Zînetü’l-Kulûb · kaynak sayfaları 106–111
öyle bir âlem açılır ki, bu âlemi seyr-ü temaşa ederken ölüm acısını duymazlar. Zira, âşıklara ölüm bâbında vuslât-ı cemal, hayatlarında ise makam-ı kemal vardır. Bunun için, mü'min-i sâlih için ölüm, tereyağından kıl çeker gibi hafif ve kolay olur.
Bu ise, kulluğa devam ederek çalışmakla mümkün olur.
Öyle ise, kulluğa devam et ve çok çalış. Zira, eşref-i mahlûkat olan insanın sebeb-i hılkatinden murad-ı ilâhi; MA'RIFETUL-i LAH ve MUHABBETULLAH'1 bilmesi bulması ve alması içindir. Mâ'rifetullah ve Muhabbetullah'ı bulanlar için fâni dünyadan, bâki ve ebedî âlem olan âhirete intikalde be'is yoktur. Çünkü, fâni dünyada malik olduğu bütün ni'met ve devletler, âhirette kendisine bahşolunacak ni'met, devlet ve derecatın yanında bir hiç mesâbesinde kalacaktır.
Bundan dolayı, mâ'rifetullah ve muhabbetullah'ı 'tahsil eden zevata ölüm elbette ve elbette bir devlet-i uzmadır, bir saadettir, bir yüce devlettir. Şu halde, âşıklara ve ârif-i-billah olanlara ölüm kat'iyyen bir musibet olamaz. Ölümün, kendileri için musibet olduğu kimseler kâfirler, zâlimler ve âsilerdir. Niçin halk olunduğunu bilmeyen, nereden geldigini ve nereye gideceğini düşünemeyen gafillere, ölüm tabiatiyle en büyük musibet olacaktır. Onlar, ölümlerinden sonra başlarına gelecek ahvali bilemedikleri veya bildikleri ve sezdikleri halde o günleri ve o korkunç akabeleri düşünmedikleri irin hal-i hayat ve sıhhatlerinde Allahu teâlâdan razı olmanın ' = onun rizasını tahsil etmenin ne büyük bir nimet olduğul l' fark edememişlerdir ki, işte en korkunç musibet de budur.
Şu halde, ölümü tadan zevata dua ile, istigfar ve sadaka ile imdat etmek lâzımdır. Eğer, ölen kimse Allahu teâlâya kurbiyyeti olan sâlih, âbid ve âşık bir kimse ise; bu dualar, bu istigfarlar, bu sadakalar ve ruhlarına ithaf olunan Hatm-i şeriflerle günahlarının affına veya âhiret derecelerinin yükseltilmesine vesile olur ve dünyada kalanlara da nümune-i imtısal teşkil eder. Maazallah, vetat eden gunahkar bir kımse ıse, yapılan bu hayır ve hasenât sebebiyle azapları tahfif olunur veya büsbütün kalkar.
Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:
— Allah celle hazretlerinin, bana bahşettiği lûtuflardan birisi de, sağ olan kişilerin duaları ile ölmüş günahkârların af ve mağfiretleri bana ve benim ümmetime mahsus bir imtiyazdır, buyurmuşlardır.
Bir diğer Hadis-i şeriflerinde de; ölen kimsenin kabirdeki hali, suda boğulmak üzere olan ve kurtarılması için feryat ve figan ederek imdat isteyenlerin halleri gibidir. Babadan, anadan, kardeşten, yoldaştan evlattan, ahbaptan kurtarılmaları için mütemadiyen yardım talebinde bulunur ve çırpınir dururlar. Böyle bir yardıma daima muhtaç ve muntazırdırlar. Kendileri için yapılacak hayır ve hasenat, o ölü için dünyadan ve içinde bulunanlardan daha sevgili ve daha hayırlıdır. Cenabı erham-er-râhimiyn, dünya ehlinin duası berekâtiyle kabirlerde yatanlara, dağlar misali rahmet isal eder, buyrulmaktadır.
Hal böyle olunca, dirilerin kabir ehline en büyük hediyyeleri, onları rahmetle yâd etmek ve affı mağfiretleri için Hak celle ve âlâdan niyazda bulunmaktır.
Ehl-i irfan; bir gün nasıl olsa öleceklerini düşünür ve o korkunç günler gelip çatmadan, tek ve tenha kabire uzanıp yatmadan, o korkulu akabeler geçilmeden, o unulmaz yaralar açılmadan, kendilerinden önce göçenlere ve ecel şarabını içenlere merhamet eyler ve onları rahmetle anarlar ki, kendileri de aynı hale düştüklerinde rahmetle ananlar bulunsun.
Sen de o hale geldiğinde, senin de evlâtların yetim kaldıgında, malın, mülkün ve sevgili ailen ellerin olduğunda, karanlık kabrinde amelinle başbaşa bırakıldıgında, rahmetle anılmağı istersen, senden önce göçenleri unutma, onlara hediyyeler gönder.
Ölene, sağ kalanın en büyük hediyyesi Kur'an-ı kerimi hatmetmek veya hatmettirerek ruhuna bağışlamaktır. Ölen, kabre girmeden veya kabre girdikten sonra, ruhu için okunan hatm-i Kur'an, boğulmak üzere bulunan bir çaresizi elinden tutarak necata erdirmeğe benzer.
Ayrıca, olen kımse ıçın yoksul ve gariplere ve muhtaç olan dul ve yetimlere, ilim tahsil eden talebelere yardım etmeli, yemek yedirmelidir ki, bu gibi yardımlar aynen ölene ikram edilmiş gibidir.
Bir kimse, med ile Lâ ilâhe illallah derse, dört bin günahı affolur.
Bir kimse, yetmiş bin dafa Lâ ilâhe illallah derse, nefsini cehennem ateşınden satın alir.
Bir ölüm olduğu vakit, vefat eden kimsenin ruhu ve Allahu teâlânın rizası için, yetmiş bin kelime-i-tevhid okunursa, ölen kimse eğer mü'min olarak ölmüşse, kabir azabından şüphesiz kurtulur.
Molla Husrev, Şeyh-ül-islâm Kemal Paşa zade, şeyh-ülislâm Ebüssuud efendi; vefatlarından sonra ruhları için yetmiş bin tevhid okunmasını vasiyyet etmişlerdir.
HİKÂYE MUHYİDDİN-İ ARABİ hazretleri buyuruyorlar ki:
- Günlerden bir gün yolum bir kabristana uğradı. Bir kabrin başında, genç bir adamın ağladığını gördüm. Gözlerinden yaş sel gibi çağlıyordu. Bu gencin, oturup başında ağladığı kabir bana keşfolundu. Gördüm ki, kabrin içi kızgın katran ve ateşle dolu idi. Yetmiş bin tevhid okumuş, fakat henüz bağışlamamıştım. Gizlice, okuduğum bu yetmiş bin tevhid-i şerifı, azap gören kabrin sahibesine bagışladım. Aglayan delikanlının hüznü, birdenbire sürura döndü. Meger, delikanlı da erbab-ı müşahededen imiş. Azap gören kabir sahibesi de anasıymış. Kendisine sordum:
— Oğlum, biraz önce ağlıyordun. Neden ağlaman dindi ve hüznün sevince döndü?
Cevaben dedi ki:
— Az önce, siz buraya gelmeden, kabirde yatan anam azap içerisinde idi. Siz teşrif buyurdunuz, kabir azabı kaldırıldı ve anacığım cennet ni'metlerine gark olarak rahmet-i rahmana kavuştu.
Okuduğum ve kabre hediyye ettiğim yetmiş bin tevhidden hiç kimsenin haberi olmadığı halde, o kabire olan ikram-ı ilâhiyyeyi ben ve o genç adam, gözlerimizle gördük.
Kıssadan hissemizi alalım. Olülerine merhametleri olanlar, vefat eden yakınları için yetmiş bin tevhidi mutlaka okusun veya kutsunlar. Nefsini ateşten korumak ve kurtarmak isteyenlere, sağlıklarında yetmiş bin tevhidi behemehal okumalarını hâlisane tavsiye ederiz.
Ey sâlik:
Ölülerine ve bütün ölenlere merhamet eyle, yakında hem de pek yakın bir zamanda sen de öleceksin.
Aleyhissalâtü ves-selâm efendimize, hayatlarında on bin salâvat okuyan kimselerin, şefaatlerine mazhar olacakları muhakkaktır.
Ölen kimseler için, ıskat-ı salât, ıskat-ı savm ve sair mâvecebe aleyhâsı için sadaka dağıtmalıdır.
Ölen kimse, zengin olup hac farizasını ifa edememişse, yerine salih bir kimseyi bedel göndermelidir.
Ölen kimse için, âdet-i belde olan mevlüd-u şerif okutmalıdır. Ayrıca, ruhu için senede bir hatm-i şerif okumalı veya okutmalı, cuma ve pazartesi geceleri Yâ-sin-i şerif okumalı veya okutmalı, haftada bir kerre cuma günleri kabrini ziyaret etmelidir.
Olen kimse için yoksul ve yetimlere elbise, kitap, kalem, defter, Kur'an cüz'ü hediyye etmelidir. Ruhu için yol, köprü yaptırmak, ağaç dikmek, kuyu açtırmak, mektep, hastahane ve hayra yarar binalar yaptırmak ve bunları vakfetmek lâzımdır.
HVANA VE SADIKANA BAZI HEDİYYELERIM Bir kimse, sabah namazından sonra, yedi kerre bu duayı okursa, Allah celle cümle umurunu hayreyler.
Allahümme ya müfettihü jettih umurenû alel-hayri vallahu hayrun hafizan ve hüve erham-ur-rahimiyn
İSTİHARE ETMENIN USULÜ VE ÂDABI Yatsı namazından sonra abdest alıp, bildiği sûrelerle iki rekât namaz kılmalı, namazdan selâm verdikten sonra:
3 kerre ŞEMS sûresini 3 kerre LEYL sûresini 3 kerre TIYN sûresini 3 kerre İHLÂS-I-ŞERİFİ 1 kerre KUL E'ÛZÜ Bİ-RABBİL FELÂK sûresini 1 kerre KUL E'ÛZÜ Bİ-RABBİN NAS sûresini okumalı, murad-ı maksudunu görmesi için Cenabı-Bâri'ye arz ve niyazda bulunmalı ve dünya kelâmı söylemeden sağ tarafına yatarak uyumalıdır.
Allah celle hazretleri, rüyasında istediğini kendisine gösterir.
YA VEDUD ism-i şerifini, yenecek bir şeye bin kerre okuyup yedirse, muhabbet hasıl olur.
Büyük velilerden Mâ'ruf-u Kerhi; (Bir murad için, aşa-
ğıdaki duayı okuyunuz. Muradı hasıl olmayan bana lânet etsin..) buyuruyorlar.
Bısmillah-ir-rahman-ir-rahiym Allahümme yâ lâtifü edrikni bi-lûtfikel hafiyyi ene muhtac-ül zelil ve ente ganiyyül-aziz Bu duayı bir kerre okuduktan sonra, aşagıdaki duayı da kırk kerre (veya bin kerre) okumalıdır:
Sübhan-el mukaddirü keyfe yeşâ'ü bi-kudretihi Sübhan-el hakimü keyfe yeşâ'ü bi-izzetihi Sübhane men yakdı külle şey'in bi-meşiyyetihi Aşağıdaki dua da her murad için bin kerre okunmalıdır.
Okurken, her yüzde bir kerre muradını Allahu teâlâdan istemelidir:
Bismillah-ir-rahman-ir-rahiym innallahe hüver-rezzaku zül-kuvve't-il-metiyn.
MÜNÂCÂT VE DUA El-hamdü lillah sümme El-hamdü lillah.. Şükür yâ Rab.
Şükür yâ Rab.. Şükür ya Rab.. El-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn ves-salâtü ves-selâmü alâ seyyidinâ ve seyyid-il-âlemiyı ve seyyid-il mel'iketi ve Enbiyâ-i vel mürseliyn ve âlihi ve eslâfihi ve evlâdihi ve ezvacihi ve ehl-i beytini ve ashabihi ve ensarihi ve etba'ihi ve muhibbihi ve karabetihi ecma'iyn..
İlâhi! Biz, senin kulunuz…. Sen, noksan sıfatlardan münezzeh ve kemal sıfatları ile muttasıf ve muallâsın, muazzamsın, azizsin, kerimsin..
Ilâhi! Bizleri, âlem-i ervahta hılkat-i kabiliyyet-i ezeliyye üzerine halk ve icat buyurdun, Rahmaniyyetinin ve hâlıkıyyetinin sahib-i ruh eyledin ve bu âlem-i şuhuda getirip halk insani giyler din, bizi gerkl-t ins ana koynun. Insam- cesannla ve culy rahmetinle bizlere ikram eyledin ve bu âlemde de kendine kul ve Habibine ümmet eyledin.. Sırat-ı müstakim olan, razı olduğun din-i islâm ile müşerref kıldın.. Sana varan bu dogru yolda, sana ve senin rizana ve cemaline varacak olan bu sırat-1 müstakimden ayağımızı kaydırarak, bizleri zulmet ve dalâlet çukurlarına atma.. Yâ Rabbi! Razı oldugun bu yolda bizleri sâbit-kadem eyle.. Bizleri, Habibin Ahmet'ten ve mah-
bubun Muhammed'den ayırma, onun nigeh-i iltifatı ile şâd-ü handân eyle yâ Rabbi.. O'nun sünnetine uyanlardan, O'nun kokusunu duyanlardan ve O'nun yoluna baş koyanlardan eyle ve O'nun siyreti ile boyanan zümre-i necata bizleri de ithal eyle yâ Rabbi.. Salât-ü selâmını, Habib-i â'zam ve Resûl-ü muazzamın üzerinde daim eyle yâ Rabbi..
Yâ Rab!
Hâdi ism-i şerifinin tecellisini ona verdin, Hâdi isminin sırrı ile bizleri de makam-ı fark-ı ibadette, cemi sırrı vahdette ona ittibâ eylemek imtiyazına nail eyledin, cümle ni'metlerini O'na olan aşkının cûd-ü kereminden ihsan ve ikram buyurdun, bizleri O'nun rizasına da nail eyle yâ Rabbi.. İlâhi! Bizleri, biz âciz ve biçareleri O'nun nazar-1 Ahmediyyesi ile aziz ve kerim eyle yâ Rabbi.. Biz kullarını, kulluğundan kovarak iblis gibi müflis eyleme ya Rabbi.. Zât-1 ülûhiyyetinin ve sıfat-1 rübubiyyetinin razı olduğu hizmetlerle meşgul ederek nefislerimizin ve şeytanın şerrinden halâs eyle yâ Rabbi.. Bizleri, nefislerimizin esiri ve şeytanın zebunu kılma, nefsine galip, rizana Rabbi. Seyyid-il Enbiya hürmetine; din halvetraeesi ve mya habbet-i ilâhi aşk ve şevkinin tecelligâhı olan kalplerimizi, ol sultan-ı kevneynin aşkı, evlâtlarının şevki, ehl-i beytinin muhabbeti nuru ile münevver eyle yâ Rabbi.. Bizleri, Kur'an-ı azıme iktıda, sunnet-1 Ahmedıyyeye ittıba eyleyen sevgıli kulların meyanında azız eyle ya Rabbi.. Din-1 metın-i islamda, cihar yâr-ı metin, ashab-1 güzide-i Resûl-ü Rabbil-âlemiyn olan server-i serdar-1 sadr-1 yakin, yâr-1 gar-1 Resûl-üs-saka-.
leyn, evvel-il muhaciriyn (Radıyallahu anhüm ve radu anh)
âyeti-kerimesiyle terfi-i derecatı bilinen Hz. Eba-Bekir-is-Sıddıyk hürmetine, mazhar-1 adalet-i sultani ve âdil-i mahlükat-1 Rahmani, bir bakışla kahreder şeytanı, Hz. Emir-il-mü'miniyn Ömer ibn-il Hattâb'ın adaleti izzetine, mâden-i hayâ-is-same-.
dani ve menba-il hilm-i sübhani, damadı Resûl-ü Rahmani Hz.
Osman-1 Zinnûreynin hilmi ve hayâsı hürmetine, damad-ı medine-i ilm-i Rabbani ve mecma-1 şeca'at ve sahib-i sehavet-i Hakkani, bâb-ı ilm-i Rabbani, Esedullah-il-galip Aliyyibn-il Ebi Talib'in ilmi, irtanı ve sehaveti, şecaatı ve gazası hürmetine, tarik-i din-i islâmda yakinimız güneşını, sıhab-ı hicab-ı zulmette mestur ve mağlûk eyleme yâ Rabbi.. Mimarı saray-l din- i mübiyn ve mürşid-i keşf-i yakiyn hürmetine cümlemizi sırat-ı müstakimden ayırma ve bize verdiğin bu baş ile niyaz.