HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Çok katmanlı tarikat terbiyesi
Ali Fakrî Efendi’nin esas hilâfeti Sa‘diyye’dendir. 1315/1897’de Üsküdar Selim Baba Dergâhı şeyhi Ömer Efendi’den Nakşibendî hilâfeti de aldı. Rifâiyye ve Sünbüliyye’den teberrük icâzetleri bulunuyordu. Bu tamamlayıcı bağlar ana Sa‘dî aidiyetinin yerine geçirilmemelidir.
Devlet hizmeti
1877–78 Osmanlı-Rus Harbi sırasında Cibali’deki Şâdiye Kalyonu’nda askerî hastalar ağalığına tayin edildi. Ardından nüfus kitâbeti ve Bâbıâli’de çeşitli görevlerde bulundu; tekke nüfuslarının yazımıyla da görevlendirildi. Daha sonra memuriyetten çekilerek vaktini okumaya ve irşada ayırdı.
Dergâhlar ve Meclis-i Meşâyih
1906’da Seyyid Ahmed Buhârî Dergâhı meşîhatine getirildi. Hüseyin Sa‘deddin Efendi’ye hilâfet vererek Hallaç Baba Dergâhı’nı ona bıraktı. Meclis-i Meşâyih üyeliği yaptı; tekkelerle ilgili işlerin müftü başkanlığındaki bir kurula devredildiği dönemde meşâyıh temsilcisi olarak görev aldı.
İlim, sohbet ve eserleri
Türkçe, Arapça ve Farsçaya vâkıftı. Şöhretten kaçınan, sohbet ve mütalaaya önem veren bir şeyh olarak anlatılır. Farsça Sa‘dînâme ve Mevlevînâme, Muhyiddin İbnü’l-Arabî hakkında Ekberiyye ile Nakşibendî âdâbına dair bir risale yazdı.
Neşât u zevk-i tevhîdi sebük-mağzâna vermezler
Metâ‘-ı feyz-i irfânı tehî-destâna vermezlerAbâ-yı fakrı ber-dûş et külâh-ı Edhem’i ber-ser
Kabâ-yı atlas-ı şâhı kolay insana vermezler
Son yılları
Tekkelerin kapatılmasından sonra Erenköy’de oğlu Seniyyüddin Bey’in yanında yaşadı. Mide rahatsızlığı sebebiyle uzun süre tedavi gördü. Kaynak yetmiş yedi yıl ömür sürdüğünü bildirir; kesin doğum ve vefat tarihleri ayrıca doğrulanmadan üst künyeye taşınmamıştır.