Ara
Menü

Müeyyidüddin Cendî

Müeyyidüddin Cendî (ö. 1292 [?]), Türkistan’daki Cend’den ayrılıp Sadreddin Konevî’ye on yıl hizmet eden; Bağdat ve Sinop’ta irşad edip Füsûsü’l-hikem’in sonraki şerh geleneğine kaynaklık eden ilk tam şerhini yazan sûfî müelliftir.

Vefat
1292
Unvan
Sadreddin Konevî’nin halifesi, Füsûsü’l-hikem’in ilk tam şârihi ve sûfî şair

Cend’den ayrılışı

Ebû Abdullah Müeyyidüddin b. Mahmûd b. Sâid el-Cendî, Türkistan’daki Cend şehrinde doğdu. Doğum tarihi ve hayatının ilk yılları bilinmez. “Cenedî” biçimi Yemen’deki Cened kasabasıyla karışmaya yol açtığından, doğduğu şehre uygun Cendî nisbesi kullanılmalıdır.

Tasavvufa yönelişi

Nefhatü’r-rûh’ta anlattığına göre tasavvufa yönelme isteği yakın çevresinin muhalefetiyle karşılaştı. Bir Kur’an meclisinde işittiği Tevbe sûresinin 24. âyetini kendisi için bir karar işareti saydı. Annesinden kalan mirası babasına, eşinin mehrini de kendisine bırakarak hacca gitmek üzere Cend’den ayrıldı. Bu anlatı, kendi eserindeki otobiyografik kayıt olmakla beraber yaşadığı iç dönüşümü edebî ve manevî bir dille aktarır.

Sadreddin Konevî’ye on yıl hizmet

Konya’da Sadreddin Konevî’nin sohbetlerine katıldı ve ona on yıl hizmet etti. Sülûkünü Konevî’nin yanında tamamladı. İbnü’l-Arabî’ye bağlılığı da doğrudan görüşmeye değil, onun halifesi ve başlıca yorumcusu Konevî’nin tedrisine dayanır. Bu sebeple Cendî hem irşad silsilesinin hem Ekberî metin aktarımının önemli bir halkasıdır.

Bağdat ve Sinop

Konevî’nin 673/1274’te vefatından sonra Bağdat’a giderek onun halifesi sıfatıyla irşad faaliyetinde bulundu. Burada mehdîlik iddiasında bulunan bir kişiye karşı çıkması yüzünden sıkıntı yaşadığı aktarılır; İbnü’l-Arabî’nin Mevâkıʿu’n-nücûm adlı eserini de Bağdat’ta şerhetti. Daha sonra Pervâneoğulları idaresindeki Sinop’a geçti ve Farsça Nefhatü’r-rûh’u burada yazdı.

Füsûs şerhinin önemi

Sadreddin Konevî, İbnü’l-Arabî’nin Füsûsü’l-hikem’inin girişini Cendî için sözlü olarak açıkladı. Cendî, şeyhinin teşvikiyle eserin tamamını şerh etti. Bu metin Füsûs’un ilk tam şerhi kabul edilir ve Câmî başta olmak üzere sonraki şârihler tarafından temel kaynaklardan biri sayılır. Yazıcıoğlu Mehmed’in el-Müntehâ’sı ve Ahmed Bîcan’ın Türkçe tercümesi üzerinden Osmanlı tasavvuf yazıcılığına da tesir etti.

Nefhatü’r-rûh

Sinop’ta tasavvufa ilgi duyan itibarlı bir kadının talebiyle kaleme aldığı Farsça Nefhatü’r-rûh ve tuhfetü’l-fütûh, mârifetullah, ilâhî isimler, insan-ı kâmil ve tasavvufî halleri işler. Eser aynı zamanda müellifin hayatına dair başlıca birinci şahıs kaynağıdır.

Diğer eserleri

ed-Dürerü’l-gāliyât, zâhiren ve bâtınen mâsivâdan tecerrüde dair muhtasar, bir divan ve Kasîdetü’l-gaybiyye günümüze ulaştığı veya kataloglarda kaydedildiği bilinen eserleridir. Kendisinin atıf yaptığı Ulûm-i Ahadî ve Maârif-i Ahmedî, Hulâsatü’l-irşâd, İrşâdü’l-kemâlât, Kitâbü’l-Esmâ ve bazı başka metinler bugün elde değildir.

Vefat tarihindeki belirsizlik

Vefat yeri ve tarihi kesin değildir. 691/1292 kaydı yaygın olmakla beraber 695/1296 ve 700/1301 tarihleri de verilmiştir. Bu sebeple 1292 yılı sayfada kesinlik işareti olmadan kullanılmalı; Sinop’taki son yılları ile defin yeri birbirinden çıkarımla tamamlanmamalıdır.

COĞRAFÎ HAFIZA4 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi4 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Şerhin şerhleri

Cendî'nin Füsûs şerhinin sonraki şârihler ve Osmanlı tasavvuf yazıcılığı üzerindeki izi.

Metni gösterMetni daralt

Abdurrahman-ı Câmî, Cendî'nin şerhi hakkındaki hükmünü tereddütsüz verir: “Öbür Füsûs şerhlerinin kaynağı Cendî'nin şerhidir. Bu şerhte diğer eserlerde bulunan birçok hakikat vardır.” Bu tesir iki metinde açıkça izlenir: Baba Rüknî diye tanınan Rükneddin Mes‘ûd b. Abdullah eş-Şîrâzî'nin Nusûsü'l-husûs fî tercemeti'l-Füsûs'u ile Câmî'nin kendi Nakdü'n-nusûs fî şerhi Nakşi'l-Füsûs'u.

Anadolu'daki uzantısı ayrı bir halkadır: Hacı Bayrâm-ı Velî'nin halifelerinden Yazıcıoğlu Mehmed, Cendî'nin şerhine el-Müntehâ adıyla bir şerh yazmış; kardeşi Ahmed Bîcan bu şerhi Kitâbü'l-Müntehâ ale'l-Füsûs adıyla Türkçe'ye çevirmiştir. Metnin kendisi Süleymaniye Kütüphanesi'nde çeşitli nüshalarla mevcuttur (Nâfiz Paşa, nr. 538; Şehid Ali Paşa, nr. 1240, 1241; Kılıç Ali Paşa, nr. 606; Lâleli, nr. 1417).

Çerçeve. Zincirin şekli dikkate değerdir: bir şerh, önce şerhe konu olmuş, sonra o şerhin tercümesiyle Türkçe'ye geçmiştir. Cendî'nin metni böylece Ekberî düşüncenin Arapça-Farsça çevresinden Osmanlı Türkçesine taşınmasında bir ara istasyon işlevi görmüştür. Sonraki Füsûs şerhlerinde karşılaşılan pek çok yorumun ilk kaynağı aranırken bu ilk halka gözden kaçırılmamalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 1 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Kutublar kutbu ve insân-ı kâmil

Cendî'nin İbnü'l-Arabî'yi tanıtırken kullandığı iki tavsif ve bunun Konevî'ye intisabıyla ilişkisi.

Metni gösterMetni daralt

Nefhatü'r-rûh'ta kendi hayat hikâyesini anlatan Cendî, Sadreddin Konevî'ye ulaşışını tarif ederken şeyhini “kutublar kutbu” ve “insân-ı kâmil” diye tanıttığı Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin halifesi olarak takdim eder. Yani kendi bağını doğrudan Konevî'ye değil, Konevî üzerinden İbnü'l-Arabî'ye kurar.

Çerçeve. Bu iki tavsif, Cendî'nin Ekberî geleneğe bakışının anahtarıdır: İbnü'l-Arabî'yi bir müellif ya da bir şeyh olarak değil, velâyet hiyerarşisinin zirvesindeki şahsiyet olarak konumlandırır. Kendisinin Füsûsü'l-hikem'i ilk defa tam olarak şerhetmiş olması da bu tavırla tutarlıdır — şerh, bir kitabın açıklaması değil, kutbun sözünün açılması sayılmıştır. Cendî'nin İbnü'l-Arabî ile hiç görüşmediği, bağın tamamen Konevî'nin tedrisi üzerinden kurulduğu unutulmamalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Cend · KazakistanCendCendî'nin doğduğu şehir; nisbesi buradan gelir. Doğum tarihi, ailesi ve ilk yılları hakkında bilgi yoktur. Nisbesinin bazı kaynaklarda “Cenedî” biçiminde kaydedilmesi yanlıştır — Cened, Yemen'de bir kasabanın adıdır. Tasavvufa yönelme kararından sonra annesinden kalan mirası babasına bağışlayıp hanımına mehrini ödeyerek hacca gitmek üzere buradan ayrıldı. Tarihî şehrin bugünkü yeri kesinleştirilmediğinden koordinat verilmemiştir.Konya · TürkiyeSadreddin Konevî ZâviyesiCendî'nin Sadreddin Konevî ile muhtemelen ilk defa görüştüğü ve sülûkünü tamamladığı yer. Şeyhine on yıl hizmet etti. Füsûsü'l-hikem 'in girişini Konevî kendisi için sözlü olarak şerhetmiş, Cendî o sırada mazhar olduğu feyizle eserin bütün muhtevasını bu şerhin içinde bulmuş, daha sonra Konevî'nin arzusu üzerine eserin tamamını şerhetmiştir. Koordinat Konya şehir merkezine göredir.Bağdat · IrakBağdatKonevî'nin 673'te (1274) vefatı üzerine Cendî'nin gidip onun halifesi sıfatıyla irşad faaliyetinde bulunduğu şehir. Burada mehdîlik iddiasında bulunan bir şahsa karşı çıkınca bir süre sıkıntı çekti. İbnü'l-Arabî'nin Mevâkı‘u'n-nücûm adlı eserini de burada şerhetti; bu şerh günümüze ulaşmamıştır.Sinop · TürkiyeSinopBağdat'tan ayrılan Cendî'nin gittiği, o sırada Pervâneoğulları'nın hâkimiyeti altındaki şehir. Farsça Nefhatü'r-rûh ve tuhfetü'l-fütûh 'u, Farsça bilen ve tasavvufa ilgi duyan itibarlı bir hanımın ricası üzerine burada yazdı. Vefat tarihi ve yeri kesin olarak bilinmemektedir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Early Best-sellers in the Akbarian Tradition: The Dissemination of Ibn ‘Arabi’s Teaching Through Sadr al-din al-Qunawi
  2. [2]Yerel tasavvuf ve Ekberîlik kaynakları
Ortak kaynak kataloğunu aç →