ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
47 sonuç · “Cûd”
01Abdurrahman Câmî
Abdurrahman-ı Câmî / Molla Câmî (23 Şâban 817 / 7 Kasım 1414, Harcird – 18 Muharrem 898 / 9 Kasım 1492, Herat); Fars şiirinin son büyük üstadı sayılan Nakşibendî şair ve âlim. Nefehâtü'l-üns müellifi; İbnü'l-Arabî'nin vahdet-i vücûdunu Nakşibendiyye ile kaynaştırmıştır .
Dâvûd-i Kayserî
Dâvûd-i Kayserî (yak. 1260 – 751/1350), Orhan Gazi'nin 1336'da İznik'te açtığı ilk Osmanlı medresesinin ilk müderrisi; vahdet-i vücûdu felsefî mahiyette yorumlayan ilk sûfî müellif ve tabiatı enerjiyle açıklayan bir tabiat filozofu.
Hacı Hâfız Muhammed Ferîd Efendi
Hacı Hâfız Muhammed Ferîd Efendi (ö. 1871), genç yaşta ilim ve irfanıyla tanınan, vahdet-i vücûda dair bir eser kaleme alan ve Medine'de vefat eden Rifâî şeyhidir.
İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî
İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Sirhindî (14 Şevval 971/26 Mayıs 1564 – 8 Safer 1034/20 Kasım 1624, Sirhind); Müceddidiyye'nin pîri ve Mektûbât müellifi. “Müceddid-i elf-i sânî” unvanıyla anılır; vahdet-i vücûdu aşıp vahdet-i şühûd u savunması asırlarca tartışılmıştır.
Kâtip Hacı Mustafa Fevzi Efendi
Eğinli Mustafa Fevzi Efendi (ö. 1924), Gümüşhânevî Ahmed Ziyâeddin ve Hasan Hilmi Efendilerin terbiyesinde yetişen; Bahriye’de kâtiplik yapan, vahdet-i vücûd, râbıta, tarikat âdâbı ve menâkıb üzerine eserler yazan Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir.
Miyân Mîr
Miyân Mîr (957/1550, Sivîstan – 7 Rebîülevvel 1045 / 21 Ağustos 1635, Lahor); Kādirî şeyhi. Vahdet-i vücûdu Hint alt kıtasında en etkili savunan sûfîlerden ; Bâbürlü hânedanının dört kuşağı ona bağlıydı. Amritsar'daki Altın Mâbed'in temel merasimine davet edildiği kaydedilir.
Muhyiddin İbnü'l-Arabî
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (17 Ramazan 560 / 28 Temmuz 1165, Mürsiye – 22 Rebîülâhir 638 / 10 Kasım 1240, Dımaşk); Şeyhü'l-Ekber . el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye ve Fusûsü'l-hikem müellifi. Kendisine mal edilen “vahdet-i vücûd” tabiri eserlerinde bir terim olarak hiç geçmez.
Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi
Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi (1000/1591-92, Eğridere – 1065/1655, İstanbul); Bayramî-Melâmî (Hamzavî) mürşidi, güçlü bir tasavvuf şairi. Takibat sebebiyle zâhiren Halvetî şeyhi olarak faaliyet göstermiştir . 294 beyitlik “Dil-i Dânâ Kasidesi” vahdet-i vücûdun Türkçedeki en iyi anlatımı sayılır.
Prizrenli Abdürrahîm Fedâî
Prizrenli Abdürrahîm Fedâî (ö. 1303/1885), Ezher tahsilli bir müderris; Muhammed Nûru'l-Arabî'nin damadı ve başhalifesi, Üsküp Melâmî tekkesinin kurucusu, şiir ve risâleleriyle üçüncü devre Melâmîliğinin başlıca açıklayıcılarındandır.
Sadreddin Konevî
Sadreddin Konevî (606/1209 dolayları – 673/1274), Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin en yakın takipçisi ve vahdet-i vücûd düşüncesinin ondan sonraki en önemli temsilcisi; tasavvufu “ilm-i ilâhî” olarak tanımlayarak metafizikle buluşturan Konyalı sûfî düşünür.
Seyyid Muhammed Nûru'l-Arabî
Muhammed Nûru'l-Arabî (1813, Mahalletülkübrâ – 29 Cemâziyelâhir 1305/13 Mart 1888, Ustrumca); üçüncü devre Melâmîliğinin pîri . Mısır'dan Rumeli'ye gelip yerleştiği için “Arap Hoca” , Noktatü'l-beyân sebebiyle “Noktacı Hoca” diye tanınır. Tevhidi yedi makamda sistemleştirmiştir.
Şeyh Abdullah Odabaşı Rifâî
Hulefâ-i müşârünileyhimden Abdullâh Efendi berber imiş. Ziyâret-i Haremeyn’e muvaffak olmuş ve azîzinin emr ü işâretiyle Odabaşı’ndaki tekkeyi vücûda getirmişti. Pek âşık, o mertebe sâdık bir zât imiş. Mücâhedesi pek şedîd imiş. Lâtîfeye de meyilleri varmış. Hattâ Haremeyn-i muhteremeyni ziyâret esnâsında dâimâ başında tâc-ı Rufâî’yi bulundurup avdette
Vücûd
Varlık ve bulunma. Tasavvuf dilinde hem genel varoluşu hem de vecd sonucunda Hakk’ı bulma ve huzur bilincini ifade eder. Vahdet-i vücûd bağlamı Hakikî ve kendinden var olan vücûdun yalnız Allah’a ait olduğu; yaratılmışların varlığının bağımlı, mümkün ve tecelliye dayalı bulunduğu görüşü bu kavram çevresinde açıklanır. Bu ifade yaratılmışlarla Allah’ın özdeş olduğu anlamına gelmez. Vecd , mevcûd ve vahdet-i vücûd maddeleriyle birlikte okunmalıdır.
vücûd-ı vâcib
vücûd-ı vâcib a. UaJj ^f) tas. Hak teâlânın varlığı. vücûd-ı zihnî a. (^j j^ Yalnızca zihinde oluşa “vücûd” için kullanılan k lâm terimi. vücûd-nâme a- \< A vücûd + F. nâme] tas. ed. Tasa vufî edebiyatta mutasavvıf şa lerin insanın Allah tarafında yaratılışı ve bütün güzellikle insanda toplaması konusunu ş irleştiren eserler için kullandı ları ortak ad. vücûh a. lAr. ] fik. İslâm h kukunda, ortakların ticarî te rübe ve itibarmı ön plana alan birliği ya da iş ortaklığı anl mmda fıkıh terimi. 697 vürûdi’l-hadîs ^j) vücûh ve nezâ'ir a. an [Ar. ] Kur’ân-ı Kerîm’de bir keke limenin farkh yerlerde kazandığı farklı anlamları bütün yönleriyle inceleyen bilim dah ve bu Ar. alanda yapılan çalışmalarm neavticesinde ortaya çıkan eserlerin airortak adı. an eri vürûd a. (j^J [Ar. ] Hadis biliminşi de, hadisin söylenmesi, oluştuık rulması anlamında kullanılmıştır. hu vürûdi’l-hadîs a. (6jjJI jjJ [Ar] ec bk. esbâbü vürûdi’l-hadîs n iş la Yahudilik öz. a. Semavî dinlerden Hz. Musa’nın Allah’ın elçisi ol rak insanlara tebliğ ettiği İlâh din. yâ sîn a. (^ “Yâsîn suresi” (b bu madde)nin başmda buluna ve kendi adlarıyla okunan har ler için kullanılan terim, b hurûf-ı mukatta'a yâddâşt a. [< F. yâd dâşt] tas. Orta Asya’da yaygı olan Hâcegân silsilesi v Nakşibendiyye tarikatind sûfînin kalbinin her an Hakk’m huzurunda olması anlamınd kullanılan bir terim. b Hâcegân yâdkerd a. [< F. yâd + kerd tas. Orta Asya’da yaygın ola Hâcegân silsilesi v Nakşibendiyye tarikatind sûfînin mürşidinden aldığı zik sürekli olarak kalbinden ve din, linden düşürmemesi anlamında laterim, bk. Hâcegân hî
Sadreddin Konevî Türbesi ve Camii
Konya · Türkiye · 1241 dolaylarında yerleştiği ve ömrünün sonuna kadar yaşadığı Konya'da vefat etti ve buraya defnedildi. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.
Üsküp
Üsküp · Kuzey Makedonya · 1839'da Koçana'dan ayrılıp yerleştiği ve 1874'e kadar irşad faaliyetini sürdürdüğü şehir. Buraya, Koçana'daki müderrisliği sırasında ilk müntesiplerinden olan Üsküp Valisi Hıfzı Paşa'nın daveti üzerine gelmiş ve şehrin ulemâsıyla tanışmıştır. Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Kazanlı Abdülhâlik Efendi'ye burada intisap etti; 1843'te hacca kalabalık bir kafileyle Üsküp'ten çıktı. Vahdet-i vücûd esasına dayanan irşadı sebebiyle 1868'de buradan İstanbul'a şikâyet edildi. Fâtih türbedarı Ahmed Amiş Efendi de kendisini Üsküp'te ziyaret ederek icâzetnâme almıştır.
Malatya (doğum yeri)
Malatya · Türkiye · 606/1209 dolaylarında burada doğdu; İbnü'l-Arabî de babası Mecdüddin İshak'ın daveti üzerine buraya gelmişti. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.
Vâlide-i Atîk Camii Zâviyesi
İstanbul · Türkiye · Üsküdar'daki inzivasının ardından meşihatını ve caminin vâizliğini kabul ettiği zâviye; Karabaşiyye kolu buradan yayılmıştır. İlişkili kişi dosyası Karabaş-ı Velî : Karabaş-ı Velî (1611–1686), Şâbâniyye içinde Karabaşiyye nispetinin pîri; seyrüsülûk, âdâb, halvet ve vahdet-i vücûd üzerine çok sayıda risalenin müellifidir.
Limni
Limnos · Yunanistan · 1090/1679'da sürgün edildiği ve dört yıl kaldığı ada; aynı yıllarda Niyâzî-i Mısrî de burada ikamete mecbur edilmiştir. İlişkili kişi dosyası Karabaş-ı Velî : Karabaş-ı Velî (1611–1686), Şâbâniyye içinde Karabaşiyye nispetinin pîri; seyrüsülûk, âdâb, halvet ve vahdet-i vücûd üzerine çok sayıda risalenin müellifidir.
Dımaşk
Dımaşk · Suriye · İbnü'l-Arabî'nin Malatya'ya gelirken geçtiği güzergâhta; Konevî'nin de Şam bölgesindeki âlim ve sûfîlerle ilişki kurduğu anlaşılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.
Şeyh Şâbân-ı Velî Dergâhı
Kastamonu · Türkiye · İsmâil Çorûmî'ye intisap ettiği ve onun vefatından sonra oğlu Mustafa Muslihuddin'in yanında sülûkünü tamamladığı dergâh; Şâbâniyye'nin pîr makamıdır. İlişkili kişi dosyası Karabaş-ı Velî : Karabaş-ı Velî (1611–1686), Şâbâniyye içinde Karabaşiyye nispetinin pîri; seyrüsülûk, âdâb, halvet ve vahdet-i vücûd üzerine çok sayıda risalenin müellifidir.
Kudüs
Kudüs · Filistin · Câmî'ye göre bir süre Mısır'da ve Kudüs'te bulundu. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.
Ecûdehen (Pakpattan)
Pakpattan · Pakistan · 655'te (1257) Ferîdüddin Mes'ûd Genc-i Şeker'e intisap için gittiği, sonra iki defa daha ziyaret ettiği ve 664'te (1265-66) halife tayin edildiği yer. İlişkili kişi dosyası Nizâmeddin Evliyâ : Nizâmeddin Evliyâ (1238-1325), Baba Ferîd'in halifesi; Delhi yakınındaki Gıyâspûr hankahını ilim, sohbet, semâ ve geniş çaplı sosyal hizmet merkezine dönüştüren Çiştî pîridir.
Arapkir
Malatya · Türkiye · 1020/1611'de doğduğu ve ilk tahsilini yaptığı kasaba; asıl adı Alâeddin Ali'dir. İlişkili kişi dosyası Karabaş-ı Velî : Karabaş-ı Velî (1611–1686), Şâbâniyye içinde Karabaşiyye nispetinin pîri; seyrüsülûk, âdâb, halvet ve vahdet-i vücûd üzerine çok sayıda risalenin müellifidir.
Mekke
Mekke · Suudi Arabistan · Hacca gitti ve bir müddet kaldı. Moğolların Bağdat'ı istilâ ettiği sırada burada olduğunu kendisi belirtir. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.
Rum Mehmed Paşa Camii
İstanbul · Türkiye · 1081/1670'te Üsküdar'a geldiğinde dört yıl inzivaya çekildiği cami. İlişkili kişi dosyası Karabaş-ı Velî : Karabaş-ı Velî (1611–1686), Şâbâniyye içinde Karabaşiyye nispetinin pîri; seyrüsülûk, âdâb, halvet ve vahdet-i vücûd üzerine çok sayıda risalenin müellifidir.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Neccâr-zâde'nin Tevhid Dili: Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Şühûd
Müceddidî aidiyet ile şiirdeki vücûdî dilin birlikte okunması. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
Zühdden Tarikata: Tasavvufun Tarihî Dönemleri
İlk zâhid çevrelerinden tasavvuf dilinin teşekkülüne ve XII. yüzyıl sonrasında kurumsal yolların yaygınlaşmasına uzanan tarih çizgisi
Mesnevîhanlar ve Şerh Geleneği
Mevlevîhâneden cami dersine, sözlü takrirden kapsamlı şerhlere
Melâmiyye Kaynaklarını Okuma Rehberi
İlk OCR dalgasındaki altı Melâmîlik çalışmasını, dönem ve kaynak türü ayrımıyla site omurgasına bağlayan editoryal rehber.
Niyâzî-i Mısrî: Hayat, Sürgün, Eser ve Tesir
Malatya’dan Mısır, Elmalı, Bursa, Rodos ve Limni’ye uzanan hayatı; eserleri, irşadı ve şiirlerinin yorum tarihini birlikte ele alan dosya.
Sun‘ullah Gaybî: Dîvân, Melâmî Hafıza ve Tasavvuf Dili
Kütahya çevresi Sun‘ullah Gaybî XVII. yüzyılın önemli mutasavvıf şairlerindendir. Şiir ve mensur eserleri, Halvetî-Melâmî kavram çevrelerinin, vahdet-i vücûd yorumlarının ve yerel irşad hafızasının kesiştiği bir külliyat oluşturur. Dîvânın dili Gaybî, güç tasavvuf kavramlarını görece sade ve yoğun bir Türkçeyle işler.
Sadreddin Konevî'de Mârifet, Vücûd ve Yöntem
İlm-i ilâhînin konusu Konevî için metafiziğin konusu mutlak vücûddur. İsimler, sıfatlar, mümkünler ve âlem bu konunun nispet ve meseleleri olarak ele alınır; Hakk'ın hakikati sıradan bir tanımın konusu yapılamaz. Bilginin yolları Duyu, akıl, haber ve keşif birbirinin basit alternatifi değildir. Akıl ilişki ve delil kurar fakat kendi şartlarıyla sınırlıdır; k
Abdullah Bosnevi ve Merâtib-i Vücûd
Mertebe neden kullanılır? Merâtib-i vücûd tasnifleri tek varlığın çoğalma hikâyesi değil, mutlaklık, ilim, ruh, misal ve duyulur âlem arasındaki nispetleri açıklama araçlarıdır. Tasnif sayısı müellif ve metne göre değişebilir. Yedili tasnif Ahadiyyet, vahdet, vâhidiyyet, ruhlar, misal, şehâdet ve insan mertebeleri olarak özetlenen yedili düzen, Hakk'ın zâtın
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
MELÂMETİLİK VE MELÂMETÎLER
Avârifü’l-Maârif · 8. bölüm · Bazıları melâmetiyi şöyle tarif etmişlerdir: “Melâmetî, iyiliğini açıklamayan, kötülüğünü de gizlemeyen kimsedir.” Bunu şöyle izâh edebiliriz: Melâmetî; damarlarına varana kadar, b
MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ
Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz
Sayfalar 58–63
Muzaffer Ozak Külliyatı · tadır? Bana yolunu tarif eder misin?) dedi. Diğer haham: (Aman ne yapıyorsun? O şehre sakın gitme. Orada bir sihirbaz vardır) dedi. (Sihri ile âlemi kendine bendetmiştir. Korkarım
Sayfalar 63–68
Muzaffer Ozak Külliyatı · bından, celâlinden korkmadan, O'nu hakkıyle tanımadan Zât-1 ülühiyyetinden şefkat ve merhamet umarsın? O'nu hakkıyle tanı ki, şefkat ve merhamet olunasın. Allahu teâlâ da, kullar d
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · uyandırmaktan gayrı hiçbir işe yaramayan bu iddianızla, Resûl-ü zişânı incittiğiniz gibi, din ve peygamber düşmanlarının ekmeklerine yağ sürdüğünüzün de farkında mısınız? Allahu te
Sayfalar 109–116
Muzaffer Ozak Külliyatı · için Rabbil-âlemiyne dua ederler. Onlar, iyi bilirler ki, dua Allahu tealâ'ya, Resûl-ü müctebâ'ya ve âhiret gününe iyman edenlerin tek merci'i Cenab-ı vâcib-il vücud ve sahib-il ke
Sayfalar 106–111
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle bir âlem açılır ki, bu âlemi seyr-ü temaşa ederken ölüm acısını duymazlar. Zira, âşıklara ölüm bâbında vuslât-ı cemal, hayatlarında ise makam-ı kemal vardır. Bunun için, mü'mi
Sayfalar 104–110
Muzaffer Ozak Külliyatı · verip, duyma nasibi olanlar hemen bu islâm gemisine iltica eylemede. Bu geminin ipi Kur'an, merdiveni ise âmâli-sâlihadır. Bu misali, sizlere anlatmak için söyledim. Allah celle di
Sayfalar 117–124
Muzaffer Ozak Külliyatı · lahu tealâ cûd ve kereminden dilediği kadar verir. O'nun fazl-u kereminin sonu yoktur, diye keyfiyyeti bütün halka duyurdu. Akıl isen ne beye, ne şaha bak; Nükte-i ER-RIZKU ALLAH'a
Sayfalar 112–123
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım