Ara
Menü

ŞEYH SA’DEDDÎN-İ CÜVEYNÎ

ŞEYH SA’DEDDÎN-İ CÜVEYNÎ Kibâr-ı meşâyıh u ulemâdandır. Keşfû’l-Mahcûb ve Secencelü’l-Ervâh unvânlı eserleri meşhûrdur. Dîger ba'zı te’lîfâtı varmış. 650/(1252) senesinde âlem-i bakâya rıhlet etmiştir. Sadreddîn-i Konevî hazretleriyle musâhabeti mervîdir. Gâyet müessir tabîat-ı şi’riyyesi vardır: ‫بر اسهب عشق ﭼو سوار آيد دل‬ ‫بر جمله مرام كامكار آيد…

Mekân
4 bağlantı
Unvan
Sefîne-i Evliyâ şahsiyet kaydı

ŞEYH SA’DEDDÎN-İ CÜVEYNÎ

Kibâr-ı meşâyıh u ulemâdandır. Keşfû’l-Mahcûb ve Secencelü’l-Ervâh unvânlı
eserleri meşhûrdur. Dîger ba'zı te’lîfâtı varmış. 650/(1252) senesinde âlem-i bakâya rıhlet
etmiştir. Sadreddîn-i Konevî hazretleriyle musâhabeti mervîdir. Gâyet müessir tabîat-ı
şi’riyyesi vardır:
‫بر اسهب عشق ﭼو سوار آيد دل‬
‫بر جمله مرام كامكار آيد دل‬

‫ورعشق نباشد بﭽه كار آيد دل‬

‫كردل نبود كجا وطن سازد عشق‬

rubâîsiyle gâyet müstemendâne mazâmîn-i âşıkânı ihtivâ eden:
‫د دل زفرات خستيكها دارم‬
‫در كار زﭼرخ بستيكها دارم‬

‫با اين همه غم تونيز ﭘيمان وفا‬

‫مشكين كه جزاين شكستيها دارم‬

rubâîsi hâfıza-ı ehl-i aşkı tezyîn edecek âsâr-ı ilmiyyedendir.

Aşkın kır atına binince gönül, bütün maksatlarını elde eder gönül..
Gönül olmasaydı aşk nerede yer edinebîlirdi? Eğer aşk olmasaydı ne işe yarardı gönül? (H)
Gönülde, ayrılıktan doğan ne kadar hastalıklarım, işte ise, dünyâya bağlılıklarım... var;
Senin bütün bu gam kederlerine rağmen, vefâ kâsesi öyle bir miskle karışmışki, bunu içmezsem (her
yerimde) kırıklık ve döküklük hissederim. (H)
ŞUABÂT-I KÜBREVÎYYE
Bahâiyye, Firdevsiyye, Halvetiyye, Nûriyye, Rükniyye, Hemedâniyye, Nûrbahşiyye,
Berzenciyye.

NÛRBAHŞİYYE KOLU

Hadîkatü’l-Cevâmi’de silsile-i tarîkatını bu vechle buldum:

Hz. Pîr Necmeddîn-i Kübrâ, Şeyh Ali b. Lâlâ, Şeyh Ahmed Zâkir-i Curfânî, Şeyh
Nûreddîn Abdurrahmân-ı Esferânî, Şeyh Alâüddevleti’s-Semnânî, Şeyh Mahmûd-ı
Muzdahânî, Şeyh es-Seyyid Ali Hemedânî, Şeyh Hâce İshâk-i Hıtlânî, Şeyh es-Seyyid
Muhammed-i Nûrbahş (Kaddesa’llâhu esrârahüm.)
Âtîdeki bahs-i mahsûsda ism-i âlîleri zikr olunacak olan Emîr Sultân hazretleriyle
Halvetîler bahsinde nâm-ı bülendleriyle tezyîn-i sahîfe-i hürmet edilecek olan Şeyh Hasan
Hüsâmeddîn-i Uşşâkî hazretleri bu şu’be-i tarîkattan hisse-dâr-ı feyz olanlardandır.

Ailesi, tahsili ve seyahatleri

Nîşâbur civarındaki Cüveyn kasabasına bağlı Bahrâbâd köyünde dünyaya geldi; doğum tarihi için farklı yıllar verilmekle birlikte 587 (1191) civarı kabul edilir. Taşıdığı Hammûye (Hamûî, Hameviyye) nisbesi, Benî Hameviyye diye bilinen sûfî ve fukaha ailesinden gelir. Aslen Serahs bölgesinden olan bu ailenin bir kolu sonradan Suriye’ye göç edip Eyyûbî hükümdarlarının hizmetine girmişti; kendisi ailenin Suriye koluna mensuptur.

Nîşâbur’da Sultâniye (Nizâmiye) Medresesi’nde Muînüddin Câcermî’den dinî ilimleri okudu, 605 (1208-1209) yılında Hârizm’e giderek Şehâbeddin Hîvekî’nin öğrencisi oldu; kendi vasiyetnâmesine göre hadis, fıkıh, hilâf, lugat ve nahiv tahsil etti. Babasının kuzeni Ebü’l-Hasan Sadreddin Muhammed’e intisap ederek ondan hırka giydi, ardından hacca gitti. Hac dönüşü Hârizm’de Necmeddîn-i Kübrâ’nın halkasına katıldı ve 616 (1219) veya 617’de şeyhinden icâzet alarak önde gelen halifelerinden oldu.

Moğol istilâsı sırasında Necmeddîn-i Kübrâ’nın tavsiyesiyle Hârizm’den ayrıldı. Herat, Nîşâbur, Âmül, Câcerm, Buhara, Tebriz, Musul, Halep, Hama, Humus, Bağdat, Dımaşk, Kudüs, Ba‘lebek, Mekke, Medine, Diyarbekir, Harran, Nusaybin ve Gîlân’ı ziyaret etti. Ömrünün yirmi beş yılını seyahatle geçirdikten sonra 641 (1243-44) yılında Bahrâbâd’a döndü; buradaki mescid-hankahı onarıp irşada devam etti ve bu sırada Moğol yöneticileriyle iyi ilişkiler kurarak maddî destek sağlamayı başardı.

Silsilesi, halifeleri ve tesiri

Necmeddîn-i Kübrâ’dan aldığı hilâfetin yanı sıra Sühreverdiyye’nin kurucusu Şehâbeddin es-Sühreverdî’ye intisap ederek ondan Mekke’de hilâfet almıştır. Ayrıca Ebû Ali el-Fârmedî’den hırka giymiş olan büyük dedesi Muhammed b. Hameveyh’ten (ö. 530/1135-36) biri sohbet, diğeri hırka icâzeti olmak üzere iki icâzet geldiğini belirtir; sohbet icâzetini Hızır vasıtasıyla ruhanî olarak aldığı kaydedilir.

Bahrâbâd’daki hankahına oğlu Sadreddin İbrâhim’i halife tayin etmiştir. Sadreddin İbrâhim’in, İlhanlı hükümdarı Gazân Han’ın yaklaşık 100.000 Moğol askeriyle birlikte İslâmiyet’i kabul etmesinde önemli rol oynadığı bilinmektedir. Bir diğer halifesi, 641 (1243-44) yılında Bahrâbâd’da kendisine intisap eden Azîz Nesefî’dir; Nesefî, Keşfü’l-hakåik ve İnsân-ı Kâmil adlı eserlerinde ondan kendi şeyhi olarak söz eder ve bazı görüşlerini nakleder.

Çeşitli yıllarda Mısır’da Alâeddin Mısrî’ye, Herat’ta Kadî Kemâleddin Ahmed’e, Horasan’da Necmeddin Osman b. Muvaffak Edkânî ile İmam Şerefeddin’e icâzetnâme yazmış; Âmül’de Sâlih Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî’ye ve 649’da (1251) Şehâbeddin Muhammed Simnânî’ye hırka giydirmiştir. Gülistân’a nazîre yazan Muînüddîn-i Cüveynî ile Bahrâbâdlı Mevlânâ Sa‘deddin (ö. 900/1495) gibi şahsiyetler onun yoluna mensup sûfîler sayılmış; Mevlânâ Sa‘deddin’in onun evrâdını okuduğuna dair kayıt, tarikatta yeni bir evrâd tertip ettiğini göstermektedir.

COĞRAFÎ HAFIZA4 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi4 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

“Sonsuz okyanus” ile “tükenmez hazine”

Dımaşk sohbetlerinde İbnü’l-Arabî’yi “sonsuz okyanus” diye anması, İbnü’l-Arabî’nin de ona “tükenmez hazine” diye iltifat etmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Birçok defa gittiği Dımaşk’ta, “sonsuz okyanus” diye tanımladığı Muhyiddin İbnü’l-Arabî ile sohbetlerde bulunduğu, İbnü’l-Arabî’nin de kendisine “tükenmez hazine” diye iltifat ettiği nakledilir. Aynı şehirde Sadreddin Konevî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile de sohbet etmiş, daha önce Halep’te Evhadüddîn-i Kirmânî ile görüşmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Secencelü’l-ervâh ve nukûşü’l-elvâh

630/1232-33’te Humus’ta kaleme alınan, âyetlerin te’vili ile ilâhî isim ve sıfatların şerhine dair eseri.

Metni gösterMetni daralt

630 (1232-33) yılında Humus’ta yazılmıştır. Kur’an âyetlerinin tefsir ve te’vili ile Allah’ın isim ve sıfatlarının şerhi yapılan eserde sırlı ifadelere, cetvellere ve devirlere yer verilir; bir bölümü Kur’an’da geçen dua ve zikirleri ihtiva eder. Nüshaları Süleymaniye Kütüphanesi’nin Fâtih ve Cârullah Efendi koleksiyonlarındadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

el-Misbâh fi’t-tasavvuf

İsimlerin, terimlerin ve harflerin yorumuna dair Farsça eseri; yayımlanmış metinlerinden biridir.

Metni gösterMetni daralt

Farsça kaleme alınan eser, çeşitli isimlerin, terimlerin, dinî ve dünyevî varlıkların, Arap harflerinin ve harfleri birbirinden ayıran noktaların yorumunu içerir. Süleymaniye Kütüphanesi Ayasofya bölümündeki nüshası bilinmekte olup metin Necîb Mâyil-i Herevî tarafından Tahran’da yayımlanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Eserlerinin çokluğu ve kapalılığı

Halifesi eserlerinin sayısını 400 cilt olarak verir; Abdurrahman-ı Câmî ise bu metinlerin ancak keşif nuruyla anlaşılabileceğini söyler.

Metni gösterMetni daralt

Halifesi Azîz Nesefî, şeyhinin eserlerinin sayısını 400 cilt olarak verir. Bir kısmı Arapça, bir kısmı Farsça olan bu külliyattan, torununun oğlu Hâce Gıyâseddin verdiği icâzetnâmeler dahil 626-649 (1229-1251) yılları arasında yazılmış otuz iki eserin adını kaydetmiştir; kütüphanelerde bunların dışında da kitapları bulunmaktadır.

Abdurrahman-ı Câmî, bu eserlerin sırlı ifadeler, zor kelimeler, rakam, şekil ve devirler ihtiva ettiğini; basiret gözü ve keşif nuruyla açılmayan akıl ve fikrin onları anlayamayacağını belirtir. Arapça ve Farsça tasavvufî şiirleri ile rubâîleri de vardır; rubâîlerinin şerhine dair Seyyid Nizâmeddin Mahmûd Cevâhirü’l-künûz adıyla bir eser yazmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Velâyetin nübüvvetin nihayetinde başlaması

Velâyeti nübüvvetin bittiği yerde başlatan, evliyanın bâtınî hakikatleri ancak nübüvvet mühürlendikten sonra açığa vurabileceğini savunan görüşü.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvuf anlayışının en ayırt edici yanlarından biri nübüvvet ile velâyet arasında kurduğu sıralamadır. Ona göre velâyet, nübüvvetin nihayetinde başlar; dolayısıyla evliyanın bâtınî hakikatleri izhar etmesi ancak nübüvvetin son peygamberle mühürlenmesinden sonra mümkün olmuştur.

Her peygamberin kendine mahsus bir velâyet yönü bulunduğunu söyler: peygamberler Allah’a yönelik tavırlarıyla velî, insana yönelik tavırlarıyla nebîdirler. Bu ayrımdan hareketle nebînin velâyetinin nübüvvetinden üstün olduğu sonucuna varır. Hâtemü’l-evliyânın özelliklerini ayrıca küçük bir risâlede açıklamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Harflerin ve noktaların bâtınî mânası

Arap harflerinin ve harfleri birbirinden ayıran noktaların içerdiği tasavvufî işaretler üzerine kurduğu yorum yolu.

Metni gösterMetni daralt

Eserlerinin ortak damarlarından biri, harflerin taşıdığı bâtınî-tasavvufî anlamlar üzerinde durmasıdır. Bu konuda müstakil risâleler kaleme almış, ayrıca pek çok eserinde dinî ve tasavvufî meseleleri harflerin işaretleri çerçevesinde yorumlamıştır. İsimlerin, terimlerin, dinî ve dünyevî varlıkların yanı sıra Arap harflerinin ve harfleri birbirinden ayıran noktaların yorumu, Farsça yazdığı el-Misbâh fi’t-tasavvuf’un da esasını oluşturur.

Harflerin ihtiva ettiği işaretleri gelecek olan mehdînin çözeceğini söylediği, Mahbûbü’l-muhibbîn ve matlûbü’l-vâsılîn adlı eserine dayanılarak nakledilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Vefat tarihindeki ihtilâf

Kaynaklar 650, 651 ve 671 yıllarını verir; ihtilâf çözülmüş değildir.

Metni gösterMetni daralt

Ölüm tarihi konusunda kesin bilgi yoktur. Çağdaşı Sıbt İbnü’l-Cevzî 651 (1253) yılını kaydettikten sonra 650’de öldüğünü söyleyenlerin bulunduğunu da belirtir; Abdurrahman-ı Câmî gibi sonraki birçok müellif 650 yılını doğru kabul etmiştir. Buna karşılık halifesi Azîz Nesefî’nin Keşfü’l-hakåik adlı eserindeki ifadeler onun 671’de (1272-73) hayatta olduğunu göstermekte, bu sebeple bazı kayıtlarda vefatı “671/1272-73’ten sonra” diye verilmektedir.

Doğum tarihi de kesin değildir; farklı yıllar verilmekle birlikte hayatının belli başlı safhaları dikkate alındığında 587 (1191) civarında doğduğu söylenmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Şiîlik isnadı ve mezhebi

On iki imam ve mehdî hakkındaki sözleri sebebiyle Şiî sayılmışsa da kendisinin Şâfiî olduğu kaydedilir.

Metni gösterMetni daralt

Torununun oğlu Hâce Gıyâseddin onun Şâfiî mezhebine mensup olduğunu belirtir. Buna rağmen sonraki bazı müellifler, on iki imam ve mehdî hakkındaki görüşlerinden dolayı Şiî olduğunu ileri sürmüşlerdir; ancak görüşlerinde Şiîliği çağrıştıracak bir taraf bulunmadığı ifade edilmiştir.

Zehebî onun “ittihat tariki”, yani vahdet-i vücûd üzere sohbetler ettiğini kaydeder; Kübrevîlik’te vahdet-i vücûd anlayışının daha yoğun biçimde benimsenmesinde onun payı vardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

TALEBESİ / HALİFESİNecmeddîn-i KübrâHac dönüşü Hârizm’de halkasına katıldı; 616 (1219) veya 617’de icâzet alarak önde gelen halifelerinden oldu. Moğol istilâsı sırasında Hârizm’den ayrılması da şeyhinin tavsiyesiyledir.TALEBESİ / HALİFESİŞihâbeddin Ömer es-SühreverdîSühreverdiyye’nin kurucusuna intisap ederek ondan Mekke’de hilâfet almıştır.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIMuhyiddin İbnü'l-ArabîDımaşk’ta sohbetlerde bulundular; kendisi onu “sonsuz okyanus”, o da kendisini “tükenmez hazine” diye anmıştır.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞISadreddin KonevîDımaşk’ta sohbet ettiği isimlerdendir.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIMevlânâ Celâleddîn-i RûmîDımaşk’taki sohbet meclislerinde bir araya geldikleri kaydedilir.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIEvhadüddin-i KirmânîSeyahatleri sırasında Halep’te görüştüğü sûfîdir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Nîşâbur · İranBahrâbâd Mescid-HankahıYirmi beş yılını seyahatle geçirdikten sonra 641 (1243-44) yılında memleketine dönüp yerleştiği Bahrâbâd’daki mescid-hankah. Burayı onararak irşad faaliyetini sürdürdü; hankahta tasavvufî faaliyetlerin sonraki asırlarda da devam ettiği anlaşılmaktadır. Oğlu ve halifesi Sadreddin İbrâhim kabrinin yanına bir imaret yaptırmıştır.Nîşâbur · İranBahrâbâd’daki kabriVefat ettiğinde büyük dedesi Muhammed b. Hameveyh’in Bahrâbâd’daki kabri yanına defnedildi. Daha sonra oğlu Sadreddin İbrâhim kabrin üzerine bir kubbe, yanına da imaret yaptırdı. İlişkili kişi dosyası Sa‘deddin-i Cüveynî : Sa‘deddin-i Cüveynî (ö. 650/1252), Keşfü’l-mahcûb ve Secencelü’l-ervâh gibi eserleriyle anılan, Sadreddin Konevî ile sohbet etmiş Farsça yazan mutasavvıf ve şairdir.Dımaşk · SuriyeKasiyûn ZâviyesiDımaşk’ta Kasiyûn dağı eteklerindeki zâviyesinde bir süre irşad faaliyetinde bulundu. İlişkili kişi dosyası Sa‘deddin-i Cüveynî : Sa‘deddin-i Cüveynî (ö. 650/1252), Keşfü’l-mahcûb ve Secencelü’l-ervâh gibi eserleriyle anılan, Sadreddin Konevî ile sohbet etmiş Farsça yazan mutasavvıf ve şairdir.Nîşâbur · İranNîşâbur Sultâniye (Nizâmiye) MedresesiDinî ilimleri Nîşâbur’daki Sultâniye (Nizâmiye) Medresesi’nde Muînüddin Câcermî’den tahsil etti; ardından 605 (1208-1209) yılında Hârizm bölgesine gitti. İlişkili kişi dosyası Sa‘deddin-i Cüveynî : Sa‘deddin-i Cüveynî (ö. 650/1252), Keşfü’l-mahcûb ve Secencelü’l-ervâh gibi eserleriyle anılan, Sadreddin Konevî ile sohbet etmiş Farsça yazan mutasavvıf ve şairdir.