınca büyük sevinç duyduklarını, bu psikolojik rahatlamanın hastalığın iyileşmesine yardım ettiğini anlamıştır.

Çerçeve. Bir kerâmet iddiasını psikolojik bir izahla karşılamıştır: şiir hastayı iyileştirmez, ölüm korkusunu sevince çevirerek rahatlatır. XV. yüzyıl için oldukça dikkat çekici bir muhakemedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
ESER / METİN

Risâle-i Vâlidiyye

Babasının isteği üzerine yazdığı risâle.

Metni gösterMetni daralt

Ubeydullah Ahrâr bu küçük eseri, babasının kendisinden yüksek mânevî makamlara ulaşmaya vesile olacak hususları yazmasını istemesi üzerine kaleme almıştır. İbadet, mârifetullah, Hz. Peygamber'e uymak, zikir ve Allah sevgisi gibi konular ele alınır.

Risâle-i Vâlidiyye'yi Bâbür Şah 935'te (1528) manzum olarak Çağatay Türkçesi'ne, Hızır Bey, Mehmed Emin Tokadî, Mehmed Rifat Kādirî ve Harputlu Beyzâde Ali Efendi Türkçe'ye, adı bilinmeyen bir kişi el-Urvetü'l-vüskā li-erbâbi'l-irtikā adıyla Arapça'ya çevirmiştir.

Çerçeve. Bâbürlü İmparatorluğu'nun kurucusu Bâbür Şah'ın bu risâleyi manzum olarak çevirmesi, Ahrâriyye'nin Hindistan'a uzanan tesirinin ilk halkasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
ESER / METİN

Ruka'ât (Mürâselât)

Sultanlara ve Nevâî'ye mektuplar.

Metni gösterMetni daralt

Ubeydullah Ahrâr'ın dostlarına yazdığı mektuplar bir araya getirilip iki ayrı mecmua oluşturulmuştur. Biri Sultan Ebû Said Mirza Han'a yazdığı on dört mektubu ihtiva eder (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1688).

Çoğu Ali Şîr Nevâî'ye gönderilen mektupları ihtiva eden diğer mecmuanın yazma nüshası Taşkent'tedir. Ali Şîr Nevâî tarafından derlendiği kabul edilen bu mecmuadaki mektuplardan 134 ya da 128'i Hâce Ahrâr'a aittir.

Mektuplar genelde kısa mesajlar şeklinde olup dönemin siyasal ve sosyal konularına dair bazı düşünceleri ve dinî-ahlâkî tavsiyeleri içerir. Eser İngilizce tercümesiyle birlikte yayımlanmıştır (nşr. Jo-Ann Gross – Asom Urunbaev, Leiden 2002).

Çerçeve. Yüzü aşkın mektup, bir şeyhin devlet ricâliyle günlük temasının belgesidir; Timurlu siyasî tarihi için birinci elden kaynaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Ahrâriyye

Nakşibendiyye'nin devam ettiği kol.

Metni gösterMetni daralt

Ubeydullah Ahrâr ile devam eden Nakşibendiyye silsilesine Ahrâriyye adı verilmiştir.

Nakşibendiyye tarikatı daha ziyade son üç halifesiyle — Muhammed Kādî-i Semerkandî, Muhammed Zâhid Vahşıvârî ve Abdullah-ı İlâhî ile — devam etmiştir.

Çerçeve. Halifelerinden Abdullah-ı İlâhî Nakşibendiyye'yi Anadolu'ya taşıyan isimdir; Simav'a dönüp yolu Osmanlı topraklarına getirmiştir. Bugünkü bütün Nakşî kolları — Müceddidiyye, Hâlidiyye, Gümüşhâneviyye dahil — Ahrâriyye'den geçer.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
TARİHÎ KAYIT

Sultanla temas

Halkı zulümden korumak.

Metni gösterMetni daralt

Halkı sultanların zulmünden korumak için sultanlarla iyi ilişkiler kurmuş, savaşın eşiğine gelen yöneticileri barıştırarak halkı katliamlardan korumuştur.

Bir hükümdarın yanında bulunup onun dine aykırı davranışlarını ve zulümlerini engellemenin, bir mazlumun gönlünü hoş etmenin nâfile ibadetlerden daha üstün sayıldığını söylemiştir.

Çerçeve. Tasavvufta hâkim tavır sultandan uzak durmaktır — nitekim Gucdüvânî Vesâyâ'sında “hâkimlerden uzak kalmayı” öğütlemişti. Ahrâr bunun tersini savunur ve gerekçesini bir fayda hesabına dayandırır. Timurlu devrinde Nakşibendiyye'nin devlet katındaki ağırlığı bu tercihle kurulmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
KAVRAM

Vahdet-i vücûd ve İbnü'l-Arabî

Sohbetlerindeki nakiller.

Metni gösterMetni daralt

Vahdet-i vücûd düşüncesini benimseyen Ubeydullah Ahrâr'ın sohbetlerinde Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin eserlerinden nakiller yaptığı belirtilir. Fıkarât adlı eseri bu düşünceler ışığında kaleme alınmıştır.

Çerçeve. Aynı yıllarda müridi Molla Câmî, İbnü'l-Arabî'nin vahdet-i vücûdunu Nakşibendiyye ile kaynaştırmaktadır; Câmî ona birkaç defa görüşüp sürekli mektuplaşmış, vefatına uzun bir mersiye yazmıştır. Bir asır sonra İmâm-ı Rabbânî vahdet-i şühûdla bu çizgiden ayrılacaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
KAVRAM

İşârî tefsir örneği

“Unuttuğun zaman rabbini zikret.”

Metni gösterMetni daralt

Sohbetlerinde bazı âyet ve hadisleri işârî yolla açıklar, meselâ, “Unuttuğun zaman rabbini zikret (hatırla)” âyetini (el-Kehf 18/24), “Ondan başkasını, kendini ve zikrini unuttuğun zaman rabbini zikret” diye açıklar ve bunu, “Allah'tan gayrısını unutmadıkça zikrin hakikatine ulaşılamaz” diye yorumlardı.

Çerçeve. Âyetin zâhirî mânası “unutunca hatırla”dır; işârî okuma unutmanın nesnesini değiştirir — unutulacak olan Allah değil, O'ndan gayrısıdır. Tasavvuf yolunda ilerlemenin ölümden sonra da sürdüğüne inanırdı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.
KAVRAM

Medreseyi bırakmak

Tahsili tamamlayamayan bir şeyh.

Metni gösterMetni daralt

Burada bir süre Mevlânâ Kutbüddin Sadr Medresesi'ne devam ettiyse de tasavvufa duyduğu meyil sebebiyle medrese eğitimini sürdüremedi.

Çerçeve. Timurlu devrinin en nüfuzlu şeyhi, medrese tahsilini yarım bırakmış bir kişidir. Buna karşılık müridleri arasında Molla Câmî gibi devrin en büyük âlimi bulunur. Nakşibendiyye'de ölçü, icâzet değil sohbettir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

ÖNCEKİ HALKAMevlânâ Ya‘kūb-i Çerhîdoğrudan mürşid-halife bağıHOCASI / ŞEYHİMevlânâ Nizâmeddin HâmûşUbeydullah Ahrâr, Mevlânâ Nizâmeddin Hâmûş üzerinden kaydedilen şeyh–mürid / halife aktarım halkasında yer alır.HOCASI / ŞEYHİMevlânâ Ya‘kūb-i ÇerhîÇerhî'nin halifesi. 834 (1431) yılında Hülgatû köyünde ona intisap etmiş, üç ay kadar sohbetinde bulunup hilâfet almıştır; Nakşibendiyye'nin Orta Asya'da en yaygın tarikat hâline gelmesi onun faaliyetiyle olmuştur.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIMevlânâ Nizâmeddin HâmûşSemerkant'taki ilim yıllarında, Sa'deddîn-i Kâşgarî ile birlikte Nizâmeddin Hâmûş'un sohbetlerine katılmıştır. Kaynak bir intisaptan söz etmez, yalnız sohbetlere katılmayı kaydeder; Ahrâr'ın mürşidi Ya‘kūb-ı Çerhî'dir.SONRAKİ HALKAAbdurrahman Câmîsohbet, intisap ve düşünce bağıSONRAKİ HALKAMuhammed Zâhid Vahşuvârîhalife; ana silsile devamıSONRAKİ HALKAMuhammed Kādî-i Semerkandîdoğrudan halifeSONRAKİ HALKAAbdullah-ı İlâhîdoğrudan halife; Anadolu-Rumeli aktarımıTALEBESİ / HALİFESİAbdurrahman CâmîAbdurrahman Câmî, Ubeydullah Ahrâr üzerinden kaydedilen şeyh–mürid / halife aktarım halkasında yer alır.TALEBESİ / HALİFESİAbdullah-ı İlâhîUbeydullah Ahrâr → Abdullah-ı İlâhî: Semerkant’ta tamamlanan seyrüsülûk, hilâfet ve Anadolu’da irşad görevi.ETKİLEDİĞİAbdurrahman CâmîUbeydullah Ahrâr ile Câmî arasında sohbet, ziyaret, mektuplaşma ve güçlü fikir yakınlığı vardır.TALEBESİ / HALİFESİDerviş Muhammed İmkenegîDerviş Muhammed mânevî terbiyesine Ubeydullah Ahrâr’ın sohbetinde başladı.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Semerkant · ÖzbekistanSemerkant (Hâce Ahrâr Türbesi)855/1451'de Ebû Said Mirza Han'ın daveti üzerine yerleştiği ve 29 Rebîülevvel 895'te (20 Şubat 1490) vefat edip defnedildiği şehir; türbesi bugün de ziyaretgâhtır. İlişkili kişi dosyası Ubeydullah Ahrâr : Ya‘kūb-i Çerhî'nin müridi Ubeydullah Ahrâr, Nakşibendiyye'yi Mâverâünnehir'de güçlü bir sosyal, ekonomik ve siyasî irşad ağına dönüştürdü.Taşkent · ÖzbekistanBâgıstan806/1404'te doğduğu köy; çocukluğunda ziraatla uğraşan babasına yardım ettiği yer. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ubeydullah Ahrâr : Ya‘kūb-i Çerhî'nin müridi Ubeydullah Ahrâr, Nakşibendiyye'yi Mâverâünnehir'de güçlü bir sosyal, ekonomik ve siyasî irşad ağına dönüştürdü.Taşkent · ÖzbekistanTaşkentÇerhî'den hilâfet aldıktan sonra irşada başladığı ve yirmi yıl ikamet ettiği şehir; ziraat ve ticaretle de burada uğraşmıştır. İlişkili kişi dosyası Ubeydullah Ahrâr : Ya‘kūb-i Çerhî'nin müridi Ubeydullah Ahrâr, Nakşibendiyye'yi Mâverâünnehir'de güçlü bir sosyal, ekonomik ve siyasî irşad ağına dönüştürdü.Surhanderya · ÖzbekistanHülgatû (Çagāniyân)834/1431'de gidip Ya'kūb-i Çerhî'ye intisap ettiği ve üç ay sonra hilâfet aldığı köy. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ubeydullah Ahrâr : Ya‘kūb-i Çerhî'nin müridi Ubeydullah Ahrâr, Nakşibendiyye'yi Mâverâünnehir'de güçlü bir sosyal, ekonomik ve siyasî irşad ağına dönüştürdü.Herat · AfganistanHeratBahâeddin Ömer, Sa'deddîn-i Kâşgarî ve Zeynüddin el-Hâfî gibi sûfîlerin sohbetlerine katıldığı, dört yıl kaldığı şehir; müridi Molla Câmî de buranın şeyhidir. İlişkili kişi dosyası Ubeydullah Ahrâr : Ya‘kūb-i Çerhî'nin müridi Ubeydullah Ahrâr, Nakşibendiyye'yi Mâverâünnehir'de güçlü bir sosyal, ekonomik ve siyasî irşad ağına dönüştürdü.Taşkent · ÖzbekistanŞâhrûhiye890/1485'te Sultan Ahmed Mirza ile gayri müslim Moğol ve Özbek askeri arasındaki savaşı önleyip barış sağladığı yer. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ubeydullah Ahrâr : Ya‘kūb-i Çerhî'nin müridi Ubeydullah Ahrâr, Nakşibendiyye'yi Mâverâünnehir'de güçlü bir sosyal, ekonomik ve siyasî irşad ağına dönüştürdü.Buhara · ÖzbekistanBuharaSemerkant, Taşkent ve Karşı ile birlikte dükkân, bahçe, köy, mezraa ve sulama kanalı satın alıp bir kısmını vakfettiği şehirlerden. İlişkili kişi dosyası Ubeydullah Ahrâr : Ya‘kūb-i Çerhî'nin müridi Ubeydullah Ahrâr, Nakşibendiyye'yi Mâverâünnehir'de güçlü bir sosyal, ekonomik ve siyasî irşad ağına dönüştürdü.Kütahya · TürkiyeSimavHalifesi Abdullah-ı İlâhî'nin dönüp yerleştiği ve Nakşibendiyye'yi Anadolu'ya taşıdığı kasaba; Ahrâriyye'nin Osmanlı topraklarına girişi buradan olmuştur. İlişkili kişi dosyası Ubeydullah Ahrâr : Ya‘kūb-i Çerhî'nin müridi Ubeydullah Ahrâr, Nakşibendiyye'yi Mâverâünnehir'de güçlü bir sosyal, ekonomik ve siyasî irşad ağına dönüştürdü.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ubeydullah Ahrâr”, c. 42
  2. [2]İSAM Ulema Veritabanı
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye ve ilgili şahıs maddeleri; Necdet Tosun, Bahâeddin Nakşbend; Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye
  4. [4]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye, Kâsâniyye ve ilgili şahıs maddeleri
  5. [5]Mustafa Kara ve Hamid Algar, ‘Abdullah-ı İlâhî’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi; Taşköprizâde ve Mecdî, Şekāik geleneği; Abdullah-ı İlâhî’nin Keşfü’l-Vâridât ve Meslekü’t-tâlibîn adlı eserleri
  6. [6]Ömer Okumuş, ‘Câmî, Abdurrahman’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Abdurrahman Câmî, Nefehâtü’l-üns; Abdülgafûr-i Lârî, Tekmile-i Nefehâtü’l-üns; Fahreddin Ali Sâfî, Reşehât-ı Aynü’l-hayât
  7. [7]Altın Silsile’den Altın Halkalar; Necdet Tosun, Bahâeddin Nakşbend, s. 191
  8. [8]Kişi kartı kaynak paketi — Ubeydullah Ahrâr
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka