HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve yaşadığı dönem
Kemâlüddîn Abdürrezzâk b. Ebi'l-Ganâim Muhammed el-Kâşânî, tasavvufî tefsir, terim sözlükleri ve klasik metin şerhleriyle XIII. yüzyıl sonu ile XIV. yüzyıl başının en etkili sûfî müelliflerinden biridir. İran'da Kum ile İsfahan arasındaki Kâşân şehrine nispet edilir. Kaynaklarda memleketinin ve nisbesinin Kâsân, Kâşân, Kāşân ve Kâşî gibi farklı yazılışlarına rastlanır.
Doğum tarihi bilinmez. İlhanlı hükümdarları Olcaytu Han ile Ebû Said Bahadır Han dönemlerinde yaşadı. Vefatı için 730/1330 ve 736/1335 tarihleri nakledilir; sonraki araştırmalarda 736/1335 daha güçlü kabul edildiğinden sayfanın künyesinde bu tarih esas alınmıştır. Kâtib Çelebi'nin onu XV. yüzyıl tarihçisi Abdürrezzâk es-Semerkandî ile karıştırması, bazı kataloglarda süren kimlik karmaşasının başlıca kaynağıdır.
Sühreverdî terbiyesi
Kâşânî dinî ilimlerin yanında felsefe eğitimi aldı. Tasavvuf terbiyesini Sühreverdî şeyhlerinden Abdüssamed b. Ali en-Netanzî'nin yanında tamamladı ve ondan hırka giydi. Bu silsile Abdüssamed en-Netanzî ve Necîbüddin b. Büzgaş vasıtasıyla Avârifü'l-maârif müellifi Şehâbeddin Ömer es-Sühreverdî'ye ulaşır.
İzzeddin el-Kâşî ile birlikte yalnız şeyhinin değil; İsfahan, Kâşân, Sâve, Şîraz ve Bağdat'taki başka Sühreverdî şeyhlerinin sohbetlerine de katıldı. Böylece ahlâk, fütüvvet, seyrüsülûk ve tekke terbiyesine ilişkin ilk kavrayışı Sühreverdî çevresinde biçimlendi. Ekberî düşünceye daha sonra yönelmesi bu terbiyeyi ortadan kaldırmadı; eserlerinde iki birikimi farklı ağırlıklarla bir araya getirdi.
İbnü'l-Arabî düşüncesini sistemleştirmesi
Şeyhi Abdüssamed en-Netanzî'nin vefatından sonra Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin eserlerine yoğunlaştı. Sadreddin Konevî, Müeyyidüddin Cendî, Saîdüddin Fergānî ve Fahreddîn-i Irâkī'nin taşıdığı Ekberî düşünceyi ilmî ve felsefî bir dille açıklayan en etkili isimlerden biri oldu. İbnü'l-Arabî'yi yalnız tekrar etmedi; kavramlarını sınıflandırdı, metinlerini şerhetti ve kendine mahsus bir hikmet dili geliştirdi.
Alâüddevle-i Simnânî ile vahdet-i vücûd hakkındaki mektuplaşmaları dönemin tasavvuf düşüncesindeki en önemli tartışmalardandır. Bu yazışmalar, Kâşânî'nin karşı görüşleri dikkate alan fakat kendi ontolojik çerçevesini savunan ilmî tavrını gösterir. İranlı sûfî çevrelerde İbnü'l-Arabî'ye karşı mesafenin azalmasında eserlerinin büyük payı oldu.
Tasavvuf terimlerini bir ilim dili hâline getirmesi
Istılâhâtü's-sûfiyye, yaklaşık 500 tasavvuf terimini ebced düzeninde açıklayan temel bir sözlüktür. Kâşânî önsözünde eserlerini özel tasavvuf terimleriyle yazdığını, okuyucuların bu dili anlamakta zorlandığını ve bu sebeple açıklayıcı bir kitap hazırladığını belirtir. Metin, Şemseddin Fenârî'nin ta‘likine ve Haydar el-Âmülî'nin yeniden düzenlemesine konu olmuş; Doğu ve Batı dillerine çevrilmiştir.
Reşhu'z-zülâl bu sözlük çalışmasının genişletilmiş biçimidir. Letâifü'l-i‘lâm fî işârâti ehli'l-ilhâm ise 1.785 terimi açıklayan çok daha kapsamlı bir tasavvuf sözlüğüdür. Bu üç eser birbirinin aynı değildir; Kâşânî'nin kavramları kısa tariften ayrıntılı açıklamaya doğru farklı ölçeklerde işlediğini gösterir. Sitenin sözlük omurgası için de başlıca klasik kaynaklardan biridir.
Te’vîlâtü'l-Kur’ân ve yanlış nispet meselesi
Te’vîlâtü'l-Kur’ân, İbnü'l-Arabî'nin geliştirdiği kavramları kullanan tasavvufî bir Kur'an yorumudur. Sûre sırasını takip eder fakat her âyeti aynı genişlikte ele almaz; işârî yorumla birlikte yer yer lafzî açıklamalara da yer verir. Eser daha geniş hacimli Hakāiku't-te’vîl fî dekāiki't-tenzîl çalışmasının te’vil bölümleriyle ilişkilidir.
Kitap uzun süre yanlışlıkla İbnü'l-Arabî'ye nispet edilmiş ve Tefsîru İbni'l-Arabî adıyla defalarca basılmıştır. Yazma kayıtları ve modern araştırmalar eserin Abdürrezzâk el-Kâşânî'ye aidiyetini ortaya koymuştur. Bu yüzden kütüphane kayıtlarında veya eski baskılarda görülen “İbnü'l-Arabî tefsiri” başlığı müelliflik için güvenilir değildir.
Şerhleri ve fütüvvet eseri
Kâşânî'nin Şerhu Fusûsi'l-hikemi, İbnü'l-Arabî'nin en yoğun metnini açıklayan klasik şerhler arasında özel bir yere sahiptir. Daha sonra Fusûs şerhi yazan Dâvûd-ı Kayserî başta olmak üzere birçok müellif ondan yararlandı. Şerhu Menâzili's-sâirînde Hâce Abdullah-ı Herevî'nin makamlar sistemini açıkladı; Afîfüddin et-Tilimsânî'nin şerhinden yararlanırken kendi yorumlarını da geliştirdi.
Tuhfetü'l-ihvân fî hasâisi'l-fityân, Sühreverdî çevresinin fütüvvet anlayışını işleyen güvenilir kaynaklardandır. Önce Arapça, ardından bazı değişikliklerle Farsça yazılan eser; Avârifü'l-maârif ile Gazzâlî'nin İhyâsından geniş ölçüde faydalanır. Kâşânî ayrıca kader ve insan iradesi, Âyetü'l-kürsî, cuma sûresi, abdallar ve Kümeyl hadisi hakkında risaleler kaleme aldı. Modern araştırmalarda risalelerle birlikte yaklaşık otuz beş eseri tespit edilmiştir.
Öğrencileri ve sonraki tesiri
Dâvûd-ı Kayserî, Kâşânî'nin tasavvuf yolundaki önde gelen öğrencisidir. Kayserî'nin Fusûs şerhi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinde yürüttüğü tedris, Kâşânî'nin kavram dilini erken Osmanlı düşüncesine taşıdı. Kādî Saîd Kummî de tanınmış talebeleri arasında zikredilir.
Şemseddin Fenârî, Haydar el-Âmülî, Hüsâmeddin-i Bitlisî ve daha sonraki Ekberî müellifler eserlerini şerh, ihtisar veya ta‘lik yoluyla kullandı. İsmâil Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-beyânı ile Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî'nin Câmiu'l-usûlü gibi geç dönem eserlerde de tesiri görülür. Böylece Kâşânî'nin mirası tek bir tarikat zincirinden çok, sözlük, tefsir, şerh ve tedris yoluyla yayılan geniş bir ilmî ağ meydana getirdi.