Ayna, tecelli, Hakîkat-i Muhammediyye ve varlık mertebelerini hulûl diline düşmeden okumak
İnsan merkezli değil, tecelli merkezli
Cîlî insanı ilâhlaştırmaz. İnsan-ı kâmil, bütün ilâhî isimlerin tecellisini kabul eden en kapsamlı mazhar olarak anlatılır; kulluk ve yaratılmışlık sınırı korunur.
Hakîkat-i Muhammediyye
Öğretinin zirvesi tarihî şahsiyetten kopuk soyut bir ilke değildir. Hz. Peygamber’in nübüvveti, ahlâkı ve mânevî hakikati arasında kurulan ilişki, varlık şemasının dinî merkezini oluşturur.
Mertebe dili
Ahadiyyet, vâhidiyyet, isimler, ruhlar, misal ve şehadet gibi mertebeler ayrı varlık tanrıları değil, tek hakikatin bilgi ve tecelli bakımından okunma düzeyleridir.