HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği
Kaynakta adı Şeyh Mehmed b. Ali olarak geçer. “Memiş Efendi” unvanıyla tanınmış, şiirlerinde ise Şeyhî mahlasını kullanmıştır. Beşiktaş’taki Hüseyin Paşa Zâviyesi’nde faaliyet gösteren Mevlevî şeyhini başka Mehmed Dede ve Şeyhî mahlaslı şairlerden ayıran temel işaretler; Eyüp çevresinden oluşu, Yûsuf Dede’nin halifesi olması ve 1136/1724’te Beşiktaş Mevlevîhânesi’nde vefat etmesidir.
Eyüp çevresindeki çocukluğu
İstanbul’da, Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin türbesi çevresinde dünyaya geldi. Doğum tarihi bilinmemektedir. Küçük yaşlarından itibaren Beşiktaş’taki Mevlevî çevresine katılması, yetişmesinin medrese veya saraydan ziyade doğrudan mevlevîhâne terbiyesi içinde şekillendiğini gösterir.
Hüseyin Paşa Zâviyesi
Beşiktaş’ta bulunan ve Hüseyin Paşa Zâviyesi adıyla da anılan Mevlevîhâne, onun hayatının merkezidir. Gençliğinde burada postnişin olan Yûsuf Dede Efendi’nin hizmetine girdi. Tekkenin gündelik hizmetleri, sohbet, âyin ve Mesnevî okuma çevresi içinde yetişti.
Yûsuf Dede’nin terbiyesi
Yûsuf Dede’nin himmet ve terbiyesiyle Mevleviyye yolunda ilerledi. Kaynak, kendisine açık biçimde icazet ve hilâfet verildiğini bildirir. Bu kayıt, Mehmed Memiş Efendi’nin yalnız muhib veya Mesnevî okuyucusu değil, irşad ve post hizmeti için yetkilendirilmiş bir Mevlevî halifesi olduğunu gösterir.
Posta geçişi
Yûsuf Dede Efendi 1080 yılı Zilkadesinde (1670) vefat edince Mehmed Memiş Efendi onun yerine Beşiktaş Mevlevîhânesi postnişini oldu. Böylece gençliğinden beri hizmet ettiği dergâhın irşad ve Mesnevî tedrisi sorumluluğunu üstlendi.
Uzun postnişinlik dönemi
Mehmed Memiş Efendi yaklaşık elli dört yıl boyunca bu merkezde hizmet etti. Kaynak onu kürsüde vaaz ve nasihat eden, çevresinde cemiyet halkası kuran bir şeyh olarak tasvir eder. Bu uzun dönem, Beşiktaş Mevlevîhânesi’nin XVII. yüzyıl sonu ile XVIII. yüzyıl başındaki devamlılığında belirleyici bir yer tuttuğunu gösterir.
Vaaz, Mesnevî ve irşad
“Mesnevîhan” unvanı, Mevlevîhâne içindeki Mesnevî okuma ve açıklama hizmetine işaret eder. Kaynağın doğrudan vurguladığı görevler vaaz, nasihat ve irşaddır. Bu hizmetlerin Mevlevî âyin ve Mesnevî tedrisiyle birlikte yürütüldüğü, postnişinlik makamının tabii görev çerçevesinden anlaşılır.
Dervişlere ve yoksullara yaklaşımı
Şeyhî’nin zeyli onu güzel ahlâklı, iffetli, temiz yaşayışlı, derviş tabiatlı ve cömert biri olarak tanıtır. Özellikle fakirleri gözettiği ve nimeti paylaşmayı sevdiği belirtilir. Bu vasıflar, uzun postnişinliğinin yalnız idarî değil, tekke topluluğunun gündelik ihtiyaçlarına dönük bir hizmet olduğunu gösterir.
Şairliği ve Şeyhî mahlası
Mehmed Memiş Efendi şiirlerinde Şeyhî mahlasını kullandı. Kaynak, şiirlerinin bulunduğunu bildirir ve bir beytini örnek olarak verir. Bugün eldeki kayıt bir divan hacmini belirlemeye yetmez; fakat onun Mevlevî şeyhliği yanında klasik şiir diline vâkıf bir tekke şairi olduğunu doğrular.
Kaynakta korunan beyti
İdermiş bahs hoş-bû-yı hattınla sünbül-i gülşen
Ana var ise bu, ol zülf-i müşkîn-târdan kaldı
Beyit, sevgilinin ayva tüyü ve misk kokulu saçı çevresinde klasik şiirin koku ve bahçe mazmunlarını kullanır. Metin beyit düzeni korunarak verilmiştir.
Vefatı ve defni
1136 yılı Zilhicce ayının ilk günü, pazartesi günü vefat etti; bu tarih 1724 yılına karşılık gelir. Naaşı uzun yıllar hizmet ettiği Beşiktaş Mevlevîhânesi’nin hazîresine defnedildi.
Oğlu Seyyid Ahmed Dede
Vefatından sonra Mevlevîhâne postu oğlu Seyyid Ahmed Dede Efendi’ye verildi. Böylece tekkedeki hizmet, mürşidinden kendisine geçen ve ardından oğluna intikal eden bir post silsilesi halinde devam etti.
Mevlevîlik tarihindeki yeri
Mehmed Memiş Efendi bir kol kurucusu değil, İstanbul Mevlevîliğinin kurumsal devamlılığını yarım yüzyılı aşan post hizmetiyle taşıyan bir şeyhtir. Yûsuf Dede’den aldığı icazet, Beşiktaş’taki vaaz ve Mesnevî çevresi, Şeyhî mahlasıyla şiiri ve oğluna geçen post hizmeti onun tarihî dosyasının dört ana unsurudur.