HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Prizren'den Üsküp'e
Abdürrahîm b. Ali, XIX. yüzyılın üçüncü devre Melâmîliği içinde müderrisliği, irşadı, şiiri ve risâleleri bir arada temsil eden isimlerden biridir. Prizren'in ileri gelen ailelerinden birine mensuptur; dedesi Maksut Bey, babası Ali Bey'dir. Doğum tarihi bilinmez. İlk tahsilini Üsküp'te gördü, ardından Kahire'deki Ezher'de eğitimini tamamladı. Üsküp'e dönüşünde medresede zâhirî ilimler okutan bir müderris oldu.
Muhammed Nûru'l-Arabî'ye intisabı
Üsküp'teki müderrislik yıllarında Muhammed Nûru'l-Arabî'nin sohbetlerine katıldı ve ona intisap etti. Nûru'l-Arabî'nin kızı Latife Hanım'la evlenerek aileye damat oldu. Kaynaklar onu yalnız damat sıfatıyla değil, başhalife yahut halîfetü'l-hulefâ diye anar. Akrabalık ile irşad yetkisi aynı şey değildir: başhalifelik, Melâmî öğretisini açıklama ve aktarma yetkisinin ayrıca tanındığını gösterir.
Üsküp Melâmî tekkesi
Fedâî, Üsküp'teki Melâmî tekkesini kurdu ve ilk şeyhliğini üstlendi. Medrese dersleriyle tekke sohbetini aynı şehir çevresinde yürütmesi, onun ilmî kimliğiyle irşad faaliyetini birbirinden koparmadığını gösterir. Vefatından sonra tekkenin şeyhliğini oğlu Hacı Kemal Efendi devraldı. Bu devamlılık yalnız aile intikali değil, Üsküp merkezli Melâmî öğretiminin kurumsal hafızasıdır.
Fedâî mahlası ve şiiri
Şiirlerinde “kendini feda eden, fedakâr” anlamındaki Fedâî mahlasını kullandı. Gazel, kaside, mesnevi, kıta ve dörtlük biçimlerinde söylediği şiirlerde tevhid, vahdet ve kesret, aşk, fenâ ve bekā, müşâhede, melâmet, seyrüsülûk, mürşid, insan ve insan-ı kâmil kavramlarını işledi. Bu şiirler yalnız coşkun bir söyleyiş değil, Melâmî öğretinin kavramlarını nazım yoluyla açıklayan didaktik bir metin tabakasıdır.
Manzum eserleri
Dîvânçe, Kasîde-i Nûniyye, Risâle-i Vehbiyye ve Merâtib-i Vücûd başlıca manzum eserleri arasındadır. 135 beyitlik Risâle-i Vehbiyye, Melâmî seyrüsülûkünü öğretmeyi amaçlar. Merâtib-i Vücûd ise varlık mertebelerini zâtü'l-ehaddan insan-ı kâmile uzanan geniş bir kozmolojik düzen içinde ele alır. Eserin kavram örgüsü, Fedâî'nin vahdet-i vücûd düşüncesini yalnız şiirsel remizlerle değil, düzenli bir mertebeler öğretisiyle anlattığını gösterir.
Mensur risâleleri
Mensur eserleri arasında Hediyyetü'l-Hac, Hakîkatü'l-Melâmiyye, Risâle-i İrâde-i Cüz'iyye, Risâle-i Ahvâl-i Melâmiyye, Şerh-i Beyt-i Hâfız-ı Şîrâzî, Risâle-i Îdiyye ve Tefsîr-i Sûreti'l-Kevser sayılır. Risâle-i İrâde-i Cüz'iyye irade, kesb, teklif ve sorumluluk meselesini Ehl-i sünnet kelâmının kavramlarıyla tartışır. Hâfız şerhinde aşk, tecellî, vahdet-kesret ve insan-ı kâmil terimlerini bir şiir beyti etrafında açar.
Hac ibadetinin tasavvufî yorumu
Hediyyetü'l-Hac, ihram, tavaf, Hacerülesved, remel ve Arafat vakfesini yalnız fıkhî uygulamalar olarak sıralamaz; bunların sâlikin tevhid mertebeleriyle ilişkili hikmetlerini açıklar. Kısa Risâle-i Îdiyye de Ramazan ve Kurban bayramlarını, bayram namazlarını fenâ ve bekā kavramlarıyla yorumlar. Bu eserler onun ibadetin zâhirî hükmünü dışlamadan bâtınî anlam katmanını araştırdığını gösterir.
Son hac yolculuğu ve vefatı
1884'te Muhammed Nûru'l-Arabî'nin ikinci hac yolculuğuna oğlu Kemal Efendi ile birlikte katıldı. Dönüş yolunda 1303/1885 yılında Süveyş'te gemide vefat etti. Cenazesi Aynımusa'ya çıkarılarak orada defnedildi. Bazı modern eser kataloglarında hicrî-milâdî çevrim sebebiyle 1886 kaydı görülse de biyografi kaynaklarının yaygın tercihi 1885'tir; bu farklılık gizlenmeden kaydedilmelidir.
Tarihî yeri
Abdürrahîm Fedâî'nin önemi, üçüncü devre Melâmîliğini yalnız bir tekke çevresinde sürdürmesinden ibaret değildir. Medrese tahsili, Üsküp'teki kurumsal irşad merkezi, şiir dili, kelâmî meseleleri ele alan risâleleri ve hac-bayram gibi ibadetlere getirdiği tasavvufî yorum birlikte düşünüldüğünde, Muhammed Nûru'l-Arabî öğretisinin en üretken müellif ve açıklayıcılarından biri olarak görünür.