ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
48 sonuç · “Kâmil”
01Kâmilî Ali Efendi
Kâmilî Ali Efendi (ö. 1012/1603), Tırhala’dan yetişmiş; Nûreddinzâde’den icazet alarak Molla Gürânî Zâviyesi’nde şeyhlik ve Ayasofya’da vaizlik yapmış Halvetî âlim ve şairdir.
Abdülkerîm el-Cîlî
Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.
Hacı Kâmil Efendi
Hacı Kâmil Efendi (1824/25–1912), Ayvacık’tan İstanbul’a gelerek Küçük Ayasofya Medresesi’nde yetişen; Hammâmî Tevfik ve Ya‘kūb Han çevrelerinden feyiz alan Şâbânî şeyhidir.
Mustafa Rızâeddin Efendi
Mustafa Rızâeddin Efendi, İsmâil Hakkı Efendi'nin torunu; Muhammed Kâmil Efendi'den hilâfet alan ve elli yılı aşkın irşad postunda kalan Beşiktaşlı Nakşibendî şeyhidir.
Sarı Muslihiddin Kâmilî
Sarı Muslihiddin Kâmilî (ö. 19 Receb 1006/1598), Amasya'nın Gümüş yöresinden yetişmiş; kadılık, Farsça, hat ve şiir alanlarıyla tanınmış Osmanlı âlimidir.
Seyyid Muhammed Emin Paşa
Seyyid Muhammed Emin Paşa (1833–1908), Yusuf Kâmil Paşa’nın himayesinde yetişen; mutasarrıflıklar yapan, Mevlevîliğe muhabbetle bağlanan ve 1872’de Mevlânâ Feyzullah Efendi’ye intisap eden devlet adamı, mütercim ve hattattır.
Seyyid Mustafa Râsim Efendi
Seyyid Mustafa Râsim Efendi, XVIII. yüzyıl sonu ile XIX. yüzyıl başında yaşayan; Nakşibendî şeyhi Muhammed Said Efendi'nin teşvikiyle geniş Istılâhât-ı İnsân-ı Kâmil sözlüğünü tamamlayan Ekberî yönelimli derleyicidir.
Şeyh Kâmil Efendi (Beykoz Çayır)
Şeyh Kâmil Efendi (Beykoz Çayır), Sefîne-i Evliyâ'nın 1924-25 İstanbul tekke cetvelinde beykoz çayır tekkesi'nin 1924-25 postnişini olarak kaydedilir.
Şeyh Muhammed-i Ledünni Efendi
Muhammed-i Ledünni Efendi ruhu için el-Fatiha, 1 1 45." Yazılıdır. (Rahmetu'llôhi aleyh) Haşimi hazretleri hakkında şu medhiyyeyi yazıyor: Amil olan şeriatı Seyyid Osman-ı Haşimi Kamil olan tarikatı Seyyid Osman-ı Haşimi Tevh"ıd ile meşgUl idi İrfanım mebzUl idi Hak katında makbUl idi Seyyid Osman-ı Haşimi Hacı Eıayram tarıkım Hem Halveti tankını Cem'…
Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi
Şeyh Yûnus-ı Bahrî Efendi Zamânımızda İstanbul’da bulunan bu zât-ı şerîf herkesin nazar-ı dikkatini celb eder. Uzun boylu, beyaz sakallı, nûr yüzlü, siyah cübbeli, siyah amâmeyi hâvî Halvetî taclı bir pîr-i nûrânîdir. 1260/(1844) senesinde Köstendil’de Kalem Abdullâh Efendi sulbünden dünyâya gelmiştir. Ümmî-i âlimdir. Köstendil’de kibâr-ı meşâyıh-ı Ramazâniyye-i Halvetiyye’den ve veliyy-i kâmil Müderris Baba sülâlesinden Şeyh Ali…
ŞEYHÜ'LİSLÂM İBN-İ KEMÂL
ŞEYHÜ'L-İSLAM İBN-İ KEMAL Şemseddin Ahmed b. Süleyman b. Kemal Paşa'dır. Bayeztd-i Veli ve Selim Han-ı evvel devri ulemasındandır. Selim Han ile Mısır fethinde bulunup, kazasker oldu. Müftiyü's-sekaleyn bir veliyy-i kamildir. An-asl Tokadıdır. Bidayeten ümera yı Osmaniyye'den iken bi'l-ahare tarlk-ı ilme salik olup, mazhar-ı kemal oldu. Zeka ca nadire-i…
Tâceddin İbrâhim Kayserî
Tâceddin İbrâhim Kayserî (ö. 1455–56), ticaret hayatından tasavvuf yoluna yönelen; Erzincan’daki terbiyesinin ardından Kayseri’de irşadla görevlendirilen Halvetî şeyhidir.
Nefs-i Kâmile
Etvâr-ı Seb‘a tasnifinde nefsin yedi ana mertebesinin sonuncusu için kullanılan addır. Terbiye edilmiş nefsin istikrar, kulluk ve güzel ahlâk bakımından olgunlaşmasını ifade eder. Bu ad kişiye yanılmazlık veya mutlak kemal atfetmez. Tasavvuf metinlerinde seyrüsülûkun hedefini anlatan eğitim terimidir; mertebenin ayrıntıları ve diğer adları geleneklere göre değişebilir.
Çınarlı köyü
Kuşadası, Aydın · Türkiye · 1774'te doğduğu köy; okuma yazmayı annesinden burada öğrendi. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.
Kahire
Kahire · Mısır · İbnü'l-Fârız'ın doğduğu, Ebû Muhammed İbn Asâkir'den hadis okuyup Şâfiî fıkhı ve edebiyat tahsil ettiği şehir. Babası Ali b. Mürşid, evi bir depremde harap olunca Hama'dan buraya göç etmiş ve Ezher Camii'nde inzivaya çekilmişti. İbnü'l-Fârız da son yıllarını Ezher Camii'nde vaaz ve sohbetle geçirdi; el-Melikü'l-Kâmil maiyetiyle ziyarete geldiğini haber alınca caminin öbür kapısından çıkıp bir süreliğine İskenderiye'ye gitmişti.
Bandırmalızâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin şeyhi olduğu tekkedir; büyük oğul Küçük Hâmid Efendi Selâmi Ali Efendi Tekkesi'nin meşihatını üstlendiğinden, babasının vefatından (1166/1752-53) sonra posta o geçti. Vefatından sonra tekke Hâşimiyye'nin âsitânesi ve pîr evi olarak faaliyet göstermiş, posta önce oğlu Şeyh Mehmed Galib Efendi, sonra onun neslinden gelen şeyhler oturmuştur. Tekkenin yerinde dedesi Hâmid Efendi'nin mütevazi bir evi bulunduğu ve dergâhın bu binanın genişletilip yeniden inşasıyla kurulduğu rivayet edilir. Çoğunluğu ahşap olan tekkenin fevkanî cami-tevhidhânesi sütunlara oturan bir çıkma ile genişletilmişti; harem ve selâmlığa ait odaları vardı. Türbenin bir dizi ahşap direkle ayrılmış kuzey kesiminde, etrafı demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası yer alıyordu; daha küçük sandukalar sonraki şeyhlere ve aile efradına aitti. Tekkenin yıkılmasından sonra Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Üsküdar'da Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki aynı arsanın güney ucuna nakledilmiştir. Avlusundaki kabri yol genişletilmesi sırasında kaldırılarak yerine parmaklıklı bir kabir yapılmış, üzerine yeni harflerle "Üsküdarlı Hâşim Baba" levhası asılmıştır. Şeyhi Hasan Baba'nın kabri de bu tekkenin avlusunda bulunmaktaydı.
Cennetü'l-bakī
Medine · Suudi Arabistan · Babası Muhammed el-Bâkır ve dedesi Zeynelâbidîn'in kabirlerinin yanına defnedildiği kabristan; mezarı Vehhâbîler'in tahribine kadar ziyaret mahalli olarak kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Ca‘fer es-Sâdık : Ca‘fer es-Sâdık (ö. 148/765), Medine’de yetişen Ehl-i beyt imamı, güvenilir hadis râvisi ve müctehid fakih; zühd, ilim ve mârifet mirasıyla Nakşibendiyye, Bektaşiyye ve başka irşad silsilelerinde müşterek halka kabul edilen büyük İslâm âlimidir.
Atpazarî Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Beypazarlı Ali Efendi'nin misafir olarak kaldığı tekkedir. Kuşadalı, anlamını çözemediği bir âyeti burada ona sormuş, aldığı yorum üzerine kendisine intisap etmiştir. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.
Cîl
Bağdat civarı · Irak · 767'de (1365-66) doğduğu, Bağdat yakınlarındaki kasaba; nisbesi buradan gelir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Abdülkerîm el-Cîlî : Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · 80 (699) veya 83'te (702) doğduğu, siyasetten uzaklaşıp kendini ilme vakfettiği ve vefat ettiği şehir; Ebû Hanîfe ile ilmî münakaşalarından biri burada geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Ca‘fer es-Sâdık : Ca‘fer es-Sâdık (ö. 148/765), Medine’de yetişen Ehl-i beyt imamı, güvenilir hadis râvisi ve müctehid fakih; zühd, ilim ve mârifet mirasıyla Nakşibendiyye, Bektaşiyye ve başka irşad silsilelerinde müşterek halka kabul edilen büyük İslâm âlimidir.
Çiçekçi Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Tekkenin yıkılmasından sonra naaşının nakledildiği yer. Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki ise aynı arsanın güney ucuna taşınmıştır. Daha önce Bandırmalızâde Tekkesi türbesinin kuzey kesiminde, etrafı basit demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası bulunuyordu.
Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi Tekkesi (Salı Tekkesi)
İstanbul · Türkiye · Üsküdar'da Arakıyeci Hacı Mehmed mahallesi Divitçiler caddesi Salı sokağında bulunan tekkenin şeyhliğine, Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi'den sonra halifelerinden Hüseyin Efendi, onun ardından Bolulu Himmet Efendi geçmiştir. 16 Safer 1095'te (3 Şubat 1684) vefat edince Üsküdar Divitçiler'de, Bezcizâde Muhyiddin Efendi'nin türbesine defnedilmiş olan ilk mürşidi Hüsâmeddin Efendi'nin yanında toprağa verildi. Kendisinden sonra oğlu Abdullah Efendi şeyh olduğu için tekke Himmetzâde Tekkesi adıyla da anılmış; âyin gününden dolayı halk arasında Salı Tekkesi, ayrıca Himmet Baba, Himmet Efendi Tekkesi gibi adlarla da zikredilmiştir. Himmetiyye tarikatının önemli merkezlerinden biri olan tekke 1940'larda yıktırılmış, arsası Zeynep Kâmil Hastahanesi'nin arazisine katılmış, hazîresindeki kabirler Üsküdar'daki Selimiye Tekkesi'nin bahçesine nakledilmiştir.
Harîrîzâde'nin Boyacıköy'deki yalısı
İstanbul · Türkiye · Melâmî pîri Muhammed Nûrü'l-Arabî'yi İstanbul ziyaretlerinden birinde ağırladığı yalı. Harîrîzâde ona burada intisap etmiş; aynı mecliste ulemâdan Mürefteli Hoca Abdullah, Evkaf müfettişi Hacı Tevfik, Mısır mollası Kâmil ile Rifâî şeyhleri Ahmed Safî ve Abdülkerim efendiler de intisap etmiştir.
Feyziyye Medresesi
İstanbul, Fatih · Türkiye · İstanbul'a gelince yerleştiği ve Hoca Emin Efendi'nin öğrencisi olduğu medrese; Mısır dönüşünde de bir süre burada kaldı. Bugün Millet Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.
Bağdat
Bağdat · Irak · İlmî yönden verimli bir ömürden sonra vefat ettiği şehir; Kādiriyye'nin merkezi ve Abdülkādir-i Geylânî'nin şehridir. İlişkili kişi dosyası Abdülkerîm el-Cîlî : Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.
1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları
Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası
Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Neccâr-zâde'nin Eserleri ve Beş Defterlik Dîvânı
Zuhûrât-ı Mekkiyye, Muhtasaru'l-velâye ve ahlâk risalesi. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
Etvâr-ı Seb‘a: Yedi Nefis Mertebesi
Nefis, esmâ, seyr, makam ve peygamber kademi eşleştirmelerini tek ve değişmez bir tabloya indirgemeden okuma kılavuzu
Osmanlı Siyaset Dilinde Velâyet, Kutbiyet ve Sultanlık
Kavramın dolaşımı aidiyet değildir Velâyet, kutub, insan-ı kâmil ve halife gibi tasavvufî kavramların siyasî metinlerde kullanılması, her müellif veya padişahın belirli bir tarikata intisap ettiğini göstermez. Kavram aktarımı ile kurumsal silsile ayrı tutulur. Sultan ve mânevî otorite XVI. yüzyıl metinlerinde ideal hük
Sadreddin Konevî'de Mârifet, Vücûd ve Yöntem
İlm-i ilâhînin konusu Konevî için metafiziğin konusu mutlak vücûddur. İsimler, sıfatlar, mümkünler ve âlem bu konunun nispet ve meseleleri olarak ele alınır; Hakk'ın hakikati sıradan bir tanımın konusu yapılamaz. Bilginin yolları Duyu, akıl, haber ve keşif birbirinin basit alternatifi değildir. Akıl ilişki ve delil kurar fakat kendi şartlarıyla sınırlıdır; k
Abdullah Bosnevi ve Merâtib-i Vücûd
Mertebe neden kullanılır? Merâtib-i vücûd tasnifleri tek varlığın çoğalma hikâyesi değil, mutlaklık, ilim, ruh, misal ve duyulur âlem arasındaki nispetleri açıklama araçlarıdır. Tasnif sayısı müellif ve metne göre değişebilir. Yedili tasnif Ahadiyyet, vahdet, vâhidiyyet, ruhlar, misal, şehâdet ve insan mertebeleri olarak özetlenen yedili düzen, Hakk'ın zâtın
Tasavvuf Istılahları ve Sözlük Geleneği
Neden özel sözlükler oluştu? Tasavvuf metinlerinde gündelik kelimeler teknik anlamlar kazandı; hâl, makam, cem, fark, fenâ, bekā ve tecellî gibi terimler farklı dönem ve mekteplerde yeni anlam katmanları edindi. Tanım ve bağlam Bir sûfînin kısa tanımı bütün yüzyıllar için tek sözlük karşılığı değildir. Kaynağın müellifi, tarihi, mektebi, alıntıladığı önceki
Tefsir Literatüründe Tasavvufa Bakış
İşârî tefsirin sınırı İşârî yorum, âyetin zahir anlamını iptal etmeyen ve dinin açık ilkelerine aykırı düşmeyen mânevî çağrışım olarak savunulmuştur. Her bâtınî iddia aynı yöntem içinde değildir. Müfessirlerin farklı tavırları Bazı müfessirler sûfîlerin ahlâk ve zühd yorumlarını benimserken teknik vahdet, velâyet veya keşif iddialarına ihtiyatla yaklaşır. 'T
Seyyid Nizamoğlu Dîvânı ve Sinâniyye Hafızası
Üç nüshalı tenkitli metin Çalışma üç geniş yazmayı esas alır; diğer nüshaların şiir sayısı ve tertibi farklıdır. Bu nedenle Dîvân tek bir değişmez sıra halinde dolaşmamıştır. Manzum silsile Nizamoğlu, Halvetî silsilesini Hz. Ali'den Ümmî Sinan'a kadar şiir içinde sayar. Bu, gelenek içi icazet hafızasıdır; zincirdeki erken isimlerin XVI. yüzyıldaki Sinâniyye
Abdülkerîm el-Cîlî’de İnsan-ı Kâmil
Ayna, tecelli, Hakîkat-i Muhammediyye ve varlık mertebelerini hulûl diline düşmeden okumak
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı
Sayfalar 31–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali
Sayfalar 33–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed