Mukaddime, minhuvât, Anadolu sûfîleri ve müellif tanıklığı üzerinden Lâmiî'nin gerçek payı
Adlandırma neden önemlidir?
Eser uzun süre Nefehâtü'l-Üns Tercümesi diye tanındı. Bununla beraber Lâmiî ona Fütûhu'l-Mücâhidîn li-Tervîhi Kulûbi'l-Müşâhidîn adını verdi. Bu ad, müellifin yaptığı işin yalnız dil değiştirmek olmadığını hatırlatır.
Mukaddime
Lâmiî'nin genişlettiği mukaddime, tasavvufun temel kavramlarını, sûfîliğin sınırlarını ve edep dilini açıklar. Araştırmanın ifadesiyle bu bölüm yer yer açıklamalı bir tasavvuf terimleri sözlüğü gibi çalışır.
Kaynak karşılaştırması
Lâmiî, Câmî'nin metnini Ali Şîr Nevâî'nin ilaveleriyle karşılaştırır; önceki tabakat ve menâkıb kaynaklarından gelen bilgileri bir araya getirir. Biyografilerde bilgi nakli, mukayese, şahsî gözlem ve gelenek içi anlatı aynı sayfada bulunabildiği için her parçanın kanıt türü ayrıca belirlenmelidir.
Minhuvât kayıtları
Yazma nüshaların derkenarlarında müellife ait notlar bulunur. Tenkitli neşir bunları metinden sonra ayrıca değerlendirerek Lâmiî'nin düzeltme ve ekleme sürecini görünür kılar. Bu, eserin sabit bir tercüme değil, müellifin üzerinde çalışmayı sürdürdüğü canlı bir metin olduğunu gösterir.
Şahsî tanıklıklar
Emîr Ahmed Buhârî'nin İstanbul'daki tekkesi, Şeyh Vefâ ile karşılaşma, Kāsım Çelebi'nin dersleri, Rüstem Halife ile dostluk ve Konya'da Habîb Ömer Halvetî'yi görmesi gibi kayıtlar başka bir eserden çevrilmiş değildir. Bunlar Lâmiî'nin kendi hayatı ve çevresine açılan pencerelerdir.
Bursa'nın metne girişi
Lâmiî'nin katkısıyla Bursa ve Anadolu sûfîleri, Câmî'nin doğu merkezli tabakat evrenine bağlanır. Bu sebeple eser hem klasik bir sûfî biyografileri toplamı hem de erken Osmanlı tasavvuf tarihinin temel kaynaklarından biridir.