Ara
Menü

Muhammed Bâkī-Billâh

Muhammed Bâkī-Billâh (971 veya 972 / 1563-65, Kâbil – 25 Rebîülâhir 1012 / 2 Ekim 1603, Delhi); Nakşibendiyye'yi Hindistan'da kökleştiren şeyh ve İmâm-ı Rabbânî'nin mürşidi. Kırk yaşında vefat etmiş, irşad devri ancak iki üç yıl sürmüştür.

Doğum
1564
Vefat
1603
Unvan
Nakşibendiyye’yi Hindistan’da yayan mürşid
Temalar
sohbet, cezbe, Delhi, irşad

Kâbil'den Mâverâünnehir'e

971 (1563-64) veya 972 (1564-65) yılında Kâbil'de doğdu. Semerkantlı Kadı Abdüsselâm Halacî'nin oğludur.

Ubeydullah Ahrâr'ın neslinden olan annesinin, Bâkī-Billâh Delhi'de hankahını kurduktan sonra dervişlerin yemeklerini pişirme görevini büyük bir zevkle üzerine aldığı rivayet edilir.

Bâkī-Billâh gençliğinde İslâmî ilimleri Mevlânâ Sâdık Helvâî adında bir zattan öğrenmeye başladı. Mevlânâ Sâdık Kâbil'den Mâverâünnehir'e gidince öğrencisini de beraber götürdü; ancak Bâkī-Billâh tahsilini bitirmeden tasavvufa yöneldi ve Orta Asya'da çeşitli şeyhlerden faydalandı.

Bozulan inâbeler

Nakşibendî tarikatından Şeyh Ubeyd, Mevlânâ Lutfullah ve Seyyid Abdullah Belhî'ye ve Yesevî tarikatından İftihar Şeyh'e intisap ettiyse de inâbesini tekrar tekrar bozdu.

Bir müddet sonra Lahor'a geçen Bâkī-Billâh kendisine teklif edilen Moğol ordusundaki vazifeyi kabul etmeyip dervişâne hayatına devam etti.

Sonuçsuz kalan bir aşk macerası geçirdikten sonra daha güçlü bir azimle tekrar kendisini tasavvufa verdi. Bir rüyasında Hâce Bahâeddin Nakşibend'in ruhaniyetinden zikir telkinini aldı ve yeniden kendine bir mürşid aramaya koyuldu.

Emkenegî'den gelen vazife

Bir süre perişan bir vaziyette Lahor sokaklarında dolaşan Bâkī-Billâh muradını orada bulamayınca Hâce Ubeydullah Ahrâr'ın ruhaniyetinin bir işaretine uyarak önce Keşmir'e, sonra Mâverâünnehir'e gitti. Semerkant'a yakın bir kasabada oturan Mevlânâ Hâce Emkenâkî'den inâbe aldı.

Emkenâkî, Bâkī-Billâh'la üç gün üç gece halvette oturduktan sonra ona Hindistan'a dönüp orada Nakşibendî tarikatını yayma görevini verdi. Bâkī-Billâh önce bu işte başarılı olamayacağını ileri sürdüyse de daha sonra bu vazifeyi kabul etti.

Bir yıl Lahor'da kaldıktan sonra Delhi'nin Fîrûzâbâd mahallesine yerleşip orada bir hankah kurdu. Delhi'den yalnız bir defa hacca gitmek için ayrıldı ve hayatının geri kalan kısmını hankahta geçirdi.

İki üç yıllık irşad

Bâkī-Billâh'ın irşad devri ancak iki üç yıl devam etti. Fakat bu kısa süre içinde, kendisinden önce Orta Asya'dan gelen Nakşibendî şeyhlerinden çok daha tesirli bir faaliyet göstererek Nakşibendî tarikatını Hindistan topraklarında kökleştirmeyi başardı.

Müridlerine “zikr-i hafî” telkin ederken onların kalplerine tesir etmek için bütün himmetini sarfederdi; öyle ki, “kalplerindeki maddî izler onlara ilâhî hakikati idrak yollarını bir daha kapatamazdı”.

Vefatı

Bâkī-Billâh kırk yaşındayken 25 Rebîülâhir 1012 (2 Ekim 1603) tarihinde vefat etti. Delhi'de Hz. Peygamber'in ayak bastığına inanıldığı için Kademgâh diye anılan bir yerin yakınlarında toprağa verildi.

Daha sonra kabrinin etrafında geniş bir mezarlık meydana geldi. Kabrinin bulunduğu Nebî Kerîm mahallesinde bugün Hindular oturmaktadır. Bâkī-Billâh'ın mezarı Delhi müslümanları için önemli bir ziyaretgâhtır.

Halifeleri ve İmâm-ı Rabbânî

Bâkī-Billâh'ın iki oğlu Hâce Ubeydullah ve Hâce Muhammed Abdullah, Nakşibendî yolunu benimsemekle beraber semâı câiz görmekle bu tarikatın usullerinden bir ölçüde uzaklaşmışlardır.

Başlıca halifeleri, Hint Moğolları ordusunda subaylık yapan Hâce Hüsâmeddin, Bâkī-Billâh'ın vefatından sonra defalarca Hicaz'a giden ve Nakşibendî tarikatını Arap ülkelerinde yayan Şeyh Tâceddin b. Zekeriyyâ, Bâkī-Billâh'ın ilk müridlerinden olan Şeyh İlâhdâd ve en önemlisi İmâm-ı Rabbânî olarak tanınan Şeyh Ahmed-i Sirhindî'dir.

1592 yılında Delhi'ye giderek Bâkī-Billâh'a intisap eden İmâm-ı Rabbânî'nin mânevî gelişmesinde Bâkī-Billâh'ın etkisi büyüktür. Sirhind'den şeyhine yirmi kadar mektup yazan ve kendisini ziyaret için iki defa daha Delhi'ye giden İmâm-ı Rabbânî, vahdet-i vücûd nazariyesine bağlı kalan Bâkī-Billâh'ın ölümünden sonra vahdet-i şühûd nazariyesini ortaya koyarak Nakşibendiyye tarikatına yeni bir yön vermiştir.

Nakşibendiyye tarikatı, onun kurucusu olduğu Müceddidiyye kolu vasıtasıyla günümüze ulaşmıştır.

Bâkī-Billâh Nakşibendî tarikatından başka Yesevî, Kübrevî, Kādirî ve Çiştî tarikatlarından da icâzetliydi.

Kırk halkanın tamamı
COĞRAFÎ HAFIZA7 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi7 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç2 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Rüyada Bahâeddin Nakşibend'den zikir telkini

Ruhaniyet yoluyla gelen ders.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bir rüyasında Hâce Bahâeddin Nakşibend'in ruhaniyetinden zikir telkinini aldı ve yeniden kendine bir mürşid aramaya koyuldu.

Muradını Lahor'da bulamayınca Hâce Ubeydullah Ahrâr'ın ruhaniyetinin bir işaretine uyarak önce Keşmir'e, sonra Mâverâünnehir'e gitti.

Çerçeve. Nakşibendî geleneğinde üveysîlik denen bu tür bağ, vefat etmiş bir şeyhin ruhaniyetinden terbiye almaktır. Dikkat çeken nokta, rüyanın onu aramaktan alıkoymayıp bilâkis yeniden aramaya sevketmesidir: ruhanî telkin, yaşayan bir mürşidin yerini tutmamıştır. Annesi de Ubeydullah Ahrâr neslindendir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Dervişlerin yemeğini pişiren anne

Ahrâr soyundan bir hankah aşçısı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Ubeydullah Ahrâr'ın neslinden olan annesinin, Bâkī-Billâh Delhi'de hankahını kurduktan sonra dervişlerin yemeklerini pişirme görevini büyük bir zevkle üzerine aldığı rivayet edilir.

Çerçeve. Ubeydullah Ahrâr, Timurlu Mâverâünnehir'inin en nüfuzlu şeyhidir; o soydan gelen bir kadının hankah mutfağında çalışması, tasavvufta hizmetin nesepten üstün tutulmasının somut örneğidir. Aynı Ahrâr'ın ruhaniyeti, oğlunu mürşidine götüren işareti de vermiştir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.

Hayatından kayıtlar

İlk 4 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Tekrar tekrar bozulan inâbe

Mürşid arayışının uzun yılları.

Metni gösterMetni daralt

Nakşibendî tarikatından Şeyh Ubeyd, Mevlânâ Lutfullah ve Seyyid Abdullah Belhî'ye ve Yesevî tarikatından İftihar Şeyh'e intisap ettiyse de inâbesini tekrar tekrar bozdu.

Sonuçsuz kalan bir aşk macerası geçirdikten sonra daha güçlü bir azimle tekrar kendisini tasavvufa verdi. Bir süre perişan bir vaziyette Lahor sokaklarında dolaşmıştır.

Çerçeve. Menâkıb geleneğinin şeyhleri baştan kâmil gösterme eğiliminin aksine, kaynak burada dört kere bağlanıp dört kere ayrılan, bir aşk macerasından çıkan, sokaklarda dolaşan bir genci anlatır. Hindistan Nakşibendîliğinin kurucusu, aramayı en uzun süren kişidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.
BİYOGRAFİK KAYIT

Üç gün üç gecelik halvet ve bir vazife

Emkenegî'nin Hindistan görevi.

Metni gösterMetni daralt

Semerkant'a yakın bir kasabada oturan Mevlânâ Hâce Emkenâkî'den inâbe aldı.

Emkenâkî, Bâkī-Billâh'la üç gün üç gece halvette oturduktan sonra ona Hindistan'a dönüp orada Nakşibendî tarikatını yayma görevini verdi.

Bâkī-Billâh önce bu işte başarılı olamayacağını ileri sürdüyse de daha sonra bu vazifeyi kabul etti.

Çerçeve. Yıllarca süren arayışın karşılığı üç günde verilmiştir. Görevi önce reddetmesi de anlamlıdır: irşad devri ancak iki üç yıl sürecek, fakat bu sürede kendisinden önce Orta Asya'dan gelen bütün Nakşibendî şeyhlerinden daha tesirli olacaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.
BİYOGRAFİK KAYIT

Ordu vazifesini reddetmek

Lahor'da gelen teklif.

Metni gösterMetni daralt

Bir müddet sonra Lahor'a geçen Bâkī-Billâh kendisine teklif edilen Moğol ordusundaki vazifeyi kabul etmeyip dervişâne hayatına devam etti.

Çerçeve. Bâbürlü (Hint Moğolu) devletinde askerî-idarî görev, Orta Asya kökenli aileler için en tabii kariyer yoluydu; babası da kadıdır. Buna karşılık halifelerinden Hâce Hüsâmeddin, Hint Moğolları ordusunda subaylık yapmıştır — reddettiği dünya, müridleri arasında yerini korumuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kırk yaşında ölmek

Kısa ömrün uzun tesiri.

Metni gösterMetni daralt

Bâkī-Billâh kırk yaşındayken 25 Rebîülâhir 1012 (2 Ekim 1603) tarihinde vefat etti.

Delhi'de Hz. Peygamber'in ayak bastığına inanıldığı için Kademgâh diye anılan bir yerin yakınlarında toprağa verildi. Daha sonra kabrinin etrafında geniş bir mezarlık meydana geldi.

Kabrinin bulunduğu Nebî Kerîm mahallesinde bugün Hindular oturmaktadır. Bâkī-Billâh'ın mezarı Delhi müslümanları için önemli bir ziyaretgâhtır.

Çerçeve. İki üç yıllık bir irşadın ardından bugüne kadar süren bir tarikat kolu kalmıştır: Müceddidiyye. Türbesinin çevresindeki mahallenin nüfusunun tamamen değişmiş olmasına rağmen ziyaretgâh olmayı sürdürmesi de ayrıca kayda değerdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Külliyyât ve Mektûbât

Farsça yazdıkları.

Metni gösterMetni daralt

Külliyyât-ı Hâce Bâkī-Billâh (India Office, Delhi, Persian 1095); Melfûzât (India Office, Delhi 1058); Mektûbât (India Office, Delhi, Persian 1132).

Mektûbât-ı Şerîf, Farsça yazdığı mektupların Urduca tercümesidir (Lahor 1923).

Risâle-i Şerîfe, Abdürrahim Nakşibendî'nin İrşâd-ı Rahîmiyye adlı eserinin sonundadır (Delhi 1333). Ayrıca Meşâyih-i Turuk-ı Erba'a (nşr. Gulâm Mustafa Han, Karaçi 1389).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.
ESER / METİN

İrfâniyyât-ı Bâkī ve mesnevileri

Manzum eserleri.

Metni gösterMetni daralt

İrfâniyyât-ı Bâkī, iki mesnevisini, kırk altı rubâîsini ve “Silsilenâme” ile “Sâkīnâme” adlı manzumelerini ihtiva eder (nşr. Seyyid Nizâmeddin Ahmed Kâzımî, Delhi 1390).

Mesnevî-yi Hâce Bâkī-Billâh (Lahor 1333), İrfâniyyât'takilerin dışında kalan mesnevilerini içerir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.
ESER / METİN

Müridinin şeyhine yazdığı şerh

Keşfü'l-gayn.

Metni gösterMetni daralt

Bâkī-Billâh'ın iki rubâîsini müridi İmâm-ı Rabbânî Keşfü'l-gayn fî şerhi'r-rubâ'iyyeteyn (Delhi 1310) adıyla şerhetmiştir.

Reşid Ahmed Erşed onun hakkında Hayât-ı Bâkī (Karaçi 1969) adlı bir monografi kaleme almıştır.

Çerçeve. İki rubâî için yazılan bir şerh, İmâm-ı Rabbânî'nin şeyhine bağlılığının ölçüsüdür — nazariyede ondan ayrılacak olan mürid, onun iki beytini kitap hacminde açıklamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Zikr-i hafî

Sessiz zikir ve himmet.

Metni gösterMetni daralt

Zikr-i hafî, dille değil kalple yapılan sessiz zikirdir; Nakşibendiyye'yi cehrî zikir yapan yollardan ayıran temel usuldür.

Müridlerine “zikr-i hafî” telkin ederken onların kalplerine tesir etmek için bütün himmetini sarfederdi; öyle ki, “kalplerindeki maddî izler onlara ilâhî hakikati idrak yollarını bir daha kapatamazdı” (Kişmî, s. 19).

Çerçeve. İki üç yılda bir ülkeyi kazanmasının usul açıklaması budur: zikri öğretmek değil, kalpteki engeli kaldırmak.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Kişmî, Zübdetü'l-makāmât.
TARİHÎ KAYIT

Vahdet-i vücûd'dan vahdet-i şühûd'a

Müridinin şeyhinden ayrıldığı nokta.

Metni gösterMetni daralt

İmâm-ı Rabbânî, vahdet-i vücûd nazariyesine bağlı kalan Bâkī-Billâh'ın ölümünden sonra vahdet-i şühûd nazariyesini ortaya koyarak Nakşibendiyye tarikatına yeni bir yön vermiştir.

Vahdet-i vücûd'da varlık tektir; vahdet-i şühûd'da ise varlık değil görüş birlenmiştir — sâlik çokluğu göremez hâle gelmiştir, fakat çokluk hakikatte vardır.

Çerçeve. Ayrılık şeyhin sağlığında değil, ölümünden sonra ortaya konmuştur. Nakşibendî edebinin kendi içindeki fikrî tartışmayı nasıl yürüttüğünü gösteren bir ayrıntıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.
KAVRAM

Müceddidiyye

Bugüne ulaşan kol.

Metni gösterMetni daralt

Nakşibendiyye tarikatı, İmâm-ı Rabbânî'nin kurucusu olduğu Müceddidiyye kolu vasıtasıyla günümüze ulaşmıştır.

Çerçeve. Bugün Balkanlar'dan Endonezya'ya kadar yaşayan hemen bütün Nakşibendî kolları — Anadolu'daki Hâlidiyye dahil — bu koldan gelir. Silsilenin Hindistan'dan geçen halkası Bâkī-Billâh'tır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.
KAVRAM

Dört yoldan icâzet

Tek yola bağlı olmayan bir şeyh.

Metni gösterMetni daralt

Bâkī-Billâh Nakşibendî tarikatından başka Yesevî, Kübrevî, Kādirî ve Çiştî tarikatlarından da icâzetliydi.

Çerçeve. Hindistan'ın hâkim yolları Çiştiyye ve Kādiriyye idi; Nakşibendiyye ise yeni geliyordu. Bu yollardan da icâzetli olması, tarikatı yerleştirirken karşı karşıya değil yan yana durabilmesini sağlamış olmalıdır. Halifelerinden Şeyh Tâceddin b. Zekeriyyâ, defalarca Hicaz'a giderek Nakşibendî tarikatını Arap ülkelerinde yaymıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.
KAVRAM

Semâ meselesi

Oğullarının usulden ayrıldığı yer.

Metni gösterMetni daralt

Bâkī-Billâh'ın iki oğlu Hâce Ubeydullah ve Hâce Muhammed Abdullah, Nakşibendî yolunu benimsemekle beraber semâı câiz görmekle bu tarikatın usullerinden bir ölçüde uzaklaşmışlardır.

Çerçeve. Nakşibendiyye semâ ve devranı usulüne almaz; Hindistan'da ise Çiştiyye'nin semâ meclisleri (kavvâlî) yaygın bir dinî hayat biçimiydi. Oğullarının bu noktada ayrılması, tarikatın yerli geleneğe temasının doğal sonucudur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Delhi · HindistanBâkī-Billâh Türbesi, Nebî Kerîm2 Ekim 1603'te vefatında defnedildiği yer; Hz. Peygamber'in ayak bastığına inanıldığı için Kademgâh denen mevkiin yakınındadır. Çevresinde geniş bir mezarlık oluşmuştur; mahallede bugün Hindular oturmakla birlikte Delhi müslümanlarının önemli ziyaretgâhıdır. Konum yaklaşıktır.Delhi · HindistanFîrûzâbâd HankahıMâverâünnehir dönüşü Lahor'da bir yıl kaldıktan sonra yerleşip kurduğu hankah; hayatının geri kalanını burada geçirdi, Delhi'den yalnız hac için ayrıldı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Bâkī-Billâh : Muhammed Bâkī-Billâh (ö. 1012/1603), Hâce Muhammed İmkenegî’den yetişerek Delhi’de Nakşibendî irşad merkezi kuran ve İmâm-ı Rabbânî’yi yetiştiren mutasavvıftır.Kâbil · AfganistanKâbil971 veya 972'de (1563-65) doğduğu şehir; babası Semerkantlı Kadı Abdüsselâm Halacî'dir. İlk tahsilini burada Mevlânâ Sâdık Helvâî'den almıştır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Bâkī-Billâh : Muhammed Bâkī-Billâh (ö. 1012/1603), Hâce Muhammed İmkenegî’den yetişerek Delhi’de Nakşibendî irşad merkezi kuran ve İmâm-ı Rabbânî’yi yetiştiren mutasavvıftır.Lahor · PakistanLahorMoğol ordusundaki vazifeyi reddettiği, mürşid arayışıyla perişan hâlde dolaştığı ve Mâverâünnehir dönüşü bir yıl kaldığı şehir. İlişkili kişi dosyası Muhammed Bâkī-Billâh : Muhammed Bâkī-Billâh (ö. 1012/1603), Hâce Muhammed İmkenegî’den yetişerek Delhi’de Nakşibendî irşad merkezi kuran ve İmâm-ı Rabbânî’yi yetiştiren mutasavvıftır.Semerkant · ÖzbekistanEmkeneMürşidi Mevlânâ Hâce Emkenâkî'nin oturduğu, Semerkant'a yakın kasaba; üç gün üç gecelik halvetin ardından Hindistan vazifesini burada almıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Bâkī-Billâh : Muhammed Bâkī-Billâh (ö. 1012/1603), Hâce Muhammed İmkenegî’den yetişerek Delhi’de Nakşibendî irşad merkezi kuran ve İmâm-ı Rabbânî’yi yetiştiren mutasavvıftır.Sirhind · HindistanSirhindHalifesi İmâm-ı Rabbânî'nin şehri; 1592'de Delhi'ye gelip intisap etmiş, buradan şeyhine yirmi kadar mektup yazmıştır. Müceddidiyye kolunun merkezidir. İlişkili kişi dosyası Muhammed Bâkī-Billâh : Muhammed Bâkī-Billâh (ö. 1012/1603), Hâce Muhammed İmkenegî’den yetişerek Delhi’de Nakşibendî irşad merkezi kuran ve İmâm-ı Rabbânî’yi yetiştiren mutasavvıftır.Srinagar · HindistanKeşmirUbeydullah Ahrâr'ın ruhaniyetinden gelen işarete uyarak Mâverâünnehir'e giderken önce uğradığı bölge. Konum bölge merkezine göredir. İlişkili kişi dosyası Muhammed Bâkī-Billâh : Muhammed Bâkī-Billâh (ö. 1012/1603), Hâce Muhammed İmkenegî’den yetişerek Delhi’de Nakşibendî irşad merkezi kuran ve İmâm-ı Rabbânî’yi yetiştiren mutasavvıftır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâkī-Billâh”, c. 4, s. 542-543
  2. [2]Kişmî, Zübdetü'l-makāmât
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye ve ilgili şahıs maddeleri; Necdet Tosun, Bahâeddin Nakşbend; Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye
  4. [4]Kişi kartı kaynak paketi — Muhammed Bâkī-Billâh
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka