HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Neccâr-zâde ailesi ve Beşiktaş çevresi
Mehmed Sıddık Efendi, Neccâr-zâde Mustafa Rızâ Efendi’nin oğludur. Doğum tarihi kaynaklarda açık değildir. Ailenin irşad merkezi Beşiktaş’ta Sinan Paşa Camii yakınındaki hankâhtı; bu sebeple biyografisi hem aile hem tekke postunun devamı içinde okunur.
1740 hac yolculuğu
1153/1740’ta babasının hac yolculuğuna katıldığı kaydedilir. Yolculuk deniz yoluyla Mısır’a, oradan Hicaz’a uzanmış; dönüş güzergâhı Şam, Konya, Akşehir, Seyitgazi ve İznik ziyaretleriyle anlatılmıştır. Bu seyahat güzergâhı babasının menâkıbnâme ve biyografi kaynaklarında ayrıntılıdır; Mehmed Sıddık’ın yolculuktaki varlığı aile ve irşad çevresinin birlikte hareket ettiğini gösterir.
Beşiktaş hankâhında posta geçişi
İzzî Tarihi, Mustafa Rızâ Efendi’nin 1746’daki vefatından sonra tekke meşihatının oğlu Mehmed Sıddık Efendi’ye verildiğini açıkça bildirir. Böylece Mehmed Sıddık yalnız aile mensubu değil, babasının irşad ve tekke hizmetini sürdüren postnişin olarak kayda geçer.
İlim, irşad ve eserleri
Kaynaklar ona Esfâr-ı Erba‘a adlı bir eser nispet eder. Hayatı ve tasavvufî görüşleri, mensuplarından Ömer Fâik Efendi tarafından Makālât-ı Sıddıkiyye adıyla kaleme alınmıştır. Bu iki eser adı, onun yalnız tekke idaresiyle değil, metin ve sohbet hafızasıyla da anıldığını gösterir.
Vefatı
1208/1793-94 yılında Rumelihisarı’nda vefat ettiği aktarılır. Milâdî yılın 1793 veya 1794 verilmesi hicrî yılın iki milâdî yıla taşmasından ve kaynakların gün/ay bildirmemesinden kaynaklanır; bu nedenle yalnız tek bir milâdî yıl kesinleştirilmemiştir.
Defin yeri ihtilafı
Kaynaklar defin yeri konusunda birleşmez. Bir çalışma babasının Beşiktaş’taki türbesine defnedildiğini, başka bir araştırma Yahyâ Efendi Dergâhı hazîresine gömüldüğünü bildirir. Mezar kitabesi veya eşdeğer birincil kayıtla çözülmeden iki rivayetten biri sessizce seçilmemelidir.
Post silsilesinin devamı
Mehmed Sıddık’tan sonraki post sırası hakkında da farklı aktarımlar vardır. Bazı kaynaklar damadı ve halifesi İsmâil Hakkı Efendi’yi, bazıları oğlu Mustafa Rızâeddin’i öne çıkarır. Bunlar aynı dönemin farklı görev veya vekâlet katmanlarını yansıtabilir; kesin bir tek çizgi kurmak için tekke sicilleri ve mezar kitabeleri birlikte karşılaştırılmalıdır.
