Ara
Menü
ذ

inâbe

Kaynaklardaki ortak açıklama

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır · Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

Bir mürşide bağlanarak tarikate girme, bir şeyhten el alma.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, tevbe edip dönmeyi ifade eder. Manevî eğitim almak isteyen kişinin, bir mürşide başvurup, tevbe ederek ona bağlanmasına inâbe denir. Türkçe’mizde, kısaca el, almak tabiri kullanılır. İnâbe, aynı zamanda Kur’anî bir ifadedir. (Msl. bkz. Ra’d/27, Lokman/15, Sâd/24,34, Zümer/17, Mümtahine/4, Hûd/88, Şûra/10, Ğafir/13, Şura/13, Zümer/54). Allah’a yönelene “münîb” denir. Bu bir çeşit tören ile; şeyhin huzurunda günahlarına tövbe etmek, yalan söylemeyeceğine, hırsızlık yapmayacağına, zina vs. gibi kötülükleri işlemeyeceğine söz vermek şeklinde olurdu. Buna bey’at da denir.Nakşibendîlerde bu merasim eskiden şöyle yapılırdı. Hak yoluna gidecek kişi, önce mürşidini arar, bulur ve ondan tarikat alır. Ondan sonra, bu yoldaki rehberinin eşliğinde manevî eğitime koyulur. Hak yolunda çok tehlikeli geçitler, geçilmez derin sular vardır. Sâlik bu yüzden şefkatli bir arkadaşa, tarikat kurallarını tanıyan, bilen bir arife yakın olmadıkça vuslata (ihsana, Allah’la sürekli birliktelik bilincine) eremez. İşte bu yüzden “er- refik sümme’t-tarik” (önce arkadaş sonra yol), “rical (arif velî) den tarik almayan, muhalden muhale yuvarlanır”. “Şeyh’in irşad etmediğini şeytan yönlendirir” gibi sözler söylenmiştir. Kamil bir şeyh’in zikir telkini (zikrin nasıl yapılacağını öğrenmek) şu şekilde olur:Şeyh önce sâlike istihare emreder, kendi de istihare eder. Bu istihareler muvafık (uygun) olursa, şeyh sâlike gusül abdesti almasını rica eder. Zira Hz. Peygamber Efendimiz (s) böyle yaptırırdı. Şeyh ve sâlik, beraberce iki rekat namaz kılar, ardından yetmiş defa “estağfirullah el-azîm” yüz kere “sübhanallahi ve bihamdih” derler. Sâlik Allah rızası için bir fakire sadaka verir. Sonra şeyhin huzuruna gider. Şeyh onu diz üstü karşısına otutturur, sonra sâlike bütün küçük ve büyük günahlardan, kötü ahlâktan, gafletlerden tevbe ettirir. Bu nasuh (kesin) tevbesidir. Sonra şeyh, sâlikten ödenmesi gerekli kul haklarını ödemesi için söz (ahd) alır. Ondan sonra sâlikin sağ elini alır, musafaha eder gibi tutar. Sâlik farz, vacib, sünnet, âdâb, azimetle amel etmek için söz verir. Ardından şeyh, şu âyeti okur: “Sana bey’at edenler, muhakak Allah’a bey’at etmiştir” (Feth/10). Âyet bitince şeyh ve sâlik birlikte üç defa şu istiğfarı okur: “Estağfirullah el-azîm ellezî lâilâhe illâ hu, el-Hayya’l-kayyûm Gaffaru’z-zünûb ve etûbu ileyh ve es’elühü-tevbete ve’l-mağfirate ve’l- hidayete lenâ innehü hüve’t-Tevvâbûr-Rahim, tevbete abdin zâlimin li-nefsihi darran ve la nef’an ve la mevten ve la hayaten ve la nüşûrâ. Sonra şeyh ve sâlik, ellerini dizlerinin üzerine koyup, gözlerini yumarlar. Ardından şeyh, “Allah” ism-i celâlini kalbiyle sâlikin kalbine telkîn usulüyle üç kere zikreder. (Sanki sâlikin ruh toprağına, Allah tohumunu diker). Bu iş de bitince, birlikte Allah’a el açarlar, şeyh dua eder, sâlik âmin der. Dua biter, eller yüze sürülür. Artık sâlik, yola ilk adımını atmıştır.

Sözlüğe dön