Ara
Menü

Sayfalar 4–13

1.794 kelime

Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 4–13

SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür.

Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Istanbul - 1979

ÜÇÜNCÜ CİLDİ SUNARKEN...

Tevfikat-ı sübhaniyyesi ve füyuzât-ı Rabbaniyyesi berekâtıyla (EN- VÂR-ÜL-KULÛB) adındaki bu âciz ve râciz eserimin ücüncü cildini de tamamlayarak aziz ve muhterem din kardeşlerimin ve Hak yoldaşlarımın tetkik ve tetebbülarına sunabilmek mazhariyyet ve muvaffakiyyetine beni eriştiren Rabbime hamd-ü senâlar eyler, bahş ve ihsan buyurduğu sayısız ve sınırsız ni'metlerine hakkıyle ve lâyıkiyle şükredememenin aczi ve zilleti içinde, zât-ı Kibriyâyı ülühiyyetine kemal-i huşû ve hudü ile secde ederim.

Himem-i ruhâniyyet-i senîyyeleri ile, ehl-i iymanı ilâ-yevm-il kıyam irşâd ve ikaz buyuran Sahib-ül-âyati v'el-mû'cizât vel-alâmat-il bâhirât aleyhi ve âlihi ekmel-üt-tahiyyat efendim z hazretlerine de, bu vesile-i hasene ile salâvat, tâ'zimat ve teslimatımızı te'yid ve tecdid eylemeği de cana minnet bilirim.

ENVÂR-ÜL-KULÜB'e başlarken yazdığım mukaddimede, bu mütevazi eserimizin kaç risâle veya kaç cilt olacağını, ehl-i iyman ve irfanın iltifatları tayin edecektir, demiştim.

Leh-ül-hamdü vel-minne, ilk iki cilci yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da hiç beklemediğim ve hattâ ummadığım geniş ve samimi bir alâka ile karşılanmış, fıtrat-ı asliyyeleri gereği olarak iyman ve islâmdan nasipleri olan bir çok kimselerin kalplerini ve yollarını nurlandırmıştır.

Esasen, matlûp ve maksudumuz da böyle hayırlı bir sonuca ulaşmak olduğundan, ne kadar memnun ve mesrur olduğumuzu huzurlarınızda açıklamakla, bu sürurumuzu paylaşacağınızılan emin bulunuyorum.

Cenab-ı Hak ve Feyyâz-ı nutlük, cümlemizi ilmiyle âmil, âmeliyle kâmil has kulları zümresine ilhak ve Habib-i edibinin (TÂBIK-UN-NÂ'L-İ BIN-NÂ'L) izinde olarak şefaat-i uzmâsına müstehak ümmet-i merhumesinden eylesin. (Amin).

Bu eserimizi neşreden Ali Bilici ve Salahaddin Demirtaş'a, Dizgi ve baskısını yapan Ozal Matbaası'na, okuyan, okutan ve dinleyen aziz ve muhterem din kardeşlerimin zâhirlerini şeriat-ı Garrayı Ahmediyye ve sünnet-i seniyye-i Muhammediyye ile tezyin ve bâtınlarını aşkulloh, muhabbetullah ve muhabbet-i Resülüllah ile: tenvir buyurduğu fırka-i nâciyyeye idhal buyursun.

(Ve mâ tevfiki illâ billâhi aleyhi tevekkeltü ve ileyhi üniyb).

Mufavvakiyetim, ancak Allahu tâlâ'nın hidayet ve muavenetiyledir.

Ben yalnız ona tevekkül ve itimad ettim, bütün işlerimde rücu'um da ancak onadır, âyet-i celilesiyle sözlerimi bitirirken, hepinize şükranlarımı ve hayır dualarımı te'yid ve tekrar ederim.

EL - HAC

MUZAFFER OZAK

ENVÂR-ÜI.-KULÜB (Kalblerin Nurları)

DERS: 20 MÜNDERECAT:

Münâcat - Ankebut sûre-i celilesinin 57. inci âyet-i kerimesinin tefsiri - Iyi ve güzel âdetlerin yayılmasının yararı, kötü ve çirkin âdetlerin yayılmasının zararı - Sureti gibi siyreti ile de insan olmanın faydaları - Cenaze, cemaatine neler söyler ve nasıl yalvarır - Cennet ni'metleri hakkında Resûl-ü zişânın irâdları - Ezan-i Muhammedi, ilâhi ziyatete davettir - Mü'minlere cennette verilecek ilâhi ziyafet - Ölüm acısını kimler nasıl duyarlar - Mü'minlerin ruhlarını teslim etmeleri nasıl olur - Ölümü tadmak ne demektir?

Bu tadış, mü'minlere neden tailı ve kâfirlere acı gelir - Kâfirlerle münafıkların âhiretteki feci âkibetleri - Mü'minlere mahsus olan sıfatlar nelerdir - Dünya hayatına mağrur olmanın zararları - Ahirete iymansız gitmeğe sebebolan dört şey nedir - Nasıl olursa olsun ibadet ve tâ'ate devam etmenin faydaları - İbadet ve tâ'at bazan şakileri said edebilir - Allahu tealâ' 'ya hüsn-ü zannetmenin faydaları - Su-i zannedenlerin helak olmalarının sebebi - Öğrendiği ilmi başkalarına öğretenlerin hocalarına borçlarını ödemiş olacakları - San'at ehlinin de ustalarına borçlarını aynı şekilde ödemeleri gerektiği - Emane:i ehline tevdi etmek farz olduğu gibi, ehil olmayana vermek de günahtır - Dünya hayatında içilen bir bardak soğuk suyun veya çayın da hesabının sorulacağı - Alimin ölümü, bir âlemin ölümü gibidir - Helâl kazanıp helâl yiyip içmenin faydaları - Musallâ'da cemaati yalan şahitliğe mecbur etmemek için gerçekten iyi insan olmağa çalışmak gerektir. Kabir azabı ve Münker - Nekir sorularına cevap verebilmek için Resûl-ü zişânın bir müjdeleri - ölümü düşünmenin layda ve yararları -

eslin Sallü ala Seyyidinâ Muhammed...

Sallû alâ Şefi-i zünûbinâ Muhammed...

Sallû alâ Şems-id-Duhâ Muhammed...

Sallû alâ Bedr-id-Dücâ Muhammed...

Sallû alâ envâr-1-kulûbinâ Muhammed...

El-evvelü Allah.. El-âhirü Allalı... Ez-zâhirü Allah... El-Bâtınü Allah... Hayrihi ve şerrihi min'Allah... Men kâne fi kalbihi Allah... Fe-mû'inuhu ve nâsıruhu fid-dâreyni Allah...

Rabbişrahli sadri ve yessirli emri vahlûl ukdeten min lisani yefkahu kavli ve ufevvidu emri ilâllah vallahu basiyrün bil-ibâd...

Sübhaneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke ent-el alim-ül hakim...

Sübhaneke lâ fehme lenâ illâ rnâ fehhemtenâ inneke ent-el cevvad-ül kerim...

Sübhaneke mâ arefnâke Hakka mâ'rifetike yâ Mâ'ruf...

Sübhaneke mâ abednâke Hakka ibadetike yâ Mâ'bud...

Sübhaneke mâ zekernâke Hakka zikrike yâ Mezkûr...

Sübhaneke mâ şekernâke Hakka şükrike yâ Meşkûr...

E'ûzü billâhi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillâh-ir-Rahman ir Rahiym Ey Kadir-i Kayyûm.. Yâ Zül-celâli vel-ikrâm... Ey Muhyi ve Mümit ve hüve hayyün lâ-yemût...

Ellerimizi bârigâh-ı zât-ı ahadiyyetine ve gönüllerimizi rahmet-i zât-ı samedaniyyetine açtık... Boyunlarımızı bükerek ve gözyaşlarımızı dökerek bâb-ı lûtfuna geldik, bizleri mahrum ve mahzun eyleme yâ Rabbi... Sen, o zât-ı ecelli â'lâsın ki, rahmet ve merhametine nihayet, nusret ve inayetine haddi gayet yoktur. Allah diyene cevap verirsin, affını dileyeni affedersin, sana yürüyerek gelene, koşarak gelirsin, dilediğine dilediğini verirsin, seni dua ile dâvet edene mutlâka icabet edersin, Allah diyeni boş çevirmezsin... Biz âciz ve günahkâr kullarını Habib-i edibine bağışla ve rahmetine müstagrak eyle yâ Rabbi...

Bilerek veya bilmeyerek, yanılarak veya unutarak işlediğimiz günah ve isyanlarla kararan gönüllerimizi, nazar-1 rahmetin ve inayet-i Rübubiyyetinle arındırarak, Habib-i edibine lâyık olan salihler ve sadıklar ve cemal-i lâ yezâline gönül veren âşıklar zümresine ilhak ve idhal eyle yâ Rabbi... Bizleri yoktan var eden, zelil. iken aziz eyleyen, ana rahminde kudretinle insan şekline koyan, ruh veren, besleyen, el ayak, göz, kulak, kalp ve kalıp bahşeyleyen, en güzel biçimde halkeyleyen, akıl, idrak, hayâ ve iyman ni'metlerinden mahrum etmeyen, VE LEKAD KERREMNÂ BENİ ÂDEME sırrına mazhar buyuran yüce Rabbimiz... Açtık doyurdun, çıplaktık giydirdin, cahildik okuttun, rizayı ilâhine vasıl olabilmemiz için Hak ve hakikat yoluna hidayet lûtfettin, zât-1 ahadiyyetine kul ve Habib-i edibine ümmet olabilmek şeret ve bahtiyarlığı ile mümtaz kıldın, zikrinden, şükründen ve fikrinden nasibedar eyledin, Kur'an-ı azimül-bürhanında biz âcizlere (EY MÜ'MIN KULLARIM!) hitab-1 izzetiyle müstesnâ bir pâye verdin, eğer inayet-i ilâhiyyen ve hidayet-i sübhaniyyen erişmeseydi, bizler bu dosdoğru yolu kendiliğimizden doğrultup çıkaramazdık…. Bizleri, bu fâni dünya âleminde sayamayacağımız ve hattâ saymağa gücümüzün yetmeyeceği kadar bol maddi ve mâ'nevi ni'mer ve mazhariyet- Irinden mahrum bırakmadığın gibi, ebedi âhiret âleminde de ve özellikle vuku'u muhakkak olan Mahkeme-i kübrâ'da yine (EY MU'MIN KULLARIM!) hitabıyla huzur-u izzetine kabul buvurarak, mahşer halkına karşı bu iltifatını izhar ve tekrar eyle yâ Rabbi... Amel defterlerimizi, sağ taraflarımızdan itâ bu-

- 11 -yurarak o müthiş ve korkulu günde lûtf-u âtifetinle imdad ve affu mağfiretinle bizleri dilşâd eyle yâ Rabbi... Küfür ve dalâlelerinden dolayı yüzleri simsiyah kararan, ellerine ve ayaklarına kelepçeler ve bukağılar vurulan; rahmet ve mağfiretinden kovulan, bütün mahşer halki arasında, peygamberler ve veliler huzurunda zelil ve perişan olan şakiler ve âsiler güruhundan eyleme yâ Rabbi... Hesapta bigâne ve mizanda divane olan, yaptıkları zulüm, haksızlık: ve kötülükleri hatırlayarak ellerini ısıran, saçlarını ve sakallarını yolan suçlular gibi yararı olmayan bir pişmanlığa bizleri düşürme yâ Rabbi... Affına eren, fazl-ü kereminle cennetine giren ve cemal-i lâ yezâlini gören âşıklar ve sadıklar zümresine bizleri ve bütün ümmet-i Muhammed'i ilhak eyle yâ Rabbi... Amin bi-hürmeti Seyyid-ilmürseliyn ve bi-hürmeti Tâ-Hâ ve Yâ-Sin...

E'ûzü billâhi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym Küllü nefsin zâ'ika't-ül-mevt siimme ileyna türce'un...

El-Ankebut: 57 (Her nefis ölümü tadıcıdır. Sonra, bize döneceksiniz.)

Ey âşık-ı sadık... Ey rizayı ilâhiyye'ye ragıp, cennet-i â'lâya talip ve cemal-i lâ yezâle âşık ’lan aziz mü'minler:

BİL — BUL — OL....

Bilmeden bulamazsın, bulmadan olamazsın... Bilmek kâfi değildir, bulmak gerektir. Bulmak da kâfi değildir, olmak gerektir. Olamazsan, ham kalırsın, onun için bütün gayret ve himmetinle olmağa çalış... Bilmiş ol ki, olmadan ölenler, gerçekten ölürler. Olanlar ise, ölmez er olurlar... Kaçtır tekrarlayıp duruyorum: Cahiller helâk oldu, âlimler kurtuldu, alimler de helâk oldu, âmiller kurtuldu, âmiller de helâk oldu, an-

cak muhlisler kurtuldu. Onun için ne yapıp yapmalı, ber işimizde ve davranışımızda, her fiil ve hareketimizde ve bilhassa bütün ibadet ve tâ'atlerimizde tam bir ihlâs üzere bulunmalı ve gerçekten muhlislerden olmalıyız. Bu âleme gelen, muhakkak gidecektir. Gelmeseydik, gitmezdik. Toplanmasaydık, dağılmazdık, bir bina yapılmasaydı, yıkılmazdı. Onun için her doğan mutlaka ölecektir.

Ölüm, mahiyet ve hakikatini bilemeyenlere korkunç gelmektedir. Oysa, ölen büsbütün yok olmaz, bir süre gözlerden kaybolur. Cesedi mezara ve ruhu berzah âlemine naklolunur.

Buna rağmen, dünya ile ilgisi ve ilişkisi kesilmez, tam aksine devam eder. Meselâ, bir ülkeye hayırlı ve yararlı bir eser bırakanın, o eserinden insanlar faydalandığı sürece amel defterine sevap yazılır. Allah korusun, bunun zıddı olarak bir ülkeye herhangi bir kötülük getiren ve bırakan kimsenin de, o ülkede getirdiği kötülüklere devam edenler bulunduğu sürece amel defterleri kapanmaz, o kötülüğü işleyenlerin günahlarının bir misli, o kötülüğü getirip yaygınlaştıranlara da yazılır.

Buhari-i şerifin rivayetine göre, Sahib-i şeri'at aleyhi ve âlihi ekmel-üt-tahiyyat efendimiz:

— Bir kimse, iyi ve güzel bir islâm âdetini, bir ülkeye yayarsa, o ülkede o iyi ve güzel amel yapıldıkça, onu yayanın amel defterine bir misli sevap yazılır. (Ne büyük ni'met ve ne yüce bir mazhariyet!) Bunun aksi olarak, bir kimse bir ülkeye kötü ve çirkin bir âdet getirse ve yaysa, o kötü ve çirkin ameli işleyenler devam ettikçe, bu kötü ve çirkin ameli getirip yaygınlaştıranın amel defterine de bir misli günah yazılır. (Ne korkunç bir felâket ve ne müthiş bir âkibet!) Yine bir kimse, başka birisine bir kötülük öğretse ve fakat kendisi o kötülüğü bizzat yapmasa bile, öğrettiği kimse o kötülüğü işledikçe kendisine onu öğretenin de amel defterine bir misli günah yazılır.

Allah rizasıyçün, cami, mektep, çeşme, köprü, hastahane, aşhane ve benzeri hayır müesseseleri yaptıran veya kuranların, o hayır müesseseleri faaliyete devam ettiği sürece amel defterlerine sevap ve hasenât yazılır. Bütün bunların birer sadaka-i

— 13 —câriyye olduklarını, Muhbir-i Sadık aleyhi ve âlihi salâvatullah-il Hâlık efendimiz haber vermişlerdir.

Ağaç dikmek, dikilen ağaçları korumak ve çoğaltmak, çocuk okutmak veya okutturmak, kendisinin veya başkalarının yetimlerini koruyup kollamak, orları doyurmak, giydirmek, tahsil ettirmek, bir san'at ve meslek sahibi etmek de sadaka-i câriyedendir ve bu gibi hayırlı ve yararlı işler işleyenler, büyük sevaplara nail olurlar, cennet ve cemal ile tatyip ve taltif olunurlar.

Çalış gamliları şâdetmeğe, şâdolmak istersen;

Sevindir insanları gamdan azad olmak istersen...

Evet, elinden geliyorsa hemen iyilik yap ve hayır işle!...

Fırsat elde, can kuşu ten kafesinde iken, bu fâni âlemden göç meden, ecel şerbetini Azrail aleyhisselâmın elinden içmeden iyi.

lik ve hayırlarda bulun. Allah korkusuyla titreyen bir kalbe, gözyaşı döken bir çift göze, hayır ve hasenât sahibi ellere, Hak yoluna yürüyecek, yardım ve iyiliğe koşup yetişecek ayaklara, Hakkı zikredecek ve insanlara hakkı ve sabrı tavsiye edecek, dertlileri teselli edecek, gönül alacak bir dile, Hakkı ve bütün yarattıklarını sevecek bir gönüle sahip olmağa çalış. Zira, ölüm peşimiz sıra gelmektedir, bir gölge gibi bizleri takibetmektedir.

Olüm, sana talip iken sen dürıyaya talip olup nefsine ve şeytana uyma, sen de Hakka talip ol ki, o sana talip olsun.

Kendine kabir hazırlama, kendini kabre hazırla! Kula, Rabbinden razı olarak Hak rizasını beklemek gerekir. Kul, Rabbinden razı olmadığı halde onun rizasını beklerse, boşuna beklemiş olur. Muhammed'siz kalpte muhabbet ve muhabbetsiz kalpte de Muhammed sevgisi bulur maz. Eğer, bir kalpte Hakka muhabbetten eser yoksa, o kalp zâhiren mâ'mur gibi görünse de, hakikatte harap ve virandır. Onun için kişi kalbini aşkullah, muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile mâ'mur kılmalıdır ki, o kalbin pencereleri mesâbesinde olan uzuvlarından nûr-u sübhan ve envâr-ı Kur'an zuhura gelebilsin:

Sayfalar 4–13 · Envârü’l-Kulûb III — tarikat.org