Ara
Menü
ذ

Âlem

عالم

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-67
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
30
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p><strong>Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar.</strong> Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi.</p><p>Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır.</p><h2>Tasavvufî çerçeve</h2><p>Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır.</p><h2>Başlıca âlem tasnifleri</h2><dl><dt>Âlem-i ceberût</dt><dd>İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem.</dd><dt>Âlem-i melekût</dt><dd>Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe.</dd><dt>Âlem-i mülk veya şehâdet</dt><dd>Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi.</dd><dt>Âlem-i hayal veya misal</dt><dd>Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe.</dd><dt>Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr</dt><dd>Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür.</dd></dl><aside class="term-source-note"><strong>Okuma notu</strong><p>Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.</p></aside>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-5524
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
30
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p><strong>Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar.</strong> Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi.</p><p>Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır.</p><h2>Tasavvufî çerçeve</h2><p>Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır.</p><h2>Başlıca âlem tasnifleri</h2><dl><dt>Âlem-i ceberût</dt><dd>İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem.</dd><dt>Âlem-i melekût</dt><dd>Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe.</dd><dt>Âlem-i mülk veya şehâdet</dt><dd>Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi.</dd><dt>Âlem-i hayal veya misal</dt><dd>Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe.</dd><dt>Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr</dt><dd>Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür.</dd></dl><aside class="term-source-note"><strong>Okuma notu</strong><p>Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.</p></aside>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-7458
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Allahü teâlâdan başka her şey, Allahü teâlânın yarattığı şeylerin hepsi, kâinât, varlıklar.</p><p>Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:</p><p>Elbette Allahü teâlânın bu âlemlere hiç ihtiyâcı yoktur. (Ankebût sûresi: 6)</p><p>Bütün varlıklar, Allahü teâlânın varlığına alâmet (delîl) olduğu, O'nun varlığını gösterdiği için, mahlûkların (yaratılmışların) hepsine &quot;Âlem&quot; denmiştir. Varlıkların aynı cinsten olanlarının her birine de, âlem, meselâ, insanlar âlemi, melekler âlemi, hayvanlar âlemi, cansız maddeler âlemi denir. (Teftâzânî, Seyyid Şerîf Cürcânî, Senâullah Pânî Pütî)</p><p>Âlem sonradan yaratılmıştır. Çünkü devamlı değişikliğe uğramaktadır. Böyle her değişen şey sonradan var edilmiştir. Âlem de devâmlı değiştiği için, o da sonradan yaratılmıştır. (Reyhâvî)</p><p>Cisimlerin, maddelerin, durmadan değişmeleri, birbirlerinden meydana gelmeleri sonsuz olarak gelmiş değildir. Yâni âleme, böyle gelmiş, böyle gider denilemez. Bu değişmelerin bir başlangıcı vardır. Değişmelerin bir başlangıcı var demek, âlemin var oluşunun bir başlangıcı var demektir. Yâni âlem yok iken, hepsi yoktan yaratılmış ve yine yok olacaklardır demektir.Âlemi yoktan yaratan ise, hep var olan, hiç değişmeden, sonsuz var olan Allahü teâlâdır.</p><p>(Ahmed Âsım Efendi)</p><p>Mihneti kendine zevk etmektir âlemde hüner,</p><p>Gam ve neşe insanda, böyle gelir böyle gider.</p><p>(Seâdet-i Ebediyye)</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10682
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, kainat, güneş sistemi ve çevresindeki dönen gezegenler topluluğu, cihan, dünya, bütün varlıklar, mahlukat, insanlar, halk, cemaat, cemiyet çevre vs. gibi kelime anlamlan vardır. Tasavvufta ise, Allah’tan gayri herşeye âlem denir. Âleme, âlem denmesinin sebebi onunla Allah’ın isimler ve sıfatlar bakımından bilinmesidir. Zira âlem kelimesi bilmek masdarından türemiştir.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10692
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, bayrak ve sancak demektir. Devletin sembolü olarak kullanılan bu enstrüman, sûfiyye tarikatlarında da kullanılırdı. Emevilerin beyaz bayraklarına karşılık, Hz. Ali taraftarlarının yeşil bayrağı olduğu söylenir. Bayrakların üzerinde “inna fetehna leke fethan mubina” çifte yazılı “Muhammed” (s) “Nasrun minallahi ve fethun karib” ve özellikle “La ilahe illallah” gibi ibareler bulunur. Tekke bayraklarının alemlerinde, “Ya Abdelkadir-i Geylani”, “Ya Seyyid Ahmed er-Rufai”, “Ya Gavs-i A’zam” gibi tarikat pirlerinin isimleri yazılıdır.</p>

Köken ve kullanım

Arapça: ‘âlem; işaret ve alâmet köküyle ilişkilendirilir.

عالم

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi.

Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır.

Tasavvufî çerçeve

Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır.

Başlıca âlem tasnifleri

Âlem-i ceberût
İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem.
Âlem-i melekût
Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe.
Âlem-i mülk veya şehâdet
Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi.
Âlem-i hayal veya misal
Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe.
Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr
Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür.
Okuma notu

Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Allahü teâlâdan başka her şey, Allahü teâlânın yarattığı şeylerin hepsi, kâinât, varlıklar.

Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:

Elbette Allahü teâlânın bu âlemlere hiç ihtiyâcı yoktur. (Ankebût sûresi: 6)

Bütün varlıklar, Allahü teâlânın varlığına alâmet (delîl) olduğu, O'nun varlığını gösterdiği için, mahlûkların (yaratılmışların) hepsine "Âlem" denmiştir. Varlıkların aynı cinsten olanlarının her birine de, âlem, meselâ, insanlar âlemi, melekler âlemi, hayvanlar âlemi, cansız maddeler âlemi denir. (Teftâzânî, Seyyid Şerîf Cürcânî, Senâullah Pânî Pütî)

Âlem sonradan yaratılmıştır. Çünkü devamlı değişikliğe uğramaktadır. Böyle her değişen şey sonradan var edilmiştir. Âlem de devâmlı değiştiği için, o da sonradan yaratılmıştır. (Reyhâvî)

Cisimlerin, maddelerin, durmadan değişmeleri, birbirlerinden meydana gelmeleri sonsuz olarak gelmiş değildir. Yâni âleme, böyle gelmiş, böyle gider denilemez. Bu değişmelerin bir başlangıcı vardır. Değişmelerin bir başlangıcı var demek, âlemin var oluşunun bir başlangıcı var demektir. Yâni âlem yok iken, hepsi yoktan yaratılmış ve yine yok olacaklardır demektir.Âlemi yoktan yaratan ise, hep var olan, hiç değişmeden, sonsuz var olan Allahü teâlâdır.

(Ahmed Âsım Efendi)

Mihneti kendine zevk etmektir âlemde hüner,

Gam ve neşe insanda, böyle gelir böyle gider.

(Seâdet-i Ebediyye)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, kainat, güneş sistemi ve çevresindeki dönen gezegenler topluluğu, cihan, dünya, bütün varlıklar, mahlukat, insanlar, halk, cemaat, cemiyet çevre vs. gibi kelime anlamlan vardır. Tasavvufta ise, Allah’tan gayri herşeye âlem denir. Âleme, âlem denmesinin sebebi onunla Allah’ın isimler ve sıfatlar bakımından bilinmesidir. Zira âlem kelimesi bilmek masdarından türemiştir.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, bayrak ve sancak demektir. Devletin sembolü olarak kullanılan bu enstrüman, sûfiyye tarikatlarında da kullanılırdı. Emevilerin beyaz bayraklarına karşılık, Hz. Ali taraftarlarının yeşil bayrağı olduğu söylenir. Bayrakların üzerinde “inna fetehna leke fethan mubina” çifte yazılı “Muhammed” (s) “Nasrun minallahi ve fethun karib” ve özellikle “La ilahe illallah” gibi ibareler bulunur. Tekke bayraklarının alemlerinde, “Ya Abdelkadir-i Geylani”, “Ya Seyyid Ahmed er-Rufai”, “Ya Gavs-i A’zam” gibi tarikat pirlerinin isimleri yazılıdır.

Sözlüğe dön ←