HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Küfra'dan ilim yolculuğuna
Şeyh Yusuf'un oğlu olarak Siirt'in Şirvan kazasına bağlı Küfra'da doğdu; bu sebeple Pîr-i Küfrevî diye tanındı. İlk derslerini babasından aldı, çeşitli medreselerde okudu ve ilmî icazetini Molla Halil Siirdî'den aldı. Bir süre Küfra'da ders verdi.
Nehrî'ye intisap
Gelenek içi anlatıda tekrarlanan rüyaların işaretiyle Nehrî'ye gittiği aktarılır. Tarihî çekirdek, Seyyid Tâhâ'ya intisap ettiği, sülûkünü tamamlayıp hilâfet aldığı ve Bitlis'e gönderildiğidir.
Bitlis merkezi ve yayılış
Bitlis'te kurduğu tekke Ağrı, Kars, Van, Erzurum ve Muş'tan gelenlerin uğradığı bir merkeze dönüştü. Halife ağı Kafkasya, Tiflis ve İran'a kadar uzandı. Osmanlı idaresi 1896'da kendisine mahallî gelirlerden aylık beş yüz kuruş tahsis etti; maaş ölümünden sonra ailesine aktarıldı.
Hanedan ve halifeler
Oğulları Abdurrahman, Abdülhâdî, Abdülbâkī, Abdülhâlik ve Abdülbârî tekke ve irşad hizmetinde yer aldı. Kaynak otuzdan fazla halife adı verir; Hace Hüseyin, Alvarlı Muhammed Lutfî, Şeyh Yusuf Kodî ve farklı Doğu Anadolu merkezlerindeki müderris-halifeler bunlar arasındadır. Hilâfet verme yetkisinin yalnız ailede kaldığı yönündeki gelenek kaydı, bazı karşı örnekler bulunduğu için mutlak bir kural gibi sunulmaz.
Vefatı ve türbesi
1898'de Bitlis'te vefat etti. II. Abdülhamid'in emriyle 1899'da yaptırılan türbe, Küfrevî ailesinin başka mensuplarının sandukalarını da barındıran bir ziyaretgâha dönüştü.
