Ara
Menü

Fahreddin Irâkī

Fahreddin Irâkī (1213-1289), Bahâeddin Zekeriyyâ’nın Mültan hankahında yetişen; Sadreddin Konevî ve Mevlânâ çevresiyle buluşarak Lemaât’ı kaleme alan Farsça tasavvuf şiirinin büyük temsilcisidir.

Doğum
1213
Vefat
1289
Unvan
Lemaât müellifi, Sühreverdî terbiyesini Konya’nın aşk ve metafizik diliyle buluşturan sûfî şair
Temalar
Sühreverdiyye, Bahâeddin Zekeriyyâ, Sadreddin Konevî, Mevlânâ, Lemaât, aşk metafiziği, Farsça divan

Adı, ailesi ve ilk tahsili

Tam adı İbrâhim b. Büzürcmihr b. Abdülgaffâr el-Hemedânî olan Fahreddin Irâkī, Hemedan yakınındaki Kumcân köyünde 610/1213-14 dolayında doğdu. Irâkī nisbesi, Irak-ı Acem denilen İran coğrafyasına mensubiyetini gösterir; kaynaklarda Kumcânî, Cevâlîkī ve Ferâhânî nisbeleriyle de anılır. Hayatının ana anlatısı, divanına daha sonraki bir tarihte eklenmiş anonim mukaddimeye dayanır. Bu sebeple ilk yıllara ait çarpıcı ayrıntılar çağdaş resmî kayıt değil, şiirleri açıklayan biyografik gelenek olarak ihtiyatla okunmalıdır. Kültürlü bir ailede yetiştiği, küçük yaşta Kur’an’ı ezberlediği ve dönemin dinî ilimlerini öğrendiği aktarılır. On yedi yaşındayken Hemedan’daki Şehristan Medresesi’nde ders verecek düzeye ulaşmış olması, tasavvufî şöhretinden önce güçlü bir ilmî eğitim aldığını gösterir.

Kalenderîlerle yolculuk

Divan mukaddimesinin meşhur anlatısına göre medresedeki bir ders sırasında içeri giren Kalenderî dervişlerin gazeli ve semâı Irâkī’nin hayatının yönünü değiştirdi. Cübbe ve sarığını bırakarak 627/1230’da kafileye katıldı; Irak-ı Acem, Delhi ve Sûmenât yönünde dolaştı. Yolculukta çârdarb denilen Kalenderî görünüşünü benimsediği ve şiddetli bir fırtınada arkadaşlarının çoğundan ayrıldığı anlatılır. Bu bölüm, düzenli medrese hayatından seyahat ve arayışa geçişi temsil eder; fakat mukaddimenin geç oluşu sebebiyle ayrıntılar kesin kronoloji sayılmamalıdır.

Mültan’da Sühreverdî terbiyesi

Irâkī sonunda Mültan’a dönerek Sühreverdiyye’nin büyük temsilcisi Bahâeddin Zekeriyyâ’ya bağlandı. Yirmi beş yıl şeyhinin yanında kaldı, onun kızıyla evlendi ve Kebîrüddin adlı oğlu dünyaya geldi. Câmî’nin naklettiği, halvette yüksek sesle şiir söylemesi üzerine şeyhinin “Bu size yasaktır, ona değil” dediği rivayet, Irâkī’nin şiir ve semâ kabiliyetinin hankah disiplini içinde özel biçimde kabul gördüğünü anlatır. Bahâeddin Zekeriyyâ’nın vefat yılı kaynaklarda 661/1262 ve 666/1267-68 olarak farklı verilir. Irâkī’nin onun ardından bir süre irşad makamında bulunduğu, fakat şiir ve güzellik anlayışını eleştiren çevrenin siyasî makamlara şikâyeti üzerine Mültan’dan ayrıldığı kaydedilir.

Hac, Konya ve Sadreddin Konevî çevresi

Mültan’dan deniz yoluyla Uman’a, oradan Hicaz’a geçen Irâkī hacdan sonra Anadolu’ya ulaştı. Konya’da Sadreddin Konevî’nin İbnü’l-Arabî’nin Fusûsü’l-hikem ve el-Fütûhâtü’l-Mekkiyyesi çevresindeki derslerine katıldı. Bu halka Saîdüddin Fergānî ve Müeyyedüddin Cendî gibi müellifleri de bir araya getiriyordu. Irâkī ayrıca Mevlânâ’nın semâ meclislerinde bulundu; Eflâkî’nin aktardığı hatıralar onu Mevlânâ’ya derin saygı duyan bir sûfî olarak gösterir. Bu temaslar, Mültan’da aldığı Sühreverdî terbiyesi ile Konevî çevresinin varlık ve mârifet dilinin onun şahsında buluşmasını sağladı.

Lemaât: aşk diliyle metafizik

Irâkī’nin en etkili eseri Lemaât, nazım ve nesri birleştiren kısa fakat yoğun bir aşk risalesidir. Konevî’nin derslerinden beslenmekle birlikte biçim ve aşk merkezli söyleyiş bakımından Ahmed Gazzâlî’nin Sevânih geleneğini hatırlatır. Modern neşirlerde yirmi yedi bölüm bulunur; erken yazmalar bir bölümün iki ayrı parça olduğunu ve tertibin yirmi sekiz lem‘adan oluşabileceğini düşündürür. Eseri yalnız İbnü’l-Arabî metafiziğinin şiirleştirilmiş özeti saymak eksik kalır: Irâkī, aşk, âşık ve mâşuk arasındaki görünür ayrılığı vahdet, tecellî ve idrak kavramlarıyla kendine mahsus bir edebî düzene dönüştürmüştür. Yâr Ali Şîrâzî ve özellikle Abdurrahman Câmî’nin Eşiʿatü’l-Lemaâtı eserin şerh geleneğinde öne çıkar.

Divan ve tartışmalı eser nispetleri

Yaklaşık 5800 beyitlik Farsça divanı çoğunlukla gazellerden oluşur; terci‘bendleri de aşk şiirinin güçlü örnekleri arasında görülür. Şiirlerin önemli bölümü Hindistan yıllarına aittir; Konevî çevresinin kavramlarını açıkça taşıyan metinlerin ise Anadolu devrinden sonra yazıldığı anlaşılır. Irâkī’ye nispet edilen Uşşâknâme veya Dehnâmenin ona ait olmadığı, Irâkī hayranı Atâî adlı bir şair tarafından yazıldığı yönünde kuvvetli filolojik deliller vardır. Yine adına basılan tasavvuf terimleri risalesinin Şerefeddin Hüseyin b. Ülfetî Tebrîzî’nin Reşfü’l-elhâzının bir şekli olması daha muhtemeldir. Güvenle ona bağlanabilen diğer mensur metin, Sadreddin Konevî’ye yazdığı mektuptur.

Tokat hankahı ve Muînüddin Pervâne

Anadolu Selçuklu devlet adamı Muînüddin Süleyman Pervâne, Irâkī’ye bağlandı ve Tokat’ta onun için bir hankah yaptırdı. Pervâne öldürüleceğini anlayınca, Mısır’da esir bulunan oğlu Mühezzebüddin Ali’yi kurtarması için Irâkī’ye mücevherler teslim etti. Pervâne’nin 676/1277’de öldürülmesinden sonra İlhanlı veziri Şemseddin Cüveynî, Irâkī’den mücevherleri istemedi ve kaçmasına yardım etti. Irâkī Tokat’tan Sinop’a, ardından Mısır’a geçti; mücevherleri teslim ederek Pervâne’nin oğlunun serbest bırakılmasını sağladı. Bu safha, onun yalnız şiir ve ders çevrelerinde değil, Anadolu-Mısır arasındaki siyasî ve tasavvufî ağlarda da güvenilen bir kişi olduğunu gösterir.

Mısır, Şam ve son yıllar

Mısır sultanıyla iyi ilişkiler kuran Irâkī’ye “şeyhüşşüyûh” unvanı verildiği nakledilir. Daha sonra Şam’a geçti; burada ileri gelenler, âlimler ve şeyhler tarafından karşılandı. Oğlu Kebîrüddin altı ay sonra Mültan’dan gelerek kendisine katıldı. Irâkī 8 Zilkade 688’de, 23 Kasım 1289 tarihinde Şam’da vefat etti ve Sâlihiyye Mezarlığı’nda İbnü’l-Arabî’nin türbesi yakınına defnedildi. Modern araştırma mezarının bugün izlenemediğini belirtir; bu yüzden haritada defin bölgesi gösterilirken kesin kabir noktası iddia edilmemelidir.

Tarihî şahsiyeti ve tesiri

Fahreddin Irâkī’nin önemi, bir tarikat kolu kurmasından çok üç büyük çevre arasında taşıdığı dilde yatar: Kalenderî seyahatin sınır aşan tecrübesi, Mültan’daki Sühreverdî hankah terbiyesi ve Konya’daki Konevî-Mevlânâ muhiti. Lemaât aşkı metafizik düşüncenin merkezine alan üslubuyla İran, Hint ve Anadolu tasavvuf edebiyatında uzun süre okundu; Câmî’nin şerhi bu etkiyi daha da genişletti. Hayatına dair menkıbevî ayrıntılar divan mukaddimesinin geç tabiatı gözetilerek, doğrulanabilir kişi, yer, eser ve tarih kayıtlarından ayrı sunulmalıdır.

COĞRAFÎ HAFIZA12 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi12 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Devletşah'ın tek başına kalan rivayeti

Yalnız Devletşah, Irâkī'nin Mültan'a gitmeden önce Bağdat'ta Şehâbeddin es-Sühreverdî'ye intisap ettiğini ve oraya şeyhi tarafından gönderildiğini nakleder.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kaynakların büyük çoğunluğu Irâkī'nin Sühreverdî terbiyesini Mültan'da, Bahâeddin Zekeriyyâ'nın hankahında aldığını söyler. Yalnız Devletşah farklı bir hâtıra nakleder: buna göre Irâkī, Hemedan'da Kalenderîler'le tanıştıktan sonra Mültan'a gitmeden önce Bağdat'ta doğrudan Sühreverdiyye'nin kurucusu Şehâbeddin es-Sühreverdî'ye intisap etmiştir. Aynı rivayet, gençlere temiz bir nazarla bakmaktan kendini alamadığını, pazarda bir nalbant çocuğunu karşısına oturtup seyre daldığını, durum şeyhe bildirilince onun tarafından Mültan'a, halifesi Bahâeddin Zekeriyyâ'nın yanına gönderildiğini ekler.

Çerçeve. Rivayetin değeri, silsileyi bir halka kısaltmasında yatar: doğruysa Irâkī, Sühreverdiyye'ye halifesi üzerinden değil pîrinin elinden bağlanmış olur. Ancak kaynak bu bilgiyi taşıyan tek metnin Devletşah olduğunu özellikle belirtir. Tek şahitli bir nakil olarak, hayat hikâyesinin doğrulanabilir çatısına değil menkıbe katmanına yerleştirilmeli; Mültan'a gidişin sebebini açıklayan alternatif bir anlatı olarak okunmalıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz.

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Külliyat ve en eski nüshalar

Eserlerinin Saîd-i Nefîsî neşrindeki külliyatı ile divan ve Lemaât'ın Süleymaniye'deki XIV. yüzyıl nüshaları.

Metni gösterMetni daralt

Fahreddîn-i Irâkī'nin eserleri Saîd-i Nefîsî tarafından Külliyyât-ı Şeyh Fahrüddîn İbrâhîm-i Hemedânî el-mütehallas be Irâkī adıyla yayımlanmıştır (Tahran 1335 hş.). Divanın bilinen en eski nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir (Nâfiz Paşa, nr. 915) ve 729 (1328-29) tarihlidir. Lemaât'ın 731 (1331) tarihli bir nüshası da yine Süleymaniye'de bulunur (Şehid Ali Paşa, nr. 2703, vr. 17-35). Kâtib Çelebi'nin XIV ve XV. yüzyıllarda yapılmış bazı şerhlerinden söz etmesi, eserin Anadolu tasavvuf çevrelerinde erkenden etkili olduğunu gösterir. Lemaât W. C. Chittick ve P. L. Wilson tarafından İngilizce'ye (Divine Flashes, New York 1982), Saffet Yetkin tarafından Parıltılar adıyla Türkçe'ye çevrilmiştir.

Çerçeve. Nüsha tarihleri, Irâkī'nin metinlerinin vefatından (688/1289) kırk-elli yıl içinde İstanbul'a ulaşan koleksiyonlara girecek kadar hızlı yayıldığını belgeler. Buna karşılık külliyat içinde basılmış olmak tek başına bir eserin ona aidiyetini ispat etmez: aynı külliyatta yer alan bazı metinlerin nispeti modern araştırmada tartışmalıdır. Yazma tarihi ile müellif nispeti ayrı sorulardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 1 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Cemâlin temaşası

Irâkī'nin, ilâhî cemâlin güzel yüzlü insanlarda seyredilebileceği kanaati ve bunun aşk-âşık-mâşuk terminolojisiyle ilişkisi.

Metni gösterMetni daralt

Kaynak, Fahreddîn-i Irâkī'nin çağdaşı Evhadüddîn-i Kirmânî ile aynı kanaati paylaştığını belirtir: Allah'ın cemâli güzel yüzlü insanlarda temaşa edilebilir. Eserlerinde özellikle aşk, âşık ve mâşuk kavramları üzerinde durmasının arkasında bu anlayış vardır. Hayat hikâyesindeki bazı sahneler de aynı çerçeveye oturur — Kalenderî kafilesine katılışında aralarındaki güzel yüzlü bir çocuğa duyduğu ilginin zikredilmesi gibi.

Çerçeve. Bu kanaat, XIII. yüzyıl tasavvufunda tartışmalı bir tutumdur ve Irâkī'nin başına iş açan şikâyetlerin de zeminidir: Mültan'da onu hükümdara şikâyet edenler “şiir yazıp güzellerle meşgul olduğunu” ileri sürmüşlerdi. Bu sebeple mesele yalnız bir mizaç meselesi olarak değil, cemâl-celâl kavram çiftini merkeze alan bir tasavvuf anlayışının pratikteki bedeli olarak okunmalıdır. Kavramın Kirmânî ile ortaklığı, onu Irâkī'ye mahsus bir sapma değil, dönemin belli bir sûfî çevresine ait bir görüş yapar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Hemedan · İranKumcân Köyü, HemedanIrâkī'nin 610 (1213) dolayında doğduğu köy; Kumcânî nisbesi buradan gelir. Hemedan'daki Şehristan Medresesi'nde daha on yedi yaşındayken ders vermeye başladı; medresede ders okuturken içeri giren Kalenderî dervişlerin gazeli ve semâı sebebiyle 627'de (1230) buradan ayrıldı. Koordinat Hemedan şehir merkezine göre verilmiştir; köyün kesin yeri gösterilmemiştir.Mültan · PakistanBahâeddin Zekeriyyâ HankahıKalenderî kafilesinin konakladığı, Irâkī'nin ilk gelişinde ayrılıp Delhi ve Sûmenât dolaştıktan sonra dönerek Bahâeddin Zekeriyyâ'nın müridi olduğu hankah. Burada yirmi beş yıl şeyhine hizmet etti, kızıyla evlendi ve şeyhinin vefatından (661/1262 veya 666/1267) sonra yerine geçti. Kendisini çekemeyenlerin hükümdara şikâyeti üzerine Mültan'dan ayrıldı. Koordinat Mültan şehir merkezine göredir.Konya · TürkiyeKonyaHactan sonra Anadolu'ya geçen Irâkī'nin Sadreddin Konevî'nin hizmetine girdiği şehir. Konevî'nin İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-hikem ve el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye sini şerhettiği derslerine katıldı; Lemaât 'ı burada kaleme aldı. Mevlânâ Celâleddin ve Mevlevî çevreleriyle yakın dostluklar kurdu, Mevlânâ'nın medresesindeki semâ törenlerinde bulundu.Tokat · TürkiyeMuînüddin Süleyman Pervâne HankahıKonya'da Irâkī'yi koruyan ve kendisine intisap eden Selçuklu devlet adamı Muînüddin Süleyman Pervâne'nin onun için Tokat'ta yaptırdığı hankah. Pervâne'nin 676'da (1277) öldürülmesinin ardından Irâkī buradan Sinop'a, ardından Mısır'a geçti. Koordinat Tokat şehir merkezine göre verilmiştir; yapının yeri ayrıca tesbit edilmelidir.Şam · SuriyeSâlihiyye Mezarlığı, İbnü'l-Arabî Türbesi civarıIrâkī 8 Zilkade 688'de (23 Kasım 1289) Şam'da vefat etti ve Sâlihiyye Mezarlığı'nda İbnü'l-Arabî'nin türbesi yanına defnedildi. Şehre geldiğinde Mısır sultanına bağlı Şam melikü'l-ümerâsı, şehrin ileri gelenleri, ulemâ ve meşâyih tarafından karşılanmıştı; altı ay sonra oğlu Kebîrüddin Mültan'dan gelerek hizmetine girdi. Kabrin bugün izlenemediği belirtildiğinden koordinat verilmemiştir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Early Best-sellers in the Akbarian Tradition: The Dissemination of Ibn ‘Arabi’s Teaching Through Sadr al-din al-Qunawi
  2. [2]Kişi kaynak denetimi — Fahreddin Irâkī
Ortak kaynak kataloğunu aç →