HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Cend’den ayrılışı
Ebû Abdullah Müeyyidüddin b. Mahmûd b. Sâid el-Cendî, Türkistan’daki Cend şehrinde doğdu. Doğum tarihi ve hayatının ilk yılları bilinmez. “Cenedî” biçimi Yemen’deki Cened kasabasıyla karışmaya yol açtığından, doğduğu şehre uygun Cendî nisbesi kullanılmalıdır.
Tasavvufa yönelişi
Nefhatü’r-rûh’ta anlattığına göre tasavvufa yönelme isteği yakın çevresinin muhalefetiyle karşılaştı. Bir Kur’an meclisinde işittiği Tevbe sûresinin 24. âyetini kendisi için bir karar işareti saydı. Annesinden kalan mirası babasına, eşinin mehrini de kendisine bırakarak hacca gitmek üzere Cend’den ayrıldı. Bu anlatı, kendi eserindeki otobiyografik kayıt olmakla beraber yaşadığı iç dönüşümü edebî ve manevî bir dille aktarır.
Sadreddin Konevî’ye on yıl hizmet
Konya’da Sadreddin Konevî’nin sohbetlerine katıldı ve ona on yıl hizmet etti. Sülûkünü Konevî’nin yanında tamamladı. İbnü’l-Arabî’ye bağlılığı da doğrudan görüşmeye değil, onun halifesi ve başlıca yorumcusu Konevî’nin tedrisine dayanır. Bu sebeple Cendî hem irşad silsilesinin hem Ekberî metin aktarımının önemli bir halkasıdır.
Bağdat ve Sinop
Konevî’nin 673/1274’te vefatından sonra Bağdat’a giderek onun halifesi sıfatıyla irşad faaliyetinde bulundu. Burada mehdîlik iddiasında bulunan bir kişiye karşı çıkması yüzünden sıkıntı yaşadığı aktarılır; İbnü’l-Arabî’nin Mevâkıʿu’n-nücûm adlı eserini de Bağdat’ta şerhetti. Daha sonra Pervâneoğulları idaresindeki Sinop’a geçti ve Farsça Nefhatü’r-rûh’u burada yazdı.
Füsûs şerhinin önemi
Sadreddin Konevî, İbnü’l-Arabî’nin Füsûsü’l-hikem’inin girişini Cendî için sözlü olarak açıkladı. Cendî, şeyhinin teşvikiyle eserin tamamını şerh etti. Bu metin Füsûs’un ilk tam şerhi kabul edilir ve Câmî başta olmak üzere sonraki şârihler tarafından temel kaynaklardan biri sayılır. Yazıcıoğlu Mehmed’in el-Müntehâ’sı ve Ahmed Bîcan’ın Türkçe tercümesi üzerinden Osmanlı tasavvuf yazıcılığına da tesir etti.
Nefhatü’r-rûh
Sinop’ta tasavvufa ilgi duyan itibarlı bir kadının talebiyle kaleme aldığı Farsça Nefhatü’r-rûh ve tuhfetü’l-fütûh, mârifetullah, ilâhî isimler, insan-ı kâmil ve tasavvufî halleri işler. Eser aynı zamanda müellifin hayatına dair başlıca birinci şahıs kaynağıdır.
Diğer eserleri
ed-Dürerü’l-gāliyât, zâhiren ve bâtınen mâsivâdan tecerrüde dair muhtasar, bir divan ve Kasîdetü’l-gaybiyye günümüze ulaştığı veya kataloglarda kaydedildiği bilinen eserleridir. Kendisinin atıf yaptığı Ulûm-i Ahadî ve Maârif-i Ahmedî, Hulâsatü’l-irşâd, İrşâdü’l-kemâlât, Kitâbü’l-Esmâ ve bazı başka metinler bugün elde değildir.
Vefat tarihindeki belirsizlik
Vefat yeri ve tarihi kesin değildir. 691/1292 kaydı yaygın olmakla beraber 695/1296 ve 700/1301 tarihleri de verilmiştir. Bu sebeple 1292 yılı sayfada kesinlik işareti olmadan kullanılmalı; Sinop’taki son yılları ile defin yeri birbirinden çıkarımla tamamlanmamalıdır.