Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

57 sonuç · “şf

01
İlişkili yol

Celvetiyye

Üftâde ve Aziz Mahmud Hüdâyî ile belirginleşen; tezkiye, tasfiye, tecliye, zikir, hizmet ve halk içinde Hak ile olmayı öne çıkaran tasavvuf yolu.

02
İlişkili yol

Medyeniyye (Şuaybiyye)

Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî'nin Endülüs, Fas, Bicâye ve Tilimsân arasında gelişen irşadına nispet edilen; Mağrib'in sonraki tasavvuf yollarını derinden etkileyen erken tarikat.

03
Şahsiyet

Abdülkādir-i Geylânî

Abdülkādir-i Geylânî (1077-1166), Gîlân’dan Bağdat’a gelerek hadis, fıkıh ve tasavvufta yetişen; medrese, ribat ve vaaz çevresi vefatından sonra Kādiriyye adıyla İslâm dünyasının en geniş irşad ağlarından birine dönüşen âlim-sûfîdir.

04
Şahsiyet

Acem Hoca Sâdık

Acem Hoca diye tanınan İsfahanlı Sâdık (ö. 1132/1719-20), İstanbul Fethiye'deki Sinan Paşa Medresesi'nde talebelere Farsça öğreten; Türkçe ve Farsça şiir örnekleri Vekāyi‘u’l-Fuzalâ'da korunan şair ve hocadır.

05
Şahsiyet

Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn

Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn (38/659–94/712), Hz. Hüseyin’in oğlu; Kerbelâ’dan sağ çıkan, Medine’de hadis, fıkıh, ibadet ve gizli hizmet hayatıyla tanınan büyük tâbiî ve Ehl-i beyt büyüğüdür.

06
Şahsiyet

Atpazârî Seyyid Osman Fazlı Efendi

Atpazârî Osman Fazlı Efendi (1632–1691), Şumnu’da doğup Zâkirzâde Abdullah Efendi’nin terbiyesinde yetişen; Aydos, Filibe ve İstanbul’da irşad faaliyetleri yürüten, Ekberî-Konevî çizgide eserler veren ve Mağusa sürgününde vefat eden Celvetî şeyhidir.

07
Şahsiyet

Çerçinzâde Hasan b. Ali Efendi

Çerçinzâde Hasan b. Ali (ö. 976/1568-69), Ahmed Samsunî ve Çivizâde çevresinde yetişmiş; Tuzla, Tire ve Tokat medreselerinden sonra Âmid Mesûdiyye’de müderrislik ve müftülük yapmış, fıkıh ve ferâiz bilgisiyle tanınmış Osmanlı âlimidir.

08
Şahsiyet

Evliyâzâde Ali Fâiz Efendi

Evliyâzâde Ali Fâiz Efendi (ö. 10 Kasım 1726), medrese basamaklarından Kudüs, Şam ve Medine kadılıklarına yükselen; kaynakta halka iyi muamele eden derviş tabiatlı bir kadı ve Fâiz mahlaslı şair olarak anılan Osmanlı âlimidir.

09
Şahsiyet

Hacı Muhammed Zihni Efendi

Hacı Muhammed Zihni Efendi müşarünileyh ( Necib Efen di)'in ehass-ı müridanındandır. Göz yaşlarımla yazdım wrlh-i irtihiılin Zihni Efendi buldu vahdet-sarli-yı vislıli (JL,.. J ı,SI_,... 0.J..>. J ı.S...ly. ı,S...1.:.i \ .)) = ( 1 332/1 914) Tercüme-i hali sfür asarda mükemmelen yazılmıştır. Suret-i intisablarına müteallık vak'a ber-vech-i atidir: Zihni…

10
Şahsiyet

Hâfız Muhyiddin Şevkî Efendi

eş-Şeyh es-Seyyid Hâfız Muhyiddîn eş-Şevkî Efendi, ulemâdan müftü Mustafa Efendi-zâde’dir. Ailesi, “Tophâne-zâdeler” diye anılırmış; vâlide cihetinden sahîhu’n- nesebdir. Peder cihetinden de, “emîr” olduklarına dâir tomâr vardır ve İzmir’de olan dîger mahdûmlarının yedindedir. Bidâyet zamânlarında, tarîkat aleyhinde bulunurlarmış. Fakat, Teselya Yenişehri’ne müftü ta’yîn olununca, ba'zı rüfekâsı dergâhlara gitmeğe t

11
Şahsiyet

Hanbelîzâde Mehmed el-Halebî

Hanbelîzâde Mehmed el-Halebî (ö. 972/1564-65), Halep'te tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, edebiyat, matematik ve geometri okutan; yaklaşık altmış eser ve risale kaleme alan âlimdir.

12
Şahsiyet

İmam-ı Arabzâde Ahmed bin Mahmud

İmam-ı Arabzâde Ahmed bin Mahmud (ö. 977/1569-70), Bursa medreselerinde yetişmiş; fıkıh, belâgat, felsefe, tarih ve mesnevi sahalarında eser veren Osmanlı âlimidir.

13
Şahsiyet

Kara Dede Tâceddin İbrahim Efendi

Kara Dede Tâceddin İbrahim Efendi (ö. 975/1567-68), Amasya'da debbağlıktan ilim yoluna yönelmiş; medrese, fıkıh, nahiv ve derleme çalışmalarıyla tanınmış Osmanlı âlimidir.

14
Şahsiyet

Keşfî Ca‘fer Efendi

Adlî Efendi’nin halifesi Keşfî Ca‘fer Efendi, Fındıklı’daki Hatuniyye Dergâhı’nda kırk beş yıl hizmet eden İstanbul Sünbülî şeyhidir.

15
Sözlük

Akıl

Mutasavvıflar ilâhî, ezeli ve ebedi gerçeklerin akıl yoluyla kavranamayacağını belirtir, nazari aklı reddeder ve Yeni Platonculugun etkisiyle keşf ve marifet anlayışlarıyla uyuşan farklı bir akıl anlayışı ileri sürerler. Tasavvuf dilinde insan aklına akl-ı cüzi ve akl-ı mecaz denir. Cüz'i akıl, söz ve işlerimizde bize delil olur Ama, Allah bahsinde değeri sıfır olur Mevlânâ Ikâl-ı akl-i cüz'iden halâs ol Efendi bâde-nüş-i bezm-i hâs ol Hudai 2. Hak ile bâtılı birbirinden ayırt etmeye yarayan nur. Rabbani latife, kalp (Gi 1:88, 95, 11:4; ct). Allah’a ibadete ve cennete girmeye vasıta olan düşünce, kulluk yapmaya alet olan fikir, ibadetin yolunu gösteren ışık. Aklın ulaştığı son nokta hayret, hayretin sonucu sekrdir, yani sâlik rububiyeti temaşa edince aklını kaybeder (SF, 336). Ben isterim akıldan hidâyet Akıl bana gösterir dalâlet Fuzüli Akılla yol alınmaz Akıl, erenlerin ayak bağıdır 0 eee Kalbe bak akla itibar etme Çünki aklın şiârıdır inkâr Ferid Kam Hak ile bâtılı birbirinden ayırt etmeye yarayan nur. Rabbani latife, kalp (Gi 1:88, 95, 11:4; ct). Allah’a ibadete ve cennete girmeye vasıta olan düşünce, kulluk yapmaya alet olan fikir, ibadetin yolunu gösteren ışık. Aklın ulaştığı son nokta hayret, hayretin sonucu sekrdir, yani sâlik rububiyeti temaşa edince aklını kaybeder (SF, 336). Ben isterim akıldan hidâyet Akıl bana gösterir dalâlet Fuzüli Akılla yol alınmaz Akıl, erenlerin ayak bağıdır 0 eee Kalbe bak akla itibar etme Çünki aklın şiârıdır inkâr Ferid Kam

16
Sözlük

Anz

(عا رض) ç Avârız. Engel, gelip gecici sey. tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şey ârızi olabilir (si 419). b Silikin ilerlemesini engelleyen her şey ârız olup, bunlara avârız-ı tarik (yol engelleri) denir. a Yanak, yüz, çehre, b tas, İman nurunun tecelli edip irfan kapılarının açılması ve hakikat güzelliği üzerindeki perdenin kalkması. Vücut nurlarının mazharı (115). Nola gönlüm ârızın isterse canım kâmetin Resmdir âlemde bülbül gül sever pervâne sem' Fuzüli Ar-i azim—Makt-i kebir رعظيم — مقت كبر) le) Büyük ayıp ve ağır vebal. taş. Ahdi bozmak, yoldan dönmek, ahdine vefa göstermemek, vaadinde durmamak, vefasızlık, sadakatsızlık (x1). “Niçin yapmadıklarınızı söylersiniz” (Nahl, 91). Arif i. ves. ar, (Gy le) ¢. Arifun, Urefa. Bilen, vakif, asina, tamyan, anlayish, kavrayışı mükemmel, irfan ve marifet sahibi. tas. Allah Teala'nın kendi zatını, sıfatlarını, isimlerini ve fiillerini müşahede ettirdiği kimse, Müşahede ve temaşadan hasıl olan bilgiye marifet, bu bilgiye sahip olan şahsa da arif denir (x1), Âlim aynı hususları yakin yoluyla bilir. Keşf ve müşahede yoluyla, yani manevi ve ruhi tecrübelerle Allah hakkında zevki ve vecdi bilgilere sahip olana arif-i billah veya yalnızca arif; arifin bu yolla tanıdığı Allah'a Maruf denir. “Arif, kendisi sustuğu halde diliyle Hakk'ın konuştuğu kimsedir.” “Arif su gibidir, içinde bulundugu şeyin rengini ve şeklini alır.” “Arifi hiçbir şey bulandırmaz, her şey onunla durulur.” “Arif kendi varlığından fani, Hak ile bakidir.” “Arif Allah'a cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil, Cenab-ı Allah'ın hakki olduğu için O'na ibadet eder. İbadeti ve ubüdiyeti en doğal görev bilir; hiçbir karşılık bekle- meden ibadet eder” (sr 61). İbn Arabi arifin dış âlemde Şeyler (eşya) yaratma gü- cüne sahip olduğunu ve bu gücün onun himmeti olduğunu söyler. (iFH 6. Fas). Onun yarattığı şeye mahluk-u arif denir. Arif süfilikte kâmil insandır. “Nefsini bi- len Rabb'ini de bilir.” Bkz. Marifet, Himmet. aD CC £_£_ ———>>—ŞŞXŞ—Ş— ال if

17
Sözlük

Etvâr-ı dil

Kalbin tavırları ve mertebeleri. 2. tas. Kalbin cilveleri ve mazharları. Kalbin tavırlarından her biri diğer tavrın cevheri ve madenidir. “Altın ve gümüş gibi, insanlar da maden ocakları halindedirler,” hadisiyle bu hususa işaret edilmiştir. Madenler kat kat olduğu gibi kalbin tavırları da kat kattır. Bu tavırlar sırasıyla şöyledir: Sadr (göğüs), İslam cevherinin madeni. Allah'ın göğsünü İslama açtığı kullar ile öbürleri arasında fark vardır (Zümer Suresi, 39). “Allah, hidayete erdirmeyi dilediği kimsenin göğsünü İslama açar” (En'am Suresi, 125). İslam nurundan mahrum kalan bir kalp, küfür karanlığının madeni haline gelir (Nahl Suresi, 106). Sadr, şeytanın insana vesvese verdiği mahaldir. Sadr, kalbi örten deri mesabesindedir. Kalbin derununa İblis için yol yoktur; çünkü kalp, Hak Teala'nın özel haremidir. Hiç kimse başka birinin kendi haremine girmesine izin veremez. Şeytan, meleklerin haremi olan semaya bile yol bulamazken (Hicr Suresi, 17) ulu ve yüce Allah'ın haremi olan kalbe nasıl nüfuz edebilir? (Hicr Suresi, 42). Kalp, yürek iman cevherinin madeni, akıl nurunun mahalli (Mücadele Suresi, 22; Hac Suresi, 46). Şegâf, kalbin zarı. Yaratıklara karşı duyulan aşk ve sevgi bunun ilerisine geçemez (Yusuf Suresi, 30). Fuat, ilâhî tecellileri seyr ve temaşa (müşahede ve rüyet) cevherinin madeni ve mahallidir (Necm Suresi, 11). Habbetü'-kalp, kalbin içi, gönül. Hazret-i uluhiyete muhabbet mahallidir; artık orada Allah sevgisinden başka hiçbir sevgiye yer yoktur. Süveyda (sevda), gaybı mükaşefe, ledün ilmi; hikmet menbaı ve ilâhî esrar hazinesi ve madeni, isimlerin ilmi (Bakara Suresi, 31). Burada meleklerin bile mahrum olduklan çeşitli keşfi ilimler vardır. Muhceti’lkalp, kalbin içinin içi. Tecelli nurlarının ve bütün ilâhî sıfatların madeni ve zuhur mahallidir. Gaybü'l-gayb burada zuhur eder. Insanın en şerefli mahluk oluşu bundandır. Hiçbir kalp hastalığı bulaşmayacağından burası tam sıhhat halindedir. Sıhhat alameti ise yukarıda sayılan kalbin her tavrında kulluğun gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi ve kendilerine has olan anlamların gerçekleştirilmesidir. Bedendeki yedi organ üzerine secde nasıl farz ise kalbin yedi tavır üzerine secde etmesi de öylece vaciptir. Birinci tavrın secdesi tevbe, ikincisinin nefs tezkiyesi, üçüncüsünün kalp tasfiyesi, dördüncüsünün kalbin ilâhî hakikat ve hullelerle süslenmesi, beşincisinin kalbin ilâhî cilveler ve tecellilerle cilalanması, altıncısının kalbin mâsivâdan tamamıyla arındırılması, yedincisinin kalbin secde edip gönül makamına ermesidir. Burada artık kalem kırılır, ne bir şey söylenir ne de yazılır, lisan lal olur (NM 110). Atvar-ı seba (4a! sb!) 1. Yedi tavır: tab (tabiat), nefs, kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Allah'ın insanı yedi tavırda yarattığını (Nuh Suresi, 14) dikkate alan bazı mutasavvıflar bu tavırları yedi kat semaya, yedi gezegene, yedi vadiye ve yedi iklime benzetirler (NM 109). Attâr'ın Mantıku”t-Tayr'ında bu yedi tavır ve yedi vadi şu şekilde tespit edilmiştir: aşk, marifet, istigna, tevhit, hayret, fakr, fena (aM 89). Yedi tavrı daha başka şekillerde gösterenler de vardır (sme 35). Yedi tavır: tab (tabiat), nefs, kalp, ruh, sır, hafi, ahfa. Allah'ın insanı yedi tavırda yarattığını (Nuh Suresi, 14) dikkate alan bazı mutasavvıflar bu tavırları yedi kat semaya, yedi gezegene, yedi vadiye ve yedi iklime benzetirler (NM 109). Attâr'ın Mantıku”t-Tayr'ında bu yedi tavır ve yedi vadi şu şekilde tespit edilmiştir: aşk, marifet, istigna, tevhit, hayret, fakr, fena (aM 89). Yedi tavrı daha başka şekillerde gösterenler de vardır (sme 35).

18
Sözlük

Aynu'l-kalp

عين | قلب) 1, Kalp gözü. Çeşm-i dil, dide-i can. 2. tas Keşf, Sezgi, gaybı temaşa etme vasıtası.

19
Sözlük

Azra

5£) Dilber, bakire. tas a Kimsenin keşf edemediği ve sırrına | vâkıf olamadığı yüce hakikat. b Hakk'ın halktan gizli tuttuğu ve sakladığı velisi |. Uzre kabilesinin azraları (dilberleri) yaşadıkları aşk hayatıyla ün yapmışlardır. Uzri aşk, adını bu kabileden alır. Bkz. Arüs, Uzri aşk.

20
Sözlük

Barika

4) Şimşek. 2. tas. En kutsal makamdan gelen ve gelir gelmez sönen parıltı (lâiha, levâih); keşfin başlama noktasıdır (KT). Basaru’l-Hak (53! (بصر 1. Hakk'ın görmesi. 2. tas. Bilgisini temaşa etmesi itibariyle Hakk'ın zatı, Hakk'ın bildiklerinin tecellisini müşahede etmesi (cik 1:74). Hakk'ın görmesi. 2. tas. Bilgisini temaşa etmesi itibariyle Hakk'ın zatı, Hakk'ın bildiklerinin tecellisini müşahede etmesi (cik 1:74).

21
Sözlük

Bâtın

İç, gizli, derun, iç nihan, gizli âlem. tas. a Allah'ın dort isminden biri: Evvel, Ahir, Zahir, Bâtın (Hadid Suresi, 2). Bunlara ‘ana adlar denir. Bu halde zahir-bâtın, aşikâr-pinhan, açık-gizli, iyannihan O'dur (Git ros, EK 1 305, KTA 87). Ben bilmez idim gizli iyân hep sen imişsin Tenlerde vu canlarda nihân hep sen imişsin 7 CE _ 6

22
Sözlük

Kendi bi-şübhe

رن إزط râz-ı derunun yo} a Ehl-i dil söyleyemez derdini Allah’a bi e Hızır Ağazade Said Ehl-i Hak y. Marifet sahipleri arifler, Allah adamı, hak er 2 Wi'nin | Tann nin Börünüşü olduğuna inanan bi'şer mezher Ehl-i hakâik Bkz Mutehakkik | Ehl-i ibare- Ehli isare Ulema, yani maksatlarını و zle anlar iter, yani maksatlarını işaretle anlatanlar | Ehl-i ihtilat Ehli halvet Toplumla düşüp kalkan içli dış er vi, yani | Yalnızlığı terch eden | Ehl-i kâl- Ehli hali lema-Süfiler | Ehl-i keşf Hak hakkında keşf Yoluyla bilgi sahibi olanlar. | lp gözü çılar

23
Sözlük

Ehli nazar

اهل نظر) Hakikatin akıl ve istidlâlle bilineceği görüşünde olanlara ehl-i nazar, tuttukları yola tarik-i nazar denir Ehl-i niyaz Şer'i hükümlere VE tarikat edebine 80re hareket eden Ehli ribat Ribata devam eden, orada ikamet eden ve görevli olan (SAV; (Gi kenarında) 11:62-95; ia 1X:734-738 468-76) Ehl-i riyazet Çile çekerek ye nefslerinj ezerek kurtuluşa ereceklerine inananlar, çilekeş, çileciler Ehl-i Safvet Başkalık bulanıklığından, arınarak duru olma halini Serçekleştirenler. 1 durulanlar, durulma makamında bulunanlar (asfiya) (kı; cr; AMF 248) ‘ i 0 1 1 )اس سكت i) 1

24
Sözlük

Envar

نوا ر) ( 4 Nur x. Nürlar, ışıklar. 2. tas. Envar-ı ezeli. Ulvi âlemin madde âlemindeki ışıltıları. Envar-ı hidayet Hidayet nurları. Gönülleri parlatan gaybın ilhamlan ve tecellileri. Bu nurlar vasıtasıyla insan hakikati bulur.

25
Sözlük

Erâik-i tevhit

را" تو حيد) ( x. Tevhit koltukları, 2. tas. Hazret-i Vahidiyette zatın mazharları olması itibariyle zati (ilahi) isimler (x1). Erbab-ı keşf Hak hakkında keşf yoluyla bilgi sahibi olanlar, kalp gözü açık olanlar.

26
Sözlük

Fehm

Anlama ve kavrayış. Tasavvufta ilâhî hitabı anlamak ve bu anlayışın gereğini davranışta yerine getirmek için kullanılır. Yalnız zihnî çözümleme değil, keşf ve zevkle derinleşen idrak de fehm kapsamında değerlendirilir.

27
Mekân

Keşfî Câfer Efendi Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Adıyla anılan Sünbülî dergâhı. Sünbülî âyinlerinin yapıldığı İstanbul dergâhları arasında sayılır; 1764'te Mehmed Nebî Efendi buranın meşihatına tayin edilmiş ve tekke, İstanbul'un en büyük Sünbülî şeyh ailesinin merkezi olmuştur.

28
Mekân

İskender Paşa Medresesi (Kanlıca)

İstanbul · Türkiye · İlk müderrislik görevi: 1096 Rebîülevvelinde Keşf Kâtibi Ömer Efendi'nin yerine Kanlıca'daki bu medrese kendisine verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Trabzonî (Laz) Osman Efendi : Trabzonî Osman Efendi (ö. 1695), İbrahim Efendi'den mülâzemet alan ve İstanbul medreselerinde ders veren Osmanlı âlimidir.

29
Mekân

Şûnîziyye Kabristanı

Bağdat · Irak · Kabri, yeğeni ve talebesi Cüneyd-i Bağdâdî'nin yanı başındadır. Konum yaklaşıktır; aynı kabristana sonradan Necmeddîn-i Dâye de defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Serî es-Sakatî : Serî es-Sakatî, helâl kazanç, güzel ahlâk ve şeriatla mârifetin birlikteliğini vurgulayan; Cüneyd-i Bağdâdî üzerinden Bağdat tasavvuf mektebini derinden etkileyen sûfîdir.

30
Mekân

Yûşa‘ Makamı (Yuşa Tepesi)

İstanbul · Türkiye · Yûşa‘ peygamberin kabri olduğu kabul edilen ve keşfi Beşiktaşlı Yahyâ Efendi'ye nisbet edilen makam; günümüzde de önemli bir ziyaretgâhtır. İlişkili kişi dosyası Beşiktaşlı Yahyâ Efendi : Beşiktaşlı Yahyâ Efendi (1495–1571), Kanûnî Sultan Süleyman’ın sütkardeşi; Zenbilli Ali Efendi’nin talebesi, Sahn-ı Semân müderrisi, Müderris mahlaslı şair ve Beşiktaş’taki geniş hayır çevresinin kurucusudur.

31
Mekân

Hücvîrî Türbesi

Lahor · Pakistan · Uzun seyahatlerinin ardından Hindistan'a dönüşünde, Keşfü'l-mahcûb müellifi Hücvîrî'nin Lahor'daki türbesinde inzivâya çekildi. Ecmîr'e geçişinden önceki bu inziva, kaynaklarda onun Hint coğrafyasındaki ilk durağı olarak zikredilir.

32
Mekân

Ahmed Efendi Türbesi

Türkiye · Sefîne, İbrâhim Necâti Efendi'nin Ahmed Efendi'nin türbesinde sol tarafa defnedildiğini kaydeder; türbenin bulunduğu semt veya dergâh metinde belirtilmez. Kişinin mevcut mekân kayıtlarında Üsküdar'da Bandırma Tekkesi ile Fındıklı'da Keşfî Ca'fer Efendi Türbesi bulunmakla birlikte, metin bunlardan hangisi olduğunu söylemez. Koordinat verilmedi.

33
Mekân

Hîre (Nîşâbur yakını)

Nişabur · İran · Zehebî'nin kaydına göre kabrinin bulunduğu, Nîşâbur yakınındaki yer. Konum yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Hamdûn el-Kassâr : Ebû Sâlih Hamdûn b. Ahmed el-Kassâr (ö. 271/884), Nîşâbur’da ihlâs, nefsin ithamı ve manevî hâlleri gizleme ilkelerini keskin biçimde temsil eden fakih, hadis râvisi ve erken Melâmetî pîrdir.

34
Mekân

Belh

Belh · Afganistan · Horasan'daki doğum şehri; bütün servetini burada bırakıp yola çıktı. Riyâzetini bu şehirdeki Budizm'e bağlayan görüşün tutarsızlığı ortaya konmuştur. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.

35
Mekân

Harakān

Semnan · İran · Bistâm'ın kuzeyindeki, çiftçi bir ailenin çocuğu olarak 352/963'te doğduğu köy; Kazvînî'ye göre kabri de buradadır ve ziyaret edeni şiddetli bir kabz hâli istilâ eder. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ebü’l-Hasan el-Harakānî : Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Harakānî (352/963-425/1033), Bistâm yakınındaki Harakan’da yaşayan; Bâyezîd-i Bistâmî’ye mânevî nispeti, Ebü’l-Abbas el-Kassâb’dan terbiyesi, halka hizmet ve merhamet merkezli sözleriyle Horasan tasavvufunun etkili sûfîlerinden biridir.

36
Mekân

Cîl

Bağdat civarı · Irak · 767'de (1365-66) doğduğu, Bağdat yakınlarındaki kasaba; nisbesi buradan gelir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Abdülkerîm el-Cîlî : Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.

37
Mekân

Hâce Yûsuf Ziyaretgâhı

Merv · Türkmenistan · Bâmeîn'de defnedildikten sonra İbnü'n-Neccâr adlı bir müridi tarafından Merv'e nakledilen kabrinin bulunduğu yer. Bugün Türkmenistan sınırları içinde, Merv yakınlarındaki Bayramali denilen mevkide Hâce Yûsuf adıyla bir ziyaretgâhtır.

38
Mekân

Keşfî Osman Efendi Türbesi (Niksar)

Niksar · Türkiye · Sefîne'ye göre 1127/1715'te vefat etmiş ve Niksar'daki türbesi ziyaret olunagelmiştir. Metin türbenin şehir içindeki yerini tarif etmez. İlişkili kişi dosyası Keşfî Osman Efendi : Keşfî Osman Efendi (ö. 1127/1715), Erzurum’dan Niksar ve İstanbul’a uzanan hayatında Fenâyî Mehmed Cennet Efendi’den hilâfet alan; Niksar, Edirne ve İstanbul’da cami ve tekkeler kuran Celvetî şeyhidir.

39
Makale

Müştâkıyye ve Enveriyye: Ortak Mürşidden İki İstanbul Ağına

Hacı Hasan Şirvânî, şiir, semâ, ev sohbeti ve tekke musikisi hakkında kişi, eser, mekân ve silsile katmanlarını birleştiren ayrıntılı çalışma.

40
Makale

Tasavvuf Klasikleri İçin Okuma Rotası

Tabakat, âdâb, menâkıb, mektubat, divan ve tarikat tarihi eserlerini işlevlerine göre bir araya getiren kaynak haritası

41
Makale

Osmanlı’da Sultanlar ve Sûfîler: Tarih, Himaye ve Menkıbe

Osmanlı hükümdarları ile sûfîler arasındaki ilişkiyi yalnız keramet anlatılarıyla değil; vakıf, tekke, sefer, nasihat, meşruiyet ve mesafe başlıklarıyla okuyan kaynak dosyası.

42
Makale

Hâcegân Yolunun Teşekkülü

Hâcegân yolunun tarihî çevresini, erken halkalarını ve Bahâeddin Nakşibend’e ulaşan irşad ağını kaynak karşılaştırmasıyla ele alan geniş dosya.

43
Makale

Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî: Hayatı, Eserleri ve Halvetî Terbiyesi

Yiğitbaşı Velî’nin Manisa merkezli irşadını, eser külliyatını ve tasavvuf anlayışını 360 sayfalık monografi üzerinden ele alan dosya.

44
Makale

Menâkıb-ı Emîr Sultan: Nüsha, Tarih ve Menkıbe

Eser ve müellif Bursalı Şevkî, Menâkıb-ı Emîr Sultan ı Şehzade Bayezid çevresinin teşvikiyle 960/1553’te kaleme aldı. Eser, Emîr Sultan’ın vefatından yaklaşık 124 yıl sonra yazıldığı için doğrudan çağdaş günlük değildir; Bursa’daki yazılı ve sözlü hafızayı derler. Sekiz nüsha Araştırmada Şevkî adına kayıtlı sekiz yazma

45
Makale

Ümîdî Ahmed Efendi: Celvetî İrşadı, Tıp ve Şiir

Ümîdî Ahmed Efendi'nin aile içindeki Celvetî terbiyesini, tekke ve cami hizmetini, eserlerini ve şiir dilini birlikte ele alır.

46
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

47
Eser

SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI

Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims

48
Eser

SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ

Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş

49
Eser

MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER

Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye

50
Eser

SÛFİLERÎN SEFER VE İKÂMET ÂDABI

Avârifü’l-Maârif · 16. bölüm · Sefer konusunda meşâyih-ı kirâm, değişik hâl ve görüşlere sahiptirler. Bir kısmı, sülûkun başında sefere çıkıp nihâyetinde ikâmeti tercih ederken; bir kısmı, hidâyetinde ikâmet edi

51
Eser

Sayfalar 18–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,

52
Eser

Sayfalar 50–55

Muzaffer Ozak Külliyatı · şarı atılabilir ve şehadet kapısı yüzüne kapanabilir. Iş, kitaba taallük etmiştir. Hadis-i şerifi, dikkat ve ibretinize sunarIm: inne ahadeküm yücmeu halkuhü ti batni ümmihi erbaiy

53
Eser

Sayfalar 64–70

Muzaffer Ozak Külliyatı · ni ateşle doldururlar. Allah bizi ondan dünyada ve âhirette ayırmasın. Onu sev, unun sünnetine riayet et. Zira, seven meyus mükedder ve mahzun olmaz. Severim diyen ona çok salâvat

54
Eser

Sayfalar 69–76

Muzaffer Ozak Külliyatı · rın ve bulunduranların da şefaatlerine nail olacağı herkesçe malümdur. MAKAMAT-I-SADIYYE namındaki kitapta beyan olunmuştur ki, Enbiyâ ve rüsül-ü kiram ile, şehitlerin, salihlerin

55
Eser

Sayfalar 79–83

Muzaffer Ozak Külliyatı · Resûl aleyhisselâmın son günlerinde idi. Hazreti Bilal'e, bütün eshabın ve ensarın Mescidi nebeviyede toplanmalarını emr eylediler. Hazreti Bilâl radiyallahu anh, nâsı Mescide topl

56
Eser

Sayfalar 103–109

Muzaffer Ozak Külliyatı · Muhammediyye ile nurlandırırsa, cemal-i Muhammediyyeyi ve makam-ı Ahmediyyeyi müşahede eyler ve bunun neticesi olarak da aşkı günden güne artarak mir'atı hak yolunda pervane gibi k

57
Eser

Sayfalar 106–111

Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle bir âlem açılır ki, bu âlemi seyr-ü temaşa ederken ölüm acısını duymazlar. Zira, âşıklara ölüm bâbında vuslât-ı cemal, hayatlarında ise makam-ı kemal vardır. Bunun için, mü'mi