HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kayseri’den Mısır’a uzanan tahsil
Dâvûd b. Mahmûd el-Kayserî, XIII. yüzyılın ikinci yarısında Kayseri çevresinde doğdu. İlk tahsilini Anadolu’da yaptıktan sonra Mısır’a giderek hadis, tefsir, usul ve aklî ilimleri okudu. Şakāik geleneğinin Osmanlı Türkçesi tercümesi, bu ilmî birikime tasavvuf tahsilini de ekler ve onun özellikle tasavvuf ile aklî ilimlerdeki maharetini vurgular.
Sadreddin Konevî mektebi
Dâvûd-ı Kayserî, Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin düşüncesini Sadreddin Konevî çevresinden devralan ikinci kuşak şârihler arasında yer alır. Abdürrezzâk el-Kâşânî ile irtibatı, Fusûsü’l-hikem şerh geleneği içindeki yerini açıklar. Onun tasavvufu yalnız vecd ve menkıbe diliyle değil; varlık, bilgi, nübüvvet ve insan meselelerini kavramsal bir düzen içinde ele alan nazarî bir ilim olarak okuduğu görülür.
Matla‘ ve Fusûs şerhi
En tanınmış eseri, İbnü’l-Arabî’nin Fusûsü’l-hikemine yazdığı Şerhu Fusûsi’l-hikemdir. Eserin başındaki geniş mukaddime, kaynaklarda Matla‘ husûsi’l-kilem fî me‘ânî Fusûsi’l-hikem adıyla anılır. Bu mukaddime ilâhî isimler, varlık mertebeleri, a‘yân-ı sâbite, nübüvvet ve velâyet gibi kavramları sistemli biçimde açıklaması sebebiyle bağımsız bir tasavvuf usulü metni gibi okunmuştur.
İznik medresesi
Şakāik kaydına göre Orhan Gazi onun için İznik’te bir medrese yaptırdı. Osmanlı ilim tarihinin ilk medresesi kabul edilen bu yapıda Dâvûd-ı Kayserî müderrislik yaptı. Bu kayıt, erken Osmanlı medrese kurumu ile tasavvuf metafiziği arasında sonradan kurulmuş yapay bir karşıtlığın tarihî tabloyu açıklamadığını gösterir: aynı kişi hadis, tefsir, usul ve aklî ilimlerle birlikte tasavvuf alanında da eser vermiştir.
Eserleri ve tesiri
Dâvûd-ı Kayserî’ye Fusûs şerhi dışında vahdet-i vücûd, zaman, kader ve aşk üzerine risaleler nispet edilir. Eser listeleri yazma katalogları ve tahkikli neşirlerle karşılaştırılmalıdır; benzer başlıkların farklı müelliflere nispet edildiği nüshalar vardır. Onun şerhi, Osmanlı medrese ve tasavvuf çevrelerinde İbnü’l-Arabî düşüncesinin okunmasında uzun süre temel başvuru metinlerinden biri olmuştur.
Vefat tarihi
Vefat tarihi kaynaklarda 751/1350 civarında gösterilir. İznik’teki görevinin ardından ilmî mirası öğrencilerden çok metinleri ve şerh geleneği üzerinden izlenir. Hayatına ilişkin sınırlı tarihî kayıtlar, sonradan üretilmiş ayrıntılarla doldurulmadan korunmalıdır.