Ara
Menü

Sadreddin Konevî

Sadreddin Konevî (606/1209 dolayları – 673/1274), Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin en yakın takipçisi ve vahdet-i vücûd düşüncesinin ondan sonraki en önemli temsilcisi; tasavvufu “ilm-i ilâhî” olarak tanımlayarak metafizikle buluşturan Konyalı sûfî düşünür.

Doğum
1207
Vefat
1274
Unvan
Ekberî düşüncenin sistemleştiricisi, muhaddis ve ilm-i ilâhî müellifi

Ailesi ve doğumu

Malatya'da dünyaya geldi; yaygın görüşe göre doğum tarihi 606/1209 dolaylarıdır. Babası Mecdüddin İshak hem önemli bir mutasavvıf ve âlim hem de Anadolu Selçuklu Devleti'nde üst düzey bir yöneticiydi; kaynaklar onun Selçuklu sarayı ile Abbâsîler arasında elçilik görevlerinde bulunduğunu kaydeder. Sarayda şehzadelere hocalık yaptığı için bazı rivayetlerde “sultanın şeyhi” diye anılır.

Annesinin saraya mensup olduğu nakledilir, ancak bu mensubiyetin mahiyeti tartışmalıdır: bir kısım menkıbe onu hükümdarın kız kardeşi, bir kısmı sultanın âzatlı câriyesi gösterir. Konevî için söylenen “sultan oğlu” nitelemesi bu rivayetlere dayanır ve muhtemelen Mevlevî kaynaklarındaki, onun zâhidliği önemsemeyen “mülûkâne” yaşantısına dair anlatılara da kaynaklık etmiştir.

İbnü'l-Arabî ile ilişkisi

Babasının ona bıraktığı en önemli miras, âlim ve mutasavvıflarla kurduğu dostluklardı; bunların başında Muhyiddin İbnü'l-Arabî gelir. İbnü'l-Arabî, Mekke'de tanıştığı Mecdüddin İshak'ın daveti üzerine Dımaşk, Urfa ve Diyarbekir yoluyla Malatya'ya gelmiş, bir süre onunla kalmıştı. Mecdüddin Konya'ya gittiğinde İbnü'l-Arabî de onunla birlikte yahut kısa süre sonra Konya'ya geçti; bu ilişkiler sayesinde Selçuklu sarayı nezdinde itibar kazandı ve sultanlarla yazıştığı bilinmektedir.

Konevî dokuz on yaşlarındayken babasını kaybetti. İbnü'l-Arabî'nin onun dul eşiyle evlendiği ve böylece Konevî'nin üvey babası olduğu rivayet edilir; bu evliliğin gerçekleşip gerçekleşmediğini kesinleştirmek güçtür. Kesin olan, ilişkinin İbnü'l-Arabî'nin vefatına (638/1240) kadar sürdüğüdür. Konevî bu ilişkinin bir şeyh-mürid ilişkisi gibi başlayıp sonra entelektüel bir arkadaşlığa dönüştüğünü, onun özel tasavvufî tecrübe ve bilgilerine ortak, dahası vârisi olduğunu söyler. Ölümünden sonra da İbnü'l-Arabî ile “vâkıa”larda görüştüğünü aktarır.

Üslûp farkı: sûfî hakîm ve hakîm sûfî

Bu güçlü bağa rağmen ikisi arasında belirgin üslûp ve yaklaşım farkları vardır. İbnü'l-Arabî, Konevî kadar sistemli ve düzenli bir müellif sayılmaz; muhatap kitlesi daha geniştir ve temsil ettiği tip geleneksel anlamıyla âlim tipidir. Tasavvufun çok özel bir alanında eser veren Konevî'nin üslûbu ise olabildiğince felsefîdir. Gelenek bu farkı iki düşünürü tanımlayan bir sözle özetler: “İbnü'l-Arabî sûfî hakîm, Konevî ise hakîm sûfîdir.”

Konya'ya yerleşmesi ve seyahatleri

İbnü'l-Arabî'nin ölümünden bir süre sonra, muhtemelen 1241'de Konya'ya gitti ve hayatının sonuna kadar burada yaşadı. Mısır, Şam ve Hicaz'a gittiği, oradaki âlim ve sûfîlerle ilişki kurduğu anlaşılmaktadır; Câmî bir süre Mısır ve Kudüs'te bulunduğunu, hacca gidip bir müddet orada kaldığını yazar. Kendisi, Moğolların Bağdat'ı istilâ ettiği sırada Mekke'de olduğunu belirtir. Konya'da vefat etti ve orada defnedildi.

Evhadüddîn-i Kirmânî ve çevresi

Babasının ve İbnü'l-Arabî'nin arkadaşı olan Evhadüddîn-i Kirmânî ile Sa'deddîn-i Hammûye'ye yakındı. Menkıbeler İbnü'l-Arabî'nin Konevî'yi Kirmânî'ye emanet ettiğini ve birlikte hacca gittiklerini aktarır. Konevî'nin, Kirmânî'den aldığı seccadenin teberrüken mezarına konulmasını vasiyet etmesi bu bağlılığın işaretidir. Bir menkıbede “İki âlimden yararlandım: biri Evhadüddin, diğeri İbnü'l-Arabî'dir” dediği nakledilir.

Mevlânâ ile dostluğu

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile yakın dostluğu bilinir; Mevlânâ'nın cenaze namazını Konevî'nin kıldırmasını vasiyet etmesi bu dostluğun kanıtı sayılır. Buna karşılık Mevlevî kaynaklarında yer alan menkıbelerin önemli bir kısmı, tasavvuf muhitlerinde anlatılan hadiselerin bu iki isimle ilişkilendirilerek kurgulanmış görünmektedir. Anadolu'da gelişen iki büyük ekol —Ekberî-Konevî geleneği ile Mevlevîlik— arasındaki farkları vurgulayan bu anlatılarda Mevlânâ geleneksel anlamıyla bir mutasavvıf, Konevî ise tasavvuf kitaplarında tanımlanan ehl-i zâhir olarak tasvir edilir; üst düzey kesimlerle irtibatının bir tür böbürlenme anlamına geldiği ima edilir. Bu tasvirlerin tarihî bir hükümden çok ekoller arası bir konumlanma olduğu göz önünde tutulmalıdır.

Tasavvufu metafizik olarak kurması

Konevî, İbnü'l-Arabî ile birlikte tasavvufu yeni bir aşamaya taşımıştır. Serrâc, Kuşeyrî ve Kelâbâzî gibi öncekilerin elinde tasavvuf bir “bâtınî fıkıh”tı ve Sünnîliğin itikadî-amelî ilkeleriyle uyum içinde yorumlanıyordu. İbnü'l-Arabî ve Konevî döneminde ise tasavvuf, hadis ve fıkıh gibi dinî ilimlere göre değil, başta felsefe olmak üzere İslâm düşüncesinin teorik ilimlerine göre ele alınmaya başlandı.

Konevî tasavvufu doğrudan “ilm-i ilâhî” yani metafizik olarak tanımlar. Ona göre felsefî ilimlerde metafizik tikel ilimlerle nasıl bir ilişki içindeyse, sûfîlerin bilgi alanına adını veren ilm-i ilâhî de aynı işlevi görür. Böylece Kindî, Fârâbî ve İbn Sînâ ile oluşan, Gazzâlî ile belli ölçüde zayıflayan metafizik tasavvurunu tasavvufî tecrübe ekseninde yeniden yorumlar.

İbn Sînâ'dan ayrıldığı nokta

Temel eseri Miftâhu'l-gayb'da ilimlerin sınıflandırılmasına dair yerleşik hususları benimser ve metafiziğin bir ilim olması üzerinde durur. Bir ilmin herkesçe kabul edilmiş, tartışmaya açık olmayan bir konusu bulunmalıdır. İbn Sînâ metafiziğin konusunu “varlık olmak bakımından varlık” saymış, Tanrı'nın varlığının herkesçe kabul edilmediğini, dolayısıyla konu değil kanıtlanacak bir mesele olduğunu söylemişti. Konevî ise metafiziğin konusunu doğrudan Tanrı'nın varlığı olarak belirler ve meseleyi “varlık olmak bakımından varlık haktır” cümlesiyle başka bir boyuta taşır.

Bu belirleme ona ilmi farklı adlarla anma imkânı verir: ilm-i ilâhî, mârifetullah, ilm-i tahkīk. Aynı kökten gelen muhakkik ise onun yalnız sûfîler için değil, gerçek kelâm ve felsefe bilginleri için de kullandığı bir isimdir — ilimler arası ilişkilerde takındığı olumlu tavrın işaretidir. Metafiziğin meselesi Tanrı-âlem irtibatını açıklamaktır; ilâhî isimler ise bu irtibatı düşünmeyi mümkün kılan araç ve ilkelerdir. Böylece ilâhî isimler yeni dönem tasavvufunun en önemli araştırma alanı hâline gelmiştir.

Metafiziğin düzenleyici görevi

Konevî'ye göre metafizik ilimlerin en şereflisi ve en üstünüdür; sahih ilhamla bâtıl ilhamı, keşif türlerini doğru değerlendirmeye imkân verir. Bu, onun üst ve düzenleyici bir ilim olmasıyla ilgilidir. Dolayısıyla metafizik yapan muhakkik, bütün sûfîleri ve onların bilgilerini değerlendirebilecek konumdadır. Bu görev tanımı, İbn Sînâ'nın metafiziğe yüklediği işlevin tasavvuf alanına taşınmış hâlidir.

COĞRAFÎ HAFIZA6 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi6 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 6 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Konya'ya gelişi ve eşraf çocuğunun şifası

Konya'ya yerleşmesinin, şehir eşrafından birinin oğlunu iyileştirmesiyle ilişkilendirilmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Konevî'nin İbnü'l-Arabî'nin vefatından sonra Konya'ya gelişi, bir menkıbede Konya eşrafından birinin oğlunu tedavi etmesiyle irtibatlandırılır.

Çerçeve. Konya'ya 1241 dolaylarında yerleştiği ve ömrünün sonuna kadar orada kaldığı kaynaklarca sabittir; yerleşmesini bir şifa hadisesine bağlayan anlatı ise gelenek içinde kurulmuş bir sebep açıklamasıdır. Bir olayın tutanağı değil, şehirle kurulan bağın menkıbe diline dökülmüş hâlidir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sadreddin Konevî”, c. 35, s. 420-425.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Çocuk yaşta ağır riyâzetler

Henüz küçükken tahammülü güç riyâzetlere girdiğine dair anlatılar.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Menkıbelerde Konevî'nin henüz küçük yaştayken tahammülü güç, ağır riyâzetlere girdiğinden söz edilir.

Çerçeve. Bu anlatıların tarihî değeri, riyâzetin ayrıntısında değil işaret ettiği durumdadır: Konevî çocukluğundan itibaren tasavvufî hayatın içinde bulunmuştur. Babasının çevresi ve İbnü'l-Arabî ile kurulan erken temas bunu destekler.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 420-425.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

İbnü'l-Arabî'nin üvey babası olması rivayeti

Mecdüddin İshak'ın vefatından sonra İbnü'l-Arabî'nin dul eşiyle evlendiğine dair aktarım.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Mecdüddin İshak'ın vefatı üzerine İbnü'l-Arabî'nin onun dul eşiyle evlendiği ve böylece Konevî'nin üvey babası olduğu rivayet edilir.

Çerçeve. Bu evliliğin gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek güçtür ve kaynaklarda kesin bir dayanağı yoktur. Rivayetin işlevi, iki isim arasındaki ilişkinin yakınlığını akrabalık diliyle anlatmaktır; ilişkinin kendisi zaten İbnü'l-Arabî'nin vefatına kadar belgelidir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi, s. 632.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kirmânî'nin seccadesinin mezara konulması vasiyeti

Evhadüddîn-i Kirmânî'den aldığı seccadenin teberrüken kabrine konulmasını vasiyet etmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Konevî, Evhadüddîn-i Kirmânî'den aldığı seccadenin teberrüken mezarına konulmasını vasiyet etmiştir. Aynı çevrede aktarılan bir sözünde “İki âlimden yararlandım: biri Evhadüddin, diğeri İbnü'l-Arabî'dir” dediği nakledilir.

Çerçeve. Vasiyet, Konevî'nin fikrî mirasının yalnız İbnü'l-Arabî'ye indirgenemeyeceğini gösteren somut bir işarettir. Menkıbelerde ayrıca İbnü'l-Arabî'nin Konevî'yi Kirmânî'ye emanet ettiği ve birlikte hacca gittikleri aktarılır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi, s. 633.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Mevlevî kaynaklarında “ehl-i zâhir” tasviri

Konevî'yi mülûkâne yaşayan, üst kesimlerle irtibatlı bir ehl-i zâhir olarak resmeden anlatılar.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Mevlevî kaynaklarındaki menkıbelerin önemli bir kısmı, tasavvuf muhitlerinde anlatılan hadiselerin Mevlânâ ve Konevî ile ilişkilendirilmesiyle kurgulanmış görünür. Bu anlatılarda Mevlânâ geleneksel anlamıyla bir mutasavvıf, Konevî ise ehl-i zâhir olarak tasvir edilir; üst düzey kesimlerle irtibatının bir böbürlenme anlamına geldiği ima edilir. Mevlânâ'nın çevresinin toplumun bütün kesimlerinden gelmesi buna karşıt bir delil olarak sunulur.

Çerçeve. Bu anlatılar Konevî hakkında bilgi değil, Ekberî-Konevî geleneği ile Mevlevîlik arasındaki konumlanmanın kaydıdır. Konevî'nin “sultan oğlu” diye anılmasına yol açan aile rivayetleriyle birlikte okunmalıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 420-425.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

İbnü'l-Arabî ile vefatından sonra görüşmesi

Konevî'nin, şeyhinin ölümünden sonra onunla “vâkıa”larda görüştüğünü aktarması.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Konevî, İbnü'l-Arabî'nin ölümünün ardından onunla “vâkıa”larda görüştüğünden söz eder.

Çerçeve. Bu aktarım üçüncü şahısların bir menkıbesi değil, Konevî'nin kendi kaleminden çıkmış bir kayıttır; en-Nefehâtü'l-ilâhiyye onun hayatı hakkında en fazla bilgi verdiği eseridir. Tasavvuf literatüründe vâkıa, uyku ile uyanıklık arası müşahede hâlini anlatır; tarihî bir görüşme iddiası taşımaz.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Sadreddin Konevî, en-Nefehâtü'l-ilâhiyye.

Hayatından kayıtlar

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Mevlânâ'nın cenaze namazı vasiyeti

Mevlânâ'nın cenaze namazını Konevî'nin kıldırmasını vasiyet etmesi.

Metni gösterMetni daralt

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, cenaze namazını Sadreddin Konevî'nin kıldırmasını vasiyet etmiştir.

Çerçeve. Bu bir menkıbe değil, iki düşünürün arkadaşlığının kaynaklarda öne çıkarılan kanıtıdır. Buraya alınmasının sebebi, Mevlevî kaynaklarındaki Konevî tasvirlerinin (bk. “ehl-i zâhir tasviri”) yanına konulduğunda geleneğin kendi içindeki gerilimi göstermesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 420-425.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Miftâhu'l-gayb ve'l-cem' ve tafsîlühû

Konevî'nin temel kitabı; Fusûsü'l-hikem ile birlikte yeni dönem tasavvufunun etrafında şekillendiği ana metin.

Metni gösterMetni daralt

Konevî'nin temel eseridir ve Fusûsü'l-hikem ile birlikte yeni dönem tasavvufunun etrafında şekillendiği ana metin sayılır. İlimlerin sınıflandırılması, metafiziğin konu-mesele-ilkeleri ve Tanrı-âlem irtibatı burada kurulur. Üzerine birçok şerh yazılmıştır; Molla Fenârî'nin şerhi bunların en tanınmışıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. Muhammed Hâcevî (Molla Fenârî şerhiyle), Tahran 1374 hş.; trc. Ekrem Demirli, Tasavvuf Metafiziği, İstanbul 2002.
TARİHÎ KAYIT

İ'câzü'l-beyân fî te'vîli ümmi'l-Kur'ân

Fâtiha sûresinin geniş tefsiri; Konevî'nin bütün görüşlerini içermesi bakımından eserlerinin “mısdak”ı sayılır.

Metni gösterMetni daralt

Hacimli girişinde felsefe eleştirisine ve bilgi teorisinin temel unsurlarına yer verir; sûfîlerin hakikate ulaşma yöntemini ayrıntılı biçimde ele alır. Her âyetin zâhiri, bâtını, haddi ve matlaı olduğunu bildiren hadisten yola çıkarak bunların her birini bir varlık derecesine bağlar: zâhir duyular âlemine, bâtın misal âlemine, had ruhlar mertebesine, matla ise a'yân-ı sâbite mertebesine tekabül eder. Harfler üzerinde önemle durur ve onları a'yân-ı sâbiteye karşılık getirir. İlâhî isimler teorisini en geniş biçimde bu kitapta işlemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. Abdülkādir Ahmed Atâ, Kahire 1389/1969; trc. Ekrem Demirli, Fâtiha Suresi Tefsiri, İstanbul 2002.
TARİHÎ KAYIT

Şerhu esmâillâhi'l-hüsnâ

Esmâ-i hüsnâ şerhi; ilâhî isimler literatüründe önemli bir yer tutar.

Metni gösterMetni daralt

Konevî bu kitabı, “Allah'ın doksan dokuz ismi vardır, bunları öğrenen cennete girer” diye bilinen hadisten hareketle yazmaya niyetlendiğini söyler. Ona göre Allah'ın âlemle ilişkisinden söz etmek O'nun isimlerinden söz etmek demektir; ilâhî isimler âlemin varlık ilkesidir ve insanın yetkinleşmesi Allah'ın isimleriyle ahlâklanmasıyla mümkündür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: trc. Ekrem Demirli, Esma-i Hüsna Şerhi, İstanbul 2002.
TARİHÎ KAYIT

el-Fükûk fî esrâri müstenidâti hikemi'l-Fusûs

Fusûs şerhi geleneğini derinden etkileyen açıklamalar kitabı.

Metni gösterMetni daralt

Teknik anlamıyla bir şerhten çok belirli konulardaki açıklamalardan oluşur, ancak Fusûsü'l-hikem şerhi geleneğinde büyük etkisi olmuştur. Müeyyidüddin Cendî, Dâvûd-i Kayserî, Abdürrezzâk el-Kâşânî ve Abdurrahman-ı Câmî gibi birçok şârih bu kitaba atıf yapmış ve görüşlerinden delil getirmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. Muhammed Hâcevî, Tahran 1371 hş.; trc. Ekrem Demirli, Fusûsu'l-Hikem'in Sırları, İstanbul 2002.
TARİHÎ KAYIT

Şerhu hadîsi'l-erbaîn

Yirmi dokuz hadisin şerhi; hakîkat-i Muhammediyye düşüncesinin hadis yorumuna uygulanışı.

Metni gösterMetni daralt

Konevî'nin hadis anlayışı, Hz. Peygamber'e “cevâmiu'l-kelim” özelliği verildiği ilkesinden hareket eder. Ona göre Hz. Muhammed hakikat itibariyle ilk var olan hakikat, tarihî zuhur bakımından ise son peygamberdir. Hakîkat-i Muhammediyye, bir çekirdeğin bütün unsurlarıyla ağacı içermesi gibi, kendisinden sonra gelen bütün peygamberlerin bilgilerini içerir; peygamber sözlerinin vecizliği bu özellikten kaynaklanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. Hasan Kâmil Yılmaz, Tasavvufî Hadis Şerhleri ve Konevî'nin Kırk Hadis Şerhi, İstanbul 1990.
TARİHÎ KAYIT

en-Nefehâtü'l-ilâhiyye

“Vâridât” türünün önemli örneği; hayatı hakkında en fazla bilgi verdiği kitabı.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvuf edebiyatında “vâridât” diye bilinen tarzın en önemli örneklerinden biridir; belirli konulardaki tecrübe ve düşüncelerini akıcı bir üslûpla dile getirir. İbnü'l-Arabî ile ilişkileri başta olmak üzere kendi hayatı hakkında en fazla bilgi verdiği kitabıdır. Bir bölümü farklı dönemlerde yazılmış mektuplardan oluşur ve bu mektuplar biyografisi için ipuçları taşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. Muhammed Hâcevî, Tahran 1996; trc. Ekrem Demirli, İlâhî Nefhalar, İstanbul 2002.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

İlm-i ilâhî

Konevî'nin tasavvufa verdiği ad: metafizik. Tikel ilimler karşısında üst ve düzenleyici bir ilim.

Metni gösterMetni daralt

Konevî tasavvufu doğrudan “ilm-i ilâhî” yani metafizik olarak tanımlar. Felsefî ilimlerde metafizik tikel ilimlerle nasıl bir ilişki içindeyse, sûfîlerin bilgi alanına adını veren ilm-i ilâhî de aynı işlevi görür: sahih ilhamla bâtıl ilhamı ayırt eder, keşif ve müşahedeleri değerlendirip tashih eder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sadreddin Konevî, Miftâhu'l-gayb (Tasavvuf Metafiziği, trc. E. Demirli, s. 9).
TARİHÎ KAYIT

İlm-i tahkīk ve muhakkik

Kesin bilgiye ulaştıran yöntem ve bu yöntemi kullanan kişi; sûfîlerle birlikte gerçek kelâmcı ve filozofları da kapsar.

Metni gösterMetni daralt

İlm-i tahkīk, kesin bilgiye ulaştıran yönteme gönderme yapan bir nitelemedir. Aynı kökten gelen muhakkik ise Konevî'nin yalnız İbnü'l-Arabî ve kendisi gibi sûfîler için değil, gerçek kelâm ve felsefe bilginleri için de kullandığı bir isimdir. Bu kullanım, onun ilimler arası ilişkilerdeki kapsayıcı tavrının işaretidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sadreddin Konevî”, c. 35, s. 420-425.
TARİHÎ KAYIT

A'yân-ı sâbite

Eşyanın ilâhî ilimdeki hakikatleri; Konevî'de harflerin karşılık geldiği mertebe.

Metni gösterMetni daralt

Eşyanın ilâhî ilimdeki sabit hakikatleri. Konevî İ'câzü'l-beyân'da her âyetin zâhir, bâtın, had ve matla' olmak üzere dört derecesi bulunduğunu söyler ve matla'ı a'yân-ı sâbite mertebesine bağlar. Harfleri de bu mertebeye karşılık getirmesi, harf sembolizmini metafizik bir zemine oturtur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sadreddin Konevî, İ'câzü'l-beyân.
TARİHÎ KAYIT

İlâhî isimler

Tanrı-âlem irtibatını düşünmeyi mümkün kılan araç ve ilkeler; yeni dönem tasavvufunun ana araştırma alanı.

Metni gösterMetni daralt

Konevî'ye göre metafiziğin meselesi Tanrı-âlem irtibatını açıklamaktır ve ilâhî isimler bu irtibatı düşünmeyi mümkün kılan araçlar ile ilkelerdir. Allah'ın âlemle ilişkisinden söz etmek O'nun isimlerinden söz etmektir; isimler âlemin varlık ilkesidir. Bu sebeple ilâhî isimler yeni dönem tasavvufunun en önemli araştırma alanı hâline gelmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sadreddin Konevî, Miftâhu'l-gayb; Şerhu esmâillâhi'l-hüsnâ.
TARİHÎ KAYIT

Cevâmiu'l-kelim

Hz. Peygamber'e verilen söz toplayıcılığı; Konevî'nin hadis anlayışının dayanağı.

Metni gösterMetni daralt

Konevî'nin hadis şerhi yöntemi, Hz. Peygamber'e “cevâmiu'l-kelim” yani sözü toplayıcılık özelliği verildiği ilkesine dayanır. Bu, hakîkat-i Muhammediyye düşüncesinin bir yorumu olarak ortaya çıkar: hakikat itibariyle ilk, tarihî zuhur bakımından son olan Muhammedî hakikat, sonraki bütün peygamberlerin bilgilerini çekirdek gibi kendinde toplar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sadreddin Konevî, Şerhu hadîsi'l-erbaîn.
TARİHÎ KAYIT

Sûfî hakîm – hakîm sûfî

İbnü'l-Arabî ile Konevî arasındaki üslûp farkını özetleyen gelenek sözü.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvuf geleneği iki düşünürü ayırmak için “İbnü'l-Arabî sûfî hakîm, Konevî ise hakîm sûfîdir” der. İbnü'l-Arabî daha geniş bir kitleye seslenen, geleneksel anlamıyla âlim tipini temsil eden ve sistemli olmayan bir müelliftir; Konevî ise tasavvufun çok özel bir alanında, olabildiğince felsefî bir üslûpla yazar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 420-425.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİEvhadüddin-i KirmânîGençlik dönemindeki sohbet ve terbiye bağıHOCASI / ŞEYHİMuhyiddin İbnü'l-Arabîİbnü'l-Arabî ile Konevî arasındaki uzun süreli eğitim, sohbet ve metin aktarımı bağıdır; yalnız soy veya sonraki nispet değildir.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIŞEYH SA’DEDDÎN-İ CÜVEYNÎDımaşk’ta sohbet ettiği isimlerdendir.TALEBESİ / HALİFESİSaîdüddin FergānîTâiyye dersleri ve şerh aktarımıTALEBESİ / HALİFESİMüeyyidüddin CendîFüsûs öğretimi ve şerh hattıTALEBESİ / HALİFESİFahreddin IrâkīFüsûs dersleri ve Lemaât'a uzanan edebî aktarımBELGELİ TARİHÎ BAĞMevlânâ Celâleddîn-i RûmîKarşılıklı ders ve semâ teması, dostluk ve cenaze vasiyeti; kurumsal tarikat birleşmesi değildirETKİLEDİĞİAbdullah BosnevîAbdullah Bosnevi, Konevî üzerinden sistemleşen Ekberî kavram ve şerh geleneğinin XVII. yüzyıl Osmanlı müellifidir; doğrudan görüşmüş iki kişi değildir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Konya · TürkiyeSadreddin Konevî Türbesi ve Camii1241 dolaylarında yerleştiği ve ömrünün sonuna kadar yaşadığı Konya'da vefat etti ve buraya defnedildi. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.Malatya · TürkiyeMalatya (doğum yeri)606/1209 dolaylarında burada doğdu; İbnü'l-Arabî de babası Mecdüddin İshak'ın daveti üzerine buraya gelmişti. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.Dımaşk · SuriyeDımaşkİbnü'l-Arabî'nin Malatya'ya gelirken geçtiği güzergâhta; Konevî'nin de Şam bölgesindeki âlim ve sûfîlerle ilişki kurduğu anlaşılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.Kudüs · FilistinKudüsCâmî'ye göre bir süre Mısır'da ve Kudüs'te bulundu. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.Mekke · Suudi ArabistanMekkeHacca gitti ve bir müddet kaldı. Moğolların Bağdat'ı istilâ ettiği sırada burada olduğunu kendisi belirtir. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.Konya · TürkiyeSadreddin Konevî Mescidi, Kütüphanesi ve TürbesiDers ve yazma merkezi Konevî'nin Konya'daki çevresi hadis, Füsûs, Fütûhât ve Tâiyye derslerinin yürütüldüğü; öğrencilerin not, şerh ve istinsah faaliyeti ürettiği bir öğretim merkeziydi. Kütüphane Konevî ve talebelerinin kitapları burada vakfedildi. Koleksiyonun parçaları zaman içinde Konya Yusuf Ağa ve İstanbul kütüphanelerine taşındı; bugünkü tek mekân, tarih boyunca aynı bütünlüğü korumuş kapalı bir arşiv değildir. Açık türbe Konevî'nin gösterişsiz defin vasiyetiyle ilişkilendirilen açık türbe, mescidin yakınındadır. Türbe mimarisi ile XIII. yüzyıldaki ders halkasının işlevi ayrı tarih katmanları olarak okunmalıdır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sadreddin Konevî”, c. 35, s. 420-425
  2. [2]TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 420-425
  3. [3]Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi, s. 632
  4. [4]Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi, s. 633
  5. [5]Sadreddin Konevî, en-Nefehâtü'l-ilâhiyye
  6. [6]nşr. Muhammed Hâcevî (Molla Fenârî şerhiyle), Tahran 1374 hş.; trc. Ekrem Demirli, Tasavvuf Metafiziği, İstanbul 2002
  7. [7]nşr. Abdülkādir Ahmed Atâ, Kahire 1389/1969; trc. Ekrem Demirli, Fâtiha Suresi Tefsiri, İstanbul 2002
  8. [8]trc. Ekrem Demirli, Esma-i Hüsna Şerhi, İstanbul 2002
  9. [9]nşr. Muhammed Hâcevî, Tahran 1371 hş.; trc. Ekrem Demirli, Fusûsu'l-Hikem'in Sırları, İstanbul 2002
  10. [10]nşr. Hasan Kâmil Yılmaz, Tasavvufî Hadis Şerhleri ve Konevî'nin Kırk Hadis Şerhi, İstanbul 1990
  11. [11]nşr. Muhammed Hâcevî, Tahran 1996; trc. Ekrem Demirli, İlâhî Nefhalar, İstanbul 2002
  12. [12]nşr. Seyyid Celâleddin Âştiyânî, Tahran 1342 hş.
  13. [13]Sadreddin Konevî, Miftâhu'l-gayb (Tasavvuf Metafiziği, trc. E. Demirli, s. 9)
  14. [14]Sadreddin Konevî, İ'câzü'l-beyân
  15. [15]Sadreddin Konevî, Miftâhu'l-gayb; Şerhu esmâillâhi'l-hüsnâ
  16. [16]Sadreddin Konevî, Şerhu hadîsi'l-erbaîn
  17. [17]Early Best-sellers in the Akbarian Tradition: The Dissemination of Ibn ‘Arabi’s Teaching Through Sadr al-din al-Qunawi
  18. [18]Sadreddin Konevî'de Mârifet ve Vücûd; Early Bestsellers in the Akbarian Tradition
  19. [19]Kişi kartı kaynak paketi — Sadreddin Konevî
Ortak kaynak kataloğunu aç →