Ara
Menü

Ebû Saîd Şah el-Fârûkî

Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî (1196/1782–1250/1835), Râmpûr’da yetişip Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den hilâfet alan; Delhi Mazhariyye hankāhında dokuz yıl irşad makamında bulunan ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i yazan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.

Doğum
1782
Vefat
1835
Unvan
Nakşibendî-Müceddidî şeyhi, Abdullah ed-Dihlevî’nin halifesi ve Hidâyetü’t-tâlibîn müellifi
Temalar
Râmpûr, Delhi, Müceddidiyye, Şah Dergâhî, Abdullah ed-Dihlevî, Kādirî ve Çiştî icazetleri, Leknev, Mazhariyye, Hidâyetü’t-tâlibîn

Adı, ailesi ve doğumu

Tam adı Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr b. Azîzi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî ed-Dihlevî’dir. 2 Zilkade 1196’da, 9 Ekim 1782’de Delhi’ye sekiz konak mesafedeki Râmpûr’da, diğer adıyla Mustafaâbâd’da doğdu. Fârûkî ve Müceddidî nispetleri aile ve tasavvuf çevresini gösterir; yalnız “Ebû Saîd” adı onu Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr ve başka şahsiyetlerden ayırmaya yetmez.

İlk tahsili

İlk dinî ve tasavvufî eğitimini Müceddidî şeyhi olan babasından aldı. Müftî Şerefüddin başta olmak üzere devrin âlimlerinden okudu. Şah Veliyyullah ed-Dihlevî’nin oğulları Refîuddin ve Abdülazîz ed-Dihlevî ile dayısı Mevlevî Sirâc Ahmed’den hadis ve tefsir, Kārî Nesîm’den tecvid öğrendi. Hattat Kelev Han’dan yazı meşk etti.

Hat sanatı ve mushafı

İlmî eğitimi güzel yazı çalışmasıyla tamamlandı. 15 Cemâziyelâhir 1244’te, 23 Aralık 1828’de bitirdiği bir mushaf nüshasının XX. yüzyıla kadar torunlarından Muhammed Mazhar Şah’ın Medine’deki tekkesinde korunduğu kaydedilir. Bu somut eser, onun yalnız sözlü irşadla değil kitap ve hat kültürüyle de ilişkisini gösterir.

Şah Dergâhî’ye intisabı

Babası ondaki tasavvuf kabiliyetini görünce aile yoluna mensup bir mürşid aramasını istedi. Ebû Saîd, silsilesi İmâm-ı Rabbânî’nin torunlarından Muhammed Zübeyr’e ulaşan Şah Dergâhî’ye intisap etti. Şah Dergâhî aynı zamanda Hâfız Cemâlullah’tan Kādirî hilâfeti almıştı. Ebû Saîd yaklaşık on iki yıl hizmet ederek Kādirî icazeti ve hilâfeti aldı; aynı şeyhten Müceddidî ve Çiştî hilâfeti aldığı da rivayet edilir.

Râmpûr’daki ilk irşad dönemi

Şeyhi hayattayken onun halifesi olarak irşada başladı ve Râmpûr’da binden fazla müride ulaştığı bildirildi. Zikir meclislerinde vecd ve istiğrak halleri ortaya çıkıyor, vahdet-i vücûd dili taşıyan sözler söylüyordu. Buna rağmen kendi seyrüsülûkünü tamamlanmış saymadı; İmâm-ı Rabbânî’nin Mektûbât’ında anlattığı makamlar karşısında eksik gördüğü yönlerini tamamlamak için irşadı bırakıp yeniden mürşid aradı.

Senâullah Pânîpetî’nin yönlendirmesi

Mazhar Cân-ı Cânân’ın önde gelen halifelerinden Kadı Senâullah Pânîpetî’ye mektup yazdı. Pânîpetî ona Delhi’de Hânkāh-ı Mazhariyye’de bulunan Abdullah ed-Dihlevî’ye gitmesini tavsiye etti. Bu mektuplaşma, yeni mürşid arayışının rastgele değil Müceddidî çevresinin iç danışma ağı üzerinden yürüdüğünü gösterir.

Abdullah ed-Dihlevî yanında

1225/1810 başında Delhi’ye gitti. Abdullah ed-Dihlevî onu büyük saygıyla karşıladı ve yerine geçmesini teklif etti; Ebû Saîd ise buraya makam için değil mürid olarak geldiğini söyledi. Bu tavrı beğenilerek tarikata kabul edildi. Kısa sürede şeyhinin teveccühünü kazandı ve seyrüsülûkünü bu ikinci büyük terbiyede derinleştirdi.

Çoklu icazet ve Hâlid el-Bağdâdî ile aynı meclis

Râmpûr’a dönmesini gerektiren bir durumda Abdullah ed-Dihlevî ona Müceddidiyye hilâfetinin yanında Çiştiyye ve Kādiriyye hilâfeti de verdi. Bu icazet meclisinde Hâlid el-Bağdâdî ve Mevlevî Beşâretullah Behrâyücî de bulunuyordu. Bu kayıt, Ebû Saîd’in belgeli icazetlerinin sınırını gösterir; adı geçen yolların bütün tarihî kolları ona bağlanamaz.

Leknev ve Delhi’ye çağrılışı

Râmpûr’da ilk şeyhi Şah Dergâhî’yi ziyaret ettikten sonra bir müddet Leknev’de bulundu. Abdullah ed-Dihlevî ağır hastalanınca ona mektup gönderip büyük oğlu Ahmed Saîd Şah’ı Leknev’de halife bırakmasını, kendisinin Delhi’ye gelmesini istedi. Dergâh mensuplarıyla Delhi âlimlerinin irşad makamı için Ebû Saîd üzerinde birleştiğini bildirdi.

Mazhariyye postnişinliği

Abdullah ed-Dihlevî’nin 1240/1824’te vefatından sonra Delhi’deki irşad makamına geçti ve dokuz yıl bu görevi sürdürdü. Bu dönem, Râmpûr’daki ilk şöhretinden farklı olarak şeyhinin açık vasiyeti ve çevrenin kabulüyle şekillenen merkez postnişinliğidir. Büyük oğlu Ahmed Saîd başta olmak üzere aile ve halife ağı, Müceddidî aktarımın Hindistan dışına uzanmasında rol oynadı.

Hidâyetü’t-tâlibîn

1230-1240/1815-1824 yılları arasında Farsça Hidâyetü’t-tâlibîn ve mirkādü’s-sâlikîn’i kaleme aldı ve Abdullah ed-Dihlevî’ye sundu. Eser seyrüsülûk tecrübelerini, Müceddidî âdâbını ve sâlikin karşılaşacağı halleri anlatır. Daha sonra Arapçaya ve Veliyyüddinzâde Mehmed Hıfzî tarafından Türkçeye çevrilmesi, Delhi-Sirhind çevresinin irşad dilini Osmanlı okuyucusuna taşıdı.

Hadis rivayeti ve üç ayrı icazet kanalı

Hadis bilgisini tek bir hocadan almadı. Şah Refîuddin ed-Dihlevî, dayısı Mevlevî Sirâc Ahmed ve daha sonra Abdullah ed-Dihlevî çevresi farklı okuma ve rivayet kanalları oluşturdu. Şah Dergâhî’den aldığı Kādirî hilâfetiyle Abdullah ed-Dihlevî’nin verdiği Müceddidî, Çiştî ve Kādirî icazetlerini de birbirine karıştırmamak gerekir: ilim icazeti, tasavvuf terbiyesi ve irşad yetkisi biyografide ayrı katmanlardır.

Aile, halifeler ve devam eden irşad ağı

Delhi’deki irşad makamı yalnız şahsî şöhrete dayanmadı; oğlu Ahmed Saîd’i Leknev’de vekil bırakması ve daha sonra aile-hânkāh çevresinin farklı merkezlere yayılması kurumsal devamlılık sağladı. Ahmed Saîd Fârûkî ile diğer evlât ve halifelerin faaliyetleri, Mazhariyye-Müceddidiyye birikiminin Hindistan’dan Hicaz’a taşınmasında etkili oldu. Bu sonraki yayılma, Ebû Saîd’in bizzat gittiği yerlerle karıştırılmadan ayrı bir tesir alanı olarak okunmalıdır.

Hidâyetü’t-tâlibîn’in eğitim düzeni

Hidâyetü’t-tâlibîn yalnız hatıra veya menâkıb derlemesi değildir. Müceddidî seyrüsülûkünde teveccüh, murakabe, letâif, mürşid-sâlik ilişkisi ve mânevî hâllerin denetlenmesi gibi başlıkları tecrübe diliyle düzenler. Abdullah ed-Dihlevî’nin eseri tasvip etmesi, metnin Mazhariyye çevresinde bir eğitim rehberi gibi okunmasını sağladı; Arapça ve Türkçe tercümeleri de bu öğretim çerçevesini Delhi dışına taşıdı.

Son yolculuk, vefat ve defin

1250/1835’te hac niyetiyle yola çıktı; Tonk civarında hastalığı ağırlaşınca yolculuğunu sürdüremedi. 1 Şevval 1250’de, 31 Ocak 1835’te vefat ettiği kaydedilir. Naaşı Delhi’ye götürülerek Mazhariyye hankāhında mürşidi Abdullah ed-Dihlevî’nin yakınına defnedildi. Böylece hayatının ikinci ve belirleyici irşad merkezine döndü.

Tarih içindeki yeri

Ebû Saîd Şah, güçlü bir aile ve ilk şeyh çevresinden gelmesine rağmen kendi eğitimini tamamlanmış saymayarak yeniden müridliği seçmesiyle öne çıkar. Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den gelen çok katmanlı icazeti, Mazhariyye postnişinliği, Ahmed Saîd üzerinden süren aile hattı ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i XIX. yüzyıl Müceddidî tarihinin ana şahsiyetlerinden biri yapar.

COĞRAFÎ HAFIZA13 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi13 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Hidâyetü’t-tâlibîn

Müceddidî âdâbı ve seyrüsülûk tecrübelerini aktaran Farsça eserini şeyhine sundu.

Metni gösterMetni daralt

Arapça ve Türkçe tercümeler eserin dolaşım alanını genişletti.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi — Ebû Saîd Şah.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Râmpûr · HindistanRâmpûr (Mustafaâbâd)Kaynak, 2 Zilkade 1196'da (9 Ekim 1782) Delhi'ye sekiz konak mesafedeki Râmpûr'da (Mustafaâbâd) doğduğunu bildirir. İlk tarikat terbiyesini burada babasından aldı, Şah Dergâhî'ye burada intisap etti ve ilk irşad dönemini yine burada geçirerek binden fazla müride ulaştı.Delhi · HindistanHânkāh-ı MazhariyyeKadı Senâullah Pânîpetî'nin tavsiyesiyle 1225 (1810) başlarında geldiği, Abdullah ed-Dihlevî'ye intisap ettiği ve şeyhinin 1240 (1824) vefatından sonra vefatına kadar dokuz yıl irşad makamında bulunduğu merkezdir. Kaynak hankahın Delhi'de olduğunu söyler, semtini vermez.Leknev · HindistanLeknevRâmpûr'dan ayrıldıktan sonra bir süre burada bulundu. Abdullah ed-Dihlevî hastalığı ağırlaşınca ona mektup göndererek büyük oğlu Ahmed Saîd Şah'ı Leknev'de halife bırakmasını ve kendisinin Delhi'ye gelmesini istedi.Mekke · Suudi ArabistanMekke1249 Ramazanında (Ocak 1834) ortanca oğlu Şah Abdülganî ile hacca çıktı, aynı yılın zilhicce başlarında Hicaz'a ulaştı. Hacdan sonra Mekke'de humma hastalığına yakalandı; eserinin Mehmed Hıfzı Efendi tarafından yapılan Arapça tercümesini de burada gördü.Medine · Suudi ArabistanMedineMekke'de hastalığı biraz hafifleyince Medine'ye gitmeye karar verdi ve birkaç ay burada kaldı; ardından memleketine dönmek üzere yola çıktı. İlişkili kişi dosyası Ebû Saîd Şah el-Fârûkî : Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî (1196/1782–1250/1835), Râmpûr’da yetişip Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den hilâfet alan; Delhi Mazhariyye hankāhında dokuz yıl irşad makamında bulunan ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i yazan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.Tonk · HindistanTonk22 Ramazan 1250'de (22 Ocak 1835) kaynağın “Delhi civarındaki Tonk beldesi” diye tarif ettiği yere ulaştığında hastalığı ilerlediğinden yola devam edemedi ve burada konakladı. Yanındaki oğluna ve küçük kardeşine icâzet verdiğini bildirdikten sonra ramazan bayramının ilk günü (31 Ocak 1835) burada vefat etti. Kaynağın “Delhi civarı” tarifi bilinen Tonk yerleşimiyle mesafe bakımından tam örtüşmediğinden koordinat verilmemiştir.Delhi · HindistanAbdullah ed-Dihlevî'nin kabri yanı, Mazhariyye hankahıTonk'ta kılınan büyük cenaze namazının ardından naaşı Delhi'ye götürülerek mürşidi Abdullah ed-Dihlevî'nin sağ tarafına defnedildi. İlişkili kişi dosyası Ebû Saîd Şah el-Fârûkî : Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî (1196/1782–1250/1835), Râmpûr’da yetişip Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den hilâfet alan; Delhi Mazhariyye hankāhında dokuz yıl irşad makamında bulunan ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i yazan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.