Ara
Menü

Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi

Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi (1679-1746), Celvetiyye'de Mustafa Fenâyî'nin; Nakşibendiyye-Müceddidiyye'de Arap-zâde Muhammed İlmî'nin terbiyesinden geçti. Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Memiş Efendi'den Mesnevî icazeti aldı; tekkesinde hafî Hatm-i Hâcegân ile Celvetî cehrî zikrini ve Mesnevî derslerini birlikte sürdürdü.

Doğum
1679
Vefat
1746
Unvan
Nakşibendî-Müceddidî şeyhi, Celvetî halifesi, Mesnevîhan ve şair

Çocukluğu ve tahsili

Neccâr-zâde Mustafa Rıza b. İbrahim 1090/1679'da Şebinkarahisar'da doğdu; ailesi aynı yıl İstanbul'a göçerek Üsküdar'a yerleşti. Babasını küçük yaşta kaybetti. İlk öğrenimini Üsküdar'da gördü, hat meşk etti; ardından Beşiktaş Sinan Paşa Medresesi çevresinde tahsilini ilerletip genç yaşta ders vermeye başladı.

Celvetî ve Müceddidî terbiyesi

Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Yakub Afvî'nin tavsiyesiyle Odabaşı şeyhi Mustafa Fenâyî'ye intisap etti; Celvetî âdâbıyla sülûkünü tamamlayarak hilâfet aldı. Osmanlı-Rus savaşı sonrasında gittiği Edirne'de Arap-zâde Muhammed İlmî'ye bağlandı ve 13 Şevval 1123/21 Kasım 1711'de Nakşibendî-Müceddidî hilâfeti aldı. Bu iki terbiye, sonraki irşad dilinin temelini oluşturdu.

Mesnevîhanlığı

Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Mesnevîhan Mehmed Memiş Efendi'den Mesnevî okudu ve icazet aldı. Kendi tekkesinde Mesnevî okutması, Müceddidî çevrede Muhammed Âgâh, Mehmed Emîn-i Bursevî ve Ali Behçet Efendi gibi isimlerle devam eden bir okuma ve şerh hattına dönüştü. Bu ilişki Neccâr-zâde'yi Mevlevî postuna bağlamaz; Mevlevî metin kültürüyle kurduğu ilmî ve irfanî teması gösterir.

Beşiktaş'taki tekkesi

1712'de İstanbul'a döndü ve Sinan Paşa Külliyesi yanındaki tekkeyi yeniden canlandırdı. Neccâr-zâde, Dülger-zâde ve Hakkı Efendi Tekkesi adlarıyla da anılan yapıda Nakşibendî usulü Hatm-i Hâcegân ile Celvetî usulü cehrî zikir birlikte icra edildi. Tekke, onun vefatından sonra Muhammed Sıddîk, İsmail Hakkı, Abdüşşekûr ve Mustafa Rızaeddin efendilerin postlarıyla sürdü.

Hac yolculuğu

1153/1740'ta oğlu Muhammed Sıddîk'la hacca çıktı. İskenderiye, Kahire, Cidde, Mekke ve Medine güzergâhını izledi; dönüşte Şam, Konya, Akşehir, Seyitgazi, İznik ve Üsküdar üzerinden İstanbul'a geldi. Mekke'deki şiirlerini Dîvân'ın Zuhûrât-ı Mekkiyye bölümünde topladı. Yolculuğa dair olağanüstü anlatılar gelenek içi menkıbe katmanında değerlendirilmelidir.

Tasavvuf anlayışı

Neccâr-zâde, Müceddidî geleneğin vahdet-i şühûd dilini tanımakla birlikte şiirlerinde vahdet-i vücûd ifadelerini de yoğun biçimde kullandı. Makaledeki karşılaştırma, onun bu iki dili birbirini dışlayan sistemler gibi değil, yaşanan hâlin farklı anlatımları olarak kullandığını gösterir. Seyr ü sülûkun hedefini güzel ahlâk, benlik iddiasının çözülmesi, fenâ-bekā dengesi ve sünnete uygunluk çerçevesinde açıkladı.

Eserleri

Başlıca eserleri beş defter hâlindeki Dîvân-ı Neccâr-zâde: Zuhûrât-ı Mekkiyye, Muhammed-i Semerkandî'den çevirdiği Muhtasaru'l-velâye, Risâle fî'l-i'tikād ve'l-amel ve'l-ahlâk ve bir kaside şerhidir. Dîvân'ı yaklaşık 2250 beyit içerir; na't, yol büyüklerine övgü, seyr ü sülûk, tevhid, fenâ-bekā ve ahlâk temalarını işler.

Vefatı

13 Muharrem 1159/5 Şubat 1746'da İstanbul'da vefat etti ve Beşiktaş'taki türbesine defnedildi. Kaynaklar 1744'te başlayan hastalığıyla 1746'daki vefatını ayırır; eski OCR kaydındaki tarih karışıklığı bu nedenle düzeltilmiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç5 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 4 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kızıldeniz'de karaya oturan gemi

Mısır'dan Hicaz'a giderken gemileri Kızıldeniz'de şapa oturmuş, rivayete göre şeyhin istirhamıyla kurtulmuşlardır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Sefîne, Neccâr-zâde'nin hac yolculuğundan bir hâdise nakleder: Mısır'dan Hicaz'a geçerken gemi Bahr-i Ahmer'de şapa oturmuş, kurtulma ihtimali kalmamışken şeyhin istirhamı üzerine inayet-i ilâhiyye zuhur etmiş ve gemi kurtarılmıştır.

Çerçeve. Deniz yolculuğunun gerçekten yapıldığı ve Kızıldeniz'de bir kaza yaşandığı kaydın tarihî çekirdeğidir; kurtuluşun şeyhin duasına bağlanması ise menâkıb dilinin kendisidir. Sefîne bir menâkıb kaynağıdır ve bu tür anlatıları bir olayın nedenini açıklamak için değil, mürşidin himmetinin sâlik hafızasındaki yerini göstermek için kaydeder. Rivayet bu haliyle okunmalıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Medine'de iki aylık halvet

Hicaz'da Medine-i Münevvere'de iki ay halvete girdiği ve bu sırada olağandışı hâller gösterdiği rivayet edilir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Vassâf, Neccâr-zâde'nin Medine-i Münevvere'de iki ay halvet-güzîn olduğunu ve bu müddet içinde fevkalâde hâller izhar ettiğini kaydeder. Aynı yolculuğun mahsulü olarak Hicaz'da söylediği, Hacerülesved'e hitap eden manzum sünuhâtından bir parça da Sefîne'ye alınmıştır; metnin bu kısmı elimizdeki nüshada okunacak durumda değildir, bu yüzden buraya alınmadı.

Çerçeve. Hac yolculuğunu bir ziyaretten çıkarıp uzun bir halvete dönüştürmek, Nakşî-Müceddidî terbiyesinin sükût ve inziva vurgusuyla uyumludur. Halvetin süresi ve yeri kayda geçmiş bilgidir; 'hâlât-ı acîbe' ifadesi ise ayrıntısı verilmeyen, gelenek diline ait bir değerlendirmedir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
GELENEK İÇİ ANLATI

Dönüş yolunda Nasreddin Hoca'nın kabri

Hicaz dönüşünde Konya'da Mevlânâ'yı, Akşehir'de Nasreddin Hoca'yı, Seyitgazi'de Seyyid Battal Gazi'yi ve İznik'te Eşrefoğlu Rûmî'yi ziyaret etmiş, her birine birer beyit söylemiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Sefîne, Neccâr-zâde'nin dönüş güzergâhını ziyaretler üzerinden anlatır: Konya'da Mevlânâ'yı ziyaret ettikten sonra Akşehir'e uğrayıp Nasreddin Hoca'nın kabrine gitmiş ve yol boyunca doğan sünuhâtından biri olarak Gel ziyâret idelim merkad-i Nasreddin'i mısraıyla başlayan beyti söylemiş; ikinci mısrada onun her sözünün letâfet kattığını belirtmiştir. Ardından Seyyid Battal Gazi'yi ziyaretle ona da bir beyit söylemiş, oradan İznik'e geçerek Kâdiriyye'nin pîr-i sânîsi sayılan Eşrefoğlu Abdullah-ı Rûmî'yi ziyaret etmiş ve Üsküdar yoluyla dönmüştür.

Çerçeve. Güzergâhın kendisi belgesel bir kayıttır ve dönemin ziyaret coğrafyasını gösterir: bir Nakşî-Celvetî şeyhi için Mevlânâ ile Eşrefoğlu aynı yolun durakları sayılır. Listede Nasreddin Hoca'nın bulunması ve ona bir beyit söylenmesi ise dikkate değerdir; halk hafızasının nükte ustası, tekke çevresinde de saygıyla anılan bir ziyaret makamı olarak görülmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Ravza'da selâma mukabele rivayeti

Neccârzâde Mustafa Rıza'nın 1740 hac yolculuğu sırasında Ravza-i Mutahhara'daki selâmına gaybdan karşılık verildiği rivayet edilir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

1740 hac yolculuğu

Neccârzâde Mustafa Rıza 1153/1740 yılında dostları ve dervişleriyle İstanbul'dan deniz yoluyla hacca çıktı. İskenderiye ve Bulak üzerinden Mısır'a ulaştı; burada Hekimoğlu Ali Paşa'nın konuğu oldu. Süveyş ve Cidde yoluyla Mekke'ye geçti. Oğlu Muhammed Sıddîk Efendi de bu yolculukta yanındaydı.

Medine ziyareti

Hac ibadetinin ardından Medine'ye geçen Neccârzâde, Ravza-i Mutahhara'yı ziyaret etti. Menâkıb kaynağında, huzurda “es-selâmü aleyke yâ Resûlallah” diye selâm verdiğinde gaybdan selâmına karşılık geldiği rivayet edilir. Anlatının kaynağı, müridi Râgıb Paşa mühürdarı Ahmed Nüzhet'in kaleme aldığı Menkabe-i Evliyâiyye fî Ahvâl-i Rızâiyyedir.

Dönüş yolu

Neccârzâde dönüşte Şam'a uğrayarak İbnü'l-Arabî'nin kabriyle Hz. Yahyâ makamını ziyaret etti; daha sonra İstanbul'a döndü. Kaynaklar yolculuğun güzergâhını tarihî biyografi olarak kaydederken selâma işitilir biçimde karşılık verilmesi bölümünü gelenek içi menkıbe olarak aktarır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Mesnevîhân Bir Müceddidiyye Şeyhi: Neccâr-zâde Mustafa Rıza’nın Hayatı ve Tasavvufî Görüşleri.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Sandukası önündeki levha ve Nüzhet Efendi'nin tarihi

Vefatına Dervîş Nüzhet Efendi bir tarih düşürmüş; Vassâf, sandukasının önündeki levhada okuduğu uzun manzumeyi de aynı şaire nispet eder.

Metni gösterMetni daralt

Vassâf, Neccâr-zâde'nin vefatına düşürülen tarihi Dervîş Nüzhet Efendi'ye nispet eder: Gelüp bir âh ile Dervîş Nüzhet didi târîhi mısraıyla başlayan beytin ebced hesabı 1158 verir, bir ilâvesiyle 1159'a tamamlanır. Bu, ölüm yılının şiirle kayda geçirilmesinde sık başvurulan bir usuldür.

Vassâf ayrıca sandukanın önündeki levhada gördüğü uzun bir manzumeyi istinsah ettiğini, bunun da büyük ihtimalle Nüzhet Efendi'ye ait olduğunu söyler. Manzume onu 'kutb-ı a'zam', 'Nakşibendî güruhunun muktedâsı' ve kırk sene irşad güneşiyle devri aydınlatan bir mürşid olarak anar.

Çerçeve. Tarih manzumeleri, mezar taşı ile edebiyat arasındaki sınırda durur: hem bir tarihi kaydeder hem de o kişiye dair resmî sayılabilecek bir portre çizer. Vassâf'ın levhayı yerinde istinsah etmesi kaydın değerini artırır; buna karşılık manzumedeki 'kutbiyet' gibi vasıflar biyografik hüküm değil, mersiye dilinin övgüleridir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
ESER / METİN

'Rû-yı Muhammed' redifli na't

Dîvânından Sefîne'ye alınan na'tinde, her beyit Hz. Peygamber'e ait bir vasıfla ('rû-yı Muhammed', 'mû-yı Muhammed') biter.

Metni gösterMetni daralt

Vassâf, Neccâr-zâde'nin dîvânından bir na'tini kitabına alır. Matla beyti şöyledir: Firdevs-i hakâyık gülüdür rû-yı Muhammed / Gülzâr-ı İrem sünbülüdür mû-yı Muhammed. Şiir boyunca redif değişerek Hz. Peygamber'in yüzü, saçı, huyu ve mahallesi etrafında döner; son beyitte şair kendi mahlasını 'Şeyh Rızâ' olarak anar ve her sabah akşam işittiği 'yâ hû' nağmesinden feyz aldığını söyler.

Çerçeve. Na't, tekke şiirinin en kalıplı türlerinden biridir; buradaki değer, kalıbın içinde şairin kendi tarikat diline ne kadar yer açtığındadır. 'Yâ hû' nidasının şiire girmesi, metnin bir masa başı telifi değil, zikir meclisinin içinden çıkmış bir metin olduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri

Sonra bülend-avaz ile "Allah" diyerek canını canana teslim eylemişlerdir. Şehr-i Muharremin onaltıncı Salı günü, meşayıh-ı izam, ulema-yı kiram ve ahali, ce­ nazelerinde hazır bulunmuştur. Elyevm üzerlerine yapılmış olan türbe-i şer!fede de­ fln-i hak-ı gufrandır.

Metni gösterMetni daralt

Sonra bülend-avaz ile "Allah" diyerek canını canana teslim eylemişlerdir. Şehr-i Muharremin onaltıncı Salı günü, meşayıh-ı izam, ulema-yı kiram ve ahali, ce­ nazelerinde hazır bulunmuştur. Elyevm üzerlerine yapılmış olan türbe-i şer!fede de­ fln-i hak-ı gufrandır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.
TARİHÎ KAYIT

Dîvân-ı Neccâr-zâde: Zuhûrât-ı Mekkiyye

Beş defter ve yaklaşık 2250 beyitlik şiir külliyatı.

Metni gösterMetni daralt

Beş defter ve yaklaşık 2250 beyitlik şiir külliyatı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mesnevîhân Bir Müceddidiyye Şeyhi: Neccâr-zâde Mustafa Rıza’nın Hayatı ve Tasavvufî Görüşleri.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 1

Tarikat-ı aliyye-i Kadiriyye'nin piri sanisi Eşref­ zade Abdullah-ı Rumi hazretlerini ziyaretle kam-yab olduktan sonra, Üsküdar tari­ kıyla avdet buyurdular. irtihali: 1 1 5 7/( 1 744 ) senesinde hastalandılar. 1 1 59 senesi Muharreminin onüçüncü { 5 Şubat 1 746) Cumartesi gecesi, 1stanbul'da ahibbasından birinin hanesinde misafir 1 66 Set'lne-i Evliya iken, hastalıkları teşeddüd etti. Sonra bülend-avaz ile "Allah" diyerek canını canana teslim eylemişlerdir. Şehr-i Muharremin onaltıncı Salı günü, meşayıh-ı izam, ulema-yı kiram ve ahali, ce­ nazelerinde hazır bulunmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Tarikat-ı aliyye-i Kadiriyye'nin piri sanisi Eşref­ zade Abdullah-ı Rumi hazretlerini ziyaretle kam-yab olduktan sonra, Üsküdar tari­ kıyla avdet buyurdular. irtihali: 1 1 5 7/( 1 744 ) senesinde hastalandılar. 1 1 59 senesi Muharreminin onüçüncü { 5 Şubat 1 746) Cumartesi gecesi, 1stanbul'da ahibbasından birinin hanesinde misafir 1 66 Set'lne-i Evliya iken, hastalıkları teşeddüd etti. Sonra bülend-avaz ile "Allah" diyerek canını canana teslim eylemişlerdir. Şehr-i Muharremin onaltıncı Salı günü, meşayıh-ı izam, ulema-yı kiram ve ahali, ce­ nazelerinde hazır bulunmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 2

Sonra bülend-avaz ile "Allah" diyerek canını canana teslim eylemişlerdir. Şehr-i Muharremin onaltıncı Salı günü, meşayıh-ı izam, ulema-yı kiram ve ahali, ce­ nazelerinde hazır bulunmuştur. Elyevm üzerlerine yapılmış olan türbe-i şer!fede de­ fln-i hak-ı gufrandır.

Metni gösterMetni daralt

Sonra bülend-avaz ile "Allah" diyerek canını canana teslim eylemişlerdir. Şehr-i Muharremin onaltıncı Salı günü, meşayıh-ı izam, ulema-yı kiram ve ahali, ce­ nazelerinde hazır bulunmuştur. Elyevm üzerlerine yapılmış olan türbe-i şer!fede de­ fln-i hak-ı gufrandır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.

Öğütleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Zikir ve güzel ahlâk

Ahlâkî kusurlarını terk etmeyen kişinin zikrin kalpteki bereket ve nurlarından nasipsiz kalacağını vurgular.

Metni gösterMetni daralt

Ahlâkî kusurlarını terk etmeyen kişinin zikrin kalpteki bereket ve nurlarından nasipsiz kalacağını vurgular.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mesnevîhân Bir Müceddidiyye Şeyhi: Neccâr-zâde Mustafa Rıza’nın Hayatı ve Tasavvufî Görüşleri.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 1

Oradan Seyyid Bat­ tal Gazi'yi ziyaretle: Budur ol seroer-i meydan-ı gazii ser-bazı Saf-der-i rnz-ı t1egii Hazret-i Seyyid Giizi diye izhar-ı hürmetle İznik'e gittiler. Tarikat-ı aliyye-i Kadiriyye'nin piri sanisi Eşref­ zade Abdullah-ı Rumi hazretlerini ziyaretle kam-yab olduktan sonra, Üsküdar tari­ kıyla avdet buyurdular. irtihali: 1 1 5 7/( 1 744 ) senesinde hastalandılar. 1 1 59 senesi Muharreminin onüçüncü { 5 Şubat 1 746) Cumartesi gecesi, 1stanbul'da ahibbasından birinin hanesinde misafir 1 66 Set'lne-i Evliya iken, hastalıkları teşeddüd etti. Sonra bülend-avaz ile "Allah" diyerek canını canana teslim eylemişlerdir.

Metni gösterMetni daralt

Oradan Seyyid Bat­ tal Gazi'yi ziyaretle: Budur ol seroer-i meydan-ı gazii ser-bazı Saf-der-i rnz-ı t1egii Hazret-i Seyyid Giizi diye izhar-ı hürmetle İznik'e gittiler. Tarikat-ı aliyye-i Kadiriyye'nin piri sanisi Eşref­ zade Abdullah-ı Rumi hazretlerini ziyaretle kam-yab olduktan sonra, Üsküdar tari­ kıyla avdet buyurdular. irtihali: 1 1 5 7/( 1 744 ) senesinde hastalandılar. 1 1 59 senesi Muharreminin onüçüncü { 5 Şubat 1 746) Cumartesi gecesi, 1stanbul'da ahibbasından birinin hanesinde misafir 1 66 Set'lne-i Evliya iken, hastalıkları teşeddüd etti. Sonra bülend-avaz ile "Allah" diyerek canını canana teslim eylemişlerdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Bir dostunun evinde geçen son gece

1157/1744'te hastalanmış, 1159 Muharreminin on üçüncü gecesi İstanbul'da bir dostunun evinde misafirken yüksek sesle 'Allah' diyerek vefat etmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne'nin verdiği sıra şöyledir: 1157/(1744) senesinde hastalanmış, hastalığı 1159 Muharreminin on üçüncü (5 Şubat 1746) Cumartesi gecesi, İstanbul'da ahbabından birinin hanesinde misafirken şiddetlenmiş ve yüksek sesle 'Allah' diyerek ruhunu teslim etmiştir. Cenazesi Muharremin on altıncı Salı günü, büyük meşâyih, ulemâ ve halkın katılımıyla kaldırılmış; kabrinin üzerine sonradan bir türbe yapılmıştır.

Çerçeve. Ölüm gününün cenaze gününden üç gün sonra gelmesi, dönemin İstanbul'unda uzaktan gelecek şeyh ve âlimlerin beklenmesiyle açıklanabilecek bir ayrıntıdır. Vefatın kendi tekkesinde değil bir dostun evinde gerçekleşmesi de kayda değer: Sefîne bunu bir eksiklik gibi değil, olduğu gibi aktarır. Ölüm ânının 'Allah' nidasıyla tasvir edilmesi ise menâkıb üslûbunun mûtat kalıbıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Celvetî cehrî zikir ve Hatm-i Hâcegân

Tekkesinde iki farklı icazet çevresinin zikir usulleri birlikte uygulanmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Tekkesinde iki farklı icazet çevresinin zikir usulleri birlikte uygulanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mesnevîhân Bir Müceddidiyye Şeyhi: Neccâr-zâde Mustafa Rıza’nın Hayatı ve Tasavvufî Görüşleri.
KAVRAM

Vahdet-i vücûd ve vahdet-i şühûd

Şiirleri iki dili dışlayıcı sistemler gibi değil, hâlin farklı ifadeleri olarak kullanır.

Metni gösterMetni daralt

Şiirleri iki dili dışlayıcı sistemler gibi değil, hâlin farklı ifadeleri olarak kullanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mesnevîhân Bir Müceddidiyye Şeyhi: Neccâr-zâde Mustafa Rıza’nın Hayatı ve Tasavvufî Görüşleri.
TARİHÎ KAYIT

Usul, zikir ve seyrüsülûk 1

Mısır'dan Hicaz'a giderken gemi, Bahr-ı Ahmer'de şapa oturmuş, Cenab-ı Şeyh'in istirhamiyle inayet-i ilahiyye zuhı1r ederek halas mümkün olmuştur. Hicaz'daki sünuhatlarından: Hacerü'l-Est1ed'i ey dide-i firkat-dide Reng-i ruhsar-ı siyahımdan iden jenglde Harem-i hass-ı hııkay ıkda Rı.tclyci idelim Nal.e-i şet1k ile tekriir-be-tekriir tat1iif Medine-i Münevvere'de iki ay halvet-güzin olmuşlar. Fevka'l-ade hala.t-ı acibe izhar eylemişlerdir.

Metni gösterMetni daralt

Mısır'dan Hicaz'a giderken gemi, Bahr-ı Ahmer'de şapa oturmuş, Cenab-ı Şeyh'in istirhamiyle inayet-i ilahiyye zuhı1r ederek halas mümkün olmuştur. Hicaz'daki sünuhatlarından: Hacerü'l-Est1ed'i ey dide-i firkat-dide Reng-i ruhsar-ı siyahımdan iden jenglde Harem-i hass-ı hııkay ıkda Rı.tclyci idelim Nal.e-i şet1k ile tekriir-be-tekriir tat1iif Medine-i Münevvere'de iki ay halvet-güzin olmuşlar. Fevka'l-ade hala.t-ı acibe izhar eylemişlerdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.
TARİHÎ KAYIT

Şiir ve edebî çevre 2

Mevlana'yı ziyaretle de kam-yab olduktan sonra, Akşehir'de Nasreddin Hoca'yı da ziyaret etmişlerdir. Gel vyiiret idelim merkad-i Nasreddin'i Z1"er-efzii-yı let.ii fdir anın her suhani (beyiti) ziyarete giderken vaki' olan sünuhat-ı aliyyelerindendir. Oradan Seyyid Bat­ tal Gazi'yi ziyaretle: Budur ol seroer-i meydan-ı gazii ser-bazı Saf-der-i rnz-ı t1egii Hazret-i Seyyid Giizi diye izhar-ı hürmetle İznik'e gittiler.

Metni gösterMetni daralt

Mevlana'yı ziyaretle de kam-yab olduktan sonra, Akşehir'de Nasreddin Hoca'yı da ziyaret etmişlerdir. Gel vyiiret idelim merkad-i Nasreddin'i Z1"er-efzii-yı let.ii fdir anın her suhani (beyiti) ziyarete giderken vaki' olan sünuhat-ı aliyyelerindendir. Oradan Seyyid Bat­ tal Gazi'yi ziyaretle: Budur ol seroer-i meydan-ı gazii ser-bazı Saf-der-i rnz-ı t1egii Hazret-i Seyyid Giizi diye izhar-ı hürmetle İznik'e gittiler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.
TARİHÎ KAYIT

Türbe, kabir ve ziyaret kaydı 3

Şehr-i Muharremin onaltıncı Salı günü, meşayıh-ı izam, ulema-yı kiram ve ahali, ce­ nazelerinde hazır bulunmuştur. Elyevm üzerlerine yapılmış olan türbe-i şer!fede de­ fln-i hak-ı gufrandır. Müşarünileyh Nüzhet Efendi'nin söylediği rarlhdir: Gelüp bir alı ile Derviş Nüzhet d.idi tarıhi Sipeh-siilar-ı ashô.b nihilyet göçdü ukbliya* ( [# (.$ ş 4-i y\.:...p l J )'L..+- ) = 1 1 58 + 1 = 1 159 Elyevm sandukalarının önünde bulunan levhadan istinsah eylediğim manzume­ i atiye dahi müşarünileyh Nüzhet Efendi'nin olsa gerektir: CenalH şeyh-i kamil kutb-ı a'zam arif-i bi'llah Güruhı Nakşıbendı muktedası asman-paye Yenabıu' l-mnô:rif Mustafa Hacı Rızaeddın VücUdu bais-i fevz ü necat olmuşdu dünyaya Olup ab-ı hayat-ı ni'met-i tevhide bir mecra Kına.in hilmeden bezl eyledi a'ld vü ednaya /8 1/ Münevver eyledi çil s{ile dehri mihr-i irşadı Çerag itdi nice sahib derUnu bezm-i ma'naya Kelam-ı rastı oldu asa-yı salik-i vahdet Anınla oldular vasıl sıfat-ı zat u esmaya Tarıkat şalı-ralıında olup her nutk

Metni gösterMetni daralt

Şehr-i Muharremin onaltıncı Salı günü, meşayıh-ı izam, ulema-yı kiram ve ahali, ce­ nazelerinde hazır bulunmuştur. Elyevm üzerlerine yapılmış olan türbe-i şer!fede de­ fln-i hak-ı gufrandır. Müşarünileyh Nüzhet Efendi'nin söylediği rarlhdir: Gelüp bir alı ile Derviş Nüzhet d.idi tarıhi Sipeh-siilar-ı ashô.b nihilyet göçdü ukbliya* ( [# (.$ ş 4-i y\.:...p l J )'L..+- ) = 1 1 58 + 1 = 1 159 Elyevm sandukalarının önünde bulunan levhadan istinsah eylediğim manzume­ i atiye dahi müşarünileyh Nüzhet Efendi'nin olsa gerektir: CenalH şeyh-i kamil kutb-ı a'zam arif-i bi'llah Güruhı Nakşıbendı muktedası asman-paye Yenabıu' l-mnô:rif Mustafa Hacı Rızaeddın VücUdu bais-i fevz ü necat olmuşdu dünyaya Olup ab-ı hayat-ı ni'met-i tevhide bir mecra Kına.in hilmeden bezl eyledi a'ld vü ednaya /8 1/ Münevver eyledi çil s{ile dehri mihr-i irşadı Çerag itdi nice sahib derUnu bezm-i ma'naya Kelam-ı rastı oldu asa-yı salik-i vahdet Anınla oldular vasıl sıfat-ı zat u esmaya Tarıkat şalı-ralıında olup her nutk

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Medine · Suudi ArabistanMedine-i MünevvereSefîne'ye göre hac yolculuğunda iki ay halvete girdiği yer. İlişkili kişi dosyası Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi : Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi (1679-1746), Celvetiyye'de Mustafa Fenâyî'nin; Nakşibendiyye-Müceddidiyye'de Arap-zâde Muhammed İlmî'nin terbiyesinden geçti. Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Memiş Efendi'den Mesnevî icazeti aldı; tekkesinde hafî Hatm-i Hâcegân ile Celvetî cehrî zikrini ve Mesnevî derslerini birlikte sürdürdü.İstanbul · TürkiyeNeccâr-zâde TekkesiSinan Paşa Külliyesi yanında bulunan tekke, XVIII. yüzyılda Neccâr-zâde Mustafa Rıza tarafından yeniden canlandırıldı. Burada Nakşibendî-Müceddidî Hatm-i Hâcegânı, Celvetî cehrî zikri ve Mesnevî dersleri birlikte yürütüldü. Kaynaklarda Neccâr-zâde, Dülger-zâde, Sinan Paşa ve üçüncü postnişine nispetle Hakkı Efendi Tekkesi adları görülür. Bâninin kimliği kesin değildir; Sinan Paşa dönemindeki daha erken yapının ihyası ihtimali ayrıca korunmalıdır. 1869 tarihli türbe yenileme kaydı bilinir. Tekke yapıları günümüze ulaşmamış, Neccâr-zâde'nin türbesi kalmıştır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  2. [2]Sefîne-i Evliyâ - Cilt 2
  3. [3]Mesnevîhân Bir Müceddidiyye Şeyhi: Neccâr-zâde Mustafa Rıza’nın Hayatı ve Tasavvufî Görüşleri
  4. [4]İzzî Tarihi, s. 182-185; Neccâr-zâde Mustafa Rıza Dîvânı incelemesi; Mesnevîhân Bir Müceddidiyye Şeyhi: Neccâr-zâde Mustafa Rıza
  5. [5]Kişi dosyasının kaynakları — Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi
  6. [6]İzzî Tarihi; Neccâr-zâde Tekkesi araştırmaları
Ortak kaynak kataloğunu aç →