HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
ERZURÜMİ MUHAMMED NUREDDİN EFENDİ
Rical-i hazıra-i aliyyeden ve tarik-ı Nakşıbendi müntesiblerinden ve Şeyhü'l-Ek ber Muhyiddin-i Arabi aşıklarından, pek muhterem ve mükerrem bir zat-ı fezfül-ni haddır. Bu zat-ı memdilhu's-sıfatın evsaf-ı aliye ve mekarim-i zatiyyesini işittikçe, onunla müşafeheten görüşmeğe, müşerref olmağa arz-ı iştiyak etmiş idim. Hz. Şey hü'l-Ekber'e olan muhabbet-i şedidem ve münasebet-i kadimem te'siriyle ve her hal de onun himmetiyle, emelime nail oldum. "Bu emel acaba neden husu.le geldi?" diye dü şünmeğe hacet yoktur.
Aşinalık tii eze/dendir Sezai yar ile Bu taleb nerden gelür ru'yet mukaddem olmasa neş'esine nazır taarüf-i ezeli mahsulüdür. Onunla şeref-yab olduğuma memnunum. Bu zat-ı muhteremin ismi "Muhammed" ve mahlası "NGreddin"dir. Erzurum vi layetine tabi' Tortum kazasının Örük nahiyesinde Rebiu'l-evvel 1 2 70 tarihinde ( Aralık 1 853) Tortumlu-zade Ali Bedri nam zat ki, "Hacı Ali" diye meşhGrdur, onun sulbünden zinet-saz-ı bezm-i şuhud olmuştur. 14 7 Validesinin ismi, Hatice Emetu'llah Hanım'dır.
148 Muhammed Nureddin Efendi, henüz küçük yaşında iken, Tortum'da muallim-i mahsusdan, tahsil-i ibtidaide bulunup, bi'l-ahare Erzurum'a gelerek ba'zı ulemadan 1 47. tlmiyyeden olup, ticaret ile meşgul içli. 1 326/( 1 908) senesinde lstanbul'da irtihal eylemiş, Edime kapı haricinde Sakızağacı'nda defn olunmuştur. 1 48. 1 334/( 1 9 1 6 ) senesinde lstanbul'da irtihal eylemiş ve Edirnekapı Mezarlığı'nda vedia-i rahmet-i Rahman kılnmıştır.
Her ikisi hüsn-i hal ashabından müteşerri' idi. Cenab-ı Hak rahmet-i ilahiy yesine mazhar buyursun. A min. 1 54 Sef'ine-i Evliya iktisab-ı feyz- ı ilm ederek Erzurumlu ulema-yı meşhurdan HacrSuleyman Efendi'nin suret-i dfümede gül-şen-i irfanına dehaletle perveriş-yab-ı ilm ü ma'rifet olmuş ve on dan ahz-i icaze eylemiştir. Lisan-ı Fürs ve edebiyyatını "Ahıskalı Kurra Hoca" namıyla ma'rlıf Hacı Hafız Efendi'den taallüm ettiğini söylediler.
Ve bu zfü-ı muhterem hakkındaki istizahıma karşı şu yolda tafsil-i hal eylediler: Haçı Hafız Efendi'{yi), bidayeten zevk aleminde puyan olmasıyla vazife-i ima mette bulunmasına ve tarik-ı aşk u muhabbette büryan olmasına muarız olan ağniya dan biri zemmetmiş ve bu hal müşarünileyhin samia-i ıttılaına vasıl olmuştur.
Tabi at-ı şairanesi olmağla zemmeden kimseye irfanen ve şi'ren şu cevabı vermiştir ki, bahr-i hakikatte nasıl bir gavvas-ı ma'rifet ve hamil-i libas-ı melamet olduğunu izhar eylemiştir: Cem' -i zer zlihid seni müteşevviş ü nlikıs itmiş Pute-i aşk u muhabbet rıiim-ı ayyô.r eyler beni Mey içer mahbftb sever Hacı diye ta ' n eyleme Ol meyin bir cür' ası valıdet-şiô.r eyler beni 1 49 Raz-ı aşina-yı ma'na bir merd-i rlışeni olduğuna şu bedia-i beyaniyye şahiddir.
Fazla söze lüzum bırakmaz. Bu zat-ı muhteremin Medine-i Münevvere' de bir kaç sene mücavereti olup, ilm i kıraattan huzlır-ı nebevide me'zun olmuştu. Sinni sekseni mütecaviz olduğu halde, 1 298/( 1 88 1 ) senesinde Erzurum'da irti hal-i dar-ı cinan edip, Erzurum'da defin-i hak-i gufran olduğunu ve Bağdad'da dahi müddet-i medide kalarak Farisi lisanını, lisan-ı mader-zadı gibi öğrendiğini Muham med Nlıreddin Efendi nakl eylediler. Tarikaten Nakşıbendi olup, Halidilik'le de münasebet-i mahsusası vardır. Pederi merhum için, "Mevwnii Hô.lid hazretleri hulefô.sından Feyzullll.h-ı Tortftml'ye intisabı vardır." dediler. Hafta Muhammed Nureddin Efendi hakkında yazdığım bir medhiyyenin şu, Ne hôş-sohbet haluk insdn-ı kamil abd-i hô.sdır o Meşô.mm-ı cô.na geldi lutf-ı Hak' la bfty-ı Feyzu'llll.h beyiti üzerine mısra-ı sani için, "İntô.k-ı Hak' dır . Zira pederim merham , Feyzullll.h- ı Tortu m! müntesiblerinden olduğundan bu söz için sırr-ı ma'niiy ı cô.mi' düşmüş gördüm." dediler. , 1 49.
Bu dörtlüğün ilk iki mısraının vezni bozuktur. ( H ) Erzurum! Muhammed Nureddin Efendi 155 Muhammed Nureddin Efendi'nin şeyhi Erzurum'da ihtiyar-ı ikamet etmiş olan Hacı Baba nam zattır ki, an-asl Süleymaniye'de bir terzi çırağı iken Mevlana Halid hulefasından, birinci halifesi Osman-ı Tavil'in mazhar- ı hüsn-i nazarı olup ikmal-i tarikatla ondan müstahlef olmuş bir arif zat-ı kamil imiş. Kendine "Şeyh Efendi" derlerse hiddetlenirmiş. Hacı Baba'nın dfüre-i feyzinde perveriş-yab olan Muhammed Nureddin Efendi 1 3 1 3/( 1 89 5 ) tarihinde azizinin irtihali üzerine ziya de müteessir olup ağlayarak söylediği mersiyeden hatıra gelebilen şu üç beyiti oku muşlardı: Okudu cehr ile "Li-havfun aleyhim" nassın 1 50 Hu diyüp göçdü cihandan o veliyy-i agalı ıka mevt visal olduğunu anlatdı Şevk ile olduğu dem dzim-i dergalı-ı ilalı Söyledi W:rihini ağlayarak Nureddin İrtihal itdi kutub Hacı Muhammed ey valı (ol_, 15 1 -4:>..o L?"l> ..,..ki 15 1 Jlı ) ) = 13 1 3/( 1 895) Hacı Baba merhum, hin-i irtihalinde doksanbeş yaşında idi.
Muhammed Nı1reddin Efendi, hiç teehhül etmemiş ve İstanbul'a 1324/( 1 906) senesinde gelmiştir. 1 293/( 1 876) senesi Rus Muharebesi'nde Divan-ı Harb Kitabe ti'nde bulunduğu gibi, Erzurum İ'dadi-i Mülkisi'nde Arabi ve Farisi muallimliği etmiş, Erzurum Mahkeme-i lsti'nafiyyesi Hukuk Kısmı'nda beş sene kadar a'zalık eylemiş ve dört sene Erzurum Nüfı1s Nazırlığı'nda bulunduktan sonra, ba'de'l-istifa, ihtiyar vali de ve pederiyle lstanbul'a nakl-ı hane etmiştir. Gençlik zamanında şiir ile iştigal etmiş; fakat divan halinde toplu olarak mec muası yoktur ve sağ oldukça, yazdığı eş'arı ahibbasına hediyye ettiğinden, elyevm kendi yedinde bile yoktur. Gençlik zamanından beri en ziyade sevdiği ilim, ilm-i tasavvuftur. Bu babda üstadı Merhum Hacı Süleyman Efendi'den ba'zı kütüb-i tasavvufiyye yi okuyarak ayrıca bir icazet-name dahi ahzına muvaffak olduğunu söylemişlerdir. Guşe-i kanaatte mahluka ihtiyacdan vareste olarak imrar-ı hayat eyleyip, bir aralık beş sene kadar Medresetü'l-Mütehassısin ve sonra Süleymaniye Medresesi'nde ilm-i 1 50. (;...:ı:. ";.. ) ...
Onlara hiç bir korku yoktur. .. " ibaresi çişitli §.yetlerde yer almaktadır. Bkz. 2. " Bakara süresi, 38, 62, 1 1 2 , 262, 274, 277. ( H ) tasavvuf müderrisliğinde bulunarak, Tehzibü't-Tasavvuf mine'l-İ lhadi ve't-Taassüf namıyle bir eser yazmışlar; fakat tab' ve neşrine muvaffak olamamışlardır. Ulema ve urefadan çok kimselere mülaki olup, zevk-i ma'nada anlayışları yük selmiş, Şeyhü'l-islam merhum Musa Kazım Efendi ile hemşehri oldukları gibi, yine Şeyhü'l-islam Lebhovalı Nesib Efendi 1 5 1 , Erzurum niyabetinde bulunduğu zaman, Muhammed NGreddin Efendi hazretlerinde gördükleri kemalat asarından müstefid ve müstefü olmak üzere ba'zı resail-i tasavvufiyye, hususıyla Sadreddin-i Konevi hazret lerinin Fatiha-i Şerife Tefsiri müzakeresinde bulunmuşlar ve meyanelerinde tahriri ve şifahi musahabeler cereyan eylemiş ve hatta müşarünileyh Nesib Efendi, hastalı ğında Muhammed Nureddin Efendi'nin kucağında can vermek sı1retiyle meclubiy yet-i kalbiyyesini izhar etmiştir.
Hal-i hazırda Fatih'te Çarşamba'da 1 1 numaralı ha nede 1 5 2 ikamet etmektedir. Onun halinde en fevka'l-ade göze çarpan bir şey varsa, o da lmamü'l-muhak kıkin, burhanü'l-müdekkıkin a'lemü ulema-yı ehl-i yakin, nur-ı dide-i erbab-ı din, Şeyhü'l-Ekber Gavsü'l-Eşher Muhyiddin-i Arabi (kuddise sırruhu'l-cell) efendimiz hazretlerine bi-hakkın aşık ve meclub olması keyfiyyetidir. Otuz beş seneden beri hayatını o sultan-ı urefanın ab-ı zülal-ı hayat-bahşasının önünde geçirmeye vakf eylemiştir. Ll" ts- -.1...ı Lk ..,_.,ı. \ .:...ı. 1 53 J J 'J J y lrJl ..l,A; w sırrının ma'nasını bi-hakkın temsil eden bu sır hali gıbtalara şayandır. Fena fi'l-Füru hat'ın tamamıyla lugat ma'nası, fani fi'ş-Şeyhi'l-Ekber'in timsal-i bedi-i mebnası Mu hammed Nureddin Efendi hazretleri olduğu ke'ş-şemsi fi'n-nehar sabit ve muhakkak tır. Hz. Şeyh'in bahr-ı muhabbet ü hakikatinde bir gavvas-ı ma'rifettir. Elyevm Mu rad Molla Kütübhanesi hafız-ı kütüb-i evveli Muhammed Hazmi Efendi 1 54 ile Füru hat mütalaasında her-devamdır.
Hazmi Efendi kardeşim onun dföre-i irfanında neva le-çin-i ma'rifet ve mazhar-ı bereketidir. Uzun boylu, nı1r yüzlü, beyaz ve mutavassıt sakallı, mütenasibü'l-endam, meli hu'l-vech bir zat-ı ali-kadr olup, cemaline nazır olanlar, hakikat-i maaniyyeyi cami' 151. Tarik-ı Gülşeni'den reh-nüma-yı kerimü'l-fıtratım Şeyh Şerefeddin-i Gülşeni halifesi bir ziit -ı ali kadrdir. 1 52. Hukuk mahkemesi ruesiisından Süleyman Sırri Efendi biraderi olup, bu hanede beraber mukim dirler. 1 53. "Muhabbeti tas tas içtim; ne o şarap bitti, ne ben doydum." (H) 1 54. Tarik-ı Uşşaki'den azizim Mustafa Safi-i Uşşakı damadı, efiid ıl-ı ulema vü urefadan bir ziit-ı ali kadrdir. Erzurumi Muhammed Nareddin Efend i 157 bir hamilü'l-esrarın karşısında olduklarını anlarlar. Ariflerin şanından olan mahviy yet-i kamile içinde, mestiiru'l-hal, latifü'l-makal, menbau'l-hisal bir merd-i ali'l-alin mümessil-i pür-vakarıdır.
Öyle herkes bilemez ehl-i kemal kıymetini Anı lu.ıkkıyla gören dide-i hak-bin isıerı ss Eş'arından istedim. "Söylediklerim elde değildir. " dediler. "Dilde, sırdadır." demek istediler. Vakıa, ba'zı sözler vardır. Na-bin.alardan ketmi vacibtir. Havsala-i idraki al mayanlar yanlış ma'nalar verirler, kailine zeban-dıraz olurlar. Edeben talebte ısrar olunmadı. Bir gazelinden kısmen yazdıkları beyitleri hatt-ı dest-i mübarekleri, bu ese rime revnak versin diye aynen telsik olunmuştur. Halimi musavvir olarak zuhur edip, vaktiyle söylenmiş parçalardan hatırıma ge len şu birkaç beyiti yazayım: Cu-yı eşkim gibi feryô.d ile çağlar çaylar Sanuram hal-i perişanıma ağlar çaylar Vadi-i hecrde giryan yalınız ben değilim Ağlıyor bülbül ü güller dahi bağlar çaylar Suları gözyaşı avazı figan lalesi diiğ Heykel-i gam görinür çeşmime dağlar çaylar Çekdi!,im bar-ı gamı yüklenemez arz u sema Şüphesiz hal-i perişanıma ağlar çaylar Memleketimizde parmak usulüyle söylenilen eş'ardan bir parça dahi "Çaylar" münasebetiyle hatıra geldi: Bu çaylar . . . . . . . . . .
Coşmuş akar bu çaylar Yar zülfünü yıkamış Anber kokar bu çaylar 1 55. Bu, ahkar-ı biçare Hüsseyin Vassaf'ındır. 1 58 Seftne-i Evliya Sinematoğraf ilk zuhı1r ettiği zaman temaşa etmekle söylenmiştir: Görünen şe'n-i Huda baki heme zıll ü hayal Nazar it ibret ile sinematoğraf. . . Bir hoca efendi 131 1/( I 893-94) tarihinde Muhammed Nuri Efendinin uzamış olan bıyığını i'tiraf etmekle ... Bıyığım kesmez diye zahid bana ta'n eyledi Hikmetini fehm eylemez beyhUde zann eyledi Süngü davranmış karakoluııdur dilde müdam Bekliyor her bir pertev kim Ui ki . . .
çıkmas ın 1 56 Şu manzGme-i medhiyyem muhabbet-i mütehassıla-i şedidem üzerine sanih ol muş idi: Muhammed Nuri'yi sevdim samlm-i kalb ile bi'Uah Mübarek şahs-ı kıymet-darı el-hfık arif-i agah Tarık-ı aşk-ı Hakk' ın bülbül-i şurldesi olmuş Ser-a pa nura müstağrak olan ol zat-ı alt-cah Görüşdüm sohbetiııden müstefıd oldum sevişdik çok Garık-ı bahr-ı Ziiı'dır ô.şina-yı Hazret-i Allah Anın mir' ô.t-ı feyzinden nümayan oldu Muhyiddın Cenab-ı Şeyhü'l-Ekber feyzi ile kalbidir agah Gönül bir gördü amma pır görüp ol merd-i zl-şam Harlm-i sırrına dahil olanlar oldular hoş-hilh Mualla vech-i Uibamııda Nuru'l-Hak dırahşô.ndır Ana bakdıkça zahirdir teceUl-i Cemalu'llah O ziit-ı muhteremle bir mülakatdan safa buldum Dil-i mahzunuma doğdu nice bin türlü sırru' llah 1 56 .
Vezni bozuktur. ( H ) Erzurum!
Muhammed NGreddin Efendi 1 59 Ne hoş,sohbet halUk insdıH kamil abd,,i ha.sdır o Meşamm,ı cana geldi lutfı Hakk'la bft,yı Feyzu'llah Ne çok sevmiş CenalH Şeyhi müstağrak olup aşka Bilüp bulmuş görüp olmuş bila,şek bir veliyyu'llah O zevk,i sohbetin sennesti oldum can u dilden ben Dil ü camın münevver oldu zikrimdir aman Allah Onu gördükde sevdim sanki Muhyidd1n'i buldum ben Heves,kaM hakayık oldu dil rahm eylesün Allah Şarab,ı vahdeti sakl,i aşk sunsun dil ü cana Bu yolda mazhariyyet isterim gönlüm çeker hep ah Beni kıl Şeyhu'l,Ekber feyzine hem,dem aman Ya Rab Bi,hakk, ı Haz:ret,i FahM risalet lutf idüp na,gah O Şeyhu'l,Ekber'in aşkıyla gönlüm sarhoş olmuşdur Beni de abd,i mahz insdıM kamil eylesün Allah Erenler evliyalar zÜmresi kıtmlri olsam ben Beni red eylemezler böyle bildim şı11H ehlu'llah Bu yolda arz,ı hissiyyat idüp rasvlr,i hal itdim Huda'mn lütfü itmez aşıkı mahrnmi,i dergah Senin vadl,i medhiııde lisanım döndü Allah ' a Ne hikınet "men raani" sırrı zahir oldu eyva'llah Dil,i hasret,zedem envaM feyzinle mübeşşerdir Senin Vassiifııı oldum vadi,i aşkda bi,hamdi'llah Tamamen onsekiz beytten nümayan nezr,i Mevlana Bu medhiyyem ile zahir gönül bahrında mevcu'llah Anı kim söyleyen Hak söylemiş hakdır haklkatda Bu yolda arz,ı tesllmiyyet itdi evliyau'llah 1 60 Setlne-i Evliya Kenılil-i aşkımın burhiinıdır pirim Hüsameddin Hümum-ı ma-sivadan yüz çevirdim zikrim i/lii ' /lah Şefôat isterim senden Muhammed Nuri Vassiifa Taleb-kar-ı vislilim ben bi-hakk-ı şevk u aşku '/lah Tercüme-i hallerine ait ma'lumat almak için bir gün söz vermiştim.
Gideceğim gün fevka'l-ade yağmur yağıyordu. Söz verdim diye yine gittim. Şeref-yab okluğum da. "Böyle bir havada gelmek ne büyük bir eser-i sebattır." demesiyle: Haydi hazırdır denilse sofra-i Muhyiddln Kar dimez yağmur dimezler ilşıkan eyler şitab Nail-i amal-i feyz-i Hazret-i Şeyh olmağa Ez-dil ü din azim oldum aşk ile bl-irtiyab cevab-ı manzumu sünuh ediverdi. Pek zevk-yab oldular. Sözüm doğrudur. Onun ya nında bahs hep Hz. Şeyh'den ve asanndan ve bi'n-netice hakayıktan olup, ayn-ı sof ra-i mfüde-i irfaniyyedir, ve's-selam Saib-i Tebrizi'nin: ).J S'V j 'J y;- \.,> J r _,.!.
J.:.:S l:> J r P .s- j .:.ı \.:1. 4 .Jş ..:r- j . J.:ı ıu.. ı .s- ı...1)-'! < --.JL.. . <I..!. r. .
• J.:.:S I J .:ı l .J .:ı .J .:ı ..:r- 1 Muhammed NGreddin Efendi'nin tercümesi: Çeşm-i rUşendir gören şerm ü haya icabını Kar batınlar ne bilsinler nedir şenn ü haya Guşe-i uzlet sana darü'l-emandır Nuriyd Ehl-i diller itdiler bu derde uzletle deva Aşık Yunus'un: İlim ilim bilmekdir İlim Hakk'ı bilmekdir Hakk'ı bilmekden geri sufl Ha bir kuru emekdir Erzurumi Muhammed Nureddin Efendi 161 Muhammed Nuri Efendi bunu şive-i hazıra-i lisaniyyemize göre söylüyor: İlim bilmek dimekdir Biliş Hakk' ı bilmekdir Hakk'ı bilmeyenlerin İlmi bomboş emekdir Diğer sahifede yazdığım medhiyye kendilerine takdim olundukta zirine şu ibare yi yazmışlardır: "MemdUlı Muhammed Nureddin , medhiyyede mezkur evsilf-ı aliye ile muttasıf bir ziit ise, bu heykel-i cürm ü kusurdan , o ziita binlerce selam ve ihtirllm takdim olunur.
Eğer medhiyye heykele llid ise , doğrusunu söyleyelim, evsafı mezkureden hiç biriyle muttasıf de ğildir. Ancak, ( .,:,-jl. I öİf" .,:,-jl. 1) 15 7 fehvasınca, mlldih bu llylneden kendini görüp vasf et miştir. el-Kelamu, sıfatu'l-mütekellim'dir, ve 's-selam." Ehl-i kemal, haklarındaki medhiyyeden tabi' -i gurur olmamak için böyle görür ve böyle söylerler. Bir gün huzGr-ı alilerinde idim. "Hakikat-ı kalbiyye rUlı ile tev' emdir, vasf olunmaz." di ye kalb esrarına dair bahiste tercüman-ı hakikat olmuşlardı. Ne güzel sözdür, kayd ettim. Pek hoş bir tesadüf-i müstahsen: Tercüme-i hal-i alilerini nereye yazayım diye sahife taharrisi niyyetiyle bu cildi açtım. Hüsn-i tesadüf, Hafız-ı Şirazi hazretlerinin tercüme-i hal-i alilerinin son sahi fesi çıktı. Bu sahifeyi ta'kiben altı boş sahife zuhGr etti. Artık başka yer aramadım. Çünkü lisan-ı hal ile, "Didi Hllfız ona komşum oluver yll Nureddin"; düşünmeye mahal kalmadı.
Bu sahifeleri doldurdum. Açdı llğftşunu Hafız anı çok sevmek içün Bir tahmisinden: İdüp ağyar bez:minden cüda it dostum Aşıka cevr eyleme havf-ı Huda it dostum Bir vasiyyet eylerim anı eda it dostum Derd-i aşkınla ölürsem gel nida it dostum 1 58 \ pi IJ.rP-I J ö j W- 1 J'> I ')l..J I 1 57. "M ü'm in mü'minin aynasıdır." Ebu Davud, Sünen, Edeb, 49. (H}. 1 58. "Cenaze namazını kılın, şehidin kabrini ziyarer edin." (H)
